Koridora çıkıp merdivenlerin oradan avluya baktım. Poyraz komutan ve eşi aşağıda oturuyordu. Ada'nın başına birşey gelmiş olabileceği ihtimaliyle hızla odasına girdiğimde maskeli bir adamın Ada'ya silah doğrulttuğunu gördüm. Anında üstüne atladım ve o sırada silah patladı...
&&&
Son anda adamın üstüne atlayıp silahı tutan kolunu yukarı doğrulttuğum için çıkan kurşun avizeye geldi. Avize patladı ve bu sese çoktan uyanmış olan Ada ağlamaya başladı. Ona zarar gelmesin diye hemen alıp yatağın altına ittim. Bu andan faydalanan adam yumruk attı yüzüme. Merdivenlerden ses gelmeye başlamıştı büyük ihtimalle duymuşlardı silah sesini.
Birden boğazıma yapıştı ve sürüklemeye başladı beni. Çoktan koridora çıkmıştık. Elinden kurtulup yumruk attım. Bana tekme atacakken takla atarak arkasına geçtim. Merdivenlere yaklaşmıştık.
Balkon gibi bir yerdeydik. Bir nevi küçük avlu gibi alt katta ki büyük avluya bakıyordu. Sağ tarafta da merdiven vardı.
Avluya bakan balkonun tahta trabzanına sırtım değiyordu hafif hafif. O sırada Poyraz komutanın merdivenleri çıktığını gördüm. Arkasından da karısı geliyordu. Birden adam bıçağını çıkardı. Silahı odada boğuşurken düşmüştü. Bana savurunca sırtımı trabzana tamamen dayadım sırtım hafif aşağı eğilmiş bir vaziyetteydi. Birden bıçağı kaldırıp bana sağlayacaktı ki bileğini yakaladım. Tüm aile yukarıdaki merdivenden aşağı inerken durmuş buraya odaklanmıştı. Tam Poyraz komutan adama müdahale edecekken adam üstüme daha çok yüklendi ve ben daha ne olduğunu anlamadan boğuşarak aşağı düştük. Önce çığlıklar duydum ardından sırtımda büyük bir acı hissettim.
"Ah. Ananı s*kim!"
Alt taraftaki büyük avluya düşmüştük. Ben yemek masasının üstüne düşmüştüm. Adamsa bir tane sandalyenin üstüne düşmüştü. Bıçak ise onun kalbine saplanmıştı. Duyduğum kırılma sesleriyle masanın kırıldığını anladım.
Poyraz komutan hemen koşarak yanıma geldi. Diğerleri de hızla aşağı iniyordu. Kollarımdan tutup kendine çekti ve sarıldı.
"İyi misin?"
"İ-iyim komutanım. Ada iyi mi?"
Başta konuşurken acıdan teklesemse sonradan toparlamıştım.
"Adamı buradan alalım. Albayı arayacağım."
Konuşurken ve nefes alırken sırtım acıyordu ama dayanabileceğim bir acıydı. O yüzden yüz ifademden belli olmuyordu canımın acıdığı.
Annem hemen yanıma koştu. Evet ne kadar canım acısada ona anne dedim. Demeliyim de. Sırf ben acı çekiyorum diye ona da çektiremem haketmiyor.
Annem "Kızım iyi misin?"
Çok endişelenmişti belli ki. Hızla bana sarıldı. Bende kollarımı ona dolayın kafamı eğdim ve saçlarından öptüm.
"İyiyim anne." Diye fısıldadım.
Kafamı kaldırıp Ateş'e baktım ve adamı işaret ettim. Gözlerini kapatıp açarak onayladı ve adama ilerledi. Meriç' te onunla gitti. İkisi adamı kaldırdı ve götürmeye başladılar.
Poyraz komutan yanıma geldi.
"Adam kime gelmiş?"
"Sizin için gelmiş komutanım. Ada'nın odasından tıkırtılar duyunca ne olur ne olmaz diye bakayım dedim. Bir girdim elinde silah Ada'nın kafasına dayamış. Görünce direk üstüne atladım zaten."
Poyraz komutan "Ne! Allah beni kahretmesin! Daha dikkatli olmalıydım. Kızımı korumalıydım!"
Ellerini saçına geçirmiş kendine kızarak bir sağa bir sola yürümeye başladı.
"Komutanım! Kızınız iyi şuanda. Kendinizi suçlamanız birşeyi değiştirmez. Sizin suçunuz da değil. Nereden bilebilirdiniz."
Poyraz komutan hızla yanıma gelip hızla bana sarıldı.
"Teşekkür ederim Arya. Teşekkür ederim güzelim. Sen olmasaydın kızım ölmüş olabilirdi. Ayrıca bana askeriye dışında abi de. Abinim ben senin."
"Önemli değil abi. Tabi yeğenimi koruyacağım."
O sırada kucağında ağlayan Ada'yla Poyraz abinin karısı Nazlı yenge indi. Poyraz abimin yanına geldiklerinde Ada ağlayarak babasına kollarını uzattı.
"Baba."
Poyraz abi "Babam. Gel birtanem."
Poyraz abi Ada'yı kucağına aldı. Ada kafasını Poyraz abinin boynuna koyup içli içli ağlamaya devam etti. O sırada Poyraz abi kızının saçlarını okşayıp teselli ediyordu.
"Şştt, geçti babam, geçti güzelim, korkma. Bak baba burada."
Ada "Haya kuytaydı meni." Diyerek beni gösterdi.
Nazlı yenge ve Poyraz abi bana bakıp gülümsedi. Bende onlara kafamı hafifçe sallayarak karşılık verdim.
Merdivenlere doğru ilerlerken Arda yanıma geldi.
"Ulan Spiderman gibi uçtunuz ha! Çok havalıydın lan."
"Salak ya" diyerek tebessüm ettim.
Arda "Neyse hadi gel sırtına krem süreyim."
"Gerek yok ya."
Arda "İtiraz kabul etmiyorum. Hadi!"
Odama girdik birlikte Arda ilk yardım çantasını almak için banyoya gitti. Bende o sırada telefonumu alıp Caner albayın telefon numarasını tuşladım ve aramaya başladım.
Kısa süre sonra telefon açılınca saygıdan ötürü ayağa kalktım.
"Yüzbaşı Arya Öztürk! Mardin."
"Söyle asker!"
"Komutanım Öztürk konağında suikaste uğradık."
"Anlat."
"Yan odamda kalan Binbaşı Poyraz Öztürk'ün kızını öldürmeye çalıştılar. Odadan tıkırtılar gelince bakmak için girdim ve kıza silah doğrultan bir adam gördüm. Öyle görünce hemen üstüne atladım. Bir süre boğuştuk. Boğuşurken koridora çıkmışız. Silahını odada düşürdüğü için bıçak çekip bana savurdu. Bende kendimi korumak için bir adım arkaya gittim. Sırtım aşağıda ki avluya bakan trabzanlara yaslandı. Bıçağı kaldırıp bana saplayacaktı ki bileğini tuttum. Tekrar boğuşmaya başladık ve ağırlığını üstüme fazla verince ikimizde aşağıda ki avluya düştük. Düşerken de boğuştuğumuz için bıçak kalbine saplanmış. Yani adam öldü sorgulayamadık."
"Sen iyi misin asker?!"
"İyiyim komutanım."
"Ben iki tane asker gönderiyorum adamı onlara teslim edin."
"Emredersiniz komutanım!"
Telefonu kapattım da Arda da yanıma gelmişti. Üstümdeki penyeyi çıkardım. Arda sırtımdaki kemer izlerini görse de birşey demedi. Alışmıştı artık. Yaralarımı hep ona sardırırdım. Üzülüyordu ama artık birşey demiyordu. Eminim ki şimdi gözleri dolmuştu. Maalesef duygusal bir çocuktu.
Arda "Sırtın baya morarmış. Şimdi krem sürücem tamam mı?"
Kafamı sallayarak onayladım.
Ertesi gün
______________________
Dün akşam Arda sırtıma kremi sürüp gitmişti. Ardından ben aşağıya inip adamı gelen adamlara teslim etmiştim. Sonrada zaten herkes yatmıştı.
Şimdi ise üstümü giyiniyorum.

(Çanta dahil değil)
Son olarak hırkamı da giydim. Silahımı belime koydum. Asker kimliğimi ve telefonumu da cebime koyduktan sonra odadan çıktım.
Merdivenden aşağı indiğimde kuzen tayfasının avluda oturduğunu gördüm. Bende onların yanına ilerledim. Boş bir yere oturunca bana döndüler.
Ege "Abla birinci kattan masanın üzerine düştün. Buna rağmen çok rahat yürüyorsun ya bir kez daha hayran kaldım."
Hafif tebessüm ettim onun hayran bakışlarına. Ares kıskanç bir şekilde yanıma oturup göğsüme yaslandı. Kolumu ona sarıp saçlarına öpücük kondurdum.
Miran "Vallahi bende hayran kaldım ya. Biz birinci kattan düşsek bayılır kalırız. Arya abla birde askerleri çağırıp adam teslim etti."
Ayaz "Harbi ya. Ama ben bir ara korktum bıçak çekince adam. Birde masa kırıldı düşünce. Bir yerine saplanacak zannettim."
Çok hafif zor farkedilecek bir tebessüm ettim bu hallerine.
Miraç "Sen bizi doğru düzgün tanımıyorsun. Bence biz kendimizi tanıtalım."
İlk Kürşat aldı sözü.
"Kürşat Öztürk. 35 yaşındayım. İç mimarım kendi şirketim var. Evliyim. 9 yaşında da oğlum var. İsmi Umut."
"Ahu Öztürk. 32 yaşındayım. Kürşat'ın karısıyım. İlkokul öğretmeniyim."
"Altay Öztürk. 30 yaşındayım. Bilgisayar mühendisiyim. Evliyim. 7 yaşında kızım var. İsmi Belinay."
"Beyza Öztürk. 28 yaşındayım. Altay'ın eşiyim. Diş doktoruyum. Öztürk Hastanesi'nde çalışıyorum."
"Ayça Öztürk. 25 yaşındayım. Mimarım. Abimin şirketinde çalışıyorum."
"Miraç Öztürk. 35 yaşındayım. Avukatım. Evliyim. 7 yaşında kızım var. İsmi Masal."
"Mısra Öztürk. 32 yaşındayım. Miraç'ın eşiyim. Avukatım."
"Meriç Öztürk. 30 yaşındayım. Savcıyım. Evliyim. 6 yaşında kızım var. İsmi Mira."
"Miray Öztürk. 28 yaşındayım. Meriç'in eşiyim. Psikoloğum."
"Miran Öztürk. 22 yaşındayım. Polislik okuyorum."
"Minel Öztürk. 17 yaşındayım. Sayısalcıyım. Doktor olmak istiyorum."
"Beni biliyorsun zaten ama yinede tanıtayım. Poyraz Öztürk. 30 yaşındayım. Askerim. Evliyim. 4 yaşında kızım var. Adı Ada."
"Nazlı Öztürk. 28 yaşındayım. Poyraz'ın eşiyim. Kreş öğretmeniyim."
"Ulaş Öztürk. 28 yaşındayım. Çocuk doktoruyum."
"Ateş Öztürk. 28 yaşındayım. Ulaş'ın ikiziyim. Polisim."
"Ayaz Öztürk. 25 yaşındayım. Yazılım mühendisiyim."
"Akın Öztürk. 20 yaşındayım. Pilotluk okuyorum."
"Ege Öztürk. 18 yaşındayım. 1 sene sınıfta kaldığım için 12. Sınıfım. Asker olmak istiyorum."
Kafamı salladım. Beklentiyle bana baktıklarını görünce sıkıntılı bir nefes verdim ve konuştum.
"Arya Öztürk. Askerim. 25 yaşındayım."
Arda "Boşuna kendinizi tanıtarak yordunuz. Kalıbımı basarım sizi en ince ayrıntınıza kadar araştırmıştır. Eğer araştırmasaydı buraya adımını atmazdı."
Poyraz abim "Ee asker olmak bunu gerektirir."
Kafamı yani dercesine salladım.
Tebessüm ederek birkaç saniye bana baktılar.
Miran "Asya'yla çok benziyorsunuz. Ailedeki tek kızılların sizler olması büyük şans olmalı."
"Farklılık güzeldir."
Asya "Ay evet ya bu çok güzel birşey. İnşallah bende büyüyünce ablam gibi çok güzel olurum."
Ona tebessüm ettim.
"Emin ol benden daha güzel olacaksın."
Oda bana gülümseyerek baktı.
Ayça "Gerçekten çok güzelsin. Kesin erkekler peşinde koşuyordur."
Tüm erkekler kaşları çatık bir şekilde ona baktı.
Arda "Hem de ne koşmak. Lise de bile bunun peşinden koşmayan erkek yoktu."
Birden tüm erkekleri bir öksürme tuttu.
Kızlar ise alttan alttan gülüyordu. Bende dudağımı ısırarak etrafa bakmaya başladım.
Arel abim "Ee Arya ne yapıyordu?"
Biraz sinirli çıkmıştı sesi.
Arda "Hiiiç... dövüyordu onları."
Tüm erkekler rahatlamayla arkasına yaslandı.
Aytaç abim "Oh oh iyi."
Kadınlar artık kahkaha atmaya başladı kendilerini tutamayıp. Bir tek ben ifadesizdim. Elimde olan birşey değildi. Onca yaşanmışlıktan sonra içten bir şekilde gülebilseydim eğer delirmiş olduğumu anlardık.
Miraç "Gel ben sana bunların çocukluğunu anlatayım. Çok saçma ve komikti. Hele şu ikizlerin bir anısı var."
Ulaş "Abi hayır ya onu anlatma. Rezil olmak istemiyorum."
Ateş Ulaş'ın ensesine vurup dişlerinin arasından konuştu.
"Ulan it herif hepsi senin yüzünden. Birde gelmiş rezil olmak istemiyorum diyor."
Miraç "Ulan bir susun da anlatayım. Heh neyse. Şimdi ikizler 5 yaşında tamam mı? Ulaş Ateş'i kahvaltıya çağırmak için uyandırmaya gitti. Tabi dürtmüş, seslenmiş ama uyanmamış. Bu da sinirlenip uyansın diye. Yüzüne işemiş."
Duraksayıp kahkaha atmaya başladı. Bende çok hafif bir tebessüm ettim ve hemen sildim tebessümümü.
Miran "Neyse işte biz yukarıdan bir çığlık sesi duyduk. Hemen yukarı koştuk. Bir baktık ki. Ulaş Ateş'in yüzüne işiyor. Ateş'te çığlık atıyor. Tabi hepimiz gülme krizine girdik kapıda. Bir kaç dakika sonra Aylin yengem Ulaş' ı uzaklaştırmaya çalışmıştı."
Herkes tekrar kahkaha atmaya başladı. Ulaş yanakları kızarmış bir şekilde halıya bakarken Ateş ise sihirli bir şekilde bakıyordu.
Böyle böyle bir kaç anı daha anlattılar herkesin çocukluğuyla ilgili.
Altay "Ee senin çocukluğun nasıl geçti Arya?"
"Pek iyi sayılmaz."
Poyraz abi "Nasıl yani biraz bahseder misin?"
Derin nefes aldım. Artık onların ailesindendim her ne kadar kabullenmek istemesem de. Bu yüzden yüzeysel de olsa hakkımda birkaç şey öğrenmek istemelerini anlıyordum. O yüzden azıcık bahsetmeye karar verdim. En fazla ne olabilir ki?
"10 yaşıma kadar o aileyle yaşadım. Sonra benden sıkılıp beni yetimhaneye bıraktılar. Yaklaşık 1 yıl sonra evlatlık alındım. Ancak 3 yıl sonra oradan kaçtım. Yetimhane beni geri aldı. 17 yaşında beni geri aldılar yetimhaneden o aile. 18 yaşıma kadar tekrar onlarla yaşadım. 18 yaşımda sınavı kazandığımı öğrenince çekip gittim."
Arda'nın yüzünde buruk bir tebessüm vardı. Ayrıntıları biliyordu çünkü. Birden gözleri doldu ve avludan çıktı. Sıkıntılı bir nefes alıp hızla bende arkasından çıktım.
Avludan aşağı inmiş arka bahçeye gitmişti. Bende hemen peşinden gittim. Büyük bir ağaca yaslanmış gözleri dolu dolu çimlere bakıyordu. Hızla yanına gittim. Beni görünce hemen gelip sarıldı ve başını boynuma gömdü.
"Keşke daha önce karşılaşsaydık be Arya'm. Keşke seni daha önce kurtarabilseydim."
Gözlerinden iki damla yaş boynuma aktı.
Yazardan
__________________
Hızla avludan çıkan gençlerin arkasından şaşkınca baktılar. Hepsinin içi acımıştı. Onlar burada huzurla büyürken Arya yetimhaneye bile düşmüştü. Tabi bu sadece bildikleri kısımdı.
Altay "Keşke sormasaydım." Diye mırıldandı.
Miran "Demek ki daha bilmediğimiz kötü şeyler var. Yoksa Arda abinin gözleri dolmazdı."
Arel "Kahretsin ya!"
Aytaç "Kim bilir evlat edinen aileden niye kaçtı?"
Hepsinin kalbinde bir acı belirmişti.
Ares ve Asya'nın gözleri dolmuştu.
Hepsi Arya'nın geçmişinden duyduğu ufacık kesitlerle bile yıkılmışken hepsini öğrenseler kim bilir ne olurdu?
Herkese merhaba! Umarım bölümü beğenmişsinizdir.
Bu günden sonra haftada bir düzenimize geri dönüyoruz. Çünkü okul açılıyor maalesef.
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi yazmayı unutmayın. Kendinize iyi bakın ❤