İçeriğe geç

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 18 · 7 dk okuma

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 18

18. BÖLÜM

Gözlerimi açınca hala tek parça olduğumu görünce derin bir nefes vererek yere çöktüm. Soluklandıktan sonra çantamı, silahımı ve telefonumu aldıktan sonra yavaş adımlarla salondan çıktım. Beni gören dayım koşarak gelip sarıldı bana.

"İyisin...iyisin..iyisin. Allah'ım çok şükür iyisin."

Saçıma üst üste öpücükler kondurup sıkı sıkı sarılıyordu. Ondan ayrılınca özel harekat polisine döndüm.

"İçerdeki adamı alıp karargaha götürün. Bomba imha edildi zaten. Bende albaya haber veriyorum şimdi hadi."

Hemen telefonumu alıp biraz uzaklaştım ve albayı aramaya başladım.

"Yüzbaşı Arya Öztürk. Komutanım bomba imha edildi. Adamı karargaha gönderiyorum.

"Aferin kızım. Helal olsun.

Telefonu kapatınca Alaz'ın ve dayımın yanına ilerledim.

"İyi misin Arya? Çok endişelendirdin bizi.

Arya: İyiyim merak etmeyin."

Dayım boynumdaki kızarıklığı yeni farkedince tekrar panikledi.

"Hiiih. Arya boynun kızarmış. Nasıl farkedemedim. Nasıl düşünemedim o kadar boğuştun adamla. Ne yapsak? Dur en iyisi eve gidelim krem süreyim."

"Tamam dayı bir sakin ol. Eve gideriz şimdi. Ver anahtarı bana sen bu panikle kaza filan yaparsın hiç gerek yok."

Alaz'dan

Bu sabah:

Sabah erkenden önemli bir dava için adliyeye gelmiştim. Dosyaları incelemem gerekiyordu. Yaklaşık 2 saat kadar dosya inceledikten sonra Arslan'ın yanına gitmeye başladım.

Biz Arslan'la çocukluktan beri arkadaştık. Savcı olmaya da birlikte karar vermiştik bir nevi.

Arslan'ın odasının önüne gelince kapıyı tıktıkladım. İçeriden 'gel' komudunu duyunca kapıyı açıp içeriye girdim. Okuduğu dosyadan kafasını kaldırıp bana baktı.

"Hah sen mi geldin kardeşim. Gel gel zaten bende şimdi ara verecektim."

"Ben kahve söyledim gelir birazdan" diyerek deri koltuklardan birine oturdum.

Arslan da dosyayı masada bırakıp yanımdaki tekli deri koltuğa oturdu.

Arslan "Akşam ki davete geliyorsun dimi?"

"Evet geleceğim."

"İyi güzel güzel. Bu akşam seni yeğenimle tanıştırmak istiyorum. Benim için çok değerli biri."

Kafamı onaylarcasına salladım. Kardeşim dediğim bu adam için değerli olan biriyle tanışmak isterdim.

O sırada kahveler geldi ve hoş bir sohbet eşliğinde kahvelerimizi yudumlamaya başladık.

Davet Saati

Küçük bir masada Arslan'ı ve yeğenini bekliyordum. Karşıdan gelen Arslan'ı görünce tamamen bedenimi oraya çevirdim. Yanında çok ama çok güzel bir kız vardı. Galiba yeğeniydi. Baştan aşağı süzdüm onu. Cidden güzel ve seksi bir kadındı. Kızıl saçları, hafif belli olan çilleri, kırmızı dudakları herşeyiyle mükemmel gözüküyordu.

.

.

.

Arslan'ı ondan uzun zamandır hoşlanan kızı dansa kaldırmaya göndermişti. Arslan bile aylardır farketmiyorken Arya nasıl bir kaç saniyede farketmişti ki?

Arya yanlız kalınca onu dansa kaldırmak istedim. Dans ederken aramızda pek mesafe yoktu ve ben acayip etkileniyordum ondan. Ne kadar kadınlara olan güvenim kırılmış olsa da Arya'ya istemsiz bir şekilde güvenmek istiyordum.

Flascback:

Yaklaşık 4 yıllık bir ilişkim vardı ve geçen ay nişanlandık. Nişanlım Ayda... Birbirimize çok aşığız. Daha doğrusu ben öyle sanmıştım.

- Bugün geç mi çıkarsın hayatım.

- Evet. Davam var bu yüzden eve geç gelirim. Sen takıl kafana göre.

- Tamam aşkım.

Ayda dün bende kalmıştı. Birkaç gün kalmaya geldiğini söyleyince sevinmiştim. Çünkü şu sıralar davalarım çok fazlaydı ve çok gergindim. Ayda kafamı dağıtıyor gerginliğimi alıyordu. Onunla zaman geçirmeyi seviyordum.

Davam ertelenince eve erken gitmeye karar verdim. Eve geldiğimde anahtarımla kapıyı açtım sessizce. Sürpriz yapmak istedim. İçeriye girdiğimde kapının önünde erkek ayakkabısı gördüm. Bu benim ayakkabım değildi. İçeriye girdiğimde koridorda erkek ceketi. Odamın kapısının orda pantolon ve sütyen gördüm. Kapının önünde durdum. İşte o an kulağıma inleme sesleri geldi. Hemen kapıyı açıp içeriye daldım. Ayda ve en yakın arkadaşım sevişiyordu.

Flascback son...

Hayatımın kazığını yediğim gün...

Şaka gibi ya. Arkadaşımla nişanlımı kendi yatağımda bastım.

Zaten o gün yüzüğü atıp çekip gitmiştim. Kafam yerine geldiğinde ise gidip o şerefsizi dövmüştüm.

Tabii arkadaşımı dövdüm. Ben kadına el kaldırmam.

Düşüncelerimi kafamdan atıp etrafa baktım ve o an Arya'ya bakan adamları gördüm. Nedensizce çok sinirlendim.

"Sik*cem şimdi o gözlerinizi." Diye mırıldanarak Arya'yı belinden tutup iyice kendime çektim.

O sırada Arya'ya döndüm. Kafasını kaldırmış şaşkınlıkla bana bakıyordu. O sırada yakınlığımızı farkettim. Neredeyse burunlarımız birbirine değiyordu.

Gözlerim gözlerinde takılı kaldı.

"Gözlerin ve çillerin çok güzel" diye yüzüne nefesimi üfleyerek konuştum.

O da "Teşekkür ederim." Diye nefesini üfleyerek konuştu. Gözlerim kırmızı dudaklarına kaydı bir an.

Tam o an da müzik bitti.

Hay ben böyle müziğin ya. Ne güzel şey olacaktı. Neyse. Masaya dönünce Arya lavaboya gideceğini söyledi.

Bir kaç dakika sonra hızla geldi ve bize salonu hemen boşaltmamız gerektiğini söyledi. Birşey anlamasamda Arslan onaylayınca bende onayladım. Salonda tek tük kişi kalmışken Arya bir adama silah çekti. Oha kızın silahı var. Mesleği ne hiç anlamadım ki. Bu benim görevim demişti ama.

Arya "Çabuk elini o düğmeden çek. Yoksa kafana sıkarım."

"Tabii sıkarsın. Eğer ben burayı patlatmazsam."

"Öyle birşeye kalkışma bile."

Salon çoktan boşalmıştı. Birtek ben, Arya, Arslan ve o adam vardı.

Adamın montunun altından gözüken kabloyla kocaman bir s*ktir çektim.

Arya yavaş yavaş adama yaklaşmaya başladı. Adam tam düğmeye basacaktı ki Arya silahını yere atıp adamın üstüne atladı. O an o panikle ikimizde bağırdık.

""Arya!""

Tam yardım etmek için gidecektik ki

"Sakın yaklaşmayın!" Diye bağırdı.

Onun öyle demesiyle yerimizde durduk.

Arya'yla adam boğuşmaya başladı. Biz ise ne yapacağımızı şaşırmış bir vaziyette olanları izliyorduk.

Arya birden silahının kabzasıyla adamın ensesine vurup bayılttı. Adamın bayılmasıyla derin bir nefes aldı ve adamı yatırıp montunu çıkardı.

Arya "siktir."

Bombayı incelemeye başladı.

Arya "Dayı! Hemen telefonumu ver!"

Telefondan birini arayıp hoparlöre aldı ve bombayı incelemeye devam etti.

"Albayım adamı etkisiz hale getirdim. Ancak üstündeki özel yapım bombalardan. Ayrıca son 5 dakikası var."

"Bu tür bombaları imha edebilen asker sayısı sınırlı ve şuanda bulunduğumuz şehirde imha edebilen tek asker sensin."

"Albayım -"

"Sana güveniyorum Arya. Bu bombayı birtek sen imha edebilirsin."

Albay derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti.

"ASKER!"

"Emredin komutanım!"

"Bombayı imha et ve sivilleri kurtar!"

"Emredersiniz komutanım! Hakkınızı helal edin!"

"Helal olsun Arya! Sen çok iyi bir askersin bunu asla unutma."

Ne yani o bir askermiydi? Oha. Bir yandan hayran kalırken bir yandan da kalbimde bir sızı hissettim.

şehit olabilme ihtimalinin sızısı...

O an aklıma helalleşmeleri geldi. Sanki bir an biri eliyle kalbimi sıkıyormuş gibi olmaya başladı.

Arslan titrek sesiyle

"Neden helalleştiniz Arya? Sana birşey olmayacak değil mi?" Dedi.

Arya derin bir nefes alıp konuşmaya başladı.

"Dayı sana karşı dürüst olacağım. Bu bomba normal bombalardan değil. Baya karışık ve özel yapım bombalardan. İmha etmesi de çok zordur. Yani bu bombanın patlama ihtimali %50. Şimdi sizden tek istediğim burdan çıkıp dışardaki toplulukla elinizden geldiğince buradan uzaklaşmanız."

Beynimden vurulmuşa döndüm.

O sırada içeriye 3 kişi girdi. Arya'nın emriyle bizi zorla dışarı çıkardılar. Bizi etrafa çekilen şeritlerin dışına çıkarınca bıraktılar. Kafamı ellerimin arasına alıp bir ileri bir geri yürümeye başladım.

"Siktir, siktir, siktir."

Saniyeler geçtikçe içimdeki endişede büyüyordu. Her an patlama sesi duyacağım diye aklım çıkıyordu. Ya bomba patlarsa. Ama patlamaz ki hem Albay da dedi. O özel yapım bombaları orada bir tek sen imha edebilirsin dedi.

A-ama ya edemezse.

Hayır, hayır, hayır. Edecek tabiki.

Sağ salim çıkacak.

Bir an olduğum yerde durdum.

Ben neden bu kadar endişeleniyorum ki. Sonuçta daha bir kere gördüm. Yeni tanıdım onu.

Bir Türk askeri olduğu için evet evet ondan. Sonuçta hiç bir askerimizin ölmesini istemeyiz dimi.

Acaba Arya'nın rütbesi neydi?

Üniformanın içinde nasıl gözüküyordur kim bilir?

Geçen 15 dakikanın ardından Arya dışarı çıktı. İşte o an derin bir nefes verdim. Önce özel harekat ekibinin yanına gidip birkaç emir verdi ve ardından yanımıza geldi. Arslan hızla gidip ona sarıldı. Bir an keşke bende ona sarılabilsem şuan dedim. Ama ne hakla sarılayım ki. Ben onun için hiç kimseyim. Neyse onu sağ salim gördüm ya oda bana yeter.

Arslan'dan ayrılınca boynundaki kızarıklığı görmemle kaşlarım çatıldı. Tabi ya adamla boğuşurken oldu.

Salak gibi ona yardım edemedim. Salak ben. Salak!

Arslan da görünce endişelendi. Ancak Arya onu hemen sakinleştirdi. Arabalarına binip gidince arkalarından biraz baktım ve ardından bende arabama binip evime gittim.

Ne olaylı gündü be.

Harbi olaylıydı ha.

Hemen üstümdekileri çıkarıp duşa girdim. Duştan çıkınca belime havlu bağlayıp çıktım.

Elimi saçlarımdan geçirip dolabın önüne geldim. İçinden bir tane boxer ve gri eşofman altı alıp üstüme giydim. Kendimi yatağa attım ve bugünü düşünmeye başladım.

Bence daha çok Arya'yı kksjdksjs

İç sesi randomla gülmeyen de yoktur herhalde. Hem ayrıca Arya ne alaka ya.

Yalan mı? Gül gibi kız zaten.

Harbi gül gibi kız valla. Hem askermiş. Nasıl havalı nasıl soğukkanlı. Hem ayrıca çok cesur. Kadın canlı bombanın üstüne atladı.

Vallaha he. Helal olsun. Tam evinin direği yapmalık bir kadın.

Offf saçmalama ya bir uyutmadın.

Tabi kızı düşünmekten uyuyamadım demiyorda suçu bana atıyor. Aşık olmuşsun olum sen.

İç sesimi takmayıp gözümü kapatıp uyudum.

Sabah

Sabah erkenden kalkıp adliyeye gelmiştim. Az önce de davam bitmişti. Çantamı ve dosyaları odama bırakıp odamdan çıktım. İki tane kahve aldıktan sonra Arslan'ın odasına geldim. Kapıyı tıklattım. Duyduğum 'gel' komuduyla içeriye girdim. Arslan masasında oturmuş telefonuna bakıyordu dik dik. Bir tane kahveyi onun önüne koydum. Birinide masanın önündeki koltukların arasında bulunan sehpaya koydum ve koltuğa oturdum.

"Hayırdır ne bakıyon öyle dik dik telefona."

Arslan "Az önce Arya aradı."

Derin bir nefes verip telefonu bıraktı ve bana döndü.

"Göreve gidiyormuş. Uzun bir süre benden haber alamayabilirsin dedi. Görev uzun sürebilir dedi. Helallik istedi. Vedalaşır gibi konuşunca içime oturdu. Aklım onda kaldı."

İçime öküz oturdu sanki o an. Derin bir nefes alıp kendime gelmeye çalıştım. Alışmak lazım dimi bu tarz şeylere sonuçta o bir asker. Her daim görev çıkabilir. Göreve gidebilir.

"Neyse ya çok şey etme. Elbet Allah'ın izniyle sağ salim gelir."

Arslan "inşallah."

Bölüm sonu

5 yorum