Dün akşam ki arbede den sonra hepimiz odalara dağılıp yatmıştık. Şimdi ise iyileştiğim için sabah sporlarıma yeniden başladığımdan dolayı üstümü giyinmiş spor yapmak için dışarıya çıkıyordum.

Karın kaslarım tamamen ortadaydı. Kollarımda çok hafif çizgiler görünüyordu. Kesikler neredeyse tamamen yok olmuştu. Karın kaslarımda ise hafif yanık izi vardı ama pek belli olmuyordu. Daha çok belli olan karın kaslarımdı.
Silahımı yanıma almamaya karar verdim. Yanıma sadece telefonumu alarak odadan çıktım. Saat sabahın dördü olduğu için kimse uyanık değildi. Geceleri pek uyuyabilen bir insan değilim maalesef. Kabuslarla falan uğraşıyorum. Bende artık saldım. Umursamıyorum.
Dışarı çıktığımda beni gören korumalar şaşırmıştı. Ardından karın kaslarıma kaydı gözleri. Gözleri büyüyen korumalarla içimden sırıttım.
Birşey demeden koşmaya başladım. Yaklaşık yarım saat koşmuşken gördüğüm şeyle yavaşladım.
Belinde silah olan simsiyah giyinmiş ve maske takarak yüzünü saklayan birini gördüm. Markete yöneliyordu. O sırada geçen gördüğüm polisin marketten çıktığını gördüm. O sırada adam silahını ona doğrulttu. Kendisine doğrultulan silahı gören polis şaşkınlıkla gözlerini büyüttü. Belinin boş olduğunu görünce gözlerimi devirdim.
Salak polis...
Polis elindeki poşeti yere bırakıp ellerini havaya kaldırdı. Adam tam silahı ateşleyecekti ki olaya müdahale etmeye karar vererek hızla adama koştum ve silahı tutan kolunu havaya doğrulttum. Böylece sıktığı kurşun havaya gitmiş oldu. Adam beni görünce şaşırdı. Anında kafayı gömdüm. Polis ise şaşkınlıkla bana bakıyordu.
"Ulan şerefsiz. Dağda bitseniz burada başlıyorsunuz am*na ko*uklarımın çocukları."
Adamı yumrukluyordum. Bayılınca bıraktım. Arkamda bizi izleyen polis hayranlıkla bana bakıyordu.
"Oha o karın kaslı kız."
Boğazımı temizleyince kendine gelip gözlerini kaçırdı ve yanaklarında zor farkedilen bir kırmızılık oluştu. Bu hali sırıtmamı sağladı. Baya baya sırıtıyordu. Sırıtan halimi görünce tekrar gözlerini kaçırdı. İşte şimdi keyiflenmiştim.
"Ş-şey-"
Boğazını temizledi.
"Yardımın için sağol. Ben komiser Karan Demir."
Elini bana uzattı. Bende elini tutarak ona baktım.
"Arya. Önemli değil."
Arkamı dönüp uzaklaşmaya başladım. Hala sırıtıyordum.
"Ulan Karan! Ulan Karan! Bir insan en fazla bu kadar rezil olabilir."
Arkamdan konuşmasını duyunca kahkaha atmamak için zor tuttum kendimi. Nedense kanım kaynamıştı.
Tempolu bir şekilde koşarak tekrar konağa döndüm. Saat çoktan 5 olmuştu. Artık uyanmışlardır diye kapıyı çaldım. Tahmin ettiğim gibi yardımcılar uyanmıştı. Avluya baktığımda babaannemin de uyanmış olduğunu gördüm.
Avluya babaannemin yanına çıktım. Babaannem beni görünce gülümsedi ve baştan aşağıya süzdü.
"maşallah ji bo neviyê min çiqas xweş e." (Hele maşallah benim torunuma ne kadar da güzel.)
"ew bedewiya dilê te ye dapîra min" (O senin kalbinin güzelliği babaannem.)
Babaannemin yanına gittim ve yanağını öptükten sonra tekrar avludan indim ve spor yapmak için avlunun baktığı ön bahçeye gittim. İlk şınavla başladım. Şınav çekmeye başlamışken avluya dedem geldi. Beni görünce şaşırsada bu duygu yerini çoktan gurura bırakmıştı. Ben sporumu yaparken dedemle babaannemde takdir eder gözlerle beni izlediler.
500 şınav çektikten sonra mekiğe başladım. O sırada konağın yaşlı üyeleri teker teker aşağıya inmeye başlamıştı. Tahminimce sabah namazı için bu kadar erken kalkıyorlardı. Beni gören aile üyeleri şaşırsada daha sonrasında hayranlıkla ve gururla izlemeye devam ediyorlardı. Bildiğin hepsi oturmuş sessiz sessiz beni izliyordu. Onları umursamayarak mekik çekmeye başladım. Kolumdaki saate baktığımda saatin 6 ya geldiğini gördüm. O sırada merdivenlerde Poyraz abiyi gördüm. Beni görünce memnuniyetle başını salladı. Yanıma adımlamaya başladı. O sırada ben 500 tane mekiği tamamlamış ayağa kalkmıştım. Barfiks çekmek için çardağın yüksek demirine ilerlediğim sırada Poyraz abi de çoktan yanıma gelmişti.
"İkili barfiks çekicez."
Onaylarcasına kafamı salladım. Diğerleri ne olduğunu bilmediği için merakla bize yoğunlaştılar. O sırada gençler de yavaş yavaş aşağıya iniyordu.
Ben demirin altına ilerledim ve zıplayarak demire tutundum. Demir anlamadığım bir şekilde çok yüksek olduğu için ikimizde çok rahat çekerdik. Ardımdan Poyra abi yanıma yaklaştı ve bana tutunarak bacaklarını benim bacaklarıma doladı. bende bacaklarımı onunkilere doladım.
Ege "Oha!"
Minel "Yok artık ablam nasıl taşıyor Poyraz abimi ya!"
Annem "Yavrum belin incinir!"
Poyraz abim "Merak etmeyin alışkın o."
Onun bu cümlesiyle sakinleşerek yerlerine oturdular ancak hala tereddütlüydüler. Yine de yerlerine oturarak bizi izlemeye başladılar. Çoktan herkes avluya inmişti. Erkek tayfa kaşları çatık bizi izliyordu. Arada hafif zorlansamda çekmeye devam ediyordum. Tam olarak 500 barfiks çektikten sonra tam tersi pozisyona geçtik ve bu sefer Poyraz abi çekmeye başladı. Oda 500 barfiks çekince yere indik ve avluya yöneldik. Hafif terliydim ama kahvaltıdan sonra duş almaya karar verdim. Avluda bizimkilerin yanına oturunca hepsi bana gururla ve hayranlıkla bakıyordu. Onlara hafifçe tebessüm ettim.
3 Saat sonra
_______________________
Kahvaltı yapıp odama çıkmıştım ve duşa girmiştim. Şimdi ise üstümü giyiyordum. Annem bugün kadınlar arasında gün yapacaklarını ve benimde yanlarında oturacağımı söylemişti. Maalesef...
Sen bu durumlara düşecek kadınmıydın be Arya
Bir s*ktir git ya. Sinirlerim bozuk zaten. Hayır yani ben kim gün kim? Dağ başında sofra edebi öğretilmiyor. Birde kendini beğenmiş hanımların laflarını mı çekecem. Of itlerin peşinden koşarım daha iyi.

(Çanta yok)
Üstüme siyah bir hırkada aldıktan sonra silahımı belime taktım. Asker kimliğimi ve telefonumu da hırkamın cebine koydum. Ardından odamdan çıktım.
Aşağıya indiğimde erkekler avluda oturuyordu. Bende avluya indiğimde alay edercesine sırıtıyorlardı. Ama bende Arya'ysam o sırıtmayı bozarım aga.
"Sırıtın siz sırıtın. Ancak haberiniz yok ki beni kurtların arasına atıyorsunuz."
Arel abim "Ne alaka kızım. Altı üstü gün."
"Tabii sadece oğluna gelin arayan kadınlarla dolu bir gün ne olacak ki?"
Poyraz abim birden ayaklandı.
"Ne gelini lan!"
Ardından diğer erkeklerde ayaklandı.
Miraç abim "Kim lan o piç!"
Arel abim "Nah veririm lan seni!"
Babam "Kim kızımı istiyor ya!"
Aytaç abim "Arya gel gidiyoruz. Zaten bizde hep birlikte gezelim diyorduk demi."
Ege "Aynen abla. Hem vakit geçiremedik pek fazla."
Ares "Evet abla hem sana Mardin'i gezdirmedik."
Tam devam edeceklerdi ki annem ortama girdi.
"Susun eşek sıpaları kızım burada kalacak. Hem kim bilir belki bir kısmet çıkar."
Babam "Ne diyorsun sen hanım! Ben kızımı kimseye vermem!"
"Sen sus Serkan! Koltukta yatarsın bak."
Poyraz abi "Arya istemiyor ki. Sevmez o öyle şeyleri demi abicim?"
"Niye öyle diyorsunuz ya belki beğenirim. Belli olmaz"
Bu cümlemle tüm erkekler kudurmuştu. Bende keyifle onları izliyordum. Siz kim benimle dalga geçmek kim? Böyle kudurturum işte.
.
.
Annem zorla erkek tayfayı evden kovduktan sonra benide yanında sürükleyerek mutfağa sokmuştu. Bin çeşit pasta börek yapmışlardı resmen. Avludaki büyük masaya bunları yerleştirdikten sonra misafirler de yavaş yavaş gelmeye başlamışlardı. Her gelen oturmadan önce beni alıcı gözüyle süzüyordu.
Erkeklere şaka yaptık ama şaka uğruna gidecek gibiyiz.
Harbi aq. Valla bir endişelenmedim değil.
Salak mısın kızım. Yüzbaşısın sen. Asıl onlar korksun.
Haklısın lan. Ayarlarım bozulmuş aq. Hemen özüme dönüyorum.
Onlar bana alıcı gözüyle bakarken ben mimiksiz bir ifadeyle onlara bakıyordum.
Tüm misafirler gelince avluya doluştuk. Bir tane teyze bana bakarak tükürdü.
"Tü tü tü tü! Maşallah. Kız Defne ne kadar güzelmiş senin kız."
Annem "Öyle vallaha. Aman maşallah deyin nazar değmesin."
""Maşallah.""
Onlar konuşurken ben tuhaf tuhaf onları izliyordum. Ulan benim şuan dağda olmam lazımdı. Ne işim var burada. Neyse ki pazartesi günü iznim bitiyor. Şuanda cumartesi. Son 1 gün kaldı. Dayan be kızım.
Teyze 1 "Sevgilin var mı kızım?"
"Yok"
Teyze 2 "Evli misin? Gelçi yüzük göremedim ama."
"Değilim."
Teyze 3 "Hiih! Yoksa dul musun?"
Yanındaki teyze dirseği ile dürttü.
Teyze 4 "Kız öyle sorulur mu? Boşandın mı kızım?"
Teyze 5 "Çocuğunuz da var mıydı?"
Teyze 6 "Çocuk onda mı kaldı sende mi?"
Ben şok içerisinde onları izliyordum. Oha lan ben bu derece kafasında kuran görmedim.
"Hiç evlenmedim."
Teyze 1 "Kaç yaşındasın kızım?"
"26 yaşındayım."
Ah doğru size söylemedim dimi. Ekimde 26 yaşıma girdim. Şuanda Nisan ayının sonlarındayız. Kimse doğum günümün geçtiğini bilmiyor. Gelçi bende unutmuşum ya lan. Yeni hatırladım. Neyse akrep burcuyum ve burcumun tüm özelliklerini taşıyorum. Valla çok memnunum. Mükemmelim çünkü.
Teyze 4 "Veeyy! Evde kalmışsın kızım sen!"
Teyze 6 "Benim bir tane torunum var. İnşaat mühendisi. Boylu postlu. 30 yaşında. Yapayım aranızı."
Tam itiraz edecektim ki diğer teyze konuştu.
Teyze 5 "Ne yapsın kız senin pısırık torununu? Hem de benim gül gibi torunum dururken. Bak kızım. Benim torun senle yaşıt. Doktor. Yakışıklı mı yakışıklı. Ne dersin bir görüşseniz mi?"
Teyze 1 "Hanımlar hanımlar! Benim torunum dururken size ne hacet?"
Allah'ım ben nasıl kurtulucam bunlardan. Ya sabır!
.
.
.
Ertesi gün
_______________________
Dün yalvaran bakışlarımı gören babaannem ve annem beni kurtarmıştı. Şimdi ise annemleri çarşı ya bırakmak için arabaya ilerliyordum. Annem ve büyük yengelerim arabaya bindi. Bende sürücü koltuğuna geçtim. Çarşıya geldiğimizde hepimiz indik. Annemin yanına gidip kolumu omzuna attım ve kendime çekip saçından öptüm.
"Birşey lazım olursa söyleyin."
"Tamam annem kendine dikkat et."
"Tamam anne hadi Allah'a emanet olun."
Annemler uzaklaşana kadar onları izledim. Onlar uzaklaştığında arkamı dönüp arabaya yöneldim. Tam arabaya binecektim ki arabanın altındaki cılız kırmızı ışık dikkatimi çekti. Eğilip arabanın altına baktım.
"Siktir! Bomba koymuş p*çler!"
Son 10 dakikası vardı. Bombayı üstten incelediğimde imha edebileceğim bir bomba olduğunu gördüm ancak imha etmek için en az 20 dakika lazımdı. En iyi seçenek olarak bombayı uzaklaştırmak olduğu için hızla arabaya bindim. Hızla gaza atıldım. Şehirden uzak boş bir arazi vardı hep gittiğim uçurumun orada. Oraya son hız sürmeye başladım.
Yazardan
______________________
Karan her zaman geldiği uçuruma gelmişti. Yanlız kalmak için. Sigarasını içerken ilerden araba sesi duydu. Burası pek bilinen veya gelmek için tercih edilen bir yer değildi. Bu yüzden merak edip ayağa kalktı. İlerdeki boş araziye doğru hızla giden siyah bir araba gördü. Sürücü koltuğuna baktığındaysa Arya'yı gördü. Merakla kaşlarını çattı.
Arya ise biraz olsun rahatlamıştı. Şehirden baya uzaktı burası. Ancak son iki dakikası kalmıştı. En azından insanlara zarar gelmeyecek diye düşündü. Arabayı hafiften yavaşlatmaya başladı.
Karan arabanın yavaşlamasıyla yavaşça araziye ilerlemeye başladı. Tam o sırada Karan'ın hiç tahmin etmediği birşey oldu.
Araba hala hareket halindeyken patladı!...
Herkese merhaba! Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Bölüm birazcık sıkıcı olmuş olabilir. Aklıma yazacak birşey gelmiyor şu sıralar. Zaten psikolojik olarak boşlukta gibi hissediyorum kendimi ve hiçbir şey yapasım gelmiyor. Yinede size söz verdiğim gibi bölüm atmak istedim. Kendimi zorlayarak yazdım birşeyler.
Enişteyi nasıl dahil edeceğimi bilmediğim için bazı olaylarda yavaş yavaş bulunsun diye uğraşıyorum. Nasıl diyaloğa sokacağım bilmiyorum. Tavsiyeniz varsa yazın lütfen.
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi yazmayı unutmayın!
Kendinize iyi bakın ❤