İçeriğe geç

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 16 · 5 dk okuma

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 16

16. BÖLÜM

Yarım saattir yürüyorduk ve yaklaşık bir yarım saatlik yolumuz daha kalmıştı. O sırada arkamdan bana yaklaşan adımlar duydum. Bunun Hakan olduğunu biliyordum. Yanıma geldiğinde konuşmak konusunda tedirgin olduğunu anlamıştım.

Hakan "Konuşabilir miyiz?"

"Ne istiyorsun?"

Hakan "Bak ben dedem ve ananem adına özür dilerim."

"Olay sadece ananen ve deden değil Hakan. Sizin anlamadığınız şey bu! Siz bana bu ima yapılırken sessiz kaldınız. Bu ne demek biliyor musun? Bu imayı haklı bulmak demek. Bana inanmamak ve güvenmemek demek. Lütfen daha fazla konuşmayalım yoksa seni kırıcam."

Hakan'ı geride bırakarak daha hızlı yürümeye başladım.

.

.

.

Köye çok yaklaşmıştık. Elimi havaya kaldırıp yumruk yaptım ve aşağı indirdim. Bu hareketimle hepimiz silahlarımızı omzumuzdan elimize alıp diz çöktük ve etrafı taramaya başladık.

Arkamı dönüp kısık sesle

"Yankı, Kemal, Mustafa. Siz köyün sol tarafına pusulanın. Emir, Aras, Muhammet. Siz sağ tarafa pusulanın. Hakan ve bende köylüleri uyarıp evlere soktuktan sonra köyün girişine pusu kurucaz."

Herkes yerlerine dağılırken biz Hakan'la köylülerin yanına gidip herkesi uyarmaya ve evlerine yollamaya başladık. Kimse kalmayınca saldırı vaktine çok az kaldığını farkettim. Hemen Hakan'la köyün girişine pusu kurduk. Karşımızdaki seyrek ağaçların ordan yavaştan gelmeye başladılar. Bizde hemen indirmeye başladık. Diğerleri de çatışmaya başlamıştı.

"Ulan a*ına koduklarımın çocukları! Ulan o*ospu çocukları. Geberin lan p*ştlar! ******* ***!"

Hakan şaşkınlıkla bana döndü. Benimse gözüm dönmüştü. Önüme çıkanın kafasına sıkıyordum.

Emir "Oha komutanımın içinden canavar çıktı."

Hakan "Sinir hastası olum komutanımız. Sinir krizine şahit oldum. Sinir krizi geçirirken yanındaysan Allah rahmet eylesin kardeşim.".

"Çok konuşmayında gebertin şunları!"

""Emredersiniz komutanım!""

Hepimiz son hızda çatışmaya devam ederken küçük bir kızın çaprazımdaki evin kapısının önünde yerdeki bebeğini aldığını gördüm. O sırada bir şerefsizin kıza nişan aldığını gördüm. Tam onun kafasına sıkacaktım ki mermimin bittiğini gördüm. Şarjör değiştirmekle uğraşırsam yetişemezdim ve kızı vururdu bu yüzden bende hemen silahımı yere bıraktım ve kıza doğru koşmaya başladım.

"Hakan koru beni!"

Hemen koştum ve kızı arkama aldım. O sırada şerefsiz ateş etti ve karnımda sıcaklık hissettim. Hemen kızı kucağıma alıp büyük bir kayanın arkasına attım ikimizi. Bir kolumu kıza sarıp diğer elimle bacağımdaki tabancayı aldım. Tabancayla bende yardım etmeye başladım.

Hakan "Komutanım iyi misiniz? Vuruldunuz mu?"

Kendimi zorlayarak konuştum. "İyiyim."

Çatışma bittikten sonra tüm itler ölmüştü. Çok kan kaybetmiştim. Arada bir gözüm kararıyordu. Yavaşça etrafı kontrol ederek yerlerimizden çıkmaya başladık. Bende etrafı kontrol ettikten sonra yanımdaki küçük kızın elini tutarak ayağa kalktım. Kalkınca bir an gözüm karardı ama hemen kayadan tutunup dengemi sağladım.

"İyi misin Asker abla?"

"İ-iyiyim canım."

Kendime gelince küçük kızla beraber köyün girişine gittik. Etrafı kontrol eden tim de köyün girişine geldi. Birden tekrar gözüm karardı ve dengemi kaybettim. Dizlerimin üstüne düştüğümde ağzımdan kan geldi. Birden bütün tim bana koşmaya başladı.

""Komutanım!""

"S-sakin olun. İ-iyiyim ben. H-hakan helikopter çağır. Bu küçük k-kızıda ailesine teslim edin."

Birden daha fazla kan geldi ağzımdan. Ağzımdaki kanı tükürdüm. O an tekrar gözüm karardı ve bayıldım.

Yazardan

Hakan çok pişmandı. Konuşmaya çalıştığında Arya'nın dedikleri onu daha da suçlu hissettirmişti. Ayrıca kuzenine hayran da kalmıştı. Operasyon kıyafetleriyle çok havalıydı.

Arya vurulduğunda tim çok endişelenmişti. Bir yandan da komutanlarının bu durumda bile onları sakinleştirip görevlendirmesine ve güçlü duruşuna hayran kalmışlardı.

Gelen helikopterle hemen hastaneye gittiler. Helikopterin hastanenin pistine inmesiyle hemşireler ve doktorlar hemen sedyeyle koştular.

Kızı bildiği Arya'nın vurulduğunu ve hastaneye götürüldüğünü öğrenen Akif albay hızla hastaneye gelmişti. O sırada da Arslan'ı aramıştı. Albayın sesini duyan Arslan başta Arya'nın şehit düştüğünü öğreneceğini zannettiği için çok kötü olmuştu.

'dıt...dıt...dıt'

"Alo."

"Merhaba ben Albay Akif Alacalı."

(Albayın soyadını hiç kullandım mı hatırlamıyorum. Bu yüzden kendi kafama göre bir soyad yazdım. Çokta şey etmeyin.)

"A-arya iyi değil mi?"

Arslan yeğeninin şehit haberini alacağını sandığı için çok kötü olmuştu. Beti benzi beyazlamış başı dönmeye başlamıştı.

"Merak etmeyin yaşıyor."

Bir an derin bir nefes verdi. 'Çok şükür' dedi içinden.

"Ancak vurulmuş ve çok kan kaybetmiş. Şuan ameliyathanede."

"N-ne?! Hangi hastane?"

"********** Hastanesi."

Arslan hemen telefonu kapatıp arabasına doğru koşmaya başladı.

Albay ve tim ameliyathanenin önünde Arya'nın ameliyattan çıkmasını bekliyordu. Birden koşarak Arslan geldi. Saçları dağılmıştı. Gözleri kızarmıştı biraz da. Hakan dayısını öyle görünce içi acıdı. İlk defa dayısını dağılmış görüyordu. Sonra ailesine haber vermesi gerektiğini düşünerek ayağa kalktı ve dışarı çıktı. Kimi arayacağını bilmiyordu. Sonra en soğukkanlı olanı aramaya karar verdi. Bu kişi tabiki Arel di. Polis olduğu için bu tarz olaylarda soğukkanlı olduğunu düşünüyordu.

'dıt...dıt...dıt'

"Alo abi."

"Efendim Hakan."

"Şey abi ben hastenedeyim de-"

"Ne! Yaralandın mı?"

"Ben değil abi... Arya yaralandı."

"......"

"Abi orada mısın?"

"İyi mi?"

Arel'in sesi titremişti.

"Bilmiyorum ameliyatta. Çok kan kaybetmişti."

"Hangi hastanedesiniz geliyoruz."

"******** Hastanesi."

Yarım saat sonra

Arya ameliyattan çıkmıştı. Ameliyat sırasında nabızı bir kere yavaşlamıştı ama kurtulmuştu. Sadece 1 hafta hastanede kalması yeterliydi artık. Arya'yı normal odaya aldıklarında Arslan hemen baş ucuna oturdu ve yeğeninin saçlarını sevmeye başladı.

Arya'dan

Karnımda hissettiğim küçük bir sızı ve saçımda gezinen ellerle bilincim yerine geldi. Göz kapaklarım çok ağır geliyordu ama zorlayarak açtım. Baş ucumda kızarık gözleriyle oturan dayım saçlarımı okşuyordu. Uyandığımı görünce büyük bir heyecanla yerinden doğruldu.

"Yeğenim! İyi misin? Dur doktoru çağırayım hemen."

Dayım birşey dememi beklemeden odadan çıktı. Bir kaç dakika sonunda doktorla içeri girdi. Doktor yarama baktıktan sonra bana döndü.

"Gayet iyisiniz Arya hanım. 1 haftaya

çıkarsınız buradan."

"Biz onu 2 gün yapalım doktor."

"Olmaz Arya hanım. Bunu yapamam."

"Bakın uğraştırmayın beni! 2 gün sonra çıkışımı verin."

Dayım araya girdi.

"Neyse tamam bakarız sonra. Hem ben çok endişelendim senin için canın acıyor mu?"

Dikkatin üstünden gittiğini hisseden doktor hızla odayı terk etmişti.

"Merak etme dayı ben gayet iyiyim. Hem artık alıştım."

"Ne demek alıştım?! Olur mu öyle şey?"

"Dayı şey hani ben askerim filan ya hani. Birçok kez vuruldum falan."

Sadece ondan mı sence? Önceden yaşadıklarınla bir alakası yok mu?

Aklıma gelen düşünceleri hemen silip dayıma gülümsedim ve o an odaya hiç görmek istemediğim şahıslar girdi...

Bölüm sonu

2 yorum

  • Benim anlamadığım tim operasyona giderken yeleklerini giymişti, giydikleri çelik yelek değil miydi? Ki böyle bir operasyona giderken çelik yelek giymediklerini düşünmüyorum..