İçeriğe geç

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 9 · 5 dk okuma

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 9

VELMA

sonraki bir kaç hafta eğitim ,görev , olarak değişiyordu gruplar. Çoğu zaman da birilerini kaybediyorduk. Önce Ella'yı kaybettik yerine Boris geldi. sonra Boris ve Mark görevde fazla yara aldı . Mark yolda Boris te üste dönünce öldü. Kaybettiklerimizi yasını bile tutmaya izin vermeden yeni bir üste geçmek üzre hepimizi kafelere kapattılar.

********

Yeni üst diğerine oranla temiz ve bir o kadar teknolojikti. Öbür hapishaneden bozma yere oranla daha fazla seçenek ve daha fazla kendimizi geliştirme alanı vardı. Duvarlar boyalı metal ve sağlam antrenman sahası üstün içinde olduğundan dolayı artık bahçeye çıkmak gibi bir lüksümüz yoktu ama iyi tarafından bakmak gerekirse artık o hayvan kafeslerinde değil kendi odalarımızda kalıyordu . Ve en önemlisi yemekhane ve her odada banyolar vardı.pislik içinde yaşamak o kadar boğmuştu ki bizi. Bu şık altın kafes bize cennet gibi gelmişti

****

Yemek saatinde aşağı indim bizimkilerin yanına oturdum. Hepsi gülüşüyoz eğleniyordu. Espriler havada uçuşurken bizi odasından izleyen Chars' a baktım. Sırıtışlarınız hiç hoş değildi. Bireyler olduğu barizdi.

* ******

yemekler bittikten sonra kapıdan içeriye kontrolsüzler girdi. Kapsülde gördüklerimden farklıydılar. Ayağa kalktım yanlarına gittim.

Lydia: kümesinizden çıkmışınız.

Sonar: evet birada köpek kafesinde olalım dedik .

Lydia: bura küçük kümesine benzemez orda kalbini sökmem birşey ifade etmez ama burada sökersem bir daha uyanamazsın.

Raino: kim bizi öldürecek sen mi!

Lydia: yapmadığım birşey mi?

Raino: son savaşta ölen ben değildim.

Chars yanımıza gelip iğrenç sırıtış ile gülümsedi

Chars: tanışıyorsunuz demek .

Sonar: bitmemiş bir hesabımız var.

Lydia: hemen çözelim sahne dolu . Meydan boş.

Chars: sakin olun aranızda ki rekabeti gördüm. belki listenin başındakiler değişir. artık ekiplerde D gurubumdakilerden de alacağız. Yani daha çok çalışman gerekecek. sıranı kaybetmek istemiyorsan.

Lydia: bir güneş paneline yenilmem merak etme.

Sonar: ama onlar yenilir. helede şu sarışın kıvırcık.

diyerek arka masada oturanları gösterdi. yeşil pelerinin yakalarından tutup kendime çektim gözünün içine bakıp. Pençemi boğazına dayadım

Lydia: onlara dokunursan. bir daha hiçbir şeye dokunamamanı sağlarım .

Chars "geri çekilin" diyerek kolundaki bileklikteki düğmeye bastı. Elektrik akımıyla ikimizde dizlerimizin üzerine çöktük ayağa kalkınca onlar yemek masasına ben ise odama gittim. yatağa uzandım . oturur konuma geldim dirseklerimi dizlerime koydum. Birleştirdiğim ellerimi anlıma koyup derin bir nefes aldım. o sırda arkamdan bir el omzuma dokundu kafamı kaldırdığımda Louis'i gördüm.

Lydia: senin yemekte olman gerek miyomuydu!

Louis: seni merak ettim. onlar kimdi.

Lydia: kontrolsüzler!

Louis: o da ne?

Lydia: kapsüldekiler.

Louis: onlarsa ne olmuş

Lydia: eğer benim gördüklerim çıkarsa. Bu hepimizin sonu olur.

******

o gece uyuyamadım yataktan kalkıp salona gidip boks torbalarını tekmelemeye başladım. torba patlayınca duvarın dibine çöküp oturdum. kafamı kaldırıp karşı duvardaki kılıçlardan birini aldım. onunla hareketler yaptığım sırada içeri bir kadın girdi.

Velma: Lydia namı değer alfa.

Lydia: evet "şaşkınlıkla yüzüne baktım"

Velma: burayı pek sevmiyorsun

Lydia: burayı seven var mı?

Velma: haklısın aslında ama kimse kaçmak için hapishane planı çıkartmıyor!

Boynundan tutup duvara geçirdim.

Lydia: bana bak doktor. Seni öldürürüm hemde öyle bir yok ederim ki zerreni dahi bulamazlar.

Boğazını bırakıp geri çekildim

Velma: ilgi çekici.

Lydia: ne ilgi çekici.

Gözlerime baktı. Ellerimi tutup parmaklarıma ve sonrada omzuma bıçakla ufak bir çizik attı.

Lydia: sorunun ne senin!

Velma: tuhaf. Hemen iyileşti.

Lydia: neyi tuhaf bunun buradakilerin hepsinde bu saçma yetenek var hatta bir tanesinin kopan parmağı tekrar oluşturdu

Velma: sen onlar gibi değilsin farklısın.

sinirlerimi bozmaya başlayınca yerdeki tişörtümü alıp kapıya doğru yöneldim.

Velma: aileni özlemedin mi adını bile hatırlayamadığın aileni.

arkamı dönüp omzundan tutarak duvara geçirdim.

Lydia: sen kimsin ne istiyorsun.

Velma: senin istediğini. Chars ve o kontrolsüzlerin bir daha nefes almamasını

Lydia: Bak benim buradakilerden tek farkım onlardan önce gelmem.

Velma: onlarla aranda bir fark var onların böyle olmasının sorumlusu Chars'ken senin burada olmanın sebebi farklı. onları bu hale getiren patlama . seni buraya getirenle aynı patlama değil.

Lydia: Ne demek istiyorsun.

Velma: Chars ordu kurmak için seni bu şeye çeviren her neyse onun benzeri başka bir şey kullandı . buradaki herkes 1 bütünün gücünün parçalanmasıyla oldu. sen o bütüne benzer başka bir tüp yada taşın patlamasından meydana geldi. yani sen buradaki herkesin toplamısın .

Lydia: ne olmuş yani!

Diyerek yerden tişörtümü aldım. Kapıdan çıkıcak Ken tekrar bana seslendi.

Velma: sen dediklerimi bir düşün!

Kadının yanından ayrıldıktan sonra biraz rahatlamak için duşa girdim. Aynanın önüne geçtim..o laboratuvarda olduğu gibi gözlerimi kırmızıya çevirmeyi denedim. Aynada kendime baktım . Gözlerimin renkli kısmı kırmızı ve parlıyordu. Gözümü kapatıp eski haline çevirdim sonra tekrar suyun altına geçtim.

********

Duştan çıkınca dolaptan formayı alıp giyindim. odanın kapısından çıkıp kafeteryada ki masanın üzerine oturdum panodaki sıraya ve isimlere baktım. Panonun en altında ki sırada görev esnasında ölenler vardı. başlayalı henüz 1 ay olmasına ve sadece 5 kez göreve gitmemize rağmen 9 kişiyi kaybetmiştik bile bunların 5'i benim ekibimdendi Ella, Boris, Mark, Abel, Rick .

Listede ki isimleri tekrar inceledim Raino' ya baktım. Onun bu hale gelmesinden hem kendimi suçluyor hemde ona karşı büyük bir öfkem vardı. Komik ama bu boktan çukurda ki ilk dostum oydu. Bu kadar değişmesi Ruhumu ince ince parçalıyordu.

**************

Eski anılar gözümün önüne geldi 7 yaşına yeni girmiştim kafesin içine bir çocuk fırlattılar düşmenin etkisiyle dizini vurup kanattı korkudan köşeye pusmuş titriyordu anlaşılan Chars sıcak karşılanmasını ona da yapmıştı. Yerimden kalkıp elimi uzattım ayağa kalktı yeşil gözleri kafesin parmaklıklarının arasından gelen ışıkla patladı.

Lydia: ben Lydia senin adın ne?

Raino: R... Raino.

Lydia: tuhaf isim.

Raino:ismimi bilmiyorum ki bana bunu dediler.

Bir kaç hafta beraber yaptık herşeyi büyük kafeler e geçtikten sonra da onu o ekip savaşına kadar görmedim. Hatorlarımdaki Raino'yu son görüşümde oydu zaten.

********

Kontrolsüzlere baktım. Sarı papatya hariç hepsini tanıyordum. Bir kaç dakika sonra Alice gelip omzuma dokundu.

Alice: orası tepsi koymak için kıçını buraya koyacaksın.

Louis: sen dün gece uyudun mu. göz altların şişik gözlerin kızarmış . ne zamndan beri o panoya bakıyorsun.

Numa:5 te duştan çıkıp buraya geldi.

Lydia: sen uyumuyor muydun?

Numa: Alice araba motoru gibi uyutmadı.

Alice yine horlamadığını iddia ediyor . Numa da ona karşı çıkıyordu

Lydia: kurt olan benim Kükreyen Alice!

Numa ve Alice kavga ederken Kontrolsüzlere geçip masalarına oturdu kalkıp yanlarına gidip masaya elimi koydum.

Lydia: eee pekala. Bu Raino, şu Nick, Bu Geko. Peki sen kimsin sarı çiçek.

Sonar: Eski dostlarını ne çabuk sildin. Kurtcuk.

Lydia dediği kelime ile bana hitap eden tek kişi aklıma geldi. Öfke ile suratına baktım.

Sonar:tatlı bakışlarından çözdüğünü var sayıyorum.

Lydia: keşke vücudunu parçalamak yerine kafanı sökseydim.

Sonar: ovvv ufaklık gücün yetmezdi!

Yanlarından ayrılıp bizimkilerin yanına geçip oturdum ellerimi başımda birleştirdim.

Louis: ne oldu?

Lydia: shefo ölmemiş.

Alice:imkansız hepimiz izledik ikinizin savaşını. Gövdesinin her santiminden kan akıyordu.

Lydia: kafasını koparmalıymışım demek. Bir daha olmaz!.

***********

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.