İçeriğe geç

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 11 · 8 dk okuma

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 11

Gül

Gövdemdeki yarayı unutup ayağa fırladım fakat ayağa aynı hızda acının etkisiyle yere yığıldım bandajları açtığımda yaranın beyazlayıp enfeksiyon kaptığını gördüm. duşa girip pansuman yaptıktan sonra sargı bezlerini değiştirdim. Oda dan çıkıp müsabaka salonuna indim.

Sonar: Berbat gözüküyorsun umarım bana rakip olmazsın. Elimde ölmeni istemem .

Lydia: emin ol öleceksem senin ellinde olmayacak. Oradan ayrılıp yemek salonuna geçtim. Yemek yemeye çalıştım ama midem kaldırmıyordu kafamı çevirdiğimde korku dolu gözlerle bana bakan Louis'i gördüm. Masadan ayrılıp odaya giderken kapının önünde bir asker kolumu tutu.

Asker: eğitme herkes

Lydia: tamam çıkıyorum.

Odaya gidip yaraya tekrar baktım beyazlılar yeşile dönmüştü. hazırlanırken midem bulanmaya başladı tekrar banyoya koşup klozete kustum . Gözümü açtığımda klozet tamamen kan olmuştu. Elimin tersiyle ağzımı sildim. kapıda "hadi herkes eğitime " diye bağırıyordu sifonu çekip sahaya doğru gittim. Tribüne oturdum. Chars camekan yerden mikrofonla isim söylüyor söylediği isimler piste çıkıp dövüşüyordu .

Chars: Sonar-Alfa çıkın

Zoraki ayağa kalkıp piste çıktım. sonar havaya uçtu tepki veremeden beni duvara fırlattı. ayağa kalktım bir daha dik durmama izin vermiyordu. her kalktığımda ya ışınla vuruyor yada duvara fırlatıyordu. Neredeyse kalkamayacak hale geldiğimde .

Louis: yenildi işte bitti maç ne zorluyorsunuz ölecek

Chars: daha değil devam edin.

Louis susup oturdu. Sonar üzerime doğru uçup boynumdan tutup havalandı .

Sonar: seni bu şekilde yenmek ÖLDÜRMEK onur kırıcı fakat o onuru tüm arkadaşlarını aynı anda yok edince geri alırım.

o an sinirden onu parçalayabilirdim fakat elimi kaldıracak halim yoktu. Pis bir sırıtış atıp yükseldi o yükseklikten beni aşağı bıraktı.

******

Sonra karanlık bir yerde uyandım karşımda biri vardı arkası dönük yüzünü bana döndüğünde gördüğüm yüz. o bendim şaşkınlıkla baka kaldım. bana yakut benzeri kırmızı bir taş uzattı.

*********

Gözlerimi açtığımda revirdeydim kolumda serum yanda bir nabız ölçer. vardı başımda uyuya kalan Alice'e baktım. Hafif doğrulmayı denedim karnımdaki yara buna pek izin vermedi. çıkardığım sesler Alice'i rahatsız etmiş olacak ki bir anda yattığı yerden fırladı.

Alice: uyandın mı.

Lydia :2 dakikada uyuya kalmışın git odanda yat bari .

Alice: ne iki dakikası 3 haftadır baygınsın. Ne oldu orda neden..

Lydia: kolay kolay ölmem merak etme.

Alice:ölmeyeceğini sonarı karşı duvarla birleştirdiğinde anladık.

Lydia: ne o beni yerden yere geçirdi en son havadan bırakıyordu orda bayıldım zaten.

Alice: Nasıl Chars durdurmasa Sonar ölmüştü.

Lydia: Nasıl...

Alice dün ki dövüşün kaydını gösterdi benim bayıldığımı sanarken. yere dizlerimin üstüne düşüp ayağa kalkmışım tekrar üzerime doğru gelince yumruk atıp duvara fırlatmışım. En sonda elektrikle kızartırken Chars durdurmuş.

Alice: zor aldılar elinden o yüzdende başına beni diktiler . yara ne oldu .

Lydia: hala aynı. kalkmama yardım etsene .

Alice: nereye

Lydia: odama.

Alice'in itirazına rağmen odaya gidip aynanın karşısına geçtim gözlerime baktım. bir şey yoktu normaldi. sargı bezlerinden yaraya baktım. sonrasında askıda asılı olan formayı aldım .Zoraki üstüme geçirip . Bahçeye doğru gittim. kapıya geldiğimde askerler yolu kesti ben onlara itiraz ederken arkadan Chars geldi.

Chars: bu sefer gitmeyeceksin .iyileşene kadar buradasın.

Chars'a itiraz edecektim fakat zaten yola çıktılar. bende odama çıkıp yatağa yattım. Çekmeceden Thomas'tan aldığım kartı çıkarttım. iki üç dakika düşünüp kartı çekmeceye geri attım.

Revire indip yaranın iyileşmesi için gereken kremleri ilaçları aldım banyoya girdim pansumanını yaptım. Dolaptan kıyafetlerimi aldım giyindim. teknik bölge dediğimiz ve tek benim geldiği bir yere geldim parçaları masaya koyup bakmaya başladım . arkamdaki masaya geçtim yapıncağım şeyin planlarını tasarladım. çizimi tamamlayacakken tekrar o geldi.

Velma: Dostlarını kontrolsüzlerle yollamak sinirini bozmuş olmalı. Lydia ne istiyorsun artık anlamışsındır ne olduğunu hepsinden güçlü ve farklı olduğunu .

Lydia: ne olmuş yani.

Velma: bak eğer buradan kurtulup daha iyi kişilerle iş yapmazsan o kontrolsüzler senden önce davranacak ve bu dünyanın sonu olur daha iyi kişilerle çalışman gerek.

Lydia: kime göre daha iyi onlar burayı korur siz orayı farkınız yok sadece..... biriniz daha önce davrandı.

Velma : umuyorum geç olmadan fikrin değişir.

O Gittikten sonra çizdiğim planları dolaba koyup odama gittim camdan kapıyı izliyordum araçların gelmesini beklediğimden daha geç geldiler . araçlardan 3 ceset torbası indirildi koşarak aşağı indim Louis ve Numa'nın gözleri dolmuştu . kontrolsüzler ortalıkta yoktu.

Lydia: ne oldu? "sustular yüzüme bile bakmadılar" kim! cevap versenize diğerleri nerde.

Louis: Tek görevdi bu hepimiz aynı yere gittik. Başka bir kontrolsüz mağaradan çıktı . diğerleriyle beraber bize saldırdılar Linda ve Gerhart ağır yaralanınca Alice onları kurtarmak için gitti o ara Luka'yı uçurumdan fırlattılar bulamadık. Alice saldırırken vuruldu yardım etmeyi denedik olmadı en fazla ek ekip çağırabildik. Gerhart yaralı revirde. Linda'yı orda kaybettik.

Lydia: Alice Luka

Louis kafasını kaldırdı yüzüme baktı derin bir nefes alıp kafasını iki yana salladı .yanlarından koşarak uzaklaştım .Chars'ın odasına girdim.

Lydia: izin ver onları buluyum sonra dönerim.

Chars : arkadaşların için üzgünüm fakat buna izin veremem.

Lydia: gerçekten üzgün müsün . hepimiz senin yüzünden buradayız hepsi senin suçu hayatlarımızı mahvettin. Ya imdi bana gitmem için izin verirsin yada bu üstü başına yıkarım.

Chars: peki ama yanında askerlerde gelecek.

Lydia: bana karışmalarını istemiyorum.

Chars: karışmayacaklar zaten işin bitince ya ölünü yada dirini buraya geri getirecekler. kaçmana izin veremem.

Lydia: kabul.

odaya gidip formamı elime alıp baktım kenara fırlattım dolaptan bir ceket , siyah tişört ve pantolon çıkartıp giydim . Saçımı yandan örüp botlarımı giydim kapıdan çıkacakken odaya Velma girdi.

Velma: seni uyarmıştım.

Lydia: haklıydın. Ben bu işten dönersem dediğini yapıyoruz. dönemezsem ...

Deyip boynumdan kolyemi çıkardım ucundaki intikam spiraline baktım . elini çekip avcuna kolyeyi koydum.

Lydia: ben dönemezsem bunu Louis'e ver. planını anlat o sana yardımcı olur.

odadan çıkıp üst kattaki helikopter pistine gitti. araca binerken Chars yanında duruyordu.

Chars : neden formayı giyinmedin.

Lydia: seni askerin olarak gitmiyorum oraya kendim için gidiyorum.

Chars: pekala. ama sana hala iyileşmediğini hatırlatırım. karnında hala kocaman bir yara izi var ve enfeksiyon kapmış halde iyileşemiyorsun orda ölmen muhtemel.

Lydia: biliyorum ama umurumda değil.

Helikoptere bindiğimde içinde pilot dahil 4 asker vardı . Helikopter kalktıktan sonra bahçenin üstünden geçerken Louis'i ve Numa'yı gördüm. Bana doğru bakıyorlardı . helikopter alana geldikten sonra alçaldı . ipten kayarak atladım. ağaçların arsından yaklaştım bir mağaranın yakınlarına gelip saklandım. çevreyi inceleyince yetiyi gördüm. Ağacın üstüne çıkıp tepesine atladım onu yere geçirdim.

Lydia: Neredeler.

Şhenx: Köye gittiler!. Geç kaldın!!

Lydia: sen kendin için endişelen "pençemi kaldırdım ...."

Ayağa kalkıp köye gittim insanları bir bölgeye toplamışlardı. Armadillo ve kertenkele orada duruyordu . etrafa biraz daha bakınca köyün Leo'yu bıraktığımız yer olduğunu fark ettim. Sonar'ın yanında kırmızılı biri vardı. Çantamdan yetinin kellesini çıkartıp önlerine fırlattım .

Sonar: seni bekliyordum! Ama bu güzel bir merhaba olmadı.

Lydia: iletişim konusunda zayıfım üzgünüm "önlerine atladım "

Sonar: bunu ödeyeceksin.

Lafın bitmesi ile kertenkelenin üzerime koşması bir oldu boymuzuyla vurup beni arkamdaki ağaçlardan birine fırlattı. Yerimden kalktım sırtımdaki kılıcı çıkarıp üzerime gelen kertenkele salladım. Gövdesinden iki derin kesik alıp yere yığıldı ama gene kalktı. O yıkılmadan Sonar ustüme doğru geldi. Işınları ile vurmadan sıçradı kılıcı üzerime koşan kertengelenin sırtına geçirdim iki adım sonra yere yığılmıştu. Ve artık ayağa kalkamıyordu.

Sonar'a döndüm, gülümsedim kılıcı kertengelenin gövdesinden çıkartım.

Lydia:bu iki!!

Armadillonun bana çarpması ile ormanın içine fırlarım. Üzerime sıçrayıp kollarımı başımın üzerinde birleştirip tutu.

Raino:bu başka bir anda olsa çok güzel olurdu ama.

Elinden yeşil ışıklar çıkıyordu. Elini kaldırdı göğsüme vurucakken karnına tekme atarak havaya fırlattım. Doğruldum yere düşerken boğazından yakaladım gözlerine baktım.

Lydia: bir zamanlar dostumdun.

Raino: sen beni yarı yolda bırakmadan önceydi o!

Lydia: ben seni bırakmadım. O sevdiğimin sahasında herkesi yaşatmaya çalıştım. Beceremedim. Baygınken oldu ne olduysa.

Raino: şimdi ne yapıcaz sarılıp, şu papatyayı mı durdurucaz. Ne sen bana ne ben sana güvenirim.

Lydia: hayır!

Elimden bıraktım.

Lydia: kaç! Arkamı döndüğümde seni görürsem ölürsün!

Arkamı dönemle rainonun tekrar yeşil ışınları üzerime doğrulaması bir oldu. Arkamı döndüm pençemi gövdesine geçirdim. Damarlarımdan yukarı birşey çıktığını hissediyordum. Hem canım yanıyor. Hemde daha güçlü hissediyordum.

Lydia: sana şans vermiştim!

Raino:ne yapıyorsun!!!

Nefesleri sıklaştı konuşamıycak haldeydi. Pençelerimi çekip yere bıraktığımda. O dostom dediğim çocuğa tekrar dönüşmüştü. Pençelerimi baktım. Yerde yatan rainonun cesetini ağaçlardan birinin dibine çektim.

********

Köyle döndüğümde Sonar bana baktı elimde ki kanı yere damlattım. Gülümsedim.

Lydia: bu üç.

Sonar yanındaki kırmızılıya baktı.

Sonar: Rollo sıra sende.

Kırmızı bir anda buhar oldu çevreme baktığımda göremedim sonra arkamda belirdi kolu arasına boynumu sıkıştırdı vücudu kırmızı kırmızı patlamaya başladı. Kolunun değdiği yerler sanki kızgın bir dmeir parçası değiyormuşcasına yanıyordu.

*******

Acının etkisiyle bağırmaya başladım. Ben bağrırıken arkadan saklanarak gelen Leo'yu gördüm. Pençelerini çıkarıp sonların üzerine atladı bir kaç keiskle yere sermeyi başardı. Sonar ayağa kalktığında arkasından bir kaç kol daha çıkardı. Onları görünce korku ve acı ile tepedeki kırmızılıyı fırlatıp yer geçirdim. Hengameyi duyan Sonar arkasını döndü ama çok geçti Rollo'nun kalbi elerimdeydi. Sonar'ın çığlıkları ile bir kaç metre geri döndüğümde cesete sarılmış ağlıyordu. Kafasını kaldırıp bana baktı.

Lydia:Chris kalbini bir tek sana vermemiş galiba

Dedikten sonra elimdeki kalbi önüne attım. Gözlerinden öfke okunuyordu yükseldi kollarını çıkardı. Kollar kendi ekseninde dönerken ışık hüzmesi oluştu etrafında ışının büyümesi beni korkutmuştu üzerime gelince panikte ellerimi öne doğru tutum. Gözlerimi açtığımda kül yığınına dönüşmemiştim ellerimden kırmızı bir ışık çıkıyordu.

İki ışının çarpışması pek uzun sürmedi ortada ışınların birleşimi ile büyüyen topun patlaması ile kendimi yerde buldum ayağa kalkıp çevreme baktığımda. Bir kişi dahi canlı kalmamıştı.

Yerden kalkıp Sonar'ın yanına gidip çöktüm gövdesinde kocaman bir yara vardı. Zar zor nefes alıyor. Titriyordu. Gözlerine baktım

Sonar: bunca insanı hırsın öldürdü. Bizi yenme hırsın!

Cümlesi ile beraber canı da bitmişti gözlerini kapattı. Yanından kalkıp Leo'nun yanına koştum. Başını dizime koydum.

Çocuk: seni kurtarıcı sanmıştım. Söz vermiştin zarar vermeyeceklerdi. Senin yüzünden. Sen yaptın, sen koruyamadın.

Küçük bedeni için ağır sözler söyleyerek ölmüştü. Kucağıma aldım ormanın içine gidip bir çukur kazdım içine koyup yan taraftaki gül çalısından aldığım gülleri canszı küçük bedeninin üzerine koydum. Toprağı kapattıktan sonra bir çukur daha kazıp onunda içine Raino'yu koydum. Son toprağı attıktan sonra helikoptere döndüm

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.