İçeriğe geç

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 10 · 5 dk okuma

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 10

10. BÖLÜM

"Hassiktir."

Bana sorgulayıcı bakışlar atan ailemi umursamadan hazır ola geçtim. Gözlerinden ateş fışkıran Kemal Albay karşımda durdu. Anında yüksek ve gür bir sesle tekmil verdim.

"Yüzbaşı Arya Öztürk! Mardin. Emret komutanım!"

Tabi hemen ardımdan sesindeki şaşkınlığı gizleyemeyen Hakan tekmil verdi.

"Üsteğmen Hakan Öztürk! Mardin. Emret komutanım!

Neden mi şaşkın söyleyeyim.

Akşam yemeğinden önce

Annem gil akşam yemeği hazırlanana kadar abilerim ve kuzenlerimle kaynaşmamız için bizi küçük salona göndermişti. Tabi bazılarımız bu durumdan memnun olmasada kabul edip geçmiştik. Bir süre boş boş bakışınca Asya konuşmayacağımızı anlamış olacak ki sohbet açmaya çalışmıştı.

"Abla mesleğini hiç söylemedin. Ne iş yapıyorsun?"

"Askerim."

Ares "oha gerçekten mi?"

Ona dönüp hafifçe tebessüm ettim.

"Evet."

"Vay be tüm arkadaşlarıma söyleyeyim de azıcık havam olsun."

Onun bu dediğine hafifçe tebessüm ettim.

Ata "abla peki rütben ne?"

Abiler ve kuzenlere baktığımda merakla ve şaşkınlıkla beni dinlediklerini gördüm. Asker olduğuma inanamıyorlardı. Hakan ise küçümseyici bakışlar atıyordu. Ama ben senin façanı aşağı almazmıyım ulan! Tam rütbemi söyleyeceğim de Hakan lafa atladı.

"Aman ne olacak Ata subay yada astsubay filandır." Buram buram alay ve küçümseme kokan sesiyle sinirlerim zıplayınca birden ayağa fırladım.

Ares ve Ata anında kollarıma yapıştı birşey yapmayayım diye. O sırada abiler ve kuzenlere ayaklandı. En soğuk ve ürkütücü sesimle

"Sakın bir daha mesleğime laf etme yoksa senin o ağzına... Anladın sen. Beni çocukların yanında konuşturma."

Derince yutkundu. Biraz da olsa tırsmıştı ancak belli etmemeye çalışıyordu. Ben senden rütbeliyim oğlum benden kaçar mı?

O sırada annem yemek hazır diye seslendi ve hepimiz aşağı indik. Sofrada herhangi bir sohbet veya bakışma yaşanmamıştı aramızda. Bu çok iyi olmuştu Allah'tan yoksa her an masanın üstünden atlayıp karşımdaki Hakan'a dalabilirdim.

&&&

"Rahat!"

Derin bir nefes alıp bana döndü.

"Ulan daha yeni görevden döndün Arya! Hemen bir olaya karışmak zorunda mısın?! Hadi diyelim karıştın adamları niye komalık ediyorsun!?"

"Komutanım şimdi haysiyetsiz şerefsi- yani şeref yoksunu arkadaşları 16 yaşındaki kuzenime en önemlisi ise küçük bir çocuğa vururken görünce sinirlerim tepeme attı. O an kendime hakim olamadım."

Ne kadar mahcup ve hatalı olsamda asla başımı eğmemiştim. Hala dim dik duruyordum. Ben bir Türk askeriyim ve başımı asla kimseye eğmezdim, eğmemde.

"Asla akıllanmayacaksın değilmi?"

Başımı onaylarcasına sallayıp hafifçe tebessüm ettim. Kollarını açıp 'gel buraya deli kız' dedi. Anında kollarının arasına girdim. Sıkıca birbirimize sarıldık. Sırtımı pat patlayıp ayrıldı ve arkamda ki topluluğa döndü. Kafasıyla onları işaret edip konuştu.

"Gerçek ailenle gelmişsin. Ben sen inat eder görüşmeyi bile kabul etmezsin sanıyordum." Dedi alayla.

Bende aynı alayla "Ya işte bende öyle zannediyordum ama işte maviş gözlü minik veletler çeldi aklımı." Dedim.

Biliyordu çocuklara düşkünlüğümü. Neden düşkün olduğumu bildiği gibi.

Babam "S-sen asker misin kızım?"

Kemal albay "Yok artık Arya! Söylemedin mi?"

"Ya Kemal amca normalde sen gelmeden önce söyleyecektim ama o sırada daha 1 saat önce asker olduğumu söylediğim bazı şahısların beni küçümsemesinin sinirini yatıştırmaya çalışıyordum."

Kemal albay "Ben yanlış duymadım dimi. Seni küçümsediler. Seni. O zaman dağdaki efsanelerini duysalar kaçacak delik ararlar herhalde."

Diyerek sinsi bir gülüş attı. Aynı sinsi gülüş benim yüzümde de oluşunca Hakan yutkunarak konuştu. Şuan dışarıdan çok tehlikeli ve korkutucu göründüğümüzün farkındaydım.

"E-efasane derken?"

Kemal albay "Evet efsane. Arya teröristler arasında fazla ünlü. En çokta öldürme şekilleriyle." Diyerek göz kırptı.

Kemal albay gülmemek için dudaklarını birbirine bastırıyordu. Bende ona bakıp gülmemeye çalışıyordum.

Cidden biz şuanda ne yaşıyoruz aq.

En sonunda dayanamayıp ikimizde kahkaha atmaya başladık. Kısa bir kahkaha attıktan sonra ne kadar kahve içmeye davet etsem de karargaha gitmesi gerektiğini söylemişti. Bende mesleğimizin gereğini bildiğim için bir şey dememiştim. Vedalaşırken kulağıma 'düşmanlarına dikkat etmelisin. Ailen olduğunu öğrenenler ki çoğu öğrenmiştir bile. Ailene zarar vermeye kalkabilir.' demişti. Bildiğim bu gerçeği hatırlamamla gerilmiştim. Kemal albay gidince tekrar eski duygusuz ciddi halime dönmüştüm. Bunu bizimkilerinde farkettiğini anlamıştım.

Maalesef ki bu konuda yapabileceğim birşey yok. Birtek sevdiğim ve değer verdiğim kişilerin yanında güvendiğim kişilerin yanında duygularımı dışa yansıtıyordum.

Hepsinin bana sormak istediği şeyler olduğunu biliyordum. Bu yüzden akıllarında soru işareti kalmasını istemediğim için oturup konuşmayı teklif ettim.

Annem "K-kızım s-sen şimdi askersin öyle mi?" Dedi gözleri dolu dolu.

Kafamı onaylar biçimde salladım.

Annem "Ya s-sana birşey olursa ben nasıl dayanırım?"

"Her asker annesi gibi dayanacaksın. Bu benim görevim. Vatanım için gerekirse canımı bile veririm."

Babam bana gururla bakıyordu. Dedemde öyle. Ancak ananem ve annem duygulanmıştı. Benim için endişelendiklerini anlıyordum. Ancak bu benim görevimdi ve alışması lazımdı.

Arel "Peki görevden yeni geldin dedi. Ne zaman geldin ve ne kadar sürdü bu görev?"

"Bir buçuk yıldır dağlarda tek başıma görevdeydim ve 2 hafta önce DNA testinden 1 gün önce geldim."

""Ne!""

( "" "" İki tırnak içindeki kelimeleri ve cümleleri herkes aynı anda söylemiş oluyor. Belirtmek istedim.)

Annem "B-bir buçuk yıl mı? Hep böyle uzun g-görevlere gidicek misin?"

"Bu benim bileceğim birşey değil. Evet bazen uzun görevlere gidiyorum ama dediğim gibi bazen."

Dedem "Maşallah torunuma birde yüzbaşı. Aha şu haytadan daha yüksek rütbede hemde." Diyerek gururla gülümsedi.

Bende içten bir şekilde gülümsedim. Böyle mesleğimi övdüklerinde bir göğsüm kabarıyor.

Götüm kalkıyor demiyor da.

Kendi kendime göz devirince Atlas keyifle konuştu.

"Aa Hakan abi sen Astsubay falan diyordun dimi?"

Bende keyifle gülümseyip devam ettim.

"Ah bu arada senin timin adı neydi Hakan?"

"Gölge. Neden sordun?"

İşte şimdi daha da keyiflendim. Senin ağzına sıçmazsam bende neyim.

"Tim komutanı benim. Hayırlı olsun." Dedim sinsi ve tehlikeli bir gülüşle.

"Hass...n-nasıl yani?"

"Bugün sende bir anlama zorluğu var gibi ama neyse. Yeni tim komutanı diyorum benim. Buraya tayinim çıktı. Sizin timi de bana verdiler."

Atlas ve Ares kahkaha atmaya başladılar çünkü Hakan'ın beti benzi atmıştı.

Ares "Geçmiş olsun abi. Çok üzüldüm." Diyince daha çok kahkaha atmaya başladılar. Onların kahkahalarıyla diğerleri de gülmeye başladı. Bense sırıtıyordum.

Akşamı kahkahalarla bitirmiş daha sonra da yatmak için odalara dağılmıştık. Pijamalarımı giyip kendimi yatağa attım.

O sırada kapım tıktıklandı.

Bölüm sonu

2 yorum