İçeriğe geç

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 23 · 9 dk okuma

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 23

22. Bölüm

Konağın önüne gelince arabayı park ettim ve indim. Korumalar şaşkınca bana baksada umursamayarak kapıya yöneldim. Kapının önüne gelince kapıyı çaldım. Albay dayımın da burada olduğunu söylemişti. Dayımı çok ama çok özlemiştim. Onun bende yeri ayrıydı. Önce kapı açıldı. Daha sonra ise bir çığlık sesi geldi. İşim çok zordu. Hele bu tipimle daha zor...

-------------------------------------

Kollarıma bayılan Asya'ya şaşkınca bakıyordum. Hemen kucağıma aldım ve şaşkınca bana bakanları umursamadan avluda ki koltuğa yatırdım. Hafifçe yanaklarına vurup kendine getirmeye çalışıyordum.

"K-kızım. Bu halin ne senin. Ne yapmışlar sana!"

"Her zaman ki halim ya çokta sıkıntı yapmayın."

Kafamı kaldırıp baktığımda herkesin bu rahatlığıma şaşkınlıkla ve sinirle baktığını gördüm. Aralarında dayımı görünce hızla yanına gidip sarıldım. Oda bana sıkıca sarılıp başını boynuma gömdü ve ağlamaya başladı. Dayımı ilk defa bu kadar dağılmış görüyordum. Üstümde uzun kollu olduğu için kollarımı fln görmemişlerdi ama fena sızlıyorlardı. Suratım zaten berbattı.

Dayımdan ayrılınca annem koşarak boynuma atladı. Hafif bir iki adım sendeledim. Sırtım ve kollarımda ki acılar artmaya başlamıştı ama yinede yüzümü sabit tutmaya çabalıyordum. Ardından Ares ve Ata da sarıldı bana. İkisininde saçlarına öpücük bıraktım. Teyzeme sarıldıktan sonra diğerlerine döndüm. Babam, abilerim, dedem ve ananem pişmanlıkla bakıyorlardı. Birden babam diz çöküp hıçkırarak ağlamaya başladı.

"K-kızım affet beni. Ben berbat bir babayım. Allah benim belamı versin ama beni seninle sınamasın. Nolur affet beni. Ben çok pişmanım."

Babamı bu halde görünce gözlerim dolmuştu. Abimlerin de gözleri dolmuştu. Kimseye çaktırmadan gözlerimi sildim ve babamın yanına eğildim.

"Tamam baba sorun değil. Affettim ben seni."

Şu 4 günde ölümün bana ne kadar yakın olduğunu bir kez daha anlamıştım. Ayrıca babam ve abilerim bu kadar pişmanken daha fazla uzamasını istemiyordum.

Babam ayağa kalktı ve hıçkırarak bana sarıldı. Bende ona sarıldım sıkı sıkı. Babam benden ayrılınca abilerime döndüm. İkiside sessiz sessiz ağlıyordu. İçim gitti bu görüntüye.

Kollarımı açtım ve konuştum.

"E hadi neyi bekliyorsunuz sarılmak için."

İkiside hızla bana sarıldı. İnlememek için dudağımı öyle bir ısırmıştım ki ağzıma kan tadı geldi.

İkiside saçımı öperek habire özür diliyorlardı.

Abimlerle ayrıldıktan sonra yengelerime sarıldım. Yeğenlerim uyuyormuş.

Kuzen tayfasını affedip affetmemekte kararsızdım. Ancak ben affetmeyi seçtim. Onlara kin duyacağım kadar büyük birşey yapmamışlardı. Hiç birşey onların yüzünden değildi. Hepsine tek tek sarıldım. Onlardan ayrılınca arkamı döndüm.

Ananem ve dedem bana sarılmak için bir adım atmıştı ki ben geri adım attım. İkiside hayal kırıklığıyla havada kalan kollarını indirdi. Onları asla affetmezdim, affetmeyeceğim de.

Şimdi belki diyeceksiniz diğerlerini niye affettin? Ben bu aileye sonradan girmiş gibi birşeyim. Sırf bana yanlış yaptılar diye onlara küsüp te aile huzurunu ortamı bozmaya hakkım yok. Ayrıca zaten her ne kadar ağır ithamlarda bulunmuş olsalarda benim için değeri olmayan insanların dediklerini umursayacak değilim. Belki dışardan affetmiş olarak gözüküyor olabilirim ama her ne kadar umursamasamda ben bana yapılanı da unutmam.

"Ben bir su içip geliyorum."

Mutfağa girdim ve canımın acısıyla kapının tahtasını sıktım. Acıdan gözlerim doldu.

Dayan be kızım. Sen nelere göğüs gerdin bu acı sana vız gelir tırs gider.

Gözyaşlarımı geri gönderip derin bir nefes alarak kendime geldim. Suyumu içip avluya gittim. Hepsi burada oturuyordu. Asya kendine gelmişti. Hemen koşarak bana sarıldı. Bende ona sarıldım.

Ayrılınca koltuğa oturduk.

Hakan "A-arya biz gördük araba patlamıştı sen nasıl y-yaşıyorsun?"

"Şerefsizler fena plan yapmış. Sırf siz benim öldüğümü zannedip peşimden gelmeyin diye. Zaten 4 gündür de esirdim. Sonra bir yolunu bulup çıktım oradan."

Çok detay veremezdim. Yüzeysel anlatmaya çalışmıştım. Hakan tam bedenimi süzüp ağzını açacağı zaman ne soracağını anladığım zaman gözlerimi sağa sola hareket ettirip sormaması gerektiğini belirttim. Tahmin edebiliyor olacak ki kafasını tamam anlamında sallayıp sustu.

Abimler kaşları çatık bir şekilde bize baktı.

Arel "Ne kaş göz yapıyorsunuz Arya. Başka birşey mi var?"

Aytaç "Yüzün berbat gözüküyor sana pansuman yapayım. Başka bir yerinde birşey yok dimi?"

(Aytaç diğer abi)

Tek kaşı havada bana bakan Aytaç'a söylesem mi söylemesem mi diye düşünüyordum. Hem pansuman yapardı ama bu sefer de annemler daha çok üzülürdü. Off...

Dayım anlamış gibi kaşlarını çattı ve bana bakarak konuştu.

"Başka nerende yara var Arya?!"

"Yok birşeyim dayıcım sen merak etme."

Aytaç ayağa kalktı. Şuan burada bunu konuşmak istemediğimi anlamıştı.

"Ben Arya' ya pansuman yapayım. Sonra da Arya dinlensin."

İkimiz birlikte yukarı çıkarken şüpheli bakışlarıyla dayım da peşimizden geldi.

Boş bir odaya girince onlara döndüm. Dayım çoktan kapıyı kapatıp kilitlemişti. Aytaç'ın elinde de ilk yardım çantası vardı.

Dayım "Hadi dayıcım göster başka nerende yara var. Biliyorsun benden kaçmaz hiç kıvırmaya çalışma."

Oflayarak üstümdeki penyeyi çıkardım. Aytaç ve dayımın gözleri önce sargılı kollarıma değdi ardından karnıma. İkisi de bu kadar yara almama şaşırmıştı. Aytaç yavaşça yanıma geldi. Yatağa oturduk. Kollarımdaki sargıları açmaya başladı önce. Dişlerimi sıkıyordum inlememek için. Kollarımdaki sargılar çıkınca ikiside gözleri dolmuş bir şekilde kollarımdaki kesiklere bakıyordu.

Aytaç kaşlarını çatarak kesiklerin etrafındaki anormal derecede fazla olan kızarıklıklara baktı.

"Nasıl bir bıçak bu kadar hasar verebilir ki?"

"Sadece bıçak kullanmadılar çünkü."

Dayım "Arya ne yaptılar sana?"

"Kollarıma kesikler açtıktan sonra tuz ve kolonya döktüler."

""Ne?!""

Aytaç "Kesiklerin etrafının anormal derecede kızarması normal o zaman. Nasıl dayandın ki..."

Son cümlesinde sesi kısılmıştı. Aytaç kollarıma pansuman yapıp sardıktan sonra karnımdaki sargıyı açtı. İkiside karnımdaki yanıklara bakarken çoktan gözyaşları dökülmeye başlamıştı. Karnıma pansuman yapıp sardıktan sonra bittiğini sanmış olacak ki yataktan kalkmıştı Aytaç. Dayım da o sırada kapıya yöneliyordu. Aytaç'ın bileğinden tutup durdurdum.

"Sırtımda da var."

Dayım tekrar yanımıza geldi. Arkamı döndüm. Sırtımdaki kemer izlerini görünce ikisininde ağzından hıçkırık kaçtı. Aytaç sırtıma pansuman yaparken dayanamamış kısık bir şekilde inlemiştim. Sesimi duyduklarında daha çok ağlamaya başlamışlardı. Pansuman bittikten sonra üstüme penyemi giydim. Aytaç ve dayım gözlerini sildi. Aytaç odadan çıkınca dayım da anlımdan öpüp onun arkasından odadan çıktı.

Kendimi yatağa attım ve 4 günün yorgunluğunu atmak için uykuya daldım.

Yazardan

______________________

Konak ahalisi avluda oturmuş Arya'nın o halini düşünüyordu. Hepsinin kafasında tek bir soru vardı.

Acaba canı çok acıdı mı?

Merdivenlerden gelen ayak sesleriyle herkes merakla oraya baktı.

Aytaç ve Arslan'ın kırmızı gözlerini görünce şaşırdılar ve endişelendiler.

Arel kaşlarını çatarak konuştu.

"Ne oldu? Arya'ya mı birşey oldu yoksa?!"

Aytaç "Yok abi biz sadece öyle pansuman yaparken duygulandık."

Arel "Sadece küçük bir pansumanla böyle olmazsınız siz. Başka yaraları da var dimi."

Aytaç ve Arslan kafalarını sallayarak yorgunca kendilerini koltuğa attı. Fiziksel bir yorgunluk değildi bu. Ruhsal bir yorgunluktu.

Arslan "Neler yapmışlar benim yeğenime" diye fısıldadı. Sadece yanındaki Azad duydu bunu. Ancak büyükler buradayken konuşmak istemedi.

Bir süre avluda tüm aile oturduktan sonra herkes işini yapmak için dağılmaya başladı. Kadınlar mutfağa geçerken gençler küçük salonda toplandı. Geriye kalan büyükler avluda oturuyordu.

Azad "Arslan bak dedem gilin yanında sormadım ama kendi kendine 'ne yapmışlar benim yeğenime' dediğini duydum. Söyleyin artık ne yapmışlar Arya'ya!"

Artık dayanamayan Arslan ayağa kalktı.

"İşkence etmişler! Tamam mı?! İşkence görmüş! Ama buna rağmen hiç birimizin yanında acısını belli etmedi! O vücudunda gördüğüm yaralar herhangi birimizde olsaydı dayanamazdık. Hatta belki acıdan ölebilirdikte ama o yüzünü bile buruşturmadı biz ona sıkı sıkı sarılırken! Niye?! Sırf biz üzülmeyelim diye! Siz naptınız onu çok üzdünüz! Ben bile sizin adınıza bu kadar utanıyorken onun sizi büyüklük yapıp affetmesi!..."

Daha fazla devam edemedi Arslan. Yeğenlerine ne kadar kızgın olsada onları kırmak istemiyordu.

Küçük salonda bulunan tüm kuzen tayfası utançla başını eğmişti. Arslan elini saçına geçirmiş bir sağa bir sola gidip duruyordu.

Asya, Ares ve Ata'nın gözleri dolmuştu. Aytaç beter bir haldeydi. Çünkü oda o yaraları görmüştü ve dayısına hak veriyordu.

Kuzen tayfası Arya'nın işkence gördüğü itirafı ile yaptıklarının yüzlerine vurulmasıyla yıkılmıştı. Hepsi kendinden çok utanıyordu.

Öte yandan Arya tartışma seslerine uyanmıştı. Ne kadar yorgun olursa olsun yinede refleksleri her zaman aktifti.

Arya tartışma seslerini umursamayarak duşa girdi. O kadar çok pis hissediyordu ki kendini. Duştan çıktıktan sonra üstüne yine aynı kıyafetleri geçirip aşağıya inmek için merdivenlere yöneldi.

Saatler hızlı geçmişti. Çoktan akşam yemeği saati gelmiş ve sofra kurulmaya başlanmıştı. Arya direkt küçük salonda gençlerin yanına gitti. Arya'nın geldiğini görenler hemen ayaklandı.

Arslan hemen yeğeninin yanına gitti.

"Birşey mi oldu dayıcım? Bir şey mi istiyorsun?"

"Yok dayı dinlendim biraz öyle yanınıza oturmaya geldim."

"Tamam güzelim gel otur."

Arya ve Arslan az önce Arslan'ın kalktığı boş koltuğa yan yana oturdu.

Arya'nın acıları hafiflemişti. Arya'ya göre hafif olan acı bizim için çoktu tabii. Sadece Arya bu tarz acılara alışkın olduğu için hafif geliyordu artık ona.

Aytaç "Canın acıyor mu abim. Ağrı kesici vereyim mi?"

"Yok abi acımıyor. Alışkınım zaten. Bunlar benim için sivrisinek ısırığı."

Arya'nın böyle söylemesiyle Aytaç ve Arslan'ın gözleri tekrar dolmuştu. Arslan Arya'nın elini tutmak için baktığında iki parmağının sarılı olduğunu gördü.

"Arya biz daha önce fark etmedik ama parmaklarına ne oldu?"

Hakan da Arya'nın parmaklarına baktı ve anladı. Acı bir tebessüm ederek dayısına döndü.

"Tırnaklarını sökmüşler..."

""Ne?!""

Arya "Oğlum şöyle şeyler bir anda söylenir mi ya?! Küçük çocuklar var."

Asya "A-abla canın çok a-acıdımı?"

Arya "Sen bir ablana baksana güzelim. Benim gibi birinin canını acıtabilirler mi?"

Asya "Hayır" diye mırıldandı.

Arya "Aynen öyle."

.

.

.

Bütün aile keyifli bir akşam yemeği yemişti. Masada gülüşmeler ve keyifli sohbetler dönüyordu. Arya ise bu manzarayı zor fark edilen bir tebessümle izliyordu. Bu manzarayı izlerken bir yanı da buruktu çünkü eskiden o çok hayal ettiği aile ortamıydı ve o bu hayali kurmaya başladığında sadece 7 yaşındaydı. Hayatındaki tüm kötü anılarıda 7 yaşından itibaren yaşamaya başlamıştı.

"Ama ben birşey yapmadım ki baba."

"Yalan söyleme!"

"Ahh! Baba!"

"Yapma lütfen!"

"Anne kurtar beni!"

"Bırak beni!"

Arya'nın aklına gelen sahnelerle, aklına gelen annesiyle yüzünde olan ufacık tebessümü de gitti. Mutlu olamazdı o...

Ertesi sabah/ Arya'dan

___________________________

Uyandığımda saat 05:00 ti. Her zaman ki gibi. Hemen kalkıp duşa girdim. Ardından sızlayan yaralarıma pansuman yaptım. Üstümü giyindim.



Silahımı belime koydum. Asker kimliğimi ve kredi kartımı cebime koydum. Telefonumu ve motorumun anahtarını da aldıktan sonra odamdan çıktım. Kimse uyanmasın diye sessizce merdivenlerden indim. Kapıdan çıktığımda korumalar bana döndü.

"Peşimden kimse gelmesin. Sorarlarsa gelecekmiş dersiniz." Diyerek motoruma yürüdüm.

Motoruma binince hiç kaskı takmadan anahtarı takıp çalıştırdım ve gazladım.

.

.

Motordan inince kafamı kaldırıp etrafa baktım. Mezarlığa gelmiştim. Anahtarı cebime koyup mezarlığın içinde yürümeye başladım. Aradığım mezarı bulunca taşın yanına oturdum ve elimi toprakta gezdirdim.

"Daha önce gelemediğim için özür dilerim.......anne."

Eveeet. Burada bitirmek istedim. Öyle aman aman uzun bir bölüm olmadı. Yinede umarım beğenmişsinizdir.

Arya'nın hayatı sandığımızdan daha karışık ve berbat arkadaşlar. Buralara daha yeni giriyoruz. Bir sonraki bölümde Arya'nın neden ailesini kabullenmekte zorluk çektiğini ve hala neden %100 kabullenmemiş olduğunu az çok anlayacağız ama hepsini değil. Çünkü Arya'nın geçmişini tüm hikayeye yayacağım. Yani her bölümde azar azar öğrenicez gibi birşey olacak.

Neden bir anda geçmişine girdim bu bölümde bilmiyorum doğaçlama gelişen bir olay.

Sevgilisi konusuna gelirsek bunu belki bir iki bölüm daha erteleyebilirim. Aslında aklımda sevgili adayını çoktan belirledim ama ondan önce başka olayların yaşanmasını istiyorum.

Bölüm hakkında düşüncelerinizi yazmayı unutmayın.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Ya birir kitabı bittikten sonra fark edip okumak ve yeni bölüm isteyenlerin yalvarışlerını okumak (yanlış anlamayın sadece bazen benimle aynı düşüncede olan var mı veya komik yorumları var mı diye bakmak için giriyorum yorumlara yani o sırada ) çok keyif verici yaaa