Dış ses
Maria : Efendim bir iz bulduk
Fury: nerede?!!
Maria: üstümüzde.
Lydia Luka ile beraber içeri girdi . Fury yarı şaşkın yarı sinirli bir ifade ile suratın bakıyordu.
Fury: sen ölmeye mi çalışıyorsun!
Fury Lydia'ya bağırıp çağırırken arkada ki .Boynu bükük Luka'yı gördü üzerine doğru hamle yapması ile Lydia araya girdi.
Lydia: dur o hayatım ..mı." başı döner ve tökezler"
Fury: iyi misin?
Lydia: iyim sadece..şey..şey "dedikten sonra yere yığılır titremeye başlar"
Fury: kriz geçiriyor çabuk
Lydia revire kaldırıldığında başına durdu bir süre nabzına vücudunda ki toksin grafiğine ve giderek azalan süreye baktı . ayağa kalktı başını okşayıp kapıdan çıktı.
Luka: onun nesi var? İyi mi?
Fury : pek iyi sayılmaz bilekliğindeki sıvı onu zehirliyor.
Luka: onu bir kafese zincirlerin başka bir çözüm bulana kadar onu öldürmeniz den iyidir
Fury: emin ol Lydia'ya ölmek daha caziptir. ayrıca sadece tüp değil sorun güç vücudunu tüketiyor. hiç kimse de bir çözüm bulamadı.
Luka: peki ona sordunuz mu?
Fury: herkese sorduk dünyanın en iyi bilim insanları denedi ama çözümünü bulamadı.
Luka: o denedi mi? "Fury kafasını salladı " çünkü kabullendi. inanmıyor
Luka Alfa'nın odasına girdiğinde Alfa uyuyordu Sessizce yanındaki koltuğa oturdu. kolunu koltuğun yanındaki masaya koyacaktı ki kolu vazoya çarptı .
Luka: uyandırdım mı?
Lydia: "yorgun ve uykulu bir ses tonuyla "sayılır, sen ne zamandan beri buradasın.
Luka: çok olmadı. Peki sen ne zamandan beri böylesin.
Lydia: Chars göğsüme kılıç saplandığından beri.
Luka : akrep çocuğu hatırlıyor musun "alfa kafasını evet dercesine sallayıp güler" beni soktuğunda Chars beni öldürmeye karar vermişti. Sende karşısına geçip -dur ben onu iyileştirebilirim- demiştin "Alfa sırıtmaya başlar. durdu gülüşüne baktı. tebesüm etti Dediğinde yaptın. yani demem o ki 13 yaşında bunları yaptın şimdi kendini mi iyileştiremiyorsun komik olma
Alfa:" gülümsedi" 14 aslında.
............................................................................................
Kolumdaki serum bitince . toplantı salonuna gittim. herkes Luka içeri girdiği anda gözünü ona çevirdi.
Fury: planları ne ?
Luka: Lydia'ya bura da bir kaos çıkarttırıp tüm dikkati bu kaosa toplamaktı. onlarda kutup kafesi denilen bir yerden bir kılıç yada dalga bir şey alacaklardı.
Lydia:Amaçları ne peki.
Luka: Chars kuralsızları yapmanın yolunu buldu. bu sayede daha çok kuralsız yaratıp daha güçlü askerler edinecekti. kılıçta onların kontrol mekanizması olacaktı.
Fury: başka bilmemiz gereken bir şey var mı?
Luka: Lydia gibi bir fizyon daha var
Fury: fizyon ne
Lydia: direk kapsülden güç alan.
Luka: aynen ama kim bilmiyorum sadece Boris ve Numa
Toplantı bittikten sonra herkes odadan çıkarken Fury bana seslendi arkaya döndüm. Masanın altından bir kutu çıkarttı
Fury: bunu Tony bıraktı , belki sana ilham olabilir diye düşünmüş.
Lydia: o yardıma gelecek mi?
Fury: onun halletmesi gereken başka işler varmış. Önce kendini sonra bu şehri kurtar hepimiz sana güveniyoruz.
Lydia:" tam kapıdan çıkacakken arkaya döndüm" senin aslında şu kaslı jeneratör çok işi..
Fury: hayır
Lydia: denemeye değerdi
************
Kutuyu açtığımda eski bir kaset bir sürü fotoğraflar vardı. kaseti kutunun içindeki oynatıcıya taktım. başlattığımda Babam vardı görüntüde.
Howard: Bu görüntüler eğer eline geçtiyse sen bulunamadan ben gitmişim demektir. Öncelikle senden özür dilemeliyim galiba . O güçleri hep vücuduna zarar veren bir parazit olduğunu düşündüm. Aslında o senin bir parçandı. Louis'in üzerinde yaptığımız ufak tefek incelemelerde. Bu şeyin uyum sağladığını fark ettik. senle onun arsındaki fark Louis'in vücudu enerjiye uyum sağladı. sende ise enerji senin bir parçan oldu...
iki kaseti de izledikten sonra kutuya bir daha baktım kutunun alt kısmında ki karton parçasını kaldırdığımda altından bir kağıt parçası çıktı. " Beş yaşımdan beri görmediğim biri bana nasıl yardım edecekse" deyip. kağıdı açtım." 18. yaş günün kutlu olsun tatlım!"
mektubu anlamamıştım geri yaslandım bir kaç çizim tekrarladım baştan denedim her şeyi. ama yinede bir çözüm bulamadım. Clint odaya girdi. durdurulmuş videoya bakıp masada ki kağdı aldı.
Clint: 18. yaş günün kutlu olsun tatlım! sensiz doğum günlerini kutlamış mı hep böyle.
Lydia: sanırım.
Clint: adam baya ileri görüşlü baksana öldükten sonraya bile bırakmış.
Lydia: ne!?
Clint: baban sen 15 yaşındayken öldü ya galiba toplu yazmış.
Clint'in bu sözleri aklımda şimşekler çakmasna sebep oldu gülümsedim.
Lydia: tabi ya!!
Koşarak Fury'nin yanına gittim odada yoktu. benimde izin almak için bekleyecek zamanım yoktu. koşarak üsten fırlayıp Asaf ve Helin'in evine gittim. geldiğimde tekrar bahçeye çöktüm oturup etrafı inceledim. eskimişti her şey toz tutmuştu. salıncağa oturup biraz salandım o gün hala gözümün önündeydi. öldükleri yere baktım. evin içine girdim o zaman kaldığım odaya girdim. yastığın ltında ki eski bir kağıda ilişti gözüm açıp okuduğumda 10 yıl geç kalınmış bir yazı vardı.
mektup:
Asaf: evet güzel kızım. biz iki burada olmayacağız. Thomas'da seni yarın almaya gelecekmiş olur da vedalaşamazsak diye diyorum. Helinimin yüzü selin öldüğünden beri ilkez böyle güldü. evimizin uzun soluklu kasvetini bir nebze geçirdin güzel kızım bir daha görüşemezsek elveda!"
Mektubu okuduktan sonra içimdeki kötü hissiyat biraz da olsa azalmıştı. ormana gidip eski kütüğün altından kağıtları alıp tekrar eve geçtim masaya yerleştirdi hala anlamıyordum. evirdim çevirdim .Ellerini başımın arkasına doğru koyup odada gezmeye başladım. Gözüm fırlattığım kağıtlara ilişti kağıtlar üst üste konulunca bir şekil oluşuyordu.bir kaç dakika sonra tabletimden alarm çaldı . açtığımda Adam , Fury, Coulson, Luka panik halindeydi. aynı anda " sen neredesin"
Lydia: iyileşmeye çalşıyorum.
Fury: çıkarken haber ver.!
Lydia: odanda ol! neyse konu ne
Adam: Haklıymış buz kafesinden powebreaker'ı almışlar. ama amaçları sizin düşündüğünüz gibi değil. Chars güçlü insanlar yaratıp kaos çıkaracak güçlerin kontrolü sağlandıktan sonra da kendine çekecek. milyonlarca insan tükenerek ölecek. insanları sığınaklara indiriyoruz ama şehir kaos içinde Lydia bir sürü gelişmiş etrafı parçalıyor. ayrıca taşı bütünlemeye çalışıyor. o sırada hatta kontrol odasından Maria bağlandı.
Maria: efendim tekrar şehre saldırıyorlar.
Abel: efendim Dalgasal hareketlilik var. Başlangıç noktasını tespit ettik.
Lydia: makinayı durduracak bir şeyler buldum. Ben makinaya giderim siz Şehirdekileri durdurun.
Luka: hayır, ben orayı hallederim, sen odana geçip kendini iyileştir.
Lydia: ama
Luka: Sen iyileşmeye bakıyorsun. Ölmene izin veremem.
Herkes Şehirdekileri durdurmaya gitmişti .Luka da makinanın olduğu yerlere bakıyordu. bende odada beni kurtaracak şeyin makinada birleşmesini bekliyordum.
Lydia: Max kaç dakikası var.
Max: 1saat 37 dakika 26 saniye.
Haberlere baktığımda SHIELD ekipleri geri çekiliyordu. Numa muhabirin mikrofonunu aldı.
Numa: saklanmaya devam mı edeceksin küçük köpek!, ya gel ya dostuna veda et!
Çizim masasına oturdum ufak bir aparat eklenmiş halini max'in sunucusuna bağladım.
Lydia: Max böyle bir şey eklesek süre ne kadar uzar.
Max: 30 dakika
Lydia: peki bana gelme süresiyle.
Max:37 dakika sürer. Fakat efendim eğer size zamanında ulaşmazsa ...
Lydia: Farkındayım...
Yatağa uzandım gözlerimi tavana diktim. olanları düşünmeye başladım. onca olan şeyin suçlusunun sanki ben olduğumu düşündüm. Teker teker dostlarımı kaybediyordum. güvendiğim her insan bir bir yok oluyor. ayağa kalktım çekmeceden. bilekliğimi alıp tüpü çıkarttım. yerine yapılan parçanın oturması için bölme koydum.
Max: efendim tüpsüz nasıl kontrol edeceksiniz.
Lydia: tek tüp duruyor zehir akışını olabildiğince azaltmalıyım. peşimden yolla
Max: efendim, belkide beklemelisiniz.
Lydia: onları bir kere yalnız bıraktım bir daha olmaz
*********************
Kapıdan çıkıp ormana geldiğimde Numa beni karşıladı bileklerime kelepçe geçirip Chars'ın yanına götürdü yanına geldiğimde iğrenç sırıtışı ile suratıma bakıyordu. koltuğuna oturup yaslandı.
Chars: Hoş geldin ufaklık. Gelmene çok sevindim.
Lydia: uzatma ne istiyorsun durduk yere çağırmazsın yolundan çekmek varken beni!. ormana beni öldürtür buraya cesedimi getirirdin. işine bir şekilde yarıyorum ki hala yaşıyordum.
Chars: doğru, güç akışını sabit tutmak için kuark çekirdeği lazım. ama onun projelerini de birisi yırtmıştı.
Lydia: yaptığım en mükemmel şeydi ayrıca. sana yardım edeceğimi nereden çıkarttın.
Chars parmaklarını şaklatınca yara kan revan içinde sürüklenerek içeri Luka girdi. Chars kafasından tutup kaldırdı.
Chars: ufak köstebeğinin ölmesine izin mi vereceksin yani üzücü.
***************************
Derin bir nefes aldım Luka'yı tehlikeye atmayı göze alamazdım .Tasarım masasına geçip çekirdeği yapmaya başladım. o esnada Numa yanıma geldi.
Numa: hızlı olmalısın bence, senin ufaklığın pek ömrü yok gibi.
Lydia: Kardeşinin ölüme yollayan birinden ders almayacağım
Numa: o senin yüzünden öldü!
Lydia: kendini kandırma onu üzerime salmak yerine sen, bana saldırsaydın yaşardı.
Numa:" siniri yüzünden okunuyordu" Sen o makineyi yapacak yetenekte misin!
Lydia:sen o zekayla yürümeyi öğrendiysen ben o makinayı haydi haydi yaparım " gözüm boynundaki küçük pul benzeri şeye takıldı. " boynundaki ne yeni model tasmalar mı?
Numa: " eliyle boynunu kapattı" seni ilgilendirmez. " dedikten sonra çekip gitti.
Çekirdek hazırdı bileğimdeki saate baktım. Daha vardı . Alıp oynayarak Chars'ın yanına gittim.
Chars: hazır mı?
Lydia: " yüzüm asık bir şekilde" hazır.
Chars: sana istediğimi yaptırmak düşündüğümden kolay oldu. insanlar senin zafın!!
Lydia: öyle mi?
Dedikten sonra kumanda da buluna bir tuşa bastım. çıkan sinyalin etkisi ile herkes yere yığılmıştı. Chars koşarak Numa'nın yanına gitti. yerde titreyen kızına acır gözlerle baktı.
Chars: ne oluyor?
Lydia: sence buraya Tek gelecek kadar aptal mıyım?. " dışarıda SHIELD sirenleri çalmaya başladı." beni çok hafife alıyorsun
içeriye ekipler girip etrafını sardı. bir kaç kişi Luka'yı dışarı çıkarttı. O esnada bileklikte kalan süreye baktım 10 saniye vardı Elimi kaldırdığım da gelip koluma geçti. Chars yerde yatan Nma'yı tekmelemeye başladı.
Chars: Numa ayağa kalk. Beceriksizsin.!!
Diyerek kumandayı eline aldı. tuşa bastığında boynundaki çipte sarı ışık yandı" Numa ayağa kalktı. uçup etrafı ateşe verdi. gelen ateşlerden kaçtık fakat alevler yok olduğunda Chars ve Numa da Yok olmuştu geri kalanlar hala yerde yatıyordu. Ekipler hepsini kafeslere kapatıp Üste götürdük
Fury: Hepsi burada mı.
Lydia: Numa kaçtı. bir kaçı da zaten orda değildi. Luka nasıl oldu.
Fury: 21 numaralı odada git bir bak istersen .
Odaya gittiğimde Luka Hala uyuyordu. biraz oturduktan sonra gözlerini hafif hafif açtı aşırı yorgun gözüküyordu derin bir nefes alıp doğrulmayı denedi.
Lydia: yavaş, yavaş.
Luka: ne zamandır böyleyim.
Lydia: çok olmadı. Vücudun çok hasar almış.
Luka: Numa' ya ne oldu.
Lydia: Kaçtı.
Luka: Bak o bunları yapmak istemiyor Chars'ın suçu tamamen.
Lydia: biliyorum boynundaki.
Biz konuşurken Maria odaya daldı.
Maria: Acil Toplantı , makine çalıştırılmış üst seviye dalgalanma tespit ettiler.
Luka'yı Tekerlekli sandalyeye yerleştirip toplantı odasına gittik sandalyelerden birine oturduk
Fury: makine çalışır halde.
Lydia: Çalışamaz çekirdeği yapmadım çünkü o şeyi yerleştirirlerse. Gelişmişlerin sadece gücü çekilmez vücutları da parçalanır. Ama bir planım " tahtaya kalkıp tasarlanma kağdını panoya astım" bu monyom ,bunu makinenin içine yerleştirirsek makine yok olur. ama sorunda bu içinde ki tüpe yerleştirmeliyiz.
Nadia: peki neden kapsüller var madem çekebiliyorlar.
Lydia: ben ve diğerleri arasındaki fark. Taş benimle bütünleşmiş dalgalar sökemez .o yüzde ben ve diğer fizyonu o makineye yerleştirmek zorunda
Luka: ama makine patlarsa sende patlarsın
Lydia: " durdum yutkunup nefes aldım" evet ama hızlı iyileştiğim için ufak tefek zararlar alacağım
Luka: ufak ? ne kadar ufak?
Lydia: şöyle bir zarar. iyileşme yeteneğim hasar alabilir.
Luka: kalbin tekrar hasar alacak demek bu.
Lydia: evet o yüzden hızlı hareket etmeliyiz.
Toplantı bitikten sonra odama gidip üstümü değiştirmeye başladım formayı giynirken içeri Luka girdi.
Luka: pardon "gözünü kapayıp arkasını döndü" bitti mi.
Lydia: bitti.
Luka: yapmak zorunda mısın uzaktan bir şey bulamaz mısın?
Lydia: o kadar zamanımız yok.
Luka: "yüzü düştü omzumdan tutup göğsüne bastırdı." tamam ama sende dikkatli ol ufaklık.
Lydia: 1,70 boyum var benim nerem ufaklık.
Luka: aramızda 20 cm var yani ufaklıksın.
Lydia: benim de beynim var kafana kakıyor muyum!(?).
Luka: hadi yürü
Hangara geldiğimizde masanın etrafına geçtik. Elimdeki çantayı masanın üzerine koydum. Açtım. masada bulunan mor tüplerden birini elime aldım
Lydia: Luka'ya bir şey verdim. bu boyunlarındaki çipin sökülmesini sağlayacak. fakat çipi sökülmeyenler yada çip bulunmayanlar olacak. onlar içinde bu mermiler var öldürmez ama bayıltır." herkes onayladıktan sonra son kontroller için dağıldığı sıra yanıma Clint geldi."
Clint: benlik bir şeyler de var mı?
Lydia: tabi ki seni unutur muyum." çantadan ok uçlarını çıkartıp Clint'te verdim" 5 tane yeter diye düşündüm ıskalamazsın sen. "bir tane daha çıkartım" buda Çok amaçlı tüpteki bitene kadar atabilirsin.
Clint: tamam sağ ol. " arkama doğru baktı" seninki geliyor.
Lydia: benim ki?? " arkamı döndüğümde Luka'yı gördüm." hallettin mi sen?
Clint : ben gidiyorum
Luka: görüşürüz " bana döndü cebinden kolyemi çıkarıp uzattı." ııııı geçen seni aldığımızda düşürmüşsün. yeni vermeye zaman buldum. bunu Lui mi yaptı.
Lydia: Evet Numa onu kül etikten sonra ki gün Adam verdi.
Luka: o kolyeyi yaparken . yani şeyde Chars'ın bizi götürdüğü yerde anlamı var mı diye sormuştum. Sana yürümesiyle dalga geçiyorduk . Çok duygusuzdun.
Lydia: biraz öyleydim.
Luka: bayağı duygusuzdun. Alice'le Gerhard'ın arasındaki belliydi. Anlaşılıyordu .Lui'nin duyguları da belliydi. Ama sen hep anlaşılmazdın. Lui 'de şey dedi. " onun sevgisi Altan geliyor fazla gülmese de , aşık aşıkta bakmasa , donukta olsa onunda duygusu var sadece parçalanmaktan korkuyor. parçalanırsa içinden çıkacak öfkeden. Onun duyguları intikam güdüsünü besliyor. Ruhsuzluğu biriktirdiği öfkesini. Eğer cidden öfkelenirse buradan kurtulmayı bırak burayı Chars'ın başına yıkar . bu sembolde öfke demek" o dediğinde anlamdık dalga geçtik duygusuz işte dedik zorluyorsun falan dedik. Sonra Sonarla olan maçta. yaptıklarını görünce anladık. sen inanınca değil inat edince başarıyorsun........
Lydia: Yada bilincimi kaybedince. Kafama kürekle filan mı vursak.
Luka: iki dakika izin ver ya bir şey anlatıyoruz şurada değil mi.
Lydia: e sıkıcı, hem ekip seni almadan gidiyor koş.
Luka yüzünde Tuhaf sırıtışıyla araca bindi. Bende ceketimi giyip çantamı geçirdim. Gitmeden yanıma Fury geldi.
Fury: hava gemisinde olacağız biz. işin bitince dön .
Lydia: dönebilirsem.
Fury: döneceksin
Motora bindim kapıdan çıkmadan Fury ve Clint'e baktım . korkuyorlardı benim için son kez selam verdiler motoru çalıştırıp araziye doğru sürdüm. makinenin buradan çalıştığı gözüküyordu. motordan indiğimde bir ışık yığını üstüme doğru geldi ateşler dağıldığında alevler içinden Numa belirdi derisi tamamen turucuya dönmüş damarları sarı sarı parlıyordu. gözlerinin yeşili turuncuya dönmüş titriyordu. canı yansada gülümsemeye devame ediyordu. uyuşturucu almş bir bağımlı gibiydi.
Lydia: Sana ne yaptılar. Bir insan kızına nasıl bunu yapar.
Numa:Ben yaptım. bunu kendime . kimse değil ben.
Lydia: NEDEN HANGİ MANYAK, BUNU KENDİNE YAPAR.
Numa : sen varken biz hep güçsüzdük artık ikinci planda kalmayacağım!
Dedikten sonra yere yığıldı zor nefes alıyordu. titremeye başladı yanına koşup bilekliğimi çıkarıp bileğine taktım. bir kaç dakika sonra normale dönmüştü.
Lydia:Max tarama yap. titriyorsun.
Max: efendim vücut çöküyor hasar seviyesi %75 acilen tedavi edilmesi lazım.
Lydia: " kulaklığa " buraya acil ekip yollayın hemen .
Max : efendim dayanmaya bilir. ayrıca makineyi durdurmalıyız!
Lydia:" bilekliklerime baktım." Max ben bilekliksiz dayana bilir miyim.
Max: bilmiyorum efendim.
Lydia: tamam "diğer bilekliği de çıkarttım" bu seni biraz Rahatlatır.
Numa: Neden bana yardım ediyorsun.
Lydia: Bir dostumu daha kaybedemem." kulaklığa bastım" bilekliğin konumuna gelin. Yaralı var.
**************************