İçeriğe geç

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 9 · 7 dk okuma

ALTÜST OLMUŞ HAYATIM

Bölüm 9

9. Bölüm

2 gün sonra:

O telefon konuşmasından sonra hokkalı bir küfür edip numarayı istihbaratçı bir arkadaşıma atmıştım. Ancak hat yaşlı bir amcanın üstüne çıkmıştı. Hatta gidip amcayı bile sorgulamıştık ama yinede birşey bulamamıştık. Bu iki gün biraz daha aileye alışma çabalarımla geçti. Her ne kadar Asya, Ayla ve Deniz'e çabucak alışmış olsamda hatta Arslan dayıma bile çabucak alışmış olsamda diğerlerine pek alışabildiğimi söyleyemem. Annem ve babam ise kendimi yabancı hissetmeyeyim diye ellerinden geleni yapıyorlardı. Evet evet anne ve baba dedim. Bu tabirleri en çok onlar hakediyor bence. Yıllardır görmediğim anne baba sevgisini bende dahil tüm çocuklarına hissetiriyorlardı. Kendimi çok iyi ve tamamlanmış hissediyordum. Kuzenlerden bir tanesi bana biraz önyargılı davransada diğerleri nötr yaklaşıyordu. Tabii Azad abi daha sıcak yaklaşmıştı bana. Belkide kızıyla iyi anlaştığım için olabilir. Dayılarım ve teyzem zaten çok sıcakkanlıydı. Ancak Ahmet dayımın karısı bana çok burnu havada bakıyor beni eziklemeye çalışıyordu her fırsatta. Tabii yeri geldiğinde bende lafımı sokuyordum ama ananem ve dedem olduğu için ağzımı çokta açamıyordum. İşte o anlarda da annem devreye girip beni savunuyordu. Geçen bu zaman da en küçük kuzenim olan Ata bana yaklaşmakta çekiniyordu. Onu terslememden korkuyordu. Ancak onu kendi halinde bırakmaya karar verdim. Beni tanıyıp güvenince elbet yaklaşırdı. Ares ise biraz biraz bana güvenmeye başlamıştı. Yavaş yavaş bana yaklaşıyordu artık.

Şuanda ise karargahta bazı dosya işlerimi bitirmiş eve dönüyordum. Her ne kadar izinli de olsam halletmem gereken dosyalar olunca gelmiştim. Saat akşam 19:00 dı. Tam bizim konağın sokağına girerken sokağın köşesinde Atlas'ı sıkıştıran 3 büyük adam gördüm.

Ulan küçücük çocuğu üç kişimi sıkıştırıyor. Arabayı ani frenle durdurup kenara çektim.

"Şimdi siktim belanızı." Diye mırıldanarak arabadan indim.

"Hayırdır beyler! Kalıbınızdan da mı utanmadınız? 3 kişi küçücük bir çocuğu sıkıştırıyorsunuz."

"Sen karışma güzelim seninle sonra özel olarak ilgilenmek isterim. Önce şu işimi halledeyim."

Adamın ağzını yaya yaya konuşması beni sinir etmişti. Soğuk ve ürkütücü sesimle

"Yanlız güzelim deme yoksa ağzını yerinde bulamazsın. Ayrıca o çocuğu bırakın yoksa kötü şeyler olacak."

"Allah Allah neler olacakmış." Diyerek alayla beni süzdü diğer adam.

Atlas ise korku ve merakla bana bakıyordu. O sırada diğer adam

"Eeehh yeter be!" Diyerek Atlas'a tokat attı.

"Ulan ben şimdi ağzınıza sıçmaz mıyım!?"

Atlas'a tokat atan adama kafa atmamla bayıldı. Diğer adamsa bana yaklaşıp yumruk atmaya çalıştı. Yumruğunu tutup bileğini büktüm ve dizimle vurdum. O sırada bayılan adam kendine geliyordu yavaş yavaş öyle uzun süre baygın kalacağı kadar sert kafa atmamıştım. İkinci adam arkadan kollarımı tuttu ve ayılan adamda bana yumruk attı. Dudağımın patladığını hissederken Atlas'ın endişeli yüzünü ve kızaran yanağını görmemle sinirlerim tekrar alevlenirken kendimi beni tutan adama yasladım ve karşımdaki adama tekme attım. O yere düşünce tekrar dik durdum ve kafamın arkasıyla arkamdaki adamın burnuna vurdum. Anında beni bırakıp burnunu tutarken ona yumruk attım. O sırada Atlas'a bağırarak

"Git hemen burdan! Hadi!"

"Olmaz bırakamam seni. Ya sana bir şey olursa?"

"Bana birşey olmaz hadi koş."

Zorla Atlas'ı konağa gönderince o an dikkatimin dağılmasından faydalanan adam bana yumruk attı.

&&&

Atlas içindeki korku ve telaşla konağa koştu.

Alacaklı gibi çalınan kapıyla telaşlanan aile avluya ve çıktı. Konağın yardımcısı koşarak kapıyı açtı.

Kapının açılmasıyla sendeleyen Atlas hemen kendini toparlayıp derin derin nefesler aldı.

Torununun yüzündeki kızarıklığı gören Haşmet Bey bastonunu yere vurup bağırdı. Hatta ona bağırmak denmez bildiğiniz kükredi.

"Noldu yüzüne Atlas! Kim benim torunuma vurmaya cürret eder!"

"S-sakin olun. B-ben iyiyim ama A-arya abla. Sokağın sonunda ona yardım edin."

Arya ismini duyan erkekler hatta Haşmet Bey bile donmuştu. Tabiii yine kendine ilk gelen Haşmet Bey olmuştu. Ancak mesleğinden dolayı soğukkanlı olan Arel ve Hakan en önde fırladı. Arkasından da diğerleri. Kadınlar evde kalmıştı.

Bir tarafta kızına birşey olma ihtimaliyle ağlayan Defne hanım. Diğer tarafta ise ablasını kaybetmeye korkan Ares ve Asya vardı. Ayşe hanım ise torununun ismini duymasıyla kötü olmuştu zaten. Gelinler ise onları sakinleştirmeye çalışıyordu.

Erkekler ise koşa koşa sokağın sonuna gelmişti ancak gördükleri manzarayla şaşkınlıktan donmuştu. Yere yüzü gözü pert olan 3 adam ve duvara sırtını dayayarak oturmuş soluklanan dudağı patlamış, kaşı patlamış ve sol kolu kesilmiş kendi kendine konuşan bir Arya vardı. Aytaç doktor olduğu için hemen Arya'nın yanına koştu.

&&&

"O son yumruk sertti be. Hayır zaten karşınızda tek başına bir kadın var ama siz adam olmadığınız için 3 kişi dalın."

O sırada beni izleyen erkek topluluğuna döndüm.

"Siz niye bu kadar geç kaldınız?"

Serkan Bey "şey... Kızım...sen onu boşverde iyi misin onu söyle."

"İyiyim merak etmeyin."

Aytaç "Derin yaraları yok evde pansuman yapabiliriz."

"Aynen ya yoruldum zaten gidelim artık. Bu adamları da bırakın burda ben hallederim."

Ayağa kalktım ve yürümeye başladım. Abi o değilde karnıma da güzel tekme yemişim ha. Karnım biraz sızlıyordu. Zaten ben bunlara alışkındım. Bana çerez bunlar aga. Zaten dövüşmeyi de bilmiyorlar ki. Sırf ölmesinler diye hafif davranmıştım. Tam sokağı dönmemle bana doğru koşan Ata, Ares ve Asya gördüm. Ağladıkları belli oluyordu.

Uyy yerim la ben sizi.

Önce Asya atladı boynuma. Sarılmasıyla ağlamaya başlaması bir oldu. Sırtını sıvazlayarak rahatlatmaya çalıştım.

"Şştt iyiyim ben ağlama lütfen. Hem bunlar benim için çerez."

Diğer kolumu da açıp Ata ve Ares'in sarılması için yer açtım. Hemen onlarda sarıldı.

Allah'tan uzun kollarım var haa. Yoksa ben bunlara aynı anda nasıl sarılacaktım?

şuan düşündüğün şey bu mu gerçekten?

Evet?

Ares "A-abla canın acıyor mu?"

Birden bedenim bir şok dalgası geçirdi.

oha Ares bana abla dedi?!

"İyiyim ablacım canım acımıyor."

Ata "Hep benim yüzümden seni yanlız bıraktım."

"Tabi bırakacaktın olum adamın bıçağı vardı. Ben seni nasıl tehlikeye atayım?"

Sarılmayı bırakınca arabama doğru ilerledim.

Kaan "Arya nereye?!"

"Arabamı alıp konağa gidicem. Burda mı bırakayım."

Fırat "Yaralı kolla süremezsin bırak biz getirelim."

"Ben getiririm siz merak etmeyin. Hadi eyvallah."

Onlar çoktan konağa ilerlemeye başlayınca bende arabama gaz vererek konağın önüne kadar geldim ve park ettim. Arabadan indiğimde onlarda gelmişti. Kapıyı çaldığımda gözleri kıpkırmızı bir Defne hanım açtı.

Ben bu kadar değerli miyim ya? Vay canına.

Birden boynuma atladı. Kolum acısada yüzümü ifadesiz tutmaya devam ettim. Beliz ve Simge yengemde annem ayrılır ayrılmaz boynuma atladılar. Bende onlara sarıldım. Daha sonra ananem geldi ve sarıldı.

Ardından içeri geçtim ve oturdum. Aytaç hemen yanıma gelip pansuman yapmaya başladı.

O sırada merdivenlerden Ayla indi. Beni bu halde görünce korkmuş olmalı ki anında ağlamaya başladı. Aslı abla(Ayla'nın anası) Ayla'nın yanına gidip içeri götürmek istedi ancak Ayla ellerinden kurtulup koşarak bana sarıldı. Bende ona sıkıca sarıldım.

"Ayya Hala noldu sana?" Diyerek daha şiddetli ağlamaya başladı.

"Ayla birtanem bak bakayım bana." Diyip kafasını gömdüğü boynumdan kaldırarak göz göze gelmemizi sağladım.

"Benim canım hiç acımıyor tamam mı? O yüzden üzülmene gerek yok. Bazı kötü adamlar Ata amcana zarar vermek istedi. Bende onları engelleyip hadlerini bildirdim."

Bir süre daha Ayla'ya sarılıp onu sakinleştirici sözler söyledim. Sakinleşince kucağımdan kalkıp yanağımdan öptü ve Ata'nın kucağına gitti. Ona da sıkı sıkı sarıldı.

O sırada meraklı ve endişeli bir şekilde bana bakan aile üyelerinde göz gezdirdim. Sonunda konuşmaya karar veren annem boğazını temizledi.

"Annem senin bu halin ne? Ne oldu orada?"

"Aa lütfen siz birde karşı tarafı görün. Benim için spor gibi birşeydi valla stresimi attım."

Azad abi "Tabi canım gördük o karşı tarafı zaten maşallah."

Sözümü kesen Azad abiye göz devirip konuşmaya devam ettim.

"Sorunuza gelecek olursak valla ne olduğunu bende pek bilmiyom. Arabamla güzel güzel eve geliyorken 3 adamın köşede Ata'yı sıkıştırdığını ve ona vurduğunu görünce bendeki şarteller attı ve adamlara daldım direkt."

Hepsi Ata'yı korumuş olmamla hem şaşırıp hemde memnun olurken birden Azad abi tekrar lafa atladı.

"Peki o kolundaki kesik nasıl oldu?"

"Ha o mu ya? Şey şimdi ben iki adamla boğuşurken diğer adam bıçağı çıkardı. Tam bana saplayacakken yaptık işte birşeyler. O sırada kesilmiş olmalı valla hiç umursamamışım. Zaten küçücük bir kesik amaan nolcak."

Onlar benim bu kadar rahat olmama şaşırıyordu.

Ama yani napim şimdi dizlerimi döve döve ağlayayım mı? Biz her gün bunlardan daha beterlerini yaşıyoz. Gelçi siz benim asker olduğumu bilmiyonuz ama olsun. Harbi lan ben bunlara ne zaman söyleyecem asker olduğumu. İznimin bitmesine de az kaldı zaten. Neyse elbet zamanı gelince öğrenirler.

Ares "Abla nasıl o kadar iyi dövüşebiliyorsun?"

"Oda benim sırrım olsun yakışıklı." Diyerek göz kırptım.

Birden yanakları kızardı ve başını yere eğdi.

Ya ama yerim senii.

"İstersen seni de çalıştırırım bir ara."

"Gerçekten mi?!" Diye hevesle sorunca içimin yumuşacık olduğunu hissettim.

Maalesef ki bu yumuşacık olan kısmım %5 fln yani. Geçmiş ve duygusuzluk saolsun.

Akşama kadar ananem ve annemin üzerime titremesiyle çocukların ise yanımdan ayrılmamasıyla geçti. Akşam yemeklerimizi yedikten sonra avludaki oturma grubuna geçtik ve konağın yardımcıları bize kahve yapmaya gitti. Tam o sırada kapı açıldı ve konakta nedenini çok iyi bildiğim bir kükreme yankılandı.

"ARYAA!"

İşte şimdi sıçtım arkadaşlar...

(Günün ikinci bölümünü akşam atacağım)

Bölüm sonu

11 yorum