İyi Okumalar Canlarım🫶🏻🌸
Karan’ın Victoria’ya fırlattığı o ölümcül bakış, odanın kırık pencerelerinden içeri süzülen soğuk gece rüzgarını bile dondurmuştu. Boynumdaki kan sızıntısını dudaklarıyla temizledikten sonra, beni sarsılmaz bir koruma güdüsüyle göğsüne daha da bastırdı. Çıplak ve kaslı göğsünden yayılan o yoğun orman ve yanan odun kokusu, benim tekinsiz gece esintisi kokumla birleşerek odadaki mermer tozu ve gümüş kokusunu tamamen bastırmıştı. Victoria, arkasındaki iki muhafızın acı içinde yerde kıvranışına bakarken ilk kez ölüm korkusunu bu kadar yakından hissediyordu. Adımları titreyerek geriye doğru kaydı, sırtı odanın köşesindeki taş sütuna çarptı. "Karan... Ben sadece sürü yasalarını koruyordum," diye kekeledi Victoria, az önceki o kibirli duruşundan eser kalmamış bir halde. "Baban... Alfa Marcus sınıra gitti. Sürünün güvenliği tehlikedeyken bu ezik kız için bizi mi harcayacaksın?" Karan, beni tek koluyla sıkıca kavrayıp ayağa kalktığında, vücudundan yayılan o baskıcı Alfa aurası odadaki atmosferi adeta bir mengene gibi sıktı. "Sürü yasaları da, Marcus da benim eşime dokunmanıza izin vermez," dedi Karan. Sesi o kadar derinden, o kadar vahşi bir hırıltıyla geliyordu ki odadaki taşlar bile titredi. "Defol Victoria. Bu akademiden, gözümün görebileceği her yerden defol. Eğer şafak sökene kadar bu sınırlarda kalırsan, babanın ordusu bile seni benim ellerimden alamaz." Victoria, Karan’ın gözlerindeki o zifiri karanlık canavarı gördüğünde daha fazla dayanamadı. Yerdeki muhafızları bile umursamadan, eteğini toplayarak açık kapıdan koridora doğru hırsla koştu. Lara, elindeki ağır şamdanı yavaşça masanın üzerine bırakırken derin bir nefes aldı ve bize doğru bir adım attı. Gözlerinde hem büyük bir rahatlama hem de korku vardı. "Elya... İyi misin?" diye fısıldadı Lara.
Tam o saniyede, damarlarımdaki o kadim Ay Kurdu gücü aniden geri çekildi. Zihnimdeki o gümüş ışık söndüğünde, bedenimin içindeki tüm enerjinin bir anda çekildiğini hissettim. Gözlerimin önü karardı, şakaklarım zonklamaya başladı. Gümüş zincirlerin tenimde bıraktığı o lav gibi sıcak yanık izleri acıyla sızlarken, dizlerimin bağı tamamen çözüldü. Eğer Karan beni tutmuyor olsaydı, çoktan mermer zemine yığılmış olurdum. Bu kadim gücün uyanışı, orijinal Elya’nın bu zayıf bedenine çok ağır gelmişti. Kendimi koruyabileceğimi düşünmüştüm ama fantastik kurgunun kuralları acımasızdı; büyük gücün bedeli büyük bir fiziksel çöküştü. Karan, benim bu ani halsizliğimi ve titreyen bedenimi anında fark etti. Hiç tereddüt etmeden beni kucağına aldı. Başım, onun o sıcak ve geniş omzuna düştüğünde kokusunu bir kez daha içime çektim. "Lara, onun eşyalarını topla ve benim odama getir," diye emretti Karan, Alfalık otoritesiyle. "Marcus’un adamları hala akademide. Elya’yı burada yalnız bırakamam. Sınırdaki saldırı bir tuzaktı, beni buraya çekmek için yapılmıştı ama bunu kendi lehlerine kullanamayacaklar." Karan, beni kucağında sıkıca taşıyarak odanın enkazından dışarı çıktı. Koridorda bizi gören diğer öğrenciler şok içinde kenara çekiliyor, Alfanın kurda bile dönüşemeyen o kızı kendi özel alanına götürmesini fısıldaşarak izliyorlardı. Karan’ın ağır ve kararlı adımları, akademinin en üst katında bulunan, sadece Alfalara ait olan o görkemli siyah kapının önünde durdu. Kapıyı büyüyle açıp beni içeriye taşıdı ve devasa yatağının üzerine nazikçe bıraktı.
Odanın kapısı kapandığı an, dış dünyadaki o savaş boruları bir anlığına uzaklaştı. Karan, yatağın kenarına çöküp iki eliyle yüzümü kavradı. Zifiri karanlık gözlerinde hala o dinmeyen arzu ve possessif tutkunun ateşi yanıyordu. Baş parmağıyla boynumdaki o hafifçe kızarmış öpücük izlerini ve Victoria'nın hançerinin bıraktığı sızıntıyı okşadı. Dokunuşu tenimi saniyeler içinde yakıp kavururken, aramızdaki o fenotipik koku kimyası odanın kapalı havasında yeniden canlandı. Bacaklarımın arasındaki o tatlı, sızım sızım sızlayan sıcaklık dalgası tüm vücudumu ele geçirmek için sabırsızlanıyordu. "Seni bırakıp gitmem büyük bir hataydı," diye fısıldadı Karan, yüzünü yüzüme yaklaştırarak. Nefesi doğrudan dudaklarıma çarpıyordu. "İçindeki o gümüş gücü hissettim, Elya. Sen sıradan bir kurt değilsin, sen benim gerçek Luna'msın. Genetiğindeki o kadim Ay Kurdu uyanıyor ama bu zayıf beden o gücü kaldıramadığı için kurda dönüşmeni engelliyor. Seni içten dışa güçlendirmek zorundayım." "Karan... Konsey buna izin vermeyecek," dedim sesim halsizlikle kısılarak. "Yarınki sınavda kurda dönüşemezsem beni sürgüne gönderirler." Karan, gözleri tamamen dudaklarıma kayarken sinsi ama vahşi bir şekilde gülümsedi. "Yarın o pistte kimin diz çökeceğini herkes görecek. Şimdi bana teslim ol Elya, içindeki kurdun benim auranla beslenmesine izin ver."
Dudakları, ayrılığın ve o ölümcül korkunun getirdiği vahşi bir özlemle dudaklarıma kapandı. Bu öpücük, az önce çalışma odasında yarım kalan o tensel savaşı daha da derin, daha da ıslak ve amansız bir boyuta taşıdı. Karan’ın bir eli saçlarımın arasına sızıp başımı sabitlerken, diğer eli elbisemin yırtmacından içeri girip çıplak uyluğumu sertçe kavradı. Onun sıcaklığı, içimdeki o dişi kurdu tamamen teslimiyet çığlıkları atmaya zorluyordu. Hücrelerime kadar bu adama itaat etmek istiyordum. Karan'ın vücudundan yayılan o saf Alfa gücü, ten temasımız aracılığıyla benim damarlarıma akmaya başladı. Kalçalarımız birbirine mühürlenmiş gibiydi; onun vücudundaki o sertliği, bana olan o muazzam arzusunu ve gücünü her hücremle hissederken, damarlarımda uyuyan o dişi kurdun ilk kez pençelerini zihnimin duvarlarına geçirdiğini duyabiliyordum. Onun Alfalık enerjisi, benim Ay Kurdu genetiğimi besliyor, ilk dönüşümümün fitilini ateşliyordu. Aramızdaki bu tutku bizi dünyadan koparmak üzereyken, odanın kapısının altından hafif bir tıkırtı sesi geldi. Karan, vahşi bir hırıltıyla dudaklarımı bıraktı ama beni göğsünden ayırmadı. Gözleri kapıya döndüğünde, kapının altından içeriye doğru itilmiş olan o siyah, üzerinde kan kırmızı bir mühür bulunan zarfı gördüm. Bu, akademinin yarın sabah yapılacak olan "Büyük Güç Değerlendirme ve Safkanlık Sınavı" davetiydi. Kitaba göre Elya bu sınava hiç katılamazdı ama üzerinde Marcus’un özel mührü vardı. Bu, Victoria ve babasının ölümcül tuzağıydı. Ancak bilmedikleri bir şey vardı; Karan'ın bu gece tenime mühürlediği o Alfa gücü sayesinde, yarın o pistte sadece kurguyu değiştirmekle kalmayacaktım; o podyumu onlara dar edecek o ilk büyük dönüşümün kapısını aralayacaktım.






