İçeriğe geç

Amber Kokusu 1977

Bölüm 9 · 6 dk okuma

Amber Kokusu 1977

Bölüm 9

9.

Yazar'dan 1977... Uluborlu'nun soğuk sokaklarında dolaşan çocukların ellerini tutan babaları ile dolu.. bir taraftan gazete dağıtan çocuklar bir yandan kahvehanede toplanmış amcaların neşeli sesleri oradan oraya soğuğa rağmen oynayan çocuklara gülümsedi bir süre... Hayat ikinci bir şans ona verirmi bilinmez ama karnındaki bebeği ona nefes olacaktı ikinci kez.. Yirmi yaşına girdiği gün hayatının dönüm noktasıydı sevdiği adamla nikâh kıymıştı onun değerlisi olmuştu ruhunu bedenini o akşam ona teslim etmişti.. Eskiden bu sokaklarda onunda sesi yankılanırdı ikiye ayırmış saçlarını sallandıra sallandıra koşuştururken gülümsemesine neden olan adam arkasında olurdu.. Küçük boyu.. sesi saçları hoşuna gidiyordu Bora'nın yanına koşup sarılmasının kahve harelerin utançla kaçırması sevdiriyordu onu.. çocuk olduğu için duygularını anlaması zaman almıştı belli bir yaşageldiğinde yanındaki küçük kıza bakındı yaşıtı değildi onu sevmemesini engelliyecek bir şey yokttu ona göre.. gereken tek şey büyümesini beklemekti.. elinden tutup ona sarılmaktı geriye kalan.. Oldu da büyüdü elinden tutup Narin'im dedi.. her gün dahada bağlanırken elinden kayıp gideceğini tahmin edemedi başkasının karısı olacağını bilemedi.. o onun Narin'iydi .. Oturduğu demir yerden kalktığında ellerini arkasında birleştirip küçük pencereden içeriye sızan güneşi seyretti bir süre.. Yakışıklıydı her kızın gönlü düşerdi.. doktor oğluydu Bora , odasının penceresinden seyrettiği evin tek kızına kapıldı gölnü.. İri yapılı bedenin yanında küçük kadını istedi.. parmaklarına dolayacak kıvırcıkları istedi..her gün yeni bir ızdırap gibiydi.. kalbi canı yanıyordu burada olmak öfkesini dahada harlıyordu.. Gönderdiği mektuplar son bulmamıştı ama ona ulaşmışmıyordu.. güzel karısının ona yazdığı satırları anımsar oldu.. " Seni görememekten korkuyorum Bora yanlız kalınca eski günleri hatırlıyorum sürekli akşam yatarken senin pencerenin öbür tarafında olamaman korkutuyor beni... Eğer bir gün gözlerin gözlerime deyerse benden nefret etme olurmu sana yemin ederim ki ben her şeyi senin için yaptım beni affet benden nefret etme olurmu.. seni seviyorum hep seveceğim sevdiğim.. Narin " ‌ Nefret etmeyeceğim güzelim nasıl edebilirimki senden.. içinden geçtiği cümle ile derince yutkundu.. buradan çıkınca yapacağı ilk şey o Esatın hayatına son vermekti kaç ay geçerse geçsin kaç yıl geçerse geçsin unutmayacaktı.. Sabrını taşıran son şey Narin'inden iki ay önce gelen mektuptu.. bir şeymiş oldu hastamıydı iyimiydi bilmiyordu bir şeye ihtiyacı olurmu bilmiyordu.. ara sıra buraya gelen ailesinin konuşmaları üzerine onlarada soramazdı .. annesi Narin'den nefret ediyordu.. babasıda annesinden yanaydı geriye kalan tek kişi küçük kardeşi Asya idi. Oda Akkayaların konağına gidecek kadar delirmemişti oraya gidip hal hatır soramazdı..o adamla resmi bir nikah yapmasına aklı ermiyordu tren garından çıktığında Narinin gözlerindeki acıyı görmüştü arabanın arkasından dakikalarca koştuğunda içi titremişti. Ona son dokunduğu zaman göründü gözlerine önce parmakları sıkıca sarmıştı sesi kulaklarını dolduruyordu dokunup bedenine bedenini bastırmayı herşeyden çok istiyordu..Arkasından gelen sese odaklandığında çenesindeki kemiği sıkmaktan ortaya çıkıyordu. " Daha çok zaman var o güneşi görmeye." Alaylı sesi kulaklarını doldurdurken konuşan kişiye yavaşça dönüp kara gözlerini üzerinde gezdirdi. Parasız pulsuz bir adam karısı onun sayesinde hayatta ona bir can borcu olmasına rağmen büyük bir ailenin emri ile bir çok kişiyle sıkıştırmaya tahrik edip cezasını katlanmasına sebep oluyorlardı.Ama Bora akıllı adamdı karşısındaki ve buradaki adamların niyetini anlamıştı ilk geldiği günden beri sakinliğini koruyup yarım ağız güldüğünde arkasındaki iki elini cebine yerleştirip yanından uzaklaştı. Yatağına geçip uzanırken kollarını başının altında birleştirip ayaklarını bir birinin üzerine gelecek şekilde uzattı. Eğer bir sonraki görüşmede haber gelmez ise yapacaklarını kendisi bile kestirebiliyordu. Aylardır bir küçük bedene muhtaçtı bir kadının sesine bakışına ruhunun ona verdiği huzura muhtaçtı.. Gözlerini kapadığında kahverengi hareleri belirdi.. özlemi iliklerine kadar hissettiği ikinci ayrılışı idi. Biri askeriye gittiği vakit biri ise buraya düştüğü vakit.Düşünceleri onu en derinlerinde hissettiği vakit geldiğinde istemsizce bir gülümseme yayıldı sert yüzüne.. hayat bu sevdayı ayırırken kalplerinde bu acının kalıcı olduğunu bilmiyormuydu.. Kader kime küskün ki her sevdalıyı yârinden ayırır... ***** Narin'den..Bedenimde dolaşan kandan bir miktar aldıklarında derince yutkundum.. her şey ortaya çıkarsa ne olacaktı. Büyük hanım şerefine bir söz gelmesin diye kabul edecekmiydi bebeği yoksa..canice canınımı alacaktı bebeğimin.. Eğer ki benimyavrum bedenimden ayrılırsa yaşamım kısa sürecektir bunu hissediyorum.. Ama Esatın bebeğime babalık yapmasını istemiyorum babasının azrailine babamı diyecekti bebeğim.. kurumuş dudaklarımı ıslattırken iç çektim yavaşça.. Keşke demekten bıktım ama hayal etmeden duramıyorum buda bana verilen bir ceza idi.Üzerime dolaşan gözlerden rahatsızdım büyük hanım sanki anlamış gibi kuşkuyla bakıyordu onda olan gözlerimi kaçırdığımda sesini duymuştu. " Esat oğlum sen bize su getir yavrum." Dediğinde Esat'ın gözleri önce annesini sonra beni bulmuştu annesi gibi bu konuda şeytan değil neyseki. " Tamam getireyim başka bir şey istermisin Narin." "Hayır." Dediğimde odadan çıkmıştı saniyeler içinde. Büyük hanım benimle konuşmak için göndermiştir onu ne konuşacağını merak ediyorum doğrusu.Yanıma yaklaşıp yan tarafımdaki sandaliyeye oturduğunda derince yutkundum. Bir elini parmaklarımın üzerine yerleştirdiğinde iğneliyici sesi kulaklarımı doldurmuştu. " Hamile olduğunu biliyorum kızım." Tek kaşı kalkar iken sorguladım nereden bilebilirdiki kimseye söylemedim kimseninde dikkatini çekmedim bu konudaki yani en azından ben öyle biliyorum. " Nereden ve nasıl biliyorsunuz bilmiyorum ama evet hamileyim Bora'dan." Bize ayrılan bir odada olduğumuz için rahatça konuşabilirdi benimde bunu çekinmeden söylediğime şaşırmış gibiydi oğluyla birlikte olmadığını biliyordur herhalde. Gözleri üzerimde gezdindiğinde sesini duydum tekrar. " Soyadı Akkaya nufüz tezkeresine bana adı Esat olarak görünecek herkeste bunu böyle bilecek yani o çocuk sen istesende istemesende Esat'ın çocuğu ha eğer istemezsen bir ilaca bakar karnındaki bebek." Tehtitkâr sesine şaşırmadım Uluborludaki her çocuğun üzerinde emeği bulunan büyük hanım bir benim bebeğimi çok gördü. Bir ilaç..o ilaç için kabul edecektim başka çarem mi var ki karşı gelmeye.. burnumdan aldığım derin nefes ile araladım dudaklarımı. ." Tamam." Tamam nüfuz tezkeresinde baba olarak Esat görünsün tamam soy adı Akkaya olsun yaşasında yanımda olsun da başka bir şey istemem.. tek nefesimi de almalarından korkuyorum bu dünyada..zaten herşeyin kayıp gitmiş bir kuru canım kaldığını sanarken yeşillenen filizim o kuru canımı yeşertecekti...Gözlerim bir kaç saniyeliğine bitkinlikle kapandığında parmaklarım karnımı buldu. Sevdiğimden kalan tek şey , seni öylesine seveceğim ki kimsenin sevgisine muhtaç kalmayacaksın bebeğim... Dakikalar sonra kapının sesini duyduğumda Esat'ın sesini duymuştum ama midem ona bakmayacak kadar bulanıyordu. " Aziz doktor ile karşılaştım baş hekim olmuş." Dediğinde çaktırmamaya çalışarak gülümsedim ne sevinmiştir şimdi çok istiyordu baş hekim olmayı. Ayaklarımı kendime doğru çekip örtü ile üzerimi örttüğümde gözlerime düşen saçlarımı yavaşça geriye doğru çektim. Esat'ın bana soru soracağını bildiğimden sanki çok yorgun ve uyumak istiyormuşum gibi görünmeye çalıştım. Konuşmayı cevap vermeyi artık istemiyorum sanki iki duvarın arasında sıkışmışımda beni zorluyorlarmış gibi hissediyorum bu sanırım onlara dert yada anlamadıklarını anlatmaktan yorulduğum için.. Bazen kaçıp gitmek istiyorum bu cehennemden.. özelliklede bir bebeğimin olduğunu hissettiğim zaman bu düşünce beynimi doldurdu.. Zaman geçtikçe onların düşündükleri gibi kendimi onlardan biri sanmıyorum alışmıyorum onlara , yabancı herşey insanlar yabancı söyledikleri bakışları yabancı güven duygusu kalbimde oluşmuyor zaten oluşsa bile bu kısa sürede yakıp yok olacak.. Düşündükleri şey benim Esat'ın sevgisi ile iyileşiceğimi mesut olacağım. Ama unuttukları şey şu zorla olmuş bir şey daha sonra insana nefes olmaz.. Büyük hanım kaderini ben yazdım derdi oğlumun mutluluğu benim mutluluğum derdi ama şunu fark ettim o aslında hiç mutlu değil. Bu Esat'ın mutsuzluğu ile alakalı değil Esat elde ettiği bedenimle mutlu oluyor onun yanında masada oturuşum onun koluma girip insanların yanına gidişim onu mutlu ediyor sadece zamanla kalbim ruhum'unda onun olacağını sanıyor ifadede ediyor ama ben anlatmaktan yorulduğum için sadece onun gözünde kabulleniyorum.. Sevdiğim adam'dan ayrı kalınca onu sevmiyorum anlamına gelmiyor.. gerçek aşk yanında olmasada dokunamasanda kalbinde hissetmek demek değil mi? Neden sadece bedenimin onun yanında oluşu onu mutlu ediyor. Aşkı böylemi hissediyor yoksa başka bir şey mi ... Eğer ben Boranın yanında böyle bir kadın olsaydım onu istemediğimi defalarca söyleseydim kılıma bile dokunmazdı iyi tanıyorum onu o yüzden beni mutlu olduğum yere ait olduğumu kabullenmeye çalışırdı.. işte Esat ve Bora arasındaki fark buydu. Evet ikiside hırslı belki ikiside birbirinden merhametli ama ikisinde aşk farklı oynuyor.. Bora sevdiği kadının mutlu olmasını ister yanında olmasa bile dokunup sevmese bile .. ama Esat ise sevdiği kadının solsa bile yanında çürümesini ister.. gözlerimden kan aksa bile yanında olduğu için mesut olur..

Bölüm sonu

1 yorum

  • Kanka yanlış anlama ama bu bölüm bana bir diziyi hatırlattı hercai dizisini onda da böyle şeyler olmuştu ama seninki bir tık farklı

    1Yanıt