İçeriğe geç

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 6 · 5 dk okuma

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 6

6. Bölüm

Sabah saat 05:00 te kalktım. Kendime bir kahve yaptım. Balkona çıkıp kahvemi içtim. kahvemi içtikten sonra eşyalarımı topladım. Orta boy bavula bütün kıyafetlerim sığmıştı. Siyah bir sırt çantasına da yedek tabancamı, 10 tane şarjör ve birkaç tane bıçağımı koymuştum. Bavul olduğu için motorla gidemezdim arabamı da Arif albay bugün gönderecekti.

Bavulu ve sırt çantasını kapının yanına koyduktan sonra duşa girdim. Duştan çıkınca hızla üstümü giydim ve silahımı belime koydum. Kapıya gelince ayakkabılarımı giydim. Kapıyı açıp dışarı çıktım ve bavulu çıkarıp sırt çantasını üstüne koydum. Ardından kapıyı kapatıp kilitledim. Binanın önüne çıkınca taksi çağırdım ve karargahın adresini verdim. Taksici sorgulayıcı bakışlarla bana baksada umursamadım.

Karargaha gelince bavulu ve çantayı alarak taksiden indim. Ardından kapıdaki nöbetçi askere direkt askeri kimliğimi gösterdim. Anında hazır ola geçip tekmil verdi.

"Teğmen Arda Işık. Emret komutanım!"

"Rahat! Bavula ve çantaya sahip çık albayla görüşüp gelicem."

"Emredersiniz komutanım."

Bavulları askere bırakıp içeri girdim. Herkes bana garip garip bakıyordu. Bir askere albayın odasını sorup yerini öğrendim. Albayın odasının önüne gelince kapıyı tıklattım. İçeriden 'gel' komutu gelince içeri girdim. İçeri girince hazır ola geçip tekmil verdim.

"Yüzbaşı Arya Çelik! Emret komutanım!"

Kimlikte soy adım değişmediği için Öztürk dememiştim.

"Rahat! Öncelikle hoşgeldin kızım. Gölge timinin komutanı artık sensin. Bir ay izinlisin zaten. İznin bitince gel başla."

"Emredersiniz komutanım."

Bana bir anahtar uzattı. Anahtarı aldıktan sonra odadan çıktım. Albay postası beni bir odanın önüne getirdi. Elimdeki anahtarla odaya girdim. Yanımda getirdiğim yedek kıyafetimi dolaba koydum. Diğer dolaptaki üniformama bakıp hasret giderdim. Odadan çıkınca tekrar kapıyı kilitledim. Karargahtan çıkınca nöbetçi askerden bavulu ve çantayı alıp tekrar bir taksi çağırdım. Taksi gelince bavulu bagaja koyup taksiye bindim. Öztürk'lerin evine geldim. Bavulu bagajdan çıkarıp taksiye parasını ödedikten sonra kapıya ilerledim. Kapıyı çalınca Ayşe teyze açtı.

"Hoşgeldin Arya kızım."

"Hoşbuldum Ayşe teyze."

Bavulu ve çantayı kapının yanına koyup salona girdim. Beliz ablanın kucağındaki yeğenim beni görünce gülücükler saçıp ellerini bana uzatmaya başladı. Daha sonra annesinin kucağından inip paytak adımlarla yanıma geldi. Bende ona tebessüm edip diz çöktüm ve sıkıca sarıldım. Beni bırakmak istemeyince kucağıma aldım.

Defne hanım sevinçle "hoşgeldin kızım!"

"Hoşbuldum Defne hanım."

Tek kolumla Deniz'i tutup diğer kolumla bana sarılan Defne Hanıma karşılık verdim. Beliz ablayla da sarıldıktan sonra ayak sesleri duymamla merdivene döndüm. Hızla merdivenleri inen Asya merdivenler bitince koşarak bana sarıldı. Onun bu haline sessizce gülüp tek kolumla sıkıca sarıldım.

"Evet küçük hanım bana odamı gösterebilir misin? Eşyalarımı koyayım."

"Tabikisine ablacım. Hadi gel göstereyim."

Deniz'i annesine verip kapıdan bavulla çantayı aldım ve Asya'yı takip etmeye başladım. İkinci katta pudra pembesi kapının yanındaki siyah kapının önünde durunca Asya kapıyı açtı ve içeri girdi. Genellikle siyahla döşenmiş oda çok hoşuma gitmişti.

"Yan oda benim odam. Birşey olursa gelebilirsin. Ben çıkayım da sen rahat rahat yerleş." Diyip dışarı çıktı Asya.

Bavulu alıp giyinme odası diye tahmin ettiğim odaya girdim. Çokta büyük bir oda değildi. Bana bu kadarı yeter zaten.

Direkt kıyafetlerimi yerleştirmeye giriştim. Kıyafetler bitince odadan çıktım.

Saat 18:00 olmuştu. Aşağı inmeye karar verdim. Aşağı indiğimde Deniz salonda tek başına oyun oynuyordu. Gidip Deniz'in yanına oturdum.

"Pişt yakışıklı napıyorsun bakayım."

"Oyun oynuyoyum. Şen benim hayam mışın şimdi?"

"Biyolojik olarak öyle oluyorum."

Deniz'in anlamayan bakışlarını görünce açıklama gereği duydum.

"Yani şey evet ben senin halanım."

"Yaşaşın benim hayam var!"

Diyerek boynuma atladı birden. Bende ona sıkı sıkı sarıldım. Ayrıldığımızda kanepeye oturdum. Deniz'de peşimden gelip kucağıma çıktı. Kucağımda oturunca saçlarımla oynamaya başladı. O sırada içeriye Serkan Bey girdi.

"Kızım kimliğini 1 günlüğüne verebilir misin? Soy ismini ve anne baba adını değiştirmek istiyorum. Eğer sende rahatsız olmazsan."

"Aslında bu yaştan sonra soyadı değiştirmeye gerek olduğunu düşünmüyorum Serkan bey. Uğraşmaya gerek yok bence."

"Olur mu öyle şey kızım. Uğraşmaya değer tabi. Yıllar sonra öz kızımla kavuşmuşum. Kendi kızımın benim soyadımı taşıması beni çok mutlu eder. Lütfen kırma beni."

"Peki tamam."

Kimliğimi cebimden çıkarıp Serkan Bey'e uzattım. Gülümseyerek aldı ve cebine koydu. Abiler ve eşleri geldi daha sonra. Abilerle Serkan Bey maçlar hakkında konuşurken kızlarda benimle sohbet etmeye çalışıyordu. Bende kısa cevaplar vererek onlara katılıyordum. Deniz ise kafasını göğsüme koymuş bir eliyle saçlarımı tutarken annesini ve babasını izliyordu. Ares ve Asya odasında ders çalıştığı için salonda değillerdi. Yaklaşık yarım saat sonra Defne Hanım salona geldi ve bizi yemeğe çağırdı. Deniz kucağımdan inmek istemediği için onunla birlikte oturdum. Bir ona yediriyordum bir de kendim yiyordum.

Beliz "Arya istersen Deniz'i alayım sen rahat yiyemezsin."

"Hayır kalabilir sıkıntı yok dimi yakışıklı?"

Diyerek Deniz'e baktım.

"Evet hayam yedirsin bana."

Beliz "peki siz bilirsiniz."

Yemek yedikten sonra kahve içtik. Allah'tan mesleğimi sormadılar. Çünkü henüz söylemek istemiyordum ve bu yüzden kıvırmaya çalışırdım. Durum böyle olunca Arel birşey sakladığımı düşünüp farklı farklı şeylerden şüphelenecekti. Sonuçta o bir polis. Saat 22:00 olunca ikizler yatmak için izin istedi. Deniz'de yine kucağımda uyuya kalmıştı. Bende hem Deniz'i yatırmak için hemde kendim yatmak için izin isteyerek kalktım.

Deniz'i odasına yatırdıktan sonra kendi odama geçtim. Ancak uykum kaçmıştı. Bende kitaplıktan bir kitap aldım ve yatağıma oturdum.

Kitap okumaya daldığım için kaç saat geçtiğini fark edememişim. Kitap okumaya bayılıyorum.

Saate baktığımda 00:30 olduğunu gördüm. Susadığımı fark edince mutfağa gitmek için ayağa kalktım. Bir kaç gerinme hareketi yapıp kemiklerini rahatlatınca odadan çıktım. Tam merdivene yönelecekken sayıklama sesleri duydum. Asya'nın odasından geldiğini anlayınca aceleyle odasına daldım.

Kabus görüyordu. Hemen yanına oturup yüzüne yapışan saçlarını geri doğru okşadım. Bir yandan da uyanması için ona sesleniyordum.

"Asya. Asya hadi kalk. Asya bak ben burdayım birşey yok."

"Yapma. Nolur çıkarın beni burdan! İmdat!"

"Şştt burdayım. Ben burdayım. Sen orda değilsin."

"Ç-çok karanlık."

"Hayır karanlık değil. Kabus görüyorsun. Bak ben burdayım."

Birden çığlık atarak doğruldu. Beni görmesiyle sarılması bir oldu. Sırtını sıvazlayarak yumuşak sesimle rahatlatmaya çalışıyordum.

"Şştt geçti burdayım sakin ol."

O sırada çığlık sesini duyan Arel, Serkan Bey ve Defne Hanım odaya daldı. Asya'yı bana sarılmış bir halde görünce biraz sakinleştiler. Defne hanımda yatağın diğer tarafına oturup Asya'nın saçlarını okşamaya başladı.

"Kabus mu gördün annem?"

"Hı hı." Diye cevap verdi. Kafasını göğsümden kaldırmadan.

"Abla yanımda yatar mısın? Eğer rahatsız olacaksan sadece uyuyana kadar beklesende olur."

"Tabiki yatarım. Rahatsız olmam aksine hoşuma bile gider."

"Gerçekten mi?" Dedi çocuksu ve hevesli sesiyle.

"Gerçekten."

Diğerleri bizi tebessümle izliyordu. İyice yatma moduna geçip Asya'yı göğsüme çektim. Belime sıkıca sarılınca bende ona sıkıca sarılarak saçlarını okşamaya başladım. Serkan Bey ve Arel çıkınca Defne hanım da üstümüzü örtüp çıktı. Bende kendimi Derin ve Huzurlu bir uykuya bıraktım.

Bölüm sonu

5 yorum