İçeriğe geç

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 17 · 8 dk okuma

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 17

17. BÖLÜM

Sıkıntıyla bir nefes verdim. Evet tahmin ettiğiniz üzere ailem olacak şahıslar gelmişti. Bana orosp* diyen ailem. Hayır birde yüzsüzce geliyorlar ya ben daha ne diyeyim.

Dayımda benim rahatsız olmamla gerilmişti.

Dayım "Ne işiniz var burada?" Diye sert sesiyle konuştu.

Babam "kızım bir dinle lütfen bizi."

"Neyinizi dinleyeceğim ya?!"

Arel abim "Biz sana öyle bir ima yapmak istemedik. Bir an seni şort ve cropla görünce şey olduk."

"Ne oldunuz lan?! Ne! Bir insanı kıyafetleriyle yargılayamazsınız şimdi defolun gidin!"

Anneminde çıkacağını görünce

"Anne sen ikizler ve Atlas kalabilirsiniz."

Annem gülümseyerek yanıma geldi ve baş ucuma oturdu. İkizler ve Atlas'ta diğer yanıma gelmişti. Dayımda doktorla konuşmak için odadan çıkınca yanlız kaldık.

"İyi misin kızım. Senin için çok endişelendim."

"İyiyim anne. Merak etme. Hem alışın artık. Ömrüm boyunca sık sık böyle haberler alacaksınız."

1 Hafta Sonra

Hastaneden taburcu olalı bir hafta olmuştu. Bu bir hafta boyunca dayım ve annem sık sık yanımdaydı. İkizler ve Atlas ise her okul çıkışından sonra gelip beni görüyorlar daha sonra ise eve dönüyorlardı.

Şimdi ise karargahtan çıkmış lojmana doğru gidiyordum. Eve gidince hazırlanıp dayımla avukat, savcı ve hakimlerin bulunduğu bir davete gidicektik. Dayım benim ona eşlik etmemi istemişti. Henüz bir sevgilisi olmadığı için. Neyse ben ona bulacağım helal süt emmiş bir kız.

Eve gelince direk banyoya girdim. Duştan çıkınca dolabıma yöneldim ve giyiceğim elbiseyi seçtim.

(Profilimde elbiseyi paylaşacağım.)

Elbisemi giydikten sonra saçlarıma fön çektim ve salık bıraktım. Siyah tonlarla hafif bir makyaj yaptıktan sonra küçük siyah bir el çantası aldım. İçine asker kimliğimi, arabamın anahtarını, iki tane tabanca ve 4 tane şarjör koydum. Ardından kalın bantlı rahat hareket edebildiğim topuklu ayakkabılarımı giydim ve odamdan çıktım.

Odamdan çıkınca salonda beni takım elbisesiyle bekleyen dayımı gördüm. Islık çalıp dayımı baştan aşağı süzdüm.

"Vay vay! Kimin dayısı be! Maşallah."

Dayım "Asıl sen kendine bak. Üfff yiğenim benim taş gibi olmuşsun kız!"

Küçük bir kahkaha attım ve dayımın koluna girdim. Benim arabama ilerlemeye başladık. Arabaya gelince direkt sürücü koltuğuna oturdum. Dayımda yanımdaki yolcu koltuğuna oturunca ara gaz verdim ve birden gaza yüklendim. Hızla davet yerine sürmeye başladım. Davet yerine gelince arabadan inip anahtarı valeye attım. Anahtarı havada yakalayan vale hemen arabayı park etmeye götürdü. Dayım kolunu bükünce bende koluna girdim.

İçeriye girdiğimizde hafif bir kalabalıkla karşılaştık. Dayım beni bir tane adamın, yakışıklı bir adamın, bulunduğu bir masaya yöneltti. Masaya gelince dayım ve adam tokalaştı. Dayım bana dönüp

"Arya bu Alaz. Kendisi Savcı. Benimde yakın bir dostum. Alaz bu da sana bahsettiğim yiğenim Arya."

""Memnun oldum."" İkimizde aynı anda konuşmuştuk.

Yanlız birşey diyimmi? Beyaz gömlek kaslı vücudunu çok pis ortaya seriyor ha. Baya da yapılıymış...

Tövbe tövbe ne diyorum ya.

Dayım "Arya ben birkaç Hakimle konuşmaya gidiyorum sen Alaz'la dursan olur mu?"

"Tabi dayıcım sen kafana göre takıl ben buralardayım."

Dayım bana gülümseyip bir adamın yanına gitti. Alaz Bey'le birbirimizi inceliyorduk. Sessizlikten sıkıldığım için derin bir nefes verip sohbet açmaya karar verdim.

"Ee savcı olmaya nasıl karar verdiniz Alaz Bey?"

Gözlerini kısıp samimi olup olmadığımı ve duygularımı anlamaya çalışıyordu.

Ancak o biraz zor. Karşısında bir Türk askeri olduğunu bilmiyor yazık.

Kendini de övmesen olmaz yani. Egolu.

Uff sanane ya.

Duygularımı anlayamayınca pes etti ve umursamazca cevap verdi.

"Öncelikle bey demene gerek yok Arya. Bu arada Arya dememden rahatsız olmazsın değil mi?"

"Olmam istediğin gibi seslenebilirsin."

"Peki. Savcı olmam küçüklüğümden beri hayalimdi. Küçükken savcılara, o üstündeki cüppeye hayranlığım vardı ve şimdi burdayım."

"Anladım."

Alaz " Peki sen ne meslek yapıyorsun?"

"Be-"

Sözüm dayımın yanımıza gelmesiyle kesildi.

"Kaynaştınız mı bakayım?"

"Öyle sohbet ediyoruz dayıcım."

Etrafa bakarken çapraz masada kaçamak bakışlarla dayıma bakan güzel bir kız gördüm. Samimi gözüküyordu. Belli ki birazda utangaç.

Dayımı dürtüp kulağına eğildim.

"Saat 2 yönünde tatlı, güzel ve utangaç bir kız kaçamak bakışlarla sana bakıyor. Yanlız kız baya iyi kaçırma derim."

Dayım hafif bir şaşkınlıkla dediğim yöne doğru baktı. Kızla göz göze gelmeleriyle kızın yanakları hafifçe kızardı ve hemen başını eğdi. Dayımın dudaklarında hafif bir tebessüm oluştu. Demekki kız tatlılığıyla dayımı etkiledi ha?

O sırada dans müziği çalmaya başladı. Çiftler piste çıkıp dans etmeye başladı.

Dayımı hafifçe o masaya doğru iteleyip

"Hadi git dansa kaldır kızı. Belli seni seviyo."

Dayım ona verdiğim gazla gidip kızı dansa kaldırdı. Kız şaşkın şaşkın dayıma bakıyordu. Dayımsa onun tatlılığıyla büyülenmiş gibiydi. Onların haline hafif tebessüm ettim. Yanımda bir hareketlilik sezince o tarafa döndüm. Alaz bana doğru yaklaşmış elini uzatmıştı.

"Benimle dans etmek ister misin?"

Bugün biraz eğlenmek istiyordum. Hem yarın karagaha gidecektim ve bir sorguya girecektim bu yüzden rahatlamalıydım.

Alaz'ın elini tutup

"Neden olmasın."

Bizde piste gittik. Alaz bir elini belime koydu. Diğer eliyle de elimi tuttu. Bende boşta kalan elimi omzuna koydum.

Alaz'ın bana dokunmasıyla bedenim karıncalanmıştı. İtiraf edeyim ondan ucundan etkilenmiş olabilirim. Hoş bir adamdı bence. Gözleri böyle insanı içine çekiyordu sanki. Zaten kaslı vücudundan bahsetmiyorum. Baya üstünde çalışmış olmalı. Alaz birden belimdeki elini sıkılaştırıp iyice beni kendine çekti. Bedenlerimiz baya yakındı. Bu nefesimin teklemesine sebep oldu ama hemen toparladım.

Alaz " Sikicem şimdi o gözlerinizi."

Mırıldanmıştı ama ben duymuştum. Hafifçe etrafa göz atınca neden öyle dediğini de anladım. Çoğu göz bendeydi ve bakanların hepside erkekti. Alaz da buna sinirlendi yani...

Siz oldunuz kızım. Bak ilk görüşte vuruldu bence sana kaçırma bu adamı. Hem kıskanıyor seni.

Ne alaka ya. Bir erkek olarak ona emanet olan kadını sahipleniyor o kadar. Bu bir duygu beslediği anlamına gelmez ki. Ayrıca kıskandığı ne malum.

Alaz etrafta olan gözlerini bana döndürdü ve o an ne kadar yakın olduğumuzu o da bende daha iyi anladık. Neredeyse burunlarımız birbirine değecekti. Gözleri gözlerime takılı kaldı.

Alaz nefesini yüzüme üfleyerek " Gözlerin ve çillerin çok güzel." Diye fısıldadı.

Bende nefesimi onun yüzüne üfleyerek "Teşekkür ederim" diye fısıldadım.

Bakışları kırmızı dudaklarıma kaydı.

Anın büyüsünü bozan şarkının bitmesiydi.

Şarkının bitmesiyle ikimizde kendimize gelip geriye çekildik ve aramıza mesafe koyduk. İkimizde hala az önceki yaşanılan anın etkisi vardı.

Derin bir nefes alıp "Ben bir lavaboya gideyim." Dedim.

Kafasını onaylarcasına sallayıp dayımın yanına masaya doğru geçti. Bende tam lavaboya ilerliyordum ki şüpheli hareketleri olan ve salonun köşesinde duran bir adam dikkatimi çekti. Üstünde uzun siyah bir mont vardı içerisi gayet sıcaktı ve davette mont giyen tek kişi de oydu. Aklıma ihtimaller çoktan gelmeye başlamıştı ama emin olmadan birşey yapmak istemedim. O yüzden köşeye geçip dikkatli bir şekilde adamı incelemeye başladım.

Adam yavaş yavaş salonun içine doğru ilerlemeye başladı. Mont hareket edince içeriden kırmızı bir kablo gözüktü ve bu benim küfür etmemi sağladı. Hemen elimdeki çantadan telefonumu çıkarıp albayı aramaya başladım.

"Efendim Arya?"

"Komutanım Adliyeye özel verilen davette bombalı suikast düzenlenmiş. Davetteki canlı bombayı buldum. Buraya acil destek istiyorum. Hemen müdahale edeceğim."

"Anlaşıldı. Hemen bulunduğun yere destek ekip gönderiyorum. O bombanın patlamasını engelle ve davet salonunu boşaltmaya çalış."

"Emredersiniz komutanım."

Telefonu kapatır kapatmaz dayımın yanına gittim hızlı adımlarla. Bir yandan da gözümle canlı bombayı takip ediyordum. Dayımın yanına geldiğimde dayım bana döndü.

"Elinizden geldiğince sessiz bir şekilde salonun boşalmasını sağlamalısınız. Hızlı olmalıyız."

Dayım "Neler oluyor Arya?"

"Suikast düzenlenmiş. Canlı bomba var. Kimliğini tespit ettim. Ben onunla ilgilenirken siz salonu boşaltın. Destek ekip çağırdım."

Dayım "Seni yanlız bırakamam ya sana birşey olursa?"

"Dayı bu benim görevim. Unuttun mu? Ben bunun için eğitildim. Şimdi işimi zorlaştırmayın ve yardımcı olun."

Alaz ve dayım kafasını onaylarcasına sallayıp farklı yönlere yöneldiler. Salon yavaş yavaş boşalmaya başlayınca topuklu ayakkabılarımı çıkarıp bir köşeye fırlattım ardından çantamdan bir tane silahımı aldım ve arkamda tutarak canlı bombaya yaklaşmaya başladım. Canlı bomba çoktan salonun tam ortasına gelmişti bile. Elini düğmeye attığını görünce hemen silahımı adama doğrulttum ve yüksek sesle konuşmaya başladım.

"Çabuk elini o düğmeden çek. Yoksa kafana sıkarım."

"Tabii sıkarsın. Eğer ben burayı patlatmazsam."

"Öyle bir şeye kalkışma bile."

Salon çoktan boşalmıştı. Birtek ben, canlı bomba, Alaz ve dayım vardı. Hala destek gelmemişti. Yavaş yavaş adama yaklaşmaya devam ettim. Tam düğmeye basacaktı ki silahı yere atıp adamın üstüne atladım.

""Arya!""

"Sakın yaklaşmayın!"

Bir yandan adamla boğuşuyor bir yanda da elindeki düğmeyi almaya çalışıyordum. Ayağımla yerdeki silahı elime doğru kaydırdım ve düğmeyi tutmayan elimle silahı alıp adamın ensesine vurarak bayılttım. Adamı hemen yana attım ve sırt üstü uzandırdım. Silahımı ve düğmeyi kenara koyduktan sonra montun düğmelerini açtım. Baya karışık olan özel yapım bombalardandı.

"Dayı! Hemen telefonumu ver!"

Dayım hızla telefonumu bana verdi. Hemen albayı aradım ve hoparlöre alıp yere koyarak bombayı incelemeye devam ettim.

"Albayım adamı etkisiz hale getirdim. Ancak üstündeki özel yapım bombalardan. Ayrıca son 5 dakikası var."

"Bu tür bombaları imha edebilen asker sayısı sınırlı ve şuanda bulunduğumuz şehirde imha edebilen tek asker sensin."

"Albayım -"

"Sana güveniyorum Arya. Bu bombayı birtek sen imha edebilirsin."

Albay derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti.

"ASKER!"

"Emredin komutanım!"

"Bombayı imha et ve sivilleri kurtar!"

"Emredersiniz komutanım! Hakkınızı helal edin!"

"Helal olsun Arya! Sen çok iyi bir askersin bunu asla unutma."

Telefonu kapattıktan sonra çantamda ki çakıyı çıkardım.

O sırada dayım titreyen sesiyle

"Neden helalleştiniz Arya? Sana birşey olmayacak değil mi?"

Derin bir nefes aldım.

"Dayı sana karşı dürüst olacağım. Bu bomba normal bombalardan değil. Baya karışık ve özel yapım bombalardan. İmha etmesi de çok zordur. Yani bu bombanın patlama ihtimali %50. Şimdi sizden tek istediğim burdan çıkıp dışardaki toplulukla elinizden geldiğince buradan uzaklaşmanız."

Bir yandan dayıma açıklama yaparken diğer yandan da bombayı incelemeye devam ediyordum. O sırada dışardaki siren seslerinden destek ekibin geldiğini anladım. İçeri çelik yelekli üç kişi girdi.

Dayım "H-hayır. Bu bomba patlamayacak ve sen şehit olmayacaksın. Ayrıca seni bırakıp bir yere gitmiyorum."

Alaz "Bende çıkmıyorum. Buradan hep beraber çıkacağız."

İçeri giren özel harekat polisinden 3 kişi bana yaklaştı.

"Komutanım istediğiniz birşey varmı?"

"Evet. Bu iki beyefendiyi de alıp dışardaki toplulukla birlikte buradan elinizden geldiğince uzaklaşın. Bu bomba patlarsada benim dışımda kimse zarar görmeyecek. İki beyefendi de çıkmamak için direnecektir. Ancak siz gerekirse bayıltarak çıkarın. İçeriye kimse girmeyecek hadi hızlı olun!"

Dayım "Arya hayır çıkamam!"

Alaz "Arya!"

İkisinide zorla çıkartmışlardı. Şuan salonda sadece ben ve bomba vardık. Bombanın sonn 2 buçuk dakikası kalmıştı. Bombayı hızla incelemeye devam ettim. İki kablo arasında kalmıştım. Siyah ve Yeşil kablo arasında seçim yapmam gerekiyordu. Bu bombada tam 20 kablo vardı ve hepsini incelemiştim. Sadece 2 kablo... Derin bir nefes alıp süreye baktım son 15 saniye.

Karar vermeliydim. Ve bu kararı hemen vermeliydim.

12 saniye

11 saniye

10 saniye

Umarım bomba patlamaz.

"Allah'ım sen bana yardım et ."

Son

5 saniye

4 saniye

3 saniye

2 saniye

Ve siyah kabloyu kestim...

Bölüm sonu

4 yorum