Baba tarafıyla tanışmayı kabul ederken bu kadar çabuk olacağını bilmiyordum. Şahsen o kadar çabuk oldu ki Arda da arkamda motorumla Öztürk ailesinin arabalarını takip ederken buldu kendini. Tabi son anda küçük sırt çantasında birkaç parça kıyafet almayı başarmıştım. İçimden bir ses bir bokluk çıkacağını söylüyor ama ne bileyim.
Şuan ciddi ciddi Öztürk aşiretinin konağına gidiyorduk. Evet evet aşiret. Anne tarafı bir aşiret değildi ama baba tarafı ful aşiret.
Sen neden -mış eki kullanmıyon? Nereden biliyon bunları?
Araştırdım tabi olum.
Şimdi senin bu hissizlik, sinir falan gitti mi diyeceksiniz. Pek gitti diyemem. Sinirlendiren olursa dalabilirim ama piç Murat'ı dövmekte az çok sinirlerime iyi gelmedi değil.
Şahsen ne ara yola çıktık bilmesem de pek birşey demiyordum. Çünkü artık bir an önce şu akraba işleri bitsin istiyorum. Ay karıştırılmak ne kadar da zormuş ya.
E bi zahmet aq.
Zor dediğime bakmayın sıkıldım ya. Artık bu işler sıktı ya. Abi önceden ne kadar güzeldi. Kimse yoktu. Hesap vermek yok. Kafana göre takıl. Sadece askerlik var falan. Harbi güzelmiş lan.
Ya tamam aile sevgisiydi, sevilmekti falan her ne kadar bana ters olsada fena değil ama habire seni merak etmeleri, yanlız kalmak istiyorum diyince bile meraktan kırk kere aramaları, sırf onlar üzülmesin diye kendimden taviz vermem biraz beni sıkıyor aq. Ben gelemem böyle şeylere.
(Burada bende Arya'da içini döktü gibi oldu ama her neyse olaylara geçek artık)
Arda "Lan oğlum ben niye geliyorum sizinle?"
"Ne bileyim lan. Ben kabul ettim de bu kadar çabuk gideceğimizi bilmiyordum."
Arda "Harbi bu ne acele aq."
(Burada bir tıkandım aq ne yazacağımı bilemedim)
Bir 10-15 dakika sonra baya büyük bir konağın önünde durduk.
Tabi sülalece yaşadıkları için bu kadar büyük olması normal.
Hak veriyorum. Hepimiz park edip indik.
Konağın önünde dizildik. Burada da korumalar vardı tabiki ve hepsi bana şaşkınlıkla bakıyordu. Tam olarak baktıkları şey Asya ve benim benzerliğim. Birde yaralarım olabilir.
Yanağımda ki morluk geçmişti. Ancak dudağımda, kaşımda ve anlımda küçük yara vardı. Ellerimde ki eklem yerlerim kıpkırmızıydı. Daha bugün olduğu için henüz kabuk bağlamamıştı. Birde üstümdeki hırkayı çıkarmıştım. Kollarımdaki sargılara bakıyorlardı.
Onlara sert bir bakış atarak hırkamı giydim. Asya yanıma gelip kolumun altına girdi. Diğer kolumun altına da Ares girdi. İkisinin de kafasına bir öpücük bırakıp iyice kendime çektim. Konağa doğru ilerlemeye başladık. Babam kapıyı çaldı. Kapıyı bir tane kız açtı. Benimle yaşıt gibi görünüyordu ki yüksek ihtimalle benimle yaşıt.
Dikkatle ve merakla bana baktı. Daha sonra babamın genzini temizlemesiyle kendine gelip çekildi.
"Ay amca hoş geldin."
Kız tek tek tüm aileyle sarıldı. Demek ki bu kız benim kuzenim olan kız. Evet araştırmıştım ancak resimlere bakmamıştım. O yüzden tiplerini bilmiyordum.
İçeri girdiğimizde baya kalabalıktı.
Arda "Hoay maşallah. Bu ne kızım tüm sülale aynı evde mi yaşıyorlar?"
Arda kulağıma fısıldayarak konuşunca ona döndüm.
"Sus lan. Şimdi duyacaklar." Diyerek bende kısık sesle tısladım.
İkizler çoktan kollarımın altından çıkıp önden gitmişti. Arda'yla yanyana köşeden onları izliyorduk.
Hepsi sırayla sarılıyorlardı. Sarılmalar bitince beni fark ettiler ve şaşkınlıkla yüzümü incelemeye başladılar. Kesin dayak yediğimi falan düşünüyorlardır. Bu aklıma gelen düşünceyle yüzümü buruşturmak istedim ama tabiki ifadesiz yüzümde mimik oynamadı. Belimde ki silahı görmezler inşallah. Birde onların korkusuyla uğraşmak istemiyorum.
Aralarındaki en yaşlı adam konuştu. Kesin bu dedem olan Kemal Öztürk.
"Torunumun yüzünün hali ne Serkan! Kim yaptı söyle sıkayım topuklarına!"
Arda "Oha tam bir ağa. Yanlız bunu söylerken çok karizmatikti."
Karnına dirsek attım.
"Ah"
"O beynini si-sevdirtme bana Arda!"
Dişlerimi sıkarak konuştuğumu görünce yerine sindi. Diğerleri ne konuştuğumuzu merak edercesine bakıyordu. Banane.
(Kskskskskdj)
Babam "Uzun hikaye baba. Anlatırım ben sana sonra."
Dede bey üstelememesi gerektiğini anlamış olmalı ki sustu.
Babaannem olduğunu düşündüğüm kadın konuştu.
"E hadi içeri geçelim de tanışalım torunumla."
Büyük bir salona doluştuk hepimiz. Arda ve ben yanyana ikili koltukta oturmuştuk. Salonda ki erkekler Arda'ya kaşları çatık bakıyordu.
Arda "Lan bunlar niye beni s*kecek gibi bakıyor." Diye fısıldadı.
Bende fısıldayarak "Ne bilim olum." Dedim.
Bizim fısıldayarak konuşmamızla daha çok kaşlarını çattılar. Arda iyice arkama doğru sindi. Bende onun üstündeki bakışları çekmek için boğazımı temizledim. Tam konuşacaktım ki Deniz içerden koşarak kucağıma çıktı. Daha tanışmadığım aile üyeleri buna şaşırsada sesini çıkarmadı.
"Haya ben seyi şok öjledim."
Kısık sesle konuştum.
"Bende seni özledim."
Mutlulukla bana sarıldı ve kafasını göğsüme koydu. Bir eli de her zamanki gibi saçlarımdaydı. Karnım hafif sızlıyordu ama bu benim için sinek ısırığıydı. Şuan kendimi iyi hissediyordum.
Bizi izleyen aile üyelerine döndüm.
"Artık tanıştıracak mısınız?"
Diğerleri bu kadar düz ve soğuk konuşmama şaşırmış olmalılar ki bir kaç saniye kaşlarını çatarak bana baksalar da önlerine döndüler. O sırada babam onları tanıtmaya başladı.
"Kızım bu deden Kemal, babaannen Kezban, abim Berzan ve eşi Canan, çocukları Kürşat 35 yaşında, karısı Ahu, birde çocukları var ismi Umut 9 yaşında, Altay 30 yaşında, karısı Beyza, çocukları Belinay 7 yaşında, son olarak Ayça oda seninle yaşıt."
Derin bir nefes alıp devam etti.
"Buda diğer abim Kerim ve eşi Nuray, çocukları; Miraç 35 yaşında ve karısı Mısra, çocukları Masal 7 yaşında, Meriç 30 yaşında ve karısı Miray, çocukları Mira 6 yaşında, Miran 22 yaşında, Minel 17 yaşında. En küçük abim Alparslan ve eşi Aylin, çocukları; Ulaş ve Ateş ikizler 28 yaşında, Ayaz seninle yaşıt, Akın 20 yaşında, Ege 18 yaşında. Aslında Alparslan abimin en büyük oğlu şuan burada değil birazdan gelir onunlada tanışırsın. Ailem Arya'nın yanındaki de en yakın arkadaşı, kardeşi gibi gördüğü Arda. Arya'yı görmeye başka şehirden gelmiş. Bizde yanlız kalmasın diye yanımızda getirdik misafir olarak."
Kafamla onaylayıp baba tarafına döndüm.
"Arya."
Bir süre boş boş bakıştık. En sonunda dede bey söze girmeye karar vermiş olmalı ki konuşmaya başladı.
"Gençler küçük salona geçsin bence. Hem kaynaşırlar."
Tüm kuzen tayfası ve eşleri kafalarını onaylarcasına sallayıp yerinden kalktı. Bende kucağımda ki Deniz'le kalktım. Yere çöküp sesimi yumuşatmaya çalışarak konuştum.
"Deniz. Sen içeride arkadaşlarınla oyna ben sonra yanına geleceğim tamam mı?"
Başta dudaklarını büzsede daha sonrasında kafasını aşağı yukarı sallayarak onayladı ve içeriye gitti. Bizde küçük salon dedikleri yere geldik.
Arda yanıma yaklaşıp fısıldadı.
"Oğlum şu Ateş midir nedir? Birkaç kez kaşlarını çatıp beline baktı."
"Silahım belimde. Bildiğim kadarıyla polismiş. Fark etmiş olabilir."
Arda "Haklısın."
Arda boş bir yere oturdu. Bende tam oturacağım sırada arkamda hareketlenme sezdim ve anında arkamı döndüm. O sırada Ateş bana silahını doğrultmuştu. İfadesizce ona bakıyordum. Diğerleri hızla ayağa kalktı şok içinde.
Miraç "Ateş ne oluyor? Ne yapıyorsun?!"
Ateş "Neden silahın var?!"
Bir tek bizimkiler yerinden kalkmamıştı. Abilerim, ikizler ve Arda çok rahattı. Çünkü benim kendimi çok iyi bir şekilde savunabileceğimi ve savunduğumu biliyorlar. Hadi ama bir askere silah çekerek hayatının hatasını yapıyor.
Bir iki adım atarak silahın kalbime değmesini sağladım diğerleri daha çok gerilmişti.
Saniyeler içerisinde bileğini büküp silahı kendi elime aldım ve ona doğrulttum. Daha ne olduğunu anlamamıştı bile. Diğerleri bu sefer bana şokla bakmaya başladılar.
Ege "Oha hayran kaldım."
Silahın emniyetini kapattım ve tam ona uzatıp konuşacakken kapıdan Poyraz komutanın girdiğini gördüm. Poyraz komutan mı?!
Anında hemen silahı Ateş'in eline verip hazır ola geçtim.
"Yüzbaşı Arya Öztürk! Mardin. Emret komutanım!"
Poyraz komutan beni görünce şaşırsada hemen toparladı.
"Rahat!"
""Çüş!""
Ege "Bu sefer aşık oldum galiba."
İçimden sırıttım. Sanırım küçük çocukları kendime hayran bırakmakta ustayım.
Poyraz "Ne oluyor burada?! Ayrıca Arya senin Asya'yla benzerliğin gözüme batmıştı ama karışan kuzenim olacağında aklıma gelmemişti."
"Benimde aklıma gelmemişti komutanımla kuzen çıkacağım."
Meriç"Şimdi sen asker misin Arya?"
"Evet."
Akın "Vay be."
Ateş "Bu neden silahın olduğunu açıklar. Ayrıca silahı çok iyi aldın."
"Eyvallah."
Poyraz komutan oturunca bende boş bir yere oturdum. Yanımda Ege ve Arda oturuyordu.
Poyraz komutan bana döndü.
"Tahmin ettiğimden çabuk toparlamışsın."
"Vücudum alışkın çünkü komutanım."
Hemen yan koltukta oturduğu için Arda dışında kimse duymamıştı.
Poyraz komutan "Ellerine ne oldu? Daha işkence göreli birkaç gün olmadan adam mı dövdün?"
Arda "Yaralı olmasına rağmen bu sabah içtima yapan birine bunu sormanız ironik."
Poyraz komutan kaşlarını çatıp bana baktı.
"Yaralı yaralı içtima mı yaptın sen?!"
Ses tonu sertleşmişti ve hafif yükselmişti. Bu yüzden herkes duymuştu.
Asya "Abla Poyraz abi senin yaralı olduğunu nereden biliyor."
Hemen Poyraz komutana döndüm. Poyraz komutan da bana bakıp Asya'ya döndü. Tam konuşacaktı ki içeriden çağırdılar.
Dede bey "Çocuklar gelin gelin. Babaanneniz tatlı yapmış hep beraber yiyelim. Hem de sohbet ederiz."
Hanımlar tabakları dağıttı. Hanımlar dediğimde Defne hanım, yengelerim, amcamların karısı olan yengelerim ve kuzen tayfasının eşleri.
Herkes yavaş yavaş tatlılardan yerken Alparslan amcam bana döndü. Dosyadan hatırladığım kadarıyla emekli albaydı. Erken emekli olmuş özel nedenlerden dolayı. Kesin o da silahım olduğu için işkillenmişti.
"Mesleğin ne Arya?"
Sesinde askerliğin getirdiği tokluk ve sertlik vardı.
"Askerim."
Şaşırmışlardı. Abi niye bu kadar şaşırıyorsunuz ya. Her neyse.
Alparslan amcam "Rütben ne?"
"Yüzbaşı. Bordo bereliyim."
Alparslan amcamın yüzünde memnun ve gururlu bir ifade oluştu.
Defne hanım "Kızım hava sıcak sen neden hırkayla duruyorsun? Çıkarsana."
Poyraz komutana baktım. Oda hatırlamış olmalı ki kollarıma baktı. Tekrar yüzüme bakınca gözleriyle onayladı. Bende el mecbur çıkarmak için hırkamın uçlarını tuttum. Poyraz komutanla aramızda ki bakışmayı bir tek Alparslan amcam görmüştü. Oda anlamıştı birşeyler olduğunu. Kollarıma bakıyordu kaşları çatık bir şekilde.
Hırkamı çıkarınca kollarım sargılı olduğu için herkes şaşkın bir şekilde kollarıma bakmaya başladı.
Sizde ne çok şaşırdınız aq.
Babam "Kızım kollarına ne oldu? Neden söylemedin?!"
"Ufak ve gereksiz birşey."
Arel abim "Nasıl önemsiz birşey ya tüm kolun sarılı ne yaptılar?"
Dede bey "Ne yaralanması bu torunum?"
Alparslan amcam "Esir düştün dimi? Poyraz'la da oradan tanışıyorsunuz."
"Evet."
Poyraz "Aslında durumu benden daha ağırdı ama bizi oradan kurtaran Arya'ydı."
Altay "Durumu daha ağırdı derken."
Poyraz "İkimizde işkence gördük ama en büyük işkenceyi ona yaptılar. Arya'ya daha çok yüklendiler. 4 gün boyunca."
İşkence anları aklına gelmiş olmalı ki yutkundu. Derin bir nefes alıp hafif olumlu çıkarmaya çalıştığı sesiyle konuşmaya devam etti.
"Ama çokta üzülmeyin. Bu kız deli. İşkence görürken adamlarla dalga geçiyordu."
Şerefsizin o anlarda ki yüz ifadesi aklına gelmiş olmalı ki kısa bir kahkaha attı. Bende sırıttım.
"Yüz ifadeleri hala aklımda."
Poyraz komutan "Ulan kızdırdıkça daha çok işkence yaptılar buna rağmen susmadın!"
"Napim komutanım. Benimde çenem esir düşünce açılıyor."
Poyraz komutan "Anladık onu."
Diğerleri bizi tebessümle izliyordu. Alparslan amcam ise gururla bakıyordu bize. İşkence görmemize rağmen güçlü durmamız hoşuna gitmişti.
Ege yanıma oturdu.
"Ay abla biliyor musun bende asker olmak istiyorum."
Baya heyecanlı gözüküyordu. Hafif tebessüm ettim.
"Eminim çok iyi bir asker olacaksın sen."
"Valla mı?"
"Valla."
Yanımda oturan Arda kulağıma eğilerek konuştu.
"Kızım ben acıktım ya."
Ensesine bir tane yapıştırdım.
"Oğlum ben seni buraya zıkkımlan diye mi getirdim bir sus ya. Olur olmadık yerlerde konuşuyon."
Diğerleri bu halimize güldü.
Akşam
____________________
Akşam yemeğini çoktan yemiş odalarımıza dağılmıştık. Benim odam Poyraz komutanımın odasının karşısında ki odaydı. Yanımdaki oda da kızı Ada'nın odasıydı.
Yatağıma uzanmış düşünüyordum. Birden yan odadan tıkırtılar geldiğini duydum. Ne olur ne olmaz diye bakmak için silahımı yatağımın yanındaki komodin den alarak belime koydum ve odamdan çıktım.
Koridora çıkıp merdivenlerin oradan avluya baktım. Poyraz komutan ve eşi aşağıda oturuyordu. Ada'nın başına birşey gelmiş olabileceği ihtimaliyle hızla odasına girdiğimde maskeli bir adamın Ada'ya silah doğrulttuğunu gördüm. Anında üstüne atladım ve o sırada silah patladı...
Herkese merhaba. Umarım bölümü beğenmişsinizdir.
Baba tarafıyla bir başlangıç yaptık. O kadar çok kuzen var ki hepsini nasıl konuşturucam bilmiyorum. Belki birazını iş bahanesiyle gönderebilirim.
Enişte kısmına gelirsek Poyraz değil. Bunu bu bölümde gördük. Alaz mı sorusuna gelirsek. Biraz ondan soğudum gibi birşey oldu ya. O yüzden enişteyi başkası yapacam.
Enişte de Arya da baskın karakter olsun istemiyorum. İki baskın karakterle hikaye geçilmez aga. Yüksek ihtimalle enişteyi 2-3 bölüme görürüz.
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi yazmayı unutmayın. Kendinize iyi bakın...
