İyi Okumalar 🦋
_______
Hyunjin, kucağında Felix ile saray hastanesine doğru ilerlerken, Jeongin çoktan gelmişti ve telaştan oda içersinde dolanıyordu. Hyunjin, onu aradığında sesi titrek çıkmıştı ve Jeongin, delta'nın bu halini hiç görmemişti. Bu yüzden daha çok endişeliydi işte
Omega, içeri giren delta'nın kucağında, kana bulanmış küçük bedeni gördüğünde dizleri titremişti. Doktordu daha ağır yaralar görnüştü ama Felix'in bu halde olması onu daha çok etkilemişti.
Omega, dolu gözleriyle Felix'i izleken Hyunjin onu çoktan yatağa yatırmıştı. Bu kadar harekete rağmen gamma hala kıpırdamıyordu.
Jeongin'in normalde hemen müdahale etmeliydi ama hala dolu gözleriyle yataktaki bedene bakıyordu. Titreyen dizlerine inat adımlarını atıp, tam delta'nın önünde durdu omega.
Bir süre ikili birbirlerine bakmıştı. Hyunjin hala neden Jeongin'in öylece durduğunu anlamıyordu.
Omega, titreyen dizlerinin aksine güçlü bir şekilde havalandırdığı eliyle, delta'nın suratına sert bir tokat atmıştı. Öyle ki delta bile yüzüne indirilen tokatın sertliği karşısında şok olmuştu.
Olayı kapıdan izleyen Changbin en çok şok olan kişiydi sanırım. Alfa hemen odaya dalmış hala eşinin havada duran elini indirmişti. Ama jeongin geri çekilmiş, telrar delta'nın önünde durmuştu.
IN: "İğrençsin. En az baban kadar iğrençsin. Hep babanı suçluyorsun, taht sevdası yüzünden seni ölümsüz yaptığı için babanı suçluyorsun. Ya sen? Taht sevdan yüzünden çocuk bu halde değil mi?"
Changbin karışmakta olan arayı düzeltmek için Jeongin'i hafif hareketlerle geri çekmeye çalışıyordu ama omega'nın geri adım atma gibi bir düşüncesi yoktu.
IN: "Biliyordun. O karının her taşın altından çıktığını her boka burnunu soktuğunu biliyordun. Önceden onu durduman gerekirken yapmadın. Ve geldiğinde de gereksiz bir eşyaymış gibi Felix'i ona mı verdin gerçekten?"
CB: "Bebeğim önce Felix ile ilgilenelim"
Changbin'in söylediklerini umursamayan omega, eliyle onu itmeye çalılıyordu. Artık birinin bunları Hyunjin'e söylemesi gerekiyordu.
IN: "Sırf ne yüzünden? Herkes senin ilişkini bu şekilde öğrenmesin diye. Taht'ın sarsılmasın diye. Git. Ben bir tane daha tokat indirmeden defolun gidin çok saygıdeğer kralım!"
Hyunjin, Jeongin'in haklı olduğunu biliyordu. Söylediklerinde doğruluk payı vardı. Felix'i vermemeliydi. Orada her şeyi göz önünde bulundurarak onu vermemeliydi.
Delta tek bir kelime bile etmeden son kez yatakta yatan bedene bakmış ve yavaş adımlarla odadan çıkmıştı.
....
J: "Sen büyüyünce kartal mı olacaksın sen ha?"
Jisung, elinde tuttuğu serçe yumurtasını -ki o bunu kartal yumurtası zannediyordu. Siz de kartal yumurtasıymış gibi davranın- ağacın tepesindeki yuvaya yavaşça bırakmıştı.
Yere düşmesine rağmen kırılmayan yumurtayı sağlam bir şekilde diğer yumurtaların yanına ulaştırdığı için omega gururla başını yukarı kaldırmıştı.
Şimdi tırmanmak için götünü yırttığı ağaçtan inmesi gerekiyordu. Ama aşağı baktığında anında başı dönmüştü. Çıktığında bu kadar yüksek değildi sanki şu an daha da yüksekteymiş gibisine geliyordu.
Bu yüzden hem kollarıyla hem de ayaklarıyla sıkıca sarılmıştı ağacın gövdesine.
Her seferinde aşağı baktığında başı dönüyordu. Sarayın arka bahçesindeydi saat sabahın yedisi olmasına rağmen. Sırf erken uyandığı için hava almak amaçlı çıkmıştı bahçeye.
Yumurtayı görünce de yuvasına koymak için ağaca çıkmıştı ama şimdi inebilecekmiş gibi değildi. En kötüsü de artık kolları yoruluyordu.
Tek koluyla sıkıca gövdeden tutunurken diğer elini cebine uzatmıştı telefonunu almak için. Telefonunu aldığında ise hemen tekrar iki koluyla birden sarılmıştı ağaca. Çok çabuk yoruluyordu.
Tekrar tek elini çekip Minho'yu arayıp hoparlöre vermişti. Böylece iki koluyla da sarılıken telefonla konuşabiliyordu.
J: "Ayı gibi uyuyor işte."
M: "Efendim"
Omega, alfa'nın uykudan yeni uyandığı için kalın ve derin çıkan sesini duyduğunda heycandan titreyen bacaklarını kontrol etmeye çalışmıştı.
J: "Şey.. birisi ağaçtan düşerse ölür mü?"
M: "Ne! Neden soruyosun bunu Jis?"
Anlaşılan alfa artık ayılmıştı. Hatta ayaklanmıştı bile. Biliyordu omega'sının uslanmaz bir manyak olduğunu.
J: "Ayy yerim ben senii sen yumurtadan mı çıktın. Ahh hayır ben senin annen değilim. Nerede senin annen. Nasıl doğurduysa gelsin baksın. Hayır hayır ben senin annen değilim. Bak benim kanatlarım yok"
Jisung, ağaç tepesinde olduğunu unutmuş yumurtadan yeni çıkan "kartalını" seviyordu. Ama artık güçsüzlükten titreyen bacakları buna izin vermiyordu bile.
M: "Jisung neredesin sen? Kiminle konuşuyorsun."
J: "Sanırım birazdan ağaçtan düşeceğim de"
M: "Ne? Hangi ağaçtan?"
Alfa telaşla ayağa kalkmış ve koşar adımlarla odadan çıkmıştı.
J: "Yeşil olandan"
M: "Jis şakanın sırası değil neredesin?"
J: "Sarayın arka bahçesinde"
Minho koşar adımlarla merdivenleri inmiş ve kısa bir sürede arka bahçeye varmıştı. Teker teker ağaçların tepesini kontrol ettiğinde bir anda kendine el sallayan omega'yı görmüştü.
Son güç kırıntılarıydı ama hala tek elini kaldırmış el sallıyordu. Bu omega akıllanmayacak...
Alfa ağacın altında durduğunda kendine gülümseyerek bakan omegaya gülmeden edemedi. Nasıl bu kadar tatlı olabiliyordu. Aslında ona kızacaktı ama şu an tüm sinirleri uçup gitmişti.
Minho iki kolunu genişçe açmış ve Jisung'a bakmıştı.
M: "Hadi atla bakalım"
J: "N-ne? Atlayamam ölürüm"
Alfa iki yana doğru açtığı kollarını sallamıştı.
M: "Ben tutacağım seni atla."
Artık kollarında ve bacaklarında güç kırıntıları bulamayan omega atlamaktan başka bir şey yapamazdı. Ya alfaya güvenip atlayacaktı ya da kuş olup burada yaşayacaktı.
Jisung ellerini ve ayaklarını ağacın gövdesinden çekmişti ki aşağıda, tam karşısında duran Minho'nun kollarına düşmüştü.
Alfa ağırlık yüzünden birkaç adım gerilese de hemen kendini toplarlamış ve omgeasını düşürmemek için her şeyi yapmıştı.
Gözleri sıkıca kapalı olan Jisung, gözlerini yavaş yavaş açınca Minho ile burun buruna olduğunu görmüştü. Şimdi sıra kalbinin maratona çıkarmış gibi hızla atmasındaydı.
Alfa sırıtarak kucağındaki bedene bakarken omega telaş içinde gözlerini sonuna kadar açmıştı.
Minho ellerini sıkıca Jisung'un beline doladıktan sonra dayanamamış omega'nın dudaklarına bir saniyelik küçük bir öpücük bırakıp hemen geri çekilmişti.
Jisung'un tepkisini ölçmek için gözlerinin içine baktığında omega'nın kıpkırmızı olan yanakları dikkatini çekmişti. Zaten ısırılmak için yaratılmış olan tombul yanaklar kızarınca daha çok ısırılası olmuştu.
Omega elleri ve ayaklarıyla alfayı iterek kucağından inmiş ve üstüni temizlermiş gibi elini kıyafetine çırpmıştı.
M: "Ağacın tepesinde ne yapıyordun"
Jisung şu an heycandan nefes bile alamıyordu ama alfa ona soru mu soruyordu gerçekten?
J: "Yumurtluyordum"
Minho anlamadığını belli etmek için kaşlarını çattığında Jisung daha yeni anlamıştı ne dediğini.
J: "Hayır yani yumurtlamıyordum. Kuş uçtu.. kanat.. yani.. yumurta sik... hayır gökte.."
Gittikçe daha anlamsız cümleler kuran Jisung ellerini havada sallamıştı bunları söylemek istemediğini belli etmek için.
Zaten yeterince kızarmıştı şimdi artık kesin domatese dönmüştü bile.
J: "Ben..benim gitmem gerek. Seungmin yumurtlayacak. Hayır öyle değil. Seungmin'e yumurta alıcam. Evet evet yumurta ben gideyim"
Omega yine bir anlam ifade etmeyen cümlelerini tek nefeste söyledikten sonra koşar adımlarla oradan uzaklaşmıştı, arkasına bile bakmadan.
Minho ise sadece sırıtıyordu. O kadar çok sırıtmıştı ki artık yanak kasları acıyordu. Omega çok tatlıydı. Küçük bir öpücük bile onu böyle heycanlandırmıştı. Şimdi alfa daha fazlasını istiyordu...
....
Jeongin, Felix'in başına dikiş attıktan sonra sabaha kadar başında beklemiş bir dakika bile uyumamıştı. Normalde hamile olduğu için el titreme riski yüksekti ve dikiş atmaması gerekiyordu.
Ama onun için söz konusu Felix olunca çok hassastı. Felix onun büyük oğlu gibiydi....
Omega çok endişeliydi. O kadar endişeliydi ki şu an kapının arkasında bekleyen deltayı bile öldürmek istiyordu. Çünkü Felix hiçbir türlü kıpırdamıyordu.
Baygın olsa bile sinirlerinin hala hareket etmesi gerekiyordu. Böylece yüzük parmağı, eli, sol bacağı vücutttan bağımsız kıpırdamalıydı. Ama hiçbir belirti yoktu..
Nefes alınca inip kalkan göğsü olmasa sanki ölü gibiydi. Bu ise beyin ölümüne işaretti. Jeongin'in de korkma sebebi buydu zaten. Gamma'nın beyin ölümü geçirmesinden korkuyordu.
Sabaha kadar başından ayrılmamış, şefkatle sarı, yumuşak saçları okşamıştı. Ama omega her hareketsiz geçen saniye boyunca daha da telaşlanıyordu....
_______
Geçen bölüm yaptığınız yorumlar beni çok mutlu etti 😭. Hepinizin götünü yerim.
Merak etmeyin hikayede her şeyi size gösterdikten sonra bitireceğim. 100 bölüme hazırlayın kendinizi sşdöeşföeş 😂
Oy vermeyi unutmayın 🦋












