Uzun süre düşünüp taşındıktan sonra ileri seviye Fransızca bilen Altay Bey evinin yakınlarındaki bir kursta ders vermeye başlamaya karar verir. İlk gününde ilk öğrencisi Ahmet ile tanışır. Ahmet 13 yaşında kısa boylu, zayıf, çelimsiz bir oğlan çocuğudur. İlk dersleri gayet kolay geçer, Altay Bey Ahmet’e öğretmenlik yaparken hiç zorlanmaz çünkü Ahmet’in, elmas tozuna benzer bir zekası vardır. Bir kaç gün sonra şimdilik tek öğrencisi olan ahmete ders vermek için kursa doğru giden Altay Bey’in ayağı takılır ve sendeler. Pantolonunun paçaları sendelemesinin etkisiyle çamur olan Altay Bey dişlerini gıcırdatır. Eve gidip üzerini değiştirmeyi düşünür ancak zaten yağmur yüzünden kursa geç kalmış olan Altay bey adımlarını hızlandırır. Kurs odası nefes nefese giren Altay bey Ahmet’i masanın başında oturmuş geçen ders işledikleri yerlerin üzerinden geçerken bulur. Ahmet saçlarını taramış üstüne koyu yeşil ama biraz da eski bir kazak geçirmişti, ayakkabıları mahallede top oynamaktan yıpranmış ve çamur olmuş pantolonu ise sıska bacaklarına büyük gelmekteydi. Yüzüne küçük bir gülümseme yerleşir Altay Bey’in -Ne yapıyorsun sen öyle hararetli hararetli, bakalım? -Siz gelene kadar biraz çalışayım dedim öğretmenim .-iyi iyi gel dersimize başlayalım. Ahmet kafasını sallar ve koşarak Altay Bey için masanın yanına bir sandalye çeker. Altay bey gülümseyerek teşekkür ettikten sonra zaman kaybetmeden dersine başlar. Yağmur damlarının cama çarparak çıkardığı sesler yüzünden odaklanmakta zorluk yaşar Ahmet. Ahmetin dikkatının dağıldığını gören altay Bey onu sert bir mizaçla uyarır ve dersine devam eder. Ders işledikleri oda kırık, dökük, fazla ışık almayan bir odadır. Duvarlarındaki boyalar soyulmuş kapı ise en küçük harekete bile fazlasıyla gıcırdıyordur. Dersin sonlarına doğru yağmurun dindiğini gören altay Bey in yüzüne bir gülümseme yerleşir ders sonunda Ahmet eşyalarını toplarken sınıftan çıkmaya hazırlanan altay Bey in arkasından seslenir; -öğretmenim! -efendim çocuğum? Ahmet Altay Bey’e bir peçete uzatır ve mırıldanır;-paçalarınız için.Mahcup bir şekilde kafasını eğen Ahmet’e samimi bir şekilde teşekkür eder ve ona içten bir gülümseme sunar Altay bey ve sınıftan çıkar. Lavaboda paçalarını temizledikten sonra evin yolunu tutar Altay Bey bir bakkala gazete almak için uğrar.bakkal küçük ancak tatlı bir dükkandır. Kasadaki adam uzun mesaisinin getirdiği yordunluğa karşın yüzüne bir gülümseme zorlar.Hızla gazetesini alan ve çıkan altay bey eve vardığında anahtarını sokmakta zorlanır ve bir süre kapıyı açmaya çalışır. Kapıdaki zorlanması sebebiyle üstüne gereksiz bir sinir çöken Altay Bey hızla üzerini değiştirir ve seslenir;-Ben geldim!Ancak beklediğinin aksine cevap alamaz. Doğru ya artık tek başına yaşıyordur. İçine bir hüzün dolar ancak ağlayamaz. Mutfağa yönelip kendine bir fincan çay koyar ancak akşam yemeği yiyemez. Son zamanlarda iştahını kaybetmiştir Altay bey. Çayını içip erkenden yatağa girer Altay bey alışkanlığının aksine bu sefer yatmadan önce kitap okumaz, eskiden olsa bir kaç sayfa dahi olsa kitap okumayı aksatmazdı Altay Bey. Uykuya dalmakta zorluk yaşar ancak uyuduğunda ise sebebi bilinmez bir şekilde bu sefer kabus görmez
Bölüm 3
Bölüm 3: Ahmet
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.