İçeriğe geç

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 5 · 5 dk okuma

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 5

5. Bölüm

Defne Hanım "Ee kızım biraz kendinden bahsetsene."

"Siz sorun ben cevaplarım."

Mesafeli ve soğuk konuştuğum için bana yaklaşırken çekindiklerini anlayabiliyordum ama yapabileceğim birşey yoktu. Tanımadığım ve henüz benim için yabancı olan kişilere karşı benim yapım buydu. Eğer onlara biraz olsun alışıp güvenirsem belki bu duvarları yıkabilirdim. Ben bu duvarlarımı şimdiden Asya'ya karşı yıkmıştım.

Simge "En sevdiğin yemek ne canım?"

Normalde canım kelimesinden nefret ederdim ama bu kadın o kadar samimi söylemişti ki hoşuma bile gitmişti.

"Yemek ayırt etmem. Tüm yemekleri severim."

Ee birde yemek mi ayırt edelim. Biz dağlarda ne bulursak onu yiyoruz. Yılan bile yemek zorunda kalmışlığımız var.

Beliz "peki en sevdiğin renk veya renkler nedir?"

"Siyah ve lacivert. Genelde siyah giyinirim ama arada farklı renkler de giyiyorum."

"Anladım."

Defne hanım "Hobilerin neler?"

Dövüşmek ve itleri gebertmek ama size bunu şimdi söyleyemem. Sizi ürkütmek istemem. Şimdi bunu söylesem herhalde beni psikopat zannederler.

"Spor yapmak, müzik dinlemek ve kitap okumak."

Serkan Bey "Peki mesleğin ne?"

Aslında mesleğimi söylemek konusunda kararsızdım. Kadın olduğum için yargılayabilirlerdi, sırf asker olduğum için bana güvenebilirlerdi ve ben bana kişiliğim sayesinde güvenmelerini istiyordum.

"Ee..." Sözümü kesen dizlerime değen küçük ellerdi. Kafamı aşağı eğdiğimde minik yiğenim Deniz'in olduğu gördüm. Hafifçe tebessüm edip kucağıma aldım. Aytaç tam Denizi almak için kalkacakken Simge elini tuttu. Sanırım bana güvenmediği için Deniz'e yaklaşmamı istemiyordu. Ben kendi yeğenime kanımdan canımdan birine neden zarar vereyim ki? Bu kız kesin birşeyler yapmış. Bunu anlamamak bu için mal olmak lazım ama ne yaptı işte. Sorun orda.

Deniz'i kucağıma alır almaz kafasını boynuma koydu ve eliyle sıkıca saçımı tuttu. Saçımı gerçekten çok sıkı tutuyordu ama canım acımıyordu. Derin bir nefes aldığını hissettim. Ben Deniz'i diğerleri ise bizi izliyordu. Asya'ya baktığımda çekingence bize bakıyordu. Sanırım oda sarılmak istiyordu. Ona bakıp tebessüm ettim. Diğer kolumu kaldırdım ve gözümle yanımı işaret ettim. Anında yanıma gelip oda kafasını göğsüme koydu ve belime sarıldı. Aytaç kaşları çatık bir şekilde bize bakarken Arel oğluna ve Asya'ya tebessümle bakıyordu. Kızlarda tebessümle bizi izlerken Defne Hanımın gözleri dolmuştu. Serkan beyde Defne hanımı göğsüne çekmiş tebessümle bizi izliyordu.

Tekrar bakışlarımı Deniz'e çevirdiğimde uyuduğunu gördüm.

Fısıldayarak Beliz'e

"Sanırım uyumuş nereye yatırayım?"

Birden herkes şoka girdi. Kaşlarımı çatıp Asya'ya döndüm. O keyifli bir gülümsemeyle diğerlerine bakıyordu.

"Neden şok oldular?"

"Çünkü ablacım Deniz normalde yengem ve abim dışında kimsenin kucağında uyumaz. Hatta yeni tanıdığı kimseye yaklaşmaz ve kucağında bu kadar sakin durmaz. Ama sen bir ilksin."

Hafifçe tebessüm ederek tekrar Deniz'e döndüm. Bizim konuşmamızla kendine gelen Beliz bana dönerek

"İstersen ver bana ben yatırayım."

" Uyanır şimdi gerek yok. Sen bana odasını göster ben direkt yatırayım."

Gülümseyip onayladı ve ayağa kalktı. Asya'ya dönüp

"Sen şimdi burada bekle prenses ben geliyorum birazdan tamam mı?"

"Tamam abla." Asya göğsümden kalkınca bende ayağı kalkıp Beliz'i takip etmeye başladım. Omzumun üstünden arkama baktığımda ise Asya'nın aptal aşık gibi sırıttığını görünce ben de kafamı iki yana sallayarak sırıttım.

İkinci kata çıkınca bebek mavisi bir kapının önüne geldik. Beliz kapıyı açarak önden girdi ve yatağını açtı. Bende eğilip yavaşça yatırdım. Doğrulmadan önce saçını koklayarak öptüm. Üstünü örtüp doğrulduğumda Beliz'in gülümsediğini gördüm.

"Şey seninle birazcık konuşabilirmiyiz?"

"Tabi."

"Bak Aytaç biraz kıskanç ve azıcık önyargılıdır ancak elinden geldiğince bunu dışarıya vurmaz ve kimseyi kırmamaya çalışır. Arel ise mesleki defarmasyon olarak biraz şüpheci yaklaşır. Tanımadan laf etmez şuanda seni gözlemleyip tanımaya çalışıyor. Yani sana soğuk davranırlarsa yanlış anlama olur mu? Biz zaten seni çok sevdik. Seninde bizimle yaşamanı çok isteriz. Kendini zorunlu hissetme ama olur mu? Yani sende istersen. Neyse boşver yada."

Samimi ve içten konuştuğu için kanım ısınmıştı. Kendince onları yanlış anlamamam onları sevmem için açıklama yapmaya çalışıyordu. Daha fazla telaşlanmasını istemediğim için duruma el attım.

"Merak etme kimseyi yanlış anlamıyorum. Bende şuan sizleri gözlemliyorum ve samimiyetinizi, güvenilebilirliğinizi ölçüyorum. Eğer beni soğuk buluyorsanız bu benim yapım. Tanımadığım ve benim için yabancı olan insanlara ve güvenmediğim insanlara elimde olmadan soğuk ve mesafeli davranıyorum. Bu yüzden de kimsenin kırılmasını istemem."

Bana içtenlikle gülümseyip aşağı inmeye başladı. Bende peşinden onu takip ettim.

Serkan Bey "Hah kızlar geldiniz mi? Hadi yemeğe geçelim."

Yemek odasına doğru giderken

Defne hanım "kızım ceketini çıkar istersen. İçerisi sıcak bunalabilirsin."

"Şey...ben...neyse tamam olur çıkarayım."

Ceketimi çıkarıp yanıma gelen Ayşe teyzeye verip teşekkür ettim.

Kolumdaki sargıyı gören Defne hanım telaşla yanıma geldi.

Hay ben kısa kollu giyen aklımı..

"Arya! Koluna ne oldu kızım?!"

Onun dediğini duyan herkes birden hızla geriye dönüp yanıma geldi.

Asya "Abla iyi misin?!"

"İyiyim. Önemli birşey değil ufak bir kaza sadece."

Arel yanıma gelip kolumu tuttu.

"Nasıl oldu bu?"

"Görünmez kaza işte boşverin hem ben çok acıktım hadi yemek yiyelim."

Beliz "Birde Deniz'i taşıdın yaralı kolunla keşke bana verseydin canın çok acıdı mı?"

"Yok acımadı merak etme. Hem zaten küçücük kuş kadar birşey hissetmedim bile ağırlığını."

İyi olduğuma emin olduklarında yemek odasına gittik. Çeşit çeşit yemekler vardı. Yeminlen ağzım sulandı hee. Azar azar hepsinden alıp tabağıma koydum ve yemeye başladım. Yemek yedikten sonra salona geçip birer bardak kahve içtik. İyi insanlardı ve bana iyi davranıyorlardı. Beni merak ediyorlardı ve bu kendimi iyi hissetmemi sağlıyordu. Yıllardır beni bu denli düşünen birileri olmamıştı. Tamam Arif amca ve ailesi de benim için endişeleniyordu ama ne bileyim işte bu farklı.

"Ben artık kalkayım." Diyerek ayaklandım.

Asya "Abla gitmesen olmaz mı?"

"Maalesef yarın sabah bazı işlerim var. Belki başka zaman kalırım olur mu?"

"Peki sen bilirsin." Deyip suratını asmıştı.

Defne Hanımın ise hemen gözleri dolmuştu.

"Keşke bizimle yaşasan kızım. Şimdiye kadar yıllarca ayrı kaldık. Ben artık senden ayrı kalmak istemiyorum. Lütfen beni kırma. En azından 2 hafta bizimle yaşa eğer alışamazsan rahat edemezsen gidersin olmaz mı?"

"Yani ben bilemiyorum."

Asya "Abla lütfen deneme süresi gibi birşey olacak zaten. En azından bir denesen. Benim için yada en azından Deniz için olmaz mı?"

Dudaklarını büzüp gözlerini doldurunca kıyamadım.

"Peki tamam. Sanırım deneyebilirim."

Sevinçle boynuma atladı.

"Teşekkür ederim!!"

"Ancak bugün gidicem ve eşyalarımı toplayacağım. Yarında birkaç işimi halledip öyle gelicem tamam mı?"

"Tamam"

Defne hanım da çok sevinmişti. Hepsiyle vedalaşıp motoruma bindim ve ara gaz verip bahçeden çıktım. Evime geldiğimde motorumu bahçeye park edip eve girdim. Bavuldan pijama takımı alıp giydim.

Kendimi direkt yatağa attım ve uykuya daldım.

Bölüm sonu

10 yorum