İki genç sarılarak saatlerce ağladı. Arda en sonunda yorgun düşüp bayılan arkadaşını kucağına alıp yatak odasına götürdü ve yatağına yatırdı. Arda da yanına uzandı. Arya'yı göğsüne çekerek sarıldı ve saçlarını öptü. Ardından oda uyuya kaldı...
&&&
Arya'dan
_____________________________
Sabah uyandığımda kendimi Arda'nın göğsünde buldum. Demek ki beni buraya getirip yanıma yattı. Sorun etmedim çünkü biz sık sık birlikte yatardık yıllardır.
Kalkıp odamda ki banyoya girdim. Kısaca hemen duş aldım ve üstümü giyindim.

Karnımdaki ve kollarımdaki sargıları çıkarmıştım. Güçlü bir vücudum olduğu için çoğu yaram hızlı iyileşiyordu. Kollarımdaki kesikler yavaş yavaş kabuk bağlamaya başlamıştı. Karnımdaki yanık izlerinin kırmızılığı geçmişti ve uzaktan bakınca çokta belli olmuyordu.
Mutfağa girip biraz birşeyler hazırlamaya karar verdim. Hemen birkaç dakikada kahvaltılıkları masaya dizdim. Sucukları doğrayıp tavaya koydum onlar pişerken çay suyu koydum ve altını açtım. Ardından tavaya dönerek sucukları çevirdim. Biraz piştiğinde de iki tane yumurta kırdım. Sucuklu yumurta pişince masaya koydum. Canım birşey yemek istemiyordu. Bu yüzden sadece Arda'ya çay koydum.
Odama gittim. Arda hala uyuyordu. Yanına gidip kolundan dürttüm. Mırıldanıp öbür tarafına döndü.
"Arda hadi kalk ya."
Baktım kalkmıyor bende Arif albayın her zaman bize uyguladığı şeyi yapmaya karar verdim.
"Benden günah gitti Arda." Diye mırıldandım.
"Koğuş kalk!"
Sesim çok gür çıkmıştı. Arda bir anda sıçrayıp yataktan düştü.
Arda "Ah! Kızım napıyon ya?! Bir an babam geldi zannettim."
"Napim lan kaç dakikadır uyandırmaya çalışıyorum. Hadi kalk kahvaltı hazırladım."
Arda "Tamam yüzümü yıkayıp geliyorum."
"Ben karargaha gidiyorum. Sende kahvaltını yapınca gel. Yüzbaşı Arya çağırdı beni de. Ben zaten söyleyeceğim alırlar seni."
Arda "Sen kahvaltı yapmayacak mısın?!" Diye seslendi banyodan.
"Ben aç değilim canım istemiyor. Hadi görüşürüz!"
Hemen Arda birşey demeden hızla kapıya yöneldim. Banyoda kendi kendine birşeyler homurdanıyordu ama dinlemeden evden çıktım. Asker kimliğimi ve silahımı yanıma almıştım. Telefonum yanımda değildi. Arda gelirken getirirdi artık. Hızla karargaha yöneldim. 10 dakikalık bir yürüyüşün ardından karargahın kapısına ulaşmıştım. Askerler beni görünce direk açtılar. Girmeden önce nöbetçi askere döndüm.
"Arda Yazıcı gelecek birazdan buraya. İçeriye al."
"Emredersiniz komutanım."
Direkt odama yöneldim. Odama gelince kapıyı açıp girdim. Masama oturdum. Birkaç tane belge vardı. Anında onlarla ilgilenmeye başladım.
Evet hiç birşey yokmuş gibi davranıyordum. İçim yanıyordu hala ama artık bununla baş etmeyi öğrendim. Kafamı dağıtmak için tamamen dosyalara odaklandım.
Yaklaşık 15 dakika sonra biten dosyaları albayın postasına verdim ve albaya götürmesini söyledim.
Odama gelince yapacak birşey kalmamıştı. Aklıma dünkü görüntüler geliyordu. Tekrar sinir krizi geçirmemek için kafamı birşeyler le meşgul etmeliydim. Hızla askeri spor kıyafetini giydim. Hızla içtima alanına gittim ve koşmaya başladım. Yaralı olup olmamamı umursamıyordum şuanda. Aklıma görüntüler geldikçe, o adam geldikçe daha da hızlanıyordum. Bu hırsla 100 tur koştum. Ancak bu beni kesmedi. Bu yüzden hemen şınav çekmeye başladım. Kollarımı zorluyordum bunun farkındaydım ama bu hırsla ve bu sinirle acı hissetmiyordum. Şahsen umrumda da değil. Yaklaşık 500 şınav çektikten sonra hemen mekik çekmeye başladım. Kollarımı ve yüzümü gören askerler şaşkınlıkla bakıyordu. 500 tane mekik çektikten sonra da barfikse geçtim. 300. Barfiksimi çektiğimde artık kollarım hafiften kanamaya başlamıştı ama umursamayarak çekmeye devam ettim. İçimdeki sinir geçmiyordu.
Yazardan
____________________
Tim bahçeye çıkmış komutanlarının kollarının kanadığını görmüştü. Ancak seslenmeye korkuyorlardı. Çünkü komutanlarının sinirli olduğunu fark etmişlerdi.
Bahçede bulunan ve oradan geçen askerler şaşkınlıkla ve hayranlıkla komutanlarını izliyordu. Kollarının kanaması hem onları şaşırıp dehşete düşürmüş hemde kollarının kanamasına rağmen hiç zorlanmadan barfiks çeken komutanlarına hayran kalmışlardı.
O sırada karargaha giren Arda bahçeye girdi. Arya'nın kanayan kollarını görünce koşarak yanına gitmeye başladı.
"Arya!"
Arya duyduğu sesle kendini yere bıraktı ve ifadesizce Arda'ya baktı.
Arda "Arya kollarına ne oldu?! Hadi gel bakayım."
Arya "Boşver önemsiz."
Arda "Nasıl önemsiz Arya saçmalama kanıyorlar!"
O sırada penceresinden yüzbaşıyı izleyen Caner Albay artık inmesi gerektiğine karar vermişti.
Bahçede duyulan gür sesle herkes hazır ola geçti.
Caner Albay "Yüzbaşı! Hemen revire git!"
Ardından diğer askerlere döndü.
"Rahat! Sizde işinizin başına dönün!"
Tüm askerler dağılmaya başladı. Bir tek Caner Albay, Arya, Arda ve Arya'nın timi kalmıştı.
Tim hemen Arya'nın yanına gitti.
""Komutanım iyi misiniz?""
Arya ifadesiz yüzüyle tok ve sert ses tonuyla cevap verdi.
"İyiyim."
Arya hemen revire yürümeye başladı. Arda da peşinden gitti.
Caner Albay revire giden yüzbaşının arkasından bakarken onun ne kadar güçlü olduğunu düşünüyordu. İşkence olmasına rağmen komutanını oradan kurtarmış ve hala dim dik duruyordu. Yaralarına rağmen ağır bir içtima yapmıştı. Bir an askeriyle gurur duydu.
Öte yandan Arya kendini hem sinirli hemde duygusuz, hissiz hissediyordu.
Arda Arya'yı anlıyordu ancak bu kadar ciddi bir durum yaşayacağını bilmiyordu. Şuan ne yapacağını şaşırmış bir şekildeydi. Birde sebebini bilmediği yaraları vardı Arya'nın.
Tim Arya'nın haline şaşırmışlardı. Normalde de duygusuz olan komutanları bugün daha bir duygusuzdu sanki.
Revirde kollarına pansuman yaptıran Arya odasına gidip su geçirmez sargıları takarak duşa girdi. Duştan çıktıktan sonra üstünü giydi.
Arda ise onu kapıda bekliyordu. Arya odadan çıkınca Arda da hemen peşinden gitmeye başladı. Karargahın kapısına doğru gidiyorlardı. Kapıda ki nöbetçi askerler selam verince Arya da başını hafifçe sallayarak selam verdi ve lojmanlara doğru yürümeye devam etti.
Arda "Kollarına ne oldu?"
Arya "Görevdeyken oldu. Önemsiz."
Arda "Başka yaran var mı?"
Arya "Var."
Arda "Ne! Kızım sen niye antrenman yapıyorsun o zaman?!"
Arya "Kafa dağıtmak için."
Arda "Arya yapma böyle. Bak biliyorum zor bir dönemdesin ama bu yüzden kendine zarar vermemelisin."
Arya "Neyi anlıyorsun Arda! Kimse bir bok anlayamaz. Bana gelipte seni anlıyorum demeyin!"
İlk defa kendisine karşı sert ve öfkeli konuşan Arya ile şaşırdı Arda. Arya her yıl annesinin yıl dönümlerinde daha duygusuz ve sert olurdu bir süre. Bu süre bazen birkaç gün bazense 1-2 hafta olurdu. Bu seferse Arya daha çok öfkeliydi ve daha sertti.
Çoktan Arya'nın kaldığı lojmanın önüne gelmişlerdi. O sırada aklına yeni geldiği için küfreden Arda cebinden Arya'nın telefonunu çıkarıp uzattı.
"Ah unutmuşum. Bir çok kez aramışlar ve hala ara ara sırayla arıyorlar. Onları bu denli endişelendiremezsin Arya."
Arya kendisine sitem eden Arda'yı umursamayarak telefonunu aldı ve ekranı açtı. Defne hanım, Serkan bey, Arslan ve abiler bir çok kez aramıştı.
Arya ani bir kararla cebine son anda attığı motorunun anahtarını çıkardı ve motora bindi. Telefonunu cebine koydu ve Arda'ya döndü. Arkada kendi takmadığı kaskı ona uzatarak konuştu.
"Hadi bin."
Arda hiç sorgulamadan bindi ve kaskı taktı. Arya'ya kask takmasını söylemedi. Çünkü artık alışmıştı. Yıllardır ne zaman tak dese dakikalar süren bir atışma sonucu hep kazanan Arya oluyordu. Bu yüzden Arif Albay da Arda da pes etmişti. Artık zorlamıyorlardı.
Arda Arya'nın beline sarıldı. Arya motoru çalıştırdı ve aniden gaza yüklendi. Arda her ne kadar kaza yapmaktan korksada Arya'ya güveniyordu.
Yaklaşık 10 dakika sonra konağın önündeydiler. Normalde 15-20 dakika süren yol, Arya 250 de geldiği için 10 dakika sürmüştü.
Arda motordan inince derin bir nefes aldı. Panik atak geçirmesine az kalmıştı. Çünkü o bu kadar hıza alışkın değildi.
Arya'dan
___________________________
Konağın kapısını çaldım. Kapı açılınca Defne hanım açtı. Tam bana sarılacaktı ki geri çekildim.
Her yıl bugünlerde daha bir öfkeli daha bir sert oluyordum. Arda buna alışkındı. Ancak Öztürk ailesi alışkın değildi. İstesemde yumuşak davranamazdım şuan.
Defne hanımın üzüldüğünü görmüştüm ama elimde olan birşey yoktu.
Defne hanım "Kızım birşey mi oldu?"
"Birşey yok."
"Aa arkadaşın kim?"
"Arda. Kardeşim gibidir."
"Hoşgeldin oğlum"
Defne hanım Arda'ya sarılırken ben içeriye adımladım. Babam, abilerim, yengelerim, kuzen tayfası, ikizler ve çocuklar avludaydı.
Tam avluya girdiğim anda Arda koşarak yanıma geldi ve kolumdan tuttu. Bu bakışların bize çevrilmesine neden oldu.
Arda kulağıma fısıldayarak konuştu.
"Bak kızım onlar senin bu günlerdeki ifadesizliğine, sertliğine ve öfkene alışkın değiller kendini biraz olsun tutmaya çalış."
Kafamı aşağı yukarı sallayarak onayladım. İkimizde yanyana boş olan bir koltuğa oturduk.
Herkes Arda ya sorgu dolu bakışlar atıyordu.
"Arda. Kardeşim gibidir."
Konuşmamla bakışları bana döndü. Bu kadar hissiz ve düz konuşmamı beklemiyor olacaklar ki şaşırmışlardı.
O sırada avluya dayım girdi. Beni görünce direkt yanıma geldi ve sarıldı. Bende hafifçe sarılışına karşılık verdim. Dedim ya hissizim içimden hiç birşey yapmak gelmiyor.
O sırada dışarıdan yıllardır aşina olduğum tanıdık bir ses yükseldi. Öfkemin arttığını hissettim ve aniden ayaklandım.
Yazardan
__________________________
Arda'nın duyduğu sesle gözleri irileşti. Bu gün olmaz dedi içinden. Olamaz dedi.
Arya'nın aniden ayaklanmasıyla durduramayacağını bilmesine rağmen seslendi.
"Arya! Arya hayır! Sakin ol!."
Arya hızla gidince o da tam peşinden gidecekti ki diğer aile üyelerinin hala şaşkınlıkla oturduğunu gördü.
"Çabuk yardım edin! Arya'yı tutmalıyız. Öldürecek yoksa!"
Tüm aile bu laflarla hemen koşarak aşağıya indi. O sırada Arya kapıyı açıp dışarı çıktı.
Arya "Ne hakla gelirsin lan kapıma!"
Arya'nın gürlemesiyle herkes yerinden sıçradı. Onu ilk defa bu kadar öfkeli görüyorlardı.
Murat "Nasıl yıkıldığını ve kendini suçladığını, perişan halini görmek için geldim."
(Murat Arya'nın üvey babası)
Arya "Senin yüzünden lan asıl herşey! Senin varya ağzına ****** ******** ******* *****."
Arya'nın sağlam küfürlerini duyanlar yüzünü buruşturdu. O sırada Arya çoktan Murat'ın üzerine atlamış onu öldüresiye dövüyordu. Kendine gelen aile üyeleri ve Arda anında Arya'yı Murat'tan ayırmaya çalıştı.
Arel ve Aytaç Arya'nın iki koluna yapıştı ancak güçleri yetmiyordu resmen. Arda da beline sarıldı Arya'nın. Zor bela ayırdılar.
Biri taksi çağırdı ve Murat'ı bindirip hastaneye gönderdi.
Arya'yı zorla içeri soktular. Aytaç hemen Arya'nın ellerine pasuman yapmaya başladı.
Yarım saat sonra
________________________
Arya biraz olsun sakinleşmişti. Aslında Aytaç sakinleştirici yapmak istemişti ama Arya istememişti.
Arya rahatladığını hissediyordu. Murat'ı dövmek iyi gelmişti. Büyük ihtimalle burnu, elleri, kolu falan kırılmıştı. Annesine yaptıklarının birazının bile hıncını çıkarması onu rahatlamıştı.
Serkan beyin telefonu çaldı. Serkan bey konuştukça sıkılıyordu.
Serkan bey "Tamam baba. Hadi Allah'a emanet ol."
Serkan bey Arya'ya döndü ve sıkıntılı bir nefes verdi.
Serkan bey "Babam aradı. Artık evinize dönün diyor. Kızım aslında biz geçici bir süreliğine sen biraz olsun buradaki akrabalarına alış diye burada yaşamaya karar vermiştik. Ancak o geçici süre doldu gibi. Şimdi gerçek evimize gitmeliyiz. Babaannenlerle yaşıyoruz aslında. Babam da artık seninle tanışmak istiyormuş. Senin de kafan dağılır hem ne dersin. Dönelim mi artık?"
Arya "Bana farketmez. Gidebiliriz...."
Herkese merhaba. Umarım bölümü beğenmişsinizdir.
Az çok Arya'nın içinde hissettiği hissizliği ve boşluğu anlatmak istedim.
Artık baba tarafıyla da tanışıp Arya'nın aşk hayatına ve askerlik hayatına döneceğiz biraz biraz.
Baba tarafının soy ağacını uzun uğraşlar ve kritik kararlar sonucu çıkardım kskdjskjkdksj. Gün içerisinde atarım onu da.
Bölüm hakkında düşüncelerinizi yazmayı unutmayın. Kendinize iyi bakın.
