Narin'den Ceylan'ın istemsizce içeri girişini gördüğümde bakışlarımı ondan aldım.. saat gece on biri geçiyordu biz hayla hastanede sonuçları bekliyorduk.. bedenimde dolaşan tedirginlik Esat'ın vereceği tepkiden di. Derince bir nefes soluduğumda kapıdan ki doktoru fark ettim.. yavaşça doğrulduğumda bacaklarımı kendime çekip derince yutkundum. İçeri geçerken arkasından gelen Aziz abi ile gözlerim irice açıldı. Başka doktor mu yoktu hastanede gözlerindeki ifade canımı yakmıştı. Sanki pislikmişim gibi bakıyordu bakışlarımı avuç içine bastırdığım parmaklarıma deydiğinde boğazıma oturan yumruyu yutmaya çalıştım. Utanıyorum... Onların bakışlarından utanıyorum bu hale düşmekten tekrar iki adamı oyalayan kadın olmaktan... Çevirdiği kağıt seslerinden sonra Esat'ın sesi kulaklarımı doldurmuştu. " Sizi dinliyoruz doktor bey karımın durumunu öğrenmek istiyorum." Sesindeki tonlamanın baskınlığı ile gözlerim gözlerini buldu, İstiyorki onlara dönüşüm olmasın sonsuza dek kopan bir bağın varlığını yüzüme vururyordu utanmazca . Aziz abi her zamanki gibi mesafeli bir şekilde davranıp soğuk şekilde konuşmuştu... " Baş dönmesi ve kusma ile hastanemize geldiğinizde gereken tahlilleri yapmıştık ve tahlil sonuçları az önce elime ulaştı yani .." bakışları önce beni sonra Esat'a doğru çevirip garip bir şekilde benim için mucize diğerleri için felaketin haberini vermişti.. " Tebrik ederim eşiniz hamile." Bu cümleyi onun ağzından duymayı asla istemezdim Bora'ya ihanet ettmediğimi düşünerek bu bebeğim babasının Esat olmadığını bilseydi keşke.. Kendi torunu olduğunu bilseydi keşke.. Esat'ın beyaza dönmüş suratı ile büyük hanım sanki ilk kez duymuş gibi bir tepki ile seviniyordu.. " Çok şükür çok şükür yarabbim bana torunumun büyüdüğü zamanlarıda göstereceksin.. kızım benim, bizi nasıl mesut ettiğini bilemezsin.. " saçlarıma bastırdığı dudakları ile geri çekilince Esat'a doğru yol aldı. Yüzündeki ifade hayal kırıklığıydı boşluğa düşmüş gibiydi. " Şaşkınlıktan kala kaldı çocuk Esat oğlum baba oluyorsun hayırlı olsun çocuğum.." Aziz abi sesizce odadan çıktığında tuttuğum nefesi yavaşça bıraktım... Yanındaki hemşirenin yüksek sesi kulaklarımı doldurmuştu. " Hayırlı olsun Esat bey hayırlı olsun Narin hanım, bir kaç ay mide bulantısı sürecektir bu doğal bir şey ilaç veremeyiz o yüzden tuzlu bir şeyler tüketmeniz sizin için daha iyi olur onun dışında stresten üzüntüden uzak ve tabiki ağırlık kaldırmayın bebeğinize zarar verebilir , ve artık çıkışınız verilmiştir tekrar tebrik ediyorum sizi iyi akşamlar" hemşirenin heyecanlı sesi ile gülümsedim bu odada benden sonra bebeğimin gelişine içten sevinen tek kişi oydu sanırım... Odadan çıktığında Ceylan hızla kapıyı üzerimize kapatmıştı. Zaten tahmin ettiğim bir şeydi ama bu şekilde öğrenmek iyi hissettirdi parmaklarım karnımı bulduğunda gözlerimi üzerimde gezinen adama çevirdim. Öfkeliydi , hayal kırıklığına uğramıştı tıpkı benim jandarmalıkta onu karşımda gördüğüm gün gibi gerçi o zaman benim için daha zor geçmişti ama neyse.. bundan sonra evden canımdan sonra korumam gereken bir can vardı gerçi o canımdan daha önemliydi. Yaşasında başka bir şey istemem.. " Esat kendine gel oğlum evimize gidelim öyle konuşuruz, Narin kalk kızım Ceylan ile aşşağıya inin biz geliyoruz." Dediğinde kafamı yavaşça sallayıp ayağa kalkmıştım. Şu an Esatın hayata dönüşü için bir şey yapacak halde değildim hem yorgunum hemde hastanenin kokusu beni rahatsız etmişti. Yan taraftaki çantamı aldığımda önümden hızla yürüyen Ceylana göz devirdim. Birde o vardı değil mi yılan ne olacak. Hastaneden dışarı çıktığımda arabanın yanına doğru ilerledim. Yürürken düşündümde ya Aziz abi bu haberi Bora'ya söylerse... O zaman ne yapacaktım göğsüme oturan bu ağırlık canımı yakıyordu . Ya Bora bebeğimizin kendisinden olmadığını düşünürse ne yapacağım mektuplarım ona ulaşmıyor telefon açmak istesem her an yanımda olan Ceylan'dan çekiniyorum bu konuda abim le bile zor konuşurum... Annemle en son ne zaman konuştuğumu bile hatırlamıyorum... Nasıl bir kalemde sildiler beni hani biricik kızıydım onun , yalan mı söylemişti ama anneler yalan söylemezki hasta olduğumda başımda bekler sevindiğimde benimle birlikte mesut olur . Ama yere düştüğümde ... Yanımda durması gerekmiyor muydu. Nerede şimdi en azından sarılsam bir kere yanlızlığımı gidersem.. bir torunu olduğunu duysa gelirmiki yanıma.. derin bir nefes aldığımda Ceylan'ın sesini duymuştum. " Utanmıyormusun merak ediyorum doğrusu bunca zaman bizi kandırmışsın bir başkasının çocuğunu taşıyorsun karnında senin adına ben utanıyorum Narin ." Yanıma yaklaşıp fısıldar gibi konuşmasıyla hözlerim bir kaç saniyeliğine bıkkınlıkla kapandı, kurumuş dudaklarımı ıslatıp araladım Ceylan'ın sanki her şey benim elimdeymiş gibi konuşması beni delirtiyordu sanki hiç bir şey bilmiyor gibi.. " Başkasının çocuğu dediğin benim imam nikahlı kocam o idam edilmesin diye ben senin abinle zorla evlendim bunu sende çok iyi biliyorsun senin abin başkasının karısını aldı utanacak kişi ben değilim sizsiniz." Onun gibi fısıldayarak kelimelerimi sarf ettim çünkü etraftan birinin duyması herşeyi mahfedebilirdi. Sinsice gülümserken gözlerini benden alıp gelen abisine çeviridi. " İyimisin abi. " Esat'ın iyiyim anlamında salladığını kafası ile kollarımı göğsümde bağladım. Hava esiyordu ve garip şekilde bir şeyler istiyordum sıcak bir ortam gibi kendim için değil bebeğim için onun sağlığı için. Omzuma bırakılan ceket ile irkildiğimde kafamı kaldırdım.. bu bakış hatırlıyorum bazen anlamlı bakışları olur geceleri özellikle ama daha sonra herşey kötüye gidiyor... " Arabaya geçelim bu geceki olaylar yetti bana." Ceylan'ın sesi ile yavaşça arabaya bindik kafamı geriye yaslarken gözlerimi kapadım... Parmaklarım karnımı sarmıştı hayla orada bir canlının olması bana hayalmiş gibi geliyordu, hayatımda herşeyi Bora ile tattım onsuz bu olan şey beni yaralı kılıyor bir yanım eksik gibi.... Asya'dan Evin balkonundan sırkelediğim örtüyü geri çekerken annemin bahçedeki dalgın halini fark ettim... Uzun zamandır evimizde huzur yoktu abimin aramızdan ayrılışından beri.. Özlüyorum onu ama onunla birlikte annemin neşesinide özlüyorum.. kendini bu kadar bırakması doğru değil ama ne yapabiliriz ki. Yavaşça mutfağa ilerlediğimde kendime bir çay koydum. Odama çekilirken yatağımın üzerine oturup yarım bıraktığım resme döndüm. Ama aklım sürekli başka yerlere kayıyordu. Narin ablaya , anneme , abime en önemliside Narin ablanın karnındaki bebeğe.. Babamın bu cümlesi annemi perişan etmişti.. Narin hamile , oğlum hapisane köşelerinde ömrünü çürütürken o altın kaşığa doğacak çocuğuna hamile. Keşke herşey dıştan göründüğü gibi olsaydı yada gözleri önündeki perdeyi çekip Narin ablanın mutsuzluğunu görselerdi o nişan gününde evlendiği adamın yanında öylesine yanlız şekilde oturuyorduki için acıdı.. zayıflamıştı çökmüştü mahfolmuştu o bir yana abim bir yana.. babam hastaneden geldiğinde abime bu haberi vermek için hapisaneye gidecektik.. abim duysa kahrolurdu ama annem ve babam bile bile sırf Narin abladan nefret etsin diye söyleyeceklerdi... Aşk bu kadar kötü bir şey mi.. kadın erkek olmaksızın yanmak mı. Herkes içten içe tanımaz mı onları bilmezlermi birlikte olduklarını birbirine sevdalandıklarını... Bilirler bilirler ama herkes susuyor.. oysa ki evden çıktığımda bazen gözlerim önüne abim ve Narin ablanın gizli gizli buluştukları zaman geliyor sırf ikisi bir arada olsun diye az yalan söylemedim... İkisininde gözlerinin içi gülüyordu ben aşkı onlardan öğrendim öğrenmiştim yani öyle sanıyordum ama aşk öyle bir yangın ki hem cenneti hem cehennemi yaşatıyor insana.. Kalemimle karaladığım kağıdıma bakındım.. aşk imkansız bir şey.. en azından benim için bu günden sonra öyle.. çünkü ken Narin ablanın abisi Hüseyin'e aşık olurken bu kadar canımın yakacağını düşünemedim... Ama artık bir önemi yok öyle olacağına inanıyorum aramızdaki yaş farkıyla alakalı değil abimlerin olayı ile alakalıda değil ben onun gönlünün bende olmadığını biliyorum... Onun gözünde küçük bir kızım komşu kızı'yım... Ona açıkça bir şey demedim nasıl cesaret edebilirim ki zaten.. sadece onun Zeynep'e bakışlarını gördüm hayranlıkla bakıyordu abimin Narin ablaya baktığı gibi... Bu aşk ne zaman geçer bilmiyorum ama Zeynebin bana anlattıklarına dayanamıyorum.. Zeynep benden bir iki yaş büyük sadece güzel kız bir şey diyemem ama canım yanıyor işte. Dün dedikleri birlikte buluşup konuştukları şeyler canımı yaktı o anlattı ben yandım o anlattı ben kül oldum diyemedim ki yeter bende onu seviyorum bana anlattıklarına dayanamıyorum diyemedim... Ne değişirki ikisi tekrar birlikte olacak belki evlenirler belki ayrılırlar ben öylesine bir köşede kalacağım... Onu çizmiştim koyu kahverengi gözlerini çizdim kahveye çalan saçlarını çizdim çatık kaşlarını çizdim... Derin bir nefes aldığımda derince yutkundum. Kızıyorum ona neden ben değilde Zeynep zengin olduğundan mı demek istiyorum ama Hüseyin paraya bakan bir adam değildi alın teri ile kazanırdı paralarını ama keşke öyle olsaydı en azından biraz nefret ederdim ondan kızacak bi nedenim olurdu... Kalemin elimdeki duruşunu bir süre seyrettim ben bugün bu resmi bitirecek gücü kendimde bulamıyorum o yüzden yerimden kalkıp defteri çekmeceme yerleştirdim. Saate baktığımda babam geliş saatine denkti. Soğumuş çayımı masamdaki çiçeğin toparağına boşalttığımda odadamdan çıktım... Koridordan geçip bahçeye çıktığımda babamın annemin yanında oturuduğunu fark ettim eski günlerdeki gibi sesizce yanlarına yaklaşıp kollarımı boyunlarına sardım.. annem yavaşça elini parmaklarımın üzerine sarıp okşarken babam saçlarımdan dolayı kapanan yüzünü temizliyordu.. bu hayatta sahip olduğum en değerli şey ailemdi... Onları kırmayı aklımdan bile geçiremem sanırım bunun baskısı benim aşk'ımada yansıyor ikisi üzülmesin diye sonsuza dek kalbime gömülecek bir aşkı taşımak umarım zor olmaz. "Üzerine bir hırka alda çıkalım." Babamın sesiyle gülümsemeye çalıştım.. " Tamam baba." Geri çekilirken evin önüne gelen kediye takıldı gözlerim kahverengi tüylerine gülümsedim.. yanına yaklaşıp sırtını okşadığımda oturmuştu yere. İçeri geçip bir kaba biraz süt ve odamdan hırkamı aldığımda çekmeceden abimin isteği fotoğrafı alıp balkona ilerledim . " Pisi pisi." Merdivenleri hızla tırmanıp yanıma geldiğinde eğilip süt dolu kabı önüne itip izledim bir süre onu.Kıyamam çok güzeldi.. yavaşça doğrulduğumda kapıyı kapatıp birkaç kere anahtarı çevirip basamaklardan indim, babamların yanına ilerlerken çoktan arabanın yanına gitmişlerdi. Kapıyı açıp arka kapıya bindiğimde gözlerim önüne gelen saçlarımı kulak arkasına sıkıştırdım.. Araba ilerlerken babam ve annemin arasında geçen konuşmaları duymak beni üzüyordu. Ama benden daha çok üzülüp kahrolacak abimin halini düşünemiyordum.. ***** Merhaba nasılsın uzun bir aradan sonra bölüm atmaya zamanım oldu gerçi zamanım vardı ama neyse.. 🥰 geçen bölümün yarısı yayınlanmamış garip 2025 bitirip 2026 girdik malum 2025 senin için nasıl geçti bilmem ama benim için garip ve zor geçti bir çok şey değişti ben dahil.. 🌸 Çoğunlukla eserim oy almıyor diye yazmak gelmiyor içimden ama bu sıralar yazma perileri geldi.👻🧚🏼♀️ Amber kokusu ile Dövmeci eserimin ikinci sezonu aynı aynda yazıyorum o yüzden bir o bir bu eser derken gecikebiliyor 🐥 Okuduğun bölümü oylayıp yorum yazarsan çokkkk sevinirimmmm öptümm 😻💫 Bu arada 2025 senin için nasıl geçti ♥️♥️
Bölüm 10
10.
Bölüm sonu
5 yorum
Kalemini beğendiğim nadir kişilerdensin
1YanıtEserin güzel ben sevdi ama bir sorun var devamı nerde?
Bitti bu yeni sezon ne zaman gelicek ve bazı yazım hatalırı buldum onlarıda düzeltirsen iyi olur ve nasıl oy vericem nereye bascam
Bitti... DAHA FAZLA AAA
Bitti... DAHA FAZLA AAA

