İçeriğe geç

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 2 · 6 dk okuma

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 2

2. BÖLÜM

Ben düşüncelere dalmışken çoktan helikopterle buluşma noktasına varmıştık. Helikopter inince önce beni içeri fırlattı komutan. Sonra tüm askerler bindi. En sonda komutan binince helikopter havalanmaya başladı. Bende kendimce rahat bir pozisyon bulup sırtımı helikoptere yasladım. Kafamı geriye atıp gözlerimi kapattım ve dinlemeye başladım. Askerler bu halime şaşırmıştı.

"Bu şerefsizin şuan inim inim inliyor olması lazımdı. Hiç ses çıkarmıyor hayret."

"Dimi normalde acıdan bağırıp çağırırlar."

İçimden alayla güldüm. Ulan ben türk askeriyim. Tabi sesim çıkmaz. Biz bundan daha beter acılar yaşadık.

Yüzümdeki puşiyi çıkarmadıkları için beni erkek sanıyorlardı. Bir süre sonra karargaha varmıştık. Helikopter yere inince komutan yaralı kolumdan sıkıca tutup önce beni aşağı attı. Sonra da önde o olmak üzere tüm askerler indi. Albay buraya geldiği için hepsi sıraya geçti. Bende elimden geldiğince dik durdum. Albay gelince hepsi selam verdi.

"Rahat! Aferin aslanlarım. İyi iş başardınız."

Henüz beni görmediği için yana çevirince kafasını şaşırdı.

"Bu kim?"

"Komutanım tek canlı kalan şerefsiz bu bizde belki birşeyler biliyordur diye getirdik."

Albay kafasıyla onaylayıp yanıma yaklaştı ve puşimi açtı. Yüzünde bariz şaşkınlık belirirken kendini hızla toparladı.

"Tekmil ver asker!"

Ellerimi kelepçeden kurtarıp hazır ola geçtim ve tekmil verdim.

"Yüzbaşı Arya Çelik. Bursa. Emret komutanım!"

"Rahat! Ben senin bu şekilde geleceğini bilmiyordum deli kız." Deyip sarıldı bana.

Bende ona sarıldım. Bahçedeki askerlerde dahil herkes şoka girmişti.

Arif albay benim babam gibiydi. Ben asker olmaya karar verdiğimde ailem beni evlatlıktan reddetmişti. Bu yüzden bende hep tek başımaydım. Ta ki Arif albayla tanışana kadar. Beni kızı yerine koyup sahip çıkmış hep destek vermişti. Tabi sadece kendisi değil aileside. Karısı Sultan teyzede beni kızı yerine koymuştu. Yeri gelmiş beni elleriyle beslemişti. Onlar olmasaydı ne yapardım bilmiyordum. Bana kendi ailemin bile vermediği aile sevgisini vermişlerdi. Onlara çok şey borçluyum.

flascback:

Geçen ay Harp okulu için sınava girmiştim. Bugün sonuçları açıklanıyordu. Eğer kazanmışsam bunu aileme söyleyecektim. Çok heyecanlıydım. Ellerim terlediği için avuç içlerini üstümdeki pantolona sürdüm. Derin bir nefes alıp zarfı açtım. Okumamla donmam bir olmuştu. Bir 5-10 dk donup kalmıştım. Kendime geldiğimde sevinçten çığlık attım. Olduğum yerde zıplıyor sevinçten çığlıklar atıyordum. Koşarak eve geldim. Kapıyı ablam açtı. Hiç anlaşamasakta birbirimizi sevmesekte ona bile sarıldım o mutlulukla. Ne olduğunu anlamayan bakışları eşliğinde içeri girdim. Hemen salona koştum. Bütün aile buradaydı.

"Size birşey söylemem lazım."

"Gene ne bok yedin?"

"Ben Harp okulunu kazandım. Asker olucam!" Dedim mutlulukla.

Ancak gördüğüm muamele pekte sevinç değildi. Babam ve abim sinirden kızarmaya başlamıştı.

Babam "Ne demek lan asker olucam!?"

Abim "Bizden habersiz bize sormadan nasıl sınava girersin!?"

Babam "Ben seni o kadar erkeğin içine gönderirmiyim he!? Senin oraya ne için gittiğini bilmiyor muyum ben orospu!?"

Babam bana tokat atınca anlamıştım beni desteklemediklerini. Hemen odama çıkıp hızlıca bavullarımı hazırladım. Tüm eşyalarımı aldığımdan emin olunca elimde bavullarla aşağı indim. Babam yanıma gelip işaret parmağını bana sallayarak tehditkâr bir şekilde konuşmaya başladı.

"Eğer bu kapıdan çıkarsan bir daha dönemezsin! Seni evlatlıktan ret ederim!"

"Sen zaten beni hiç evladın olarak görmedin ki! Abimle ablamı el bebek gül bebek büyütürken beni türlü türlü işkencelerle büyüttünüz! O yüzden seçimim belli. Ben asker olucam ve kimse beni kararımdan vazgeçiremez. Ben gidiyorum."

flascback son...

O gün baba kelimesini hak etmeyen o şahıstan yediğim o tokat ilk olmasada son olmuştu.

Evet o gün evi terk etmiştim. Hem çalışıp hem okumak zorunda kalmıştım. Bu her ne kadar zor olsada başarmıştım. İşte şimdi buradayım.

"Odama gel konuşalım sonrada hastaneye git. 2 hafta izinlisin."

"Emredersiniz komutanım."

Arif albay önde ben arkada odasına ilerlemeye başladık. Kapıyı açıp içeri girdi ve benimde girmem için kapıyı açık bıraktı. Bende girdikten sonra kapıyı kapattım. Hazır ol pozisyonunda ayakta bekliyordum.

"Otur kızım."

Ayakta durmaya devam ettim.

"Bu bir emirdir asker!"

Ee ne demişler emir demiri keser. Anında koltuğa oturdum. Önce çekmecesini açtı ve içinden asker kimliğimi, beylik silahımı, karargahtaki odamın anahtarını, evimin ve motorumun anahtarını alıp bana uzattı. Alınca konuşmaya başladı.

"Gölge olarak tekli görevlere devam edeceksin ancak bir time komutan olarak atanacaksın. Yeni görev yerin Mardin. 1 ay izinlisin zaten. Gider yerleşirsin kızım. Ayrıca burdan çıkınca bir hastaneye git koluna baktır. İstersen akşamada bize gel Sultan çok özledi seni."

Dediklerini kafamla onaylayıp konuşmaya başladım.

"Bu akşam gelebileceğimi sanmıyorum biraz dinlenmek istiyorum. Başka bir akşam gelirim inşallah."

Beni kafasıyla onaylayınca ayağa kalkıp selam verdim ve odadan çıktım. Kendi odama gelince kapıyı açıp içeri girdim ve kapıyı tekrar kilitledim. Banyoya girip üstümdekilerden kurtuldum ve uzun bir duş aldım.

Duştan çıkınca buraya bıraktığım beyaz sıfır kol crop ile krem rengi bol paça pantolonu giydim.

Silahımı belime takıp evimin ve motorumun anahtarını cebime attım. Masamdaki çekmeceden telefonumu alıp açtım. Bilinmeyen numaradan ve babam olacak o adamdan cevapsız aramalar ve mesajlar vardı. Bununla sonra ilgilenmeye karar verip telefonumu da cebime koydum ve odadan çıktım. Karargahtan çıkmadan önce odamın anahtarını albay postasına verip albaya vermesini söyledim. Sonuçta artık Urfa' da görev yapacağım. Karargahtan çıkıp otoparka geldim. Motorum buradaydı. Motoruma binip direksiyonu okşadım.

"Ah bebeğim seni nasıl özlemişim."

Anahtarı takıp motoru çalıştırdım ve drift atarak otorparktan çıktım. Hastaneye doğru sürmeye başladım. Hastaneye geldiğimde motorumu otoparka bırakıp hastaneye girdim. Danışmanın yanına geldim. Soğuk ve mesafeli sesimle

"Arda Yazıcı nerde?"

"Öğle arasına girdi. Odasında kahve içiyor olmalı."

"Teşekkürler."

Dışarıya karşı hep ciddi, soğuk ve mesafeliydim. İstisnalar dışında. Tabiii bu istisnalar Arda'yı da kapsıyor.

Odasına kapı çalmadan daldım. Birden olduğu yerde sıçradı korkuyla.

"Ulan!"

Arkasını dönünce beni gördü ve olduğu yerde dondu. Off nasıl özlemişim ya. Bir buçuk yıldır görüşmüyorduk.

"Arya!"

İsmimi böğürmesiyle üstüme atlaması bir oldu. Bende kollarımı beline sardım. Sıkıca ama kolumu şimdiye kadar zorladığım için kısıkça inledim. Korkuyla hemen geri çekilip üstümü taramaya başladı. Kolumu görünce önce biraz duraksadı. Çünkü kolum kan içinde kalmıştı. Hemen beni sedyeye oturtup koluma bakmaya başladı.

"İçerde kurşun var çıkarman lazım."

"Tamam hemen hallediyorum. Hem daha konuşacaklarımız var."

O kolumla ilgilenirken bende onu izliyordum. Harbiden özlemişim. Biz kardeş gibi büyümüştük. Ben Arif amcanın oğluydu. Arda'yla 7 yıldır arkadaştık. Arkadaştan öte kardeştik. Kendisi genel cerrah. Babasının değil annesinin izinden gitmeyi tercih etmişti. Anneside emekli olmadan önce beyin cerrahıydı. Kolumun pansumanı bitince eldivenlerini çıkardı ve tekrar sıkıca sarıldı. Kafasını boynuma koydu. Eskiden de böyle yapmayı severdi. Birlikte uyuduğumuz zaman kafasını boynuma koyar sıkıca sarılır yatardı. Bende kafamı omzuna koydum. Biraz hasret giderip konuştuktan sonra ayrılmıştık.

Evimin önüne geldiğimde motorumu dikkatlice park edip indim. Anahtarı cebimden çıkarıp kapıyı açtım. İçeri girince ilk işim camları açmak oldu. Ben yokken Arif amca eve haftada bir temizlikçi gönderip temizletmişti. Bu yüzden pek işim yoktu. Zaten saat çoktan 20:30 olmuştu. Üstümü değiştirip şortlu bir pijama takımı giydim.

Mutfağa geçip kendime bir kahve yaptım. Kahvem hazır olunca kahvemi alıp balkona çıktım. Balkondaki koltuğa oturunca kahvemi sehpaya koydum ve elime telefonumu aldım. Babam olacak o adamın mesajlarını es geçip bilinmeyen numaradan gelen mesaja girdim.

'Merhabalar Arya Hanım. Yaklaşık 3 haftadır size ulaşmaya çalıştık ama ulaşamadık. Müsait olduğunuzda lütfen bu numarayı arayınız. Çok önemli.'

Çok önemli dediğine göre acil birşey olmalı diyerek direkt numaraya tıkladım. Biraz çaldıktan sonra yumuşak sesli bir hanımefendi tarafından açıldı.

"Merhaba Arya Hanım sizsiniz değil mi?"

"Evet benim bu kadar önemli olan nedir?"

"Ben Mardin'deki ******* Hastanesi'nin sekreteriyim. Sizin doğdunuz gün bir bebek daha doğmuş. Siz doğdunuzda yangın çıkmış hastanemizde. O anki aceleyle hemşireler bebekleri karıştırmış. Gelip DNA testi yaptırmanız gerekiyor...."

Bölüm sonu

18 yorum