Çelik ailesi sevinçle kızlarını koluna takıp bana bakmadan odadan çıkarken Öztürk ailesi ve ben olayların ağırlığıyla sessiz kalıyorduk. Odadan çıkmamla arkamdan adım sesleri duymam bir oldu. Durup arkama döndüm. Serkan Bey ve eşi arkamdan geliyordu. En arkada ise o çocuk. Kadına dokunsak ağlayacaktı. Bu içimde bir burukluk olmasına neden olmuştu. Kızları onlara veda bile etmeden gitmişti. Halbuki iyi bir ebeveynlerdi.
Nerden biliyorsun demeyin. Tabiki araştırdım. 1 saat boyunca boş boş oturacağımı sanmadınız herhalde. Onlara döndüğümü gören çift derin bir nefes alıp sakinleşti. Sanırım gideceğimi zannedip telaşlanmışlardı.
"Şey k-kızım biz seni tanımak istiyoruz. Bizimle gelsen olur mu?"
Dolu gözleri karar vermemde beni zorluyordu. Normalde kabul etmeyi düşünmüyordum ama kadının üzülmesini de istemiyordum. Sonuçta o bir anneydi ve onu anlamak lazımdı.
"Yani olabilir tabi bende sizi tanımak isterim. Akşam yemeği için sizinle gelebilirim."
Cevabımın olumlu olmasıyla çok sevinmişti. Sevinçle eşine bakınca Serkan Bey de ona bakarak içten bir şekilde gülümsedi.
"Ş-şey peki sana sarılsam rahatsız olur musun?"
"Sarılabilirsiniz." Dememle sıkı sıkı sarılması bir oldu.
Bende hafifçe sarıldım. Kabul etmekle iyi mi yaptım bilmiyordum ama bu kadını mutlu ettiğim için bende mutluydum. Bu yüzden akışına bırakmaya karar verdim.
Cennet annelerin ayağının altındadır derler. Bu yüzden bir anneyi mutlu etmek güzeldi.
Bahçeye çıktığımızda onlar arabasına yöneldi. Bende motoruma doğru yönelirken birden Defne hanım panikle
"Kızım vaz mı geçtin yoksa gelmicek misin bizimle?"
"Yok Defne hanım ben sizi kendi motorumla takip edicem merak etmeyin."
Serkan Bey "Senin motorun mu var kızım?"
"Evet Serkan bey bakın işte şu bebek benim motorum." Diyip aramızda 10 adım kalan motorumu gösterdim.
Ares'e baktığımda hayranlıkla motoruma bakıyordu.
Ve evet isimlerini de araştırırken öğrendim:)
Serkan Bey "Tamam kızım. Biz önden gidiyoruz. Dikkatli sür."
Beni düşünmeleri çok hoş birşeydi. Bana her kızım dedikleri zaman iyi hissediyordum. Hayatıma birilerini almam çok tehlikeliydi ama bu elimde olan birşey değildi. Gerekirse bizzat kendim korurdum bu aileyi düşmanlarımdan. Ama artık sanırım sevilmek istiyorum. Yinede hemen güvenmek yok. Herşey bir rol de olabilir. Hemen yakınlaşabileceğimi sanmıyorum.
Motoruma binip ara gaz verdim. O sıra Serkan Beyler de arabaya binmişti. Onlar önde ben arkada bahçeli bir villaya geldik. Drift atarak bahçeye girdiğimde onların çoktan arabadan inmiş beni beklediğini gördüm. Motorumu park ettikten sonra motordan indim ve kaskı çıkarıp saçlarımı savurdum.
(Tam bir film sahnesi haa :) )
Kaskı motorun direksiyonuna takıp anahtarını cebime attım. Serkan beylerin yanına ilerlemeye başladım. Ben yanlarına gelince hep beraber kapıya yöneldik. Defne hanım kapıyı çaldığında kapıyı 50 li yaşlarında bir teyze açtı.
"Hoşgeldiniz çocuklar."
Defne hanım "Hoş bulduk Ayşe abla."
"Sende hoşgeldin kızım."
"Hoşbuldum Ayşe teyze."
İçeri girdiğimizde ayakkabılarımızı çıkardık. Küçük bir holden geçip salona ulaştık. Salonda aynı benim gibi kızıl saçlı mavi gözlü neredeyse kopyam olan tatlı bir kız vardı. Kız kardeşimin bana bu kadar benzemesini beklemiyordum. Sanırım oda beklemiyordu. Olduğu yerde donup kaldı. Ares yanına gidip omzundan dürtüklemeye başladı.
"Asya? Asya iyi misin? Asya kendine gelsene."
Asya "Oha! Sanki bir an gözümün önünde geleceğim canlandı sandım. Hayaldi galiba."
Defne Hanım "Hayır kızım o senin öz ablan ve gerçek."
Asya "Ne!"
Şoktan çıkıp hızlıca yanıma geldi ve şirince dudaklarını büzüp parmak ucuyla koluma dokundu.
"Sen şimdi benim ablam mısın?"
Yumuşak çıkarmaya çalıştığım sesimle cevap verdim.
"Biyolojik olarak öyleyim."
Küçük bir kıza soğuk ve mesafeli davranacak değildim. Onlarda bu hikayenin masumuydu sonuçta.
"Allah'ım lütfen bende ilerde ablam gibi çok güzel ve havalı olayım!" Deyip sarıldı.
İkizlere kanım nedensizce ısınmaya başlamıştı. Tatlı bebeler valla.
Bende hafifçe tebessüm edip Asya'ya sarıldım. Geri çekilince
"Şey ben birden sarıldım ama rahatsız olmadın değil mi? Abla da dedim eğer rahatsız olduysan bir daha demem valla!" Dedi telaşla.
Tatlı...
"Şştt sakin ol. Rahatsız olmadım merak etme. Ayrıca bana istediğin gibi seslenebilirsin."
Hafifçe kulağına eğilip fısıldadım.
"Hem sana bir sır vereyim mi? Ben sarılmayı çok severim. O yüzden bana istediğin zaman sarılabilirsin."
"Gerçekten mi?!" Dedi hevesle.
Hafifçe tebessüm edip onaylarcasına kafamı salladım. Yüzünde içten bir gülümsemeyle ve hevesle daha sıkı sarıldı bana. Bende aynı şekilde karşılık verdim.
Defne Hanım "Hadi kızlar oturun artık ayakta kaldınız."
İkili koltuklardan birine oturdum. Hemen yanıma da Asya oturdu. Heyecanla bana doğru oturup beni incelemeye başladı. Bende ona döndüm.
"Ayy saçlarımız aynı renk. Gözlerimiz de ama benim gözlerim daha koyu mavi seninki daha açık ama böylesi sana daha çok yakışmış. Of ten rengimizde aynı ikiz gibiyiiizz! İnşallah büyüyünce bende senin gibi güzel olurum! Ayy acaba olur muyum kiii?!"
Onun bu heyecanına hafif bir tebessüm ettim. Cidden bu halleri çok tatlıydı. Birde baya güzeldi.
"Benden daha güzel olacağına eminim." Dedim hafifçe tebessüm ederek.
"Gerçekten mii?"
"Gerçekten."
Defne Hanımlar Asya'nın bu haline alışmış olmalı ki gülümseyerek bizi izliyorlardı. Ares ise buruk bir tebessümle bize bakıyordu. Bana yaklaşmak istediğini görebiliyordum ama korkuyordu da. En yakın zaman da neyden korktuğunu öğrenmem lazım.
Asya enerjisiyle benide mutlu etmişti. Onun yanında gerçekten tebessüm ettiğimi mutlu olduğumu hissetmiştim. Demekki abla olmak böyle birşeymiş. Onu mutlu edince bende çok mutlu oluyordum ki onu mutlu etmek çok kolaydı gözlemlediğim kadarıyla.
Ne ara gözlemledin demeyin ben anlarım hemen.
Biraz hiperaktif, sevecen, samimi ve çocuksuydu. Saf, tertemiz bir kalbi vardı zannımca.
O sırada kapı çaldı. İçeriye abilerim olduğunu düşündüğüm iki tane adam ve hemen arkalarından eşleri girdi. Tabi küçük olanın üvey olduğunu da öğrenmiştim.
Asya hemen
"Abiii!" Diyerek siyah saçlı en büyüğümüz olan adama sarıldı. Daha sonrada diğer sarı saçlıya.
"Abi ablama çok benziyorum. Bakın aynı ikiz gibiyiz ama ablam çok güzel değilmi büyüyünce ondan daha güzel olacakmışım öyle dedi biliyor musunuz?!" Diyerek heyecanla konuştu.
Abileri tebessümle dinledi. Sözü bitince kafalarını kaldırıp bana baktılar. Gerçekten ikiz gibi görünmemize şaşırdıklarını görebiliyordum. Eşleri de bana bakınca şaşırmışlardı ama daha sonra hemen gülümseyerek kafa salladılar. Bense düz bir surat ifadesiyle karşılık verdim. Birtek Asya'ya gülümsemiştim bugün. Onun dışında herkese düz bir surat ifadesiyle bakmıştım. Herkes koltuklara oturunca -tabii Asya hemen yanıma oturmuştu- Defne Hanım konuşmaya başladı.
"Kızım bunlar abilerin ve yengelerin. Bu en büyük abin Arel 28 yaşında polis. Eşi Beliz 27 yaşında. Birde oğulları var Deniz 2 buçuk yaşında. O şuanda yukarıda uyuyor. Diğer abin Aytaç 27 yaşında Kalp cerrahı. Eşi Simge 26 yaşında yenidoğan hemşiresi. Kendisi 6 aylık hamile kızı olacak."
Mesafeli sesimle
"Memnun oldum"
Kızlar gülümseyerek karşılık versede abiler de benim gibi düz surat ifadesiyle kafalarıyla onayladı. O sırada Ayşe teyze elinde bir tane bebekle salona girdi.
"Beliz kızım Deniz uyandı. Biraz terlemişti ben üstünü değiştirdim."
"Sağol Ayşe teyze."
Minik eliyle sağ gözünü kaşıyan ufaklığa baktım. Ben artık halayım ha? Farklı bir hismiş ve çokta güzel. Şimdiden ikizler ve yiğenim kalbimde taht kurdu zaten. Diğerlerine alışabilir miyim bilemiyorum ama. Bu veletlere çoktan alıştım ben. Umarım düşmanlarım onlara zarar vermez. Ama ben onları korumak için elimden gelenin fazlasını yapacağım.
(Yazım dili basit ve acemice gelebilir. Çünkü acemiyim kusura bakmayın lütfen. Elimden geldiğince güzel ve hatasız yazmaya çalışıyorum. Umarım kurgu hoşunuza gidiyordur.)



