İçeriğe geç

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 14 · 7 dk okuma

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 14

14. BÖLÜM

Uyandığımda dayım hala uyuyordu. Saat 18:00 olmuştu ve ben açtım. Akşam yemeğine de az kalmıştı zaten. O yüzden dayımı uyandırmaya karar verdim. Elimi yanağına koydum ve yavaşça okşayarak "Dayı" diye seslendim.

Gözlerini açınca beni gördü ve gülümsedi. Yanlız uff bee ne karizmatik bir dayım var. Aklıma gelen düşüncelerle kaşlarımı çattım. Kaşlarımı çattığımı gören dayım merakla

"Ne oldu?" Diye sordu.

"Dışarda da böyle gülmüyorsun dimi? Baya bi karizmasın yani maşallah. Sana bakan kızları dövmeli miyim?"

Birden yüksek sesli kahkaha attı.

Bana döndü ve yanağıma öpücük kondurdu.

"Ben senden başkasına bakar mıyım bitanem? Sen merak etme."

Bende ona gülümseyip "İyi aferin." Dedim.

Dayım "Kolun nasıl?"

"Merak etme. Alışkınım ben. Acımıyor. Bunlar bana vız gelir tırıs gider."

Bana gururla bakıp saçlarımı öptü.

"Neyse hadi kalk dayı ya yemek yiyelim 3 gündür açım. Sadece su içtim."

Dayım "Ne! 3 gün mü? Kızım niye söylemiyorsun? Yürü hemen yemek yiyoz."

"Dayıcım sakin olur musun lütfen. Unuttun mu ben bir askerim. 15 gün aç kaldığım da oldu sıkıntı yok yani. Ama bu şuanda aç olduğumu değiştirmiyor hadi gidelim de yemek yiyelim artık ya."

Elimi tutup beni hemen yataktan kaldırdı. Hızlı hızlı merdivenden inmeye başlayınca bende arkasından sürüklenmiş oldum.

"Ya dayı sakin ol. Ölecek değilim ya."

"Sus konuşma. Benim seni hemen doyurmam lazım."

Gülmemek için kendimi tutuyordum. Aşağı indiğimizde herkesin masaya oturduğunu gördük. Boş iki sandalyenin birine dayım oturdu. Diğerine de beni oturttu. Birden herşeyden ağzıma tıkıştırmaya başladı. Bende aç olduğum için birşey demiyor direkt yiyordum. Arada da ben onun ağzına birşeyler tıkıştırıyordum. Bu halimize büyükler tebessümle baksalar da abiler ve kuzen tayfası kaşları çatık bakıyordu.

Dedem "Oğlum kızı bir rahat bıraksaydın."

Dayım "Olmaz baba. Benim yiğenimi kendi ellerimle iyice doyurmam lazım. 3 gündür aç aç dağlarda dolandı."

""Ne! 3 gün mü?""

"Nasıl aynı anda konuştunuz lan?"

O sırada dayım tekrar bana birşeyler yedirmeye başlamıştı.

Ağzım boşaldığında annem

"Kızım 3 gün nasıl dayandın aç aç " dedi titreyen sesiyle.

"Ben alışkınım ya. Daha önce 15 gün aç kalmışlığım var hem ay-"

Dayım ağzıma yaprak sarması tıktığı için sözüm yarıda kesilmişti. Oha yaprak sarması mı?!

"Dayı yaprak sarması mükemmel ya ondan versene."

Dayım memnuniyetle gülümseyip bana yaprak sarması yedirmeye başladı. Bende onun ağzına yaprak sarması veriyordum. Böyle geçen bir yemek sürecinin ardından avluda oturmuş kahve içiyorduk. Deri ceketimi çıkardığım için kolumdaki sargı gözüküyordu ancak henüz kimse fark etmemişti Allah'tan. O sırada Arel abim

"Arya koluna ne oldu?" Dedi.

Ben kimse fark etmedi demiştim dimi. Hay ben şom ağzıma sokayım ya.

"Çokta önemli birşey değil ya boşverin."

Dayımda niyetimi anlamış olmalı ki bana destek çıktı.

"Evet Arel bende baktım yukarıda öyle ciddi birşey değil merak etme sen."

Arel abim dikkatle baktı.

"Bu bir kurşun yarası değil?"

Bakışlarımı yere sabitledim. Cevap vermek istemiyordum. Üzüleceklerdi boşuna.

Hakan tahmin etmişti. Gözlerinden anlamıştım. Hakan boğazını temizledi ve konuştu.

"Abi boşver ya napcan. Geçmiş bitmiş dimi?"

Arel abim onaylar biçimde kafasını

sallayıp önüne döndü. Çok kurcalamamıştı.

Ertesi gün

Dün bir kaç saat daha abimlerle oturduktan sonra yatmak için izin isteyip kalkmıştım ve erkenden yatmıştım. 3 günlük uykusuzluğun üstüne fazla fazla uyumak iyi gelmişti. Bu sabah ise yine her zamanki gibi 05:00 te kalkmıştım. Şimdi ise koşudan dönüyordum. Hatta şuan konağın kapısındayım.

Kapıyı konağın yardımcısı açtı. Kimseye görünmeden direkt odama çıktım. Duş alıp dolabımın karşısına geçtim. Bir tane kombin belirleyip giymeye karar verdim.

(kot şort ve beyaz crop. Üstüne de değişik renkli Salaş Hırka. Profilimde var.)

Bugün izinliydim. Bu yüzden dışarıda biraz gezmeye karar vermiştim. Üstümü giyindikten sonra silahımı belime koydum. Motorumun anahtarını ve asker kimliğimi cebime koyduktan sonra aşağı indim. Saat çoktan 08:00 olmuştu. Aşağı indiğimde masanın hazır olduğunu gördüm. Birkaç son dokunuşu yapıyordu yardımcılar. Bende avluya geçtim. Herkes buradaydı. İçeri girmemle bakışlar bana döndü. Önce karnımdaki açıklığa ardından bacaklarıma kayan bakışlar birçok anlam içeriyordu. Mesela şok, sinir gibi....

Ama bu kimin umrunda? Hiç kimsenin.

Ananem ayıplarcasına bir bakış atmıştı. Abi,ata hariç kuzen tayfasının ve babamla dedeminde kaşları çatılmıştı. Ahmet dayım bir süre algılayamadı ama sonradan onunda kaşları çatıldı. Burada tepki vermeyen hatta sorun etmeyen kişilerin sayısı bir elin parmak sayısı ederdi anca. Annem, teyzem, Asya, Atlas ve dayım. Ares bile tepki gösteriyordu.

Bu veledin ablasının yanında olması lazımdı. Ayrıca size ne ya?! Ne bu tepki. Gayet de istediğimi giyerim Allah Allah!

Ananem "Torun. Bu ne böyle?!"

"Ne ney?"

Ananem " O altındaki paçavra!"

"Öncelikle sesinizi alçaltın. Altımdakinin ismide şort."

Sakin ve soğuk bir ses tonuyla konuşmuştum. Tam samimi olucaz derken siz böyle yaparsanız olmaz ki amaaa. Lütfen yani. Ayrıca böyle tepki verdiniz ya bi uzaklaştık sizinle.

Dedem "Ne o öyle or*spu gibi giyiniyon!"

Dayım "Baba! Ayıp oluyor! Torunun o senin."

Diğerleri tepki göstermemişti. Ne yani herkes mi böyle düşünüyor?

Sinirlerim tepeme çıkmaya başlamıştı. Yumruğumu sertçe önümdeki sehpaya geçirince herkes yerinden sıçradı. Derin derin ve sertçe nefes alıp veriyordum. Dişlerimin arasından ürkütücü bir tonda konuştum.

"Bir insanı giydiği şeylerden dolayı yargılayamazsınız. Her kadın istediğini giyer. İsterse çok açık baya dekolteli giyinsin. Bu onu or*spu yapmaz!"

Babama, Ahmet dayıma, kuzen ve abi tayfasına dönerek konuşmaya devam ettim.

"Size gelirsek. Bu kelimelere sessiz kaldığınıza göre sizde böyle düşünüyorsunuz demektir. Benim böyle bir zihniyette ailem olamaz! Anladınız mı? Gidiyorum ben!"

Arkamı dönüp hızlıca merdivenleri çıkmaya başladım.

Arkamdan annemin seslenmesini duymuştum ama duymamazlıktan gelip merdivenleri çıkmaya devam ettim.

&&&

Arya avludan çıkınca Defne hanım hemen arkasından seslendi ancak dönüp bakmamıştı bile. Asya hiddetle ayağa kalkıp bağırmaya başladı.

"Ablama nasıl öyle bir ithamda bulunabilirsiniz! İstediği gibi giyinir size ne! Hele sen baba. Abilerimden bile beklerdim ama sen! İnsan kendi kızına nasıl böyle bir sıfatı yakıştırabilir?! Sen nasıl kendi kızını savunmazsın!"

Asya ellerini saçlarından geçirip avluda volta atmaya başlamıştı. Abilerin ve Serkan beyin kafası karışıktı. Ne düşünmeleri gerektiğini bilmiyorlardı. Arya'nın şort ve crop giydiğini görünce hepsi delirmiş, akıllarına ilk gelen düşünceler ise Haşmet beyin dedikleri idi. Sonra ise Arya böyle biri mi gerçekten savunmalı mıyız onu diye düşünmüşlerdi. Ancak böyle bir tereddüte düşmeleri bile çok kötüydü Arya için. Sınırsız güven içerisinde olmalıydılar. Anında Arya öyle biri değil diyerek savunmalıydılar. Bir insanı kıyafetleriyle yargılamanın yanlış olduğunu söylemelilerdi. Ancak yapmamışlardı.

Bu hareket onları Arya için bitirmişti. Arya bu tarz konularda çok hassastı ve bu konuda böyle bir tereddüte düşmeleri bile onun için onları silmeye yeterdi.

Defne hanımın gözyaşları çoktan dökülmeye başlamıştı. Serkan bey ona yaklaşınca ona tokadı bastı.

(Ohh içimin yağları eridi ksjdkskj)

"Sen nasıl kızımıza böyle bir sıfatı yakıştırırsın! Yazıklar olsun! Allah belanızı versin! Sizin yüzünüzden kızım bizden uzaklaşacak. Hele sen baba! Bunları nasıl dersin. O senin torunun ya torunun! En önemlisi de bir KADIN!"

Arslan "Arya'ya kendinizi affettirmeden sakın benimle iletişim kurmaya kalkmayın! Arya da zaten sizi zor affeder."

O sırada yukarıdan kırılma sesi geldi. Arslan hızlıca yukarı koştu. Arkasından da diğerleri.

&&&

Odama geldiğimde sinirden ellerim titriyordu. Hemen bavulumu topladım. Zaten çok fazla kıyafetim yoktu.

Sinir krizi geçirmekten endişeleniyordum. Sinir hastası olmak çok zor. Ancak ben sinir krizi geçirdiğimde etrafıma zarar vermem muhtemel oluyordu.

Banyoya gidip elimi yüzümü yıkamaya karar verdim. Hemen hızlı adımlarla banyoya yürüdüm.

Aşağıdan bağırış sesleri geliyordu.

Elimi yüzümü yıkamama rağmen sakinleşmemiştim. Hala ellerim titriyordu.

Birden yumruğumu karşımdaki büyük aynaya geçirdim. Ayna param parça oldu. Elimden ise oluk oluk kan akıyordu. İçeriye geçip dolabımın boydan aynasına da tekmemi geçirdim. Oda paramparça oldu. Yerdeki cam parçalarının üstüne elimden kan damlıyordu. O sırada koşma sesleri duydum.

Duvarın dibindeki sehpadan vazoyu aldım ve duvara fırlattım. Yatağın altından tutup yatağı devirdim. Sehpayı elime alıp pencereye fırlattım. Sehpa dışarıya uçmuştu. Pencere ise paramparça olmuştu. O sırada kapı hızla açıldı. Dayım daldı birden odaya. Hemen gözleriyle beni taradı. Elimi görünce birden korkuyla bağırdı.

"Arya!"

Ellerimin titremesi azalmıştı. Koşarak yanıma geldi. Etrafı görünce şaşırıyordu.

Dayım "İyi misin güzelim? Elin çok kötü kanıyor. Hastaneye gidelim hadi."

Birden diğerleri de kapıya doluştu. Annem gözleri yaşlı bir şekilde yanıma koştu. Bana sıkıca sarıldıktan sonra elimi gördü ve korku dolu gözlerle bana baktı.

"Kızım eline ne oldu?!"

Aytaç yanıma koştu.

"Ver elini bir bakayım!"

"Siktir git. Ben kendim hallederim."

Dayıma döndüm.

"Dayı hepiniz gidin buradan hemen sinir krizi geçiriyorum. Kimseye zarar gelsin istemem. Henüz sakinleşmedim."

Sık nefesler alıyordum. Terlemiştim de. Dayım birden bana sarıldı.

"Şşttt ben buradayım. Sakin ol şimdi. Rahatladığını hisset tamam mı? Hadi sakinleş."

Diyerek saçlarımı okşuyor, yumuşak ve rahatlatıcı ses tonuyla konuşuyordu. Yavaş yavaş sakinleşmeye başladım. Bende dayıma sarılıp kafamı boynuna gömdüm. Derin nefesler almaya başladım. Yanlız kokusu çok güzel haa. Onu kokladığımı anladığında erkeksi bir şekilde kıkırdadı. Bir süre sarılı durduk. Ben sakinleşince geri çekildi.

"Hadi gel eline pansuman yapalım."

"Tamam."

Banyodan ilk yardım çantasını alıp geldi. Gelince bende yan dönmüş yatağı kaldırıp düzgünce koydum ve üstüne oturdum. Dayımda yanıma oturup elimi dizine koydu. Kanları temizleyip pansumanı yaptıktan sonra elimi sargı beziyle sardı. İşimiz bitince hazırladığım bavulu aldım. Dayımda ayağa kalktı ve yanıma geldi. Tam kapıya yönelecekken elimi tutup durdurdu beni.

Bölüm sonu

5 yorum

  • Benim mekanım isimli şahıs ben sana katılmıyorum ayrıca saçma saçma konuşma bulmuşsunuz ‘cringe’ diye bir şey sırf popüler oldu diye her boksa söylüyordunuz ağzınıza yapıştı şimdi de ota boka saçma saçm her şeye söylüyorsunuz neresi cringe acaba öğrenebilir miyim?(!)a

    1Yanıt
  • Çok fazla alışkınım acıya sinir krizim tutuyor gibi kelimeler kullanma cringe oluyor bu sefer

  • Çok fazla alışkınım acıya sinir krizim tutuyor gibi kelimeler kullanma cringe oluyor bu sefer