İçeriğe geç

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 10 · 5 dk okuma

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 10

Eski bir dost

Görev için kapıya çıktığımız sırada . ekiplerin tabloya göre olmadığını fark ettim Chars' a döndüm.

Lydia: Ekipler neden panodakinden farklı.

Chars: çünkü kontrolsüzlerin ilk günden dışarı bırakma konusunda emin olamadım. Bir kaç gün eğitme tabi tutulacaklar. sorun olmaz değil mi!

Lydia: yok ayak bağı olurlardı zaten.

Chars: zaten ekipler ilk belirlenen düzende olacak sadece aralara diğerlerinden koyacağız. Sonar yerine Linda, Sfenx yerine Dave, Crok yerine Neon . Raino yerine Robert gelecek.

Lydia: Tamam.

*****

Araçlara binip Planı yeni gelenlerde anlattık. Yol boyu hala aklımda o kadının söyledikleri vardı her seferinde bir noktaya dalıp onları düşünüyordum. karlık bir alanda indik. yerde duran kütüğün üstüne haritayı serip plan yapma başladık

Lydia: Şimdi gitmemiz gereken yer şurası "söylediğim yerlerin etrafını kalemle çizmeye başladım" buraya varmak için şu iki koridordan geçmemiz lazım. bunun içinde görünmememiz gerekiyor yoksa ölmeyi bırak bizi konuşturmak için elinden geleni yaparlar. Kibarca sormak hariç. Louis güç bölmesini aşırı yükle ki jeneratör bile çalışamasın. elektrikler gidince jenaratörü manuel olarak açmayı deneyecekler. burada iş Dave'e düşüyor kamera panellerini ıslat . ben laboratuvara girip Chars'ın istediği motoru alacağım.

Linda: peki ya ben.

Lydia: birinin kucağına bayılmazsan . 3. bölmedeki hava boşluğundan girip ana ses paneline ulaş mikrofon var onun üstündeki düğmeye bas etkisiz hale getir . Robert sende prensesle git bayılır mayılır çıkarken sizi görmesinler sis oluştur. Hazırlanın .

Kemerimi belime taktığım sırada Linda yanıma geldi. önümde duran kütüğe oturdu.

Linda: bana karşı olan bu tavrın neden bilmiyorum ama umursamıyorum da . sanırım Louis'i almamdan korkuyorsun. bu aslında çok komik. üstün gözdesi en güçlüsü A sınıfı bir gelişmiş. B sınıfı birini kıskanıyor gülünç.

Lydia: asıl ne gülünç şöyleyim mi! Bir hoparlörü kıskandığımı düşünmen .aşırı gülünç senin yaptığın işi ben zaten yapıyorum. yanı sıra elektriğimde yönlendirebiliyorum ama zaten sen bunu görmüştün . bide bunların yanı sıra senden hızlıyım güçlüyüm ha bide keskin pençelerim var. Onlarında tadına bakmak istemiyorsan git ve hazırlan.

Yanımdan öfke dolu gözlerle ayrıldı . kafamı çevirdiğimde bana doğru sırıtan Louis'i gördüm kafamı çevirip paçamı düzelttim. herkes hazırlandıktan sonra . üste doğru harekete geçtik ilk başta her şey iyi gitti tek bir şey hariç Linda . etkisiz hale getirmesi gerekenleri hala yapmamıştı.

Lydia: Linda ne duruyorsun.

Linda: madem benden üstünsün sen yap

Lydia: Hepimizi tehlikeye atıyorsun.

Linda: umurumda değil Alfa sana böyle sesleniyorlardı demi . Alfa isimdeki şana bak . ben olmadan da yaparsın sadece bu isimle.

Lydia: bunu senin yanına bırakmacam. iş bitsin kafanı gövdenden ...

Telifsizi yüzüme kapattı. öfke ile elimdeki telsizi yere fırlattım. üstün içine doğru giderken . koridorlardaki askerleri etiksiz hale getirdim. laboratuvara girdiğimde bir adam elindeki silahı bana doğrultmuştu.

Thomas: geri çekil bu senin o bildiğin küçük tabancalara benzemez .

Lydia: Atomik 12 kalibrelik bir insanı küle çevirir. kötü olan şu ben insan değilim.

Diyerek gözlerimi parlattım pençelerimi çıkarttım. Adamın yüzündeki özgüvenli ifade yerine korku ve şaşkınlığa bıraktı.

Thomas: sen nesin böyle!?

Lydia: o sorunun cevabını yıllardır arıyorum ama yok bulamadım. Bak arkanda ki kapsülü alıp gideceğim. sende hayatta kalırsın.

Thomas: o kapsülü neden istiyorsun ki değersiz içi boş bir kapsül.

Lydia: bak yalan söyleyince.....aah

Cümlemi bitirmeden bana ateş etti karnımda yanma ve acıyla kasıldım. Tekrar toparlanıp kalktım.

Thomas: bu inanılmaz acı eşiğin ve dayanıklılığın bir insanın 10 15 katı.

Lydia: İltifat için sağ ol da pençelerim var gözlerim parlıyor cidden tuhaf olan vurulunca ayakta durabilmem mi.

Adam tuhaf bir şekilde bana baktı.

Thomas: cümleyi bir daha tekrar etsene.

Lydia: beni mi oyalamaya çalışıyorsun. bak seni öldürmek ist.....

Thomas: tekrar et sadece sonra kapsülü sana vereceğim.

çanım acıyordu yarada iyileşmemişti ve adam sinirimi bozuyordu . Ona bakıp alaycı bir ses tonuyla cümlemi tekrar ettim

Lydia: pençelerim var sana cidden bu mu garip geliyor. şimdi ve şunu

Thomas: Lydia.

Lydia: ne adımı nerden....

Thomas :uzun zaman oldu baban öldüğünü sandı. hepimiz sandık.

Lydia: bak dostum karıştırdın . Benim hafızam yok ve o kapsülü vermezsen seni öldürmek zorunda kalacağım ve bu üsteki buraya gelen herkesi o yüzden bu boktan yerden hemen çıkmam lazım ya ver ya öl.

Thomas: sana ne oldu bilmiyorum ama eğer sensen " arkasındaki masadan kartı aldı" burdan beni ara .

kapsülü ve kartı alıp oradan çıktım karnımdaki yara hala iyileşmemişti çoktan kapanmış olması gerekiyordu . kapının önüne geldiğimde başka bir adam önüme geçti. başım dönüyordu fazla kan kaybettim. üzerine doğru ilerleyince aynı yerden bu kez o vurdu açıya dizlerimin üstüne çöktüm tekrar ayağa kalkıp adama saldırdım o kadar acı ve öfke içindeydim ki adamı fazla hırpalamışım. onu duvarın dibine yaslayıp koşarak üstten kaçtım üstten çıkınca bileklikle ekibe ulaşmaya çalıştım.

Lydia: neredesiniz

Louis: toplanma alanında sen iyiminsin sesin kötü geliyor.

Lydia: iyiyim helikopteri kaldırın Ben geliyorum.

arkamdan ateş eden adamlar geliyordu helikopterin olduğu alana doğru koştum helikopter havalanmak üzereydi koşarak hemen içine zıpladım biz oradan uzaklaşırken hala ateş ediyorlardı. ateş hattından uzaklaşınca kapsülü pilota verdim.

Pilot: tek başına iyi iş başarmışsın ufaklık. Döndüğünde o yaraya bir baktır fena gözüküyor.

Lydia: gerek yok iyileşirim ben.

yanından ayrılıp arka tarafa gittim koltuğa oturdum. Elimle yarayı kontrol ettim. hala aynı değişme yoktu.

Linda: kafamı koparacaktın en son ama ölüyorsun galiba.

Lydia: "kafamı yavaşça ona çevirip gülümsedim" ben sana ihtiyacım yok senin yaptığın işi kendimde yaparım dedim ve yaptım. Acaba Chars senin bu olmayan boş egona ne diyecek.

Louis: yaran ağır üste gidince revire git.

Lydia: gerek yok ben iyiyim senin şu gereksiz sevgilin işini düzgün yapsaydı daha iyi olurdum .

üste varınca direk odama gidip duşa girdim ilaç kutusundan ağrı kesici ve bandaj alıp yarayı sardım . sargı beziyle de sağlamlaştırdım odaya geldiğimde Numa ve Alice odada oturuyorlardı.

Alice: o günün kahramanı gelmiş . Dave anlattı koca üste tek başına girmişsin." gözünü kısıp bana baktı." iyi misin sen ?

Lydia: iyiyim.

Alice: göz altların mosmor çildin bembeyaz cesette benziyorsun anlayacağın.

Lydia: sadece vuruldum. iyiyim şimdi.

Numa: revire gittin mi.

Lydia: iyiyim ben geçiyor zaten merak etmeyin.

Alice: iyi biz yemeğe gidiyoruz geliyormuşsun.

Lydia: hayır biraz dinlenicem.

kabul edip odadan çıktılar merdivenden inerken aralarında konuşuyorlardı.

Numa: iyi olduğuna emin miyiz? belki yalnız bırakmamalıyız.

Alice: Alfa o ayrıca daha kötü yaralarda almıştı.

Yatağa yattım tavana baktım. Zor nefes alıyor yaranın hala iyileşmeyi beni endişelendiriyordu. Sırtıma batan sargı bezi den dolayı düzgün dinlenemedim. ayağa kalktım koltuktaki formayı zor bela alıp kirliliğe attım .kirli bölmesinin kapağını kapadığımda yerdeki kartı fark ettim elime aldım cevirdim bu o adamın kartıydı. yatağa geçip karta baktım " Thomas Edward White Askeri istihbarat"

Lydia: Thomas... Thomas...

kafamda görüntüler oluşuyordu Adımı nerden biliyordu. "Babam ,kimim ben. nerden ," bu sorular kafamda yankılanıyordu . "Kim bu Thomas niye o cümle " bunları düşünmekten kulağı çınlamaya kafamda görüntüler oturmaya başladı. Kesik anılardaki bir siluet yerine oturdu. hatırladım....

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.