Numa'nın yanından ayrılıp ormanın ic taraflarına gittim. Ilerlerdikçe sık orman azalıyor ve yaklaştıkca vücudumda ağrı hissediyordum. Depo yakınlarına geldiğimde ağacın arkasına gizlenip etrafa baktım boştu kimse yoktu. Biraz daha etrafinda dolanınca depoya girdim. İçeride koltukta oturup bana baktı gülümsedi. Karanlığın icinden çıktığında gözlerini fark ettim bembeyazdı
Boris: bende seni bekliyordum küçük köpek.
Lydia: değişmişsin. Daha pislik duruyorsun.
Boris: güç için küçük bir bedel.
Lydia: aptal olduğunu biliyordum. ama bu kadar olcağın aklıma gelmezdi. ee ne kazandın uçmak filan mı?
Boris: gösteriyim. "dedikten sonra elini öne uzatıp hareket ettirdi."
Lydia: Nazi selamı ne zamandan beri süper gü....." ayağımın altındaki toprak bir anda beni içine çekti bilek hizama geldiğinde dondu kas katı beton kesildi. ne kadar çeksem de çıkmıyordu"
Boris: Görmeyeli kurt kedi olmuş
Yanıma yaklaştı boynumdan tutup beni sertçe çekti ayağım ki topraktan kurtuldum. elini açmaya çalışıyordum ama beceremedim. Boğazımı yavaş yavaş şiddetini artırarak sıkmaya başladı
Boris:Seni son gördüğümde o masum Aileyle çok mutluydun. sonra senin yüzünden onlarda gitti. şimdi sıra kime gelse. Bir hedef tahtasına mı?, yoksa bir tenekeye mi? Yada daha iyisi tek gözlü bir ucubeye...
Boynumdaki elini bırakıp pençemi karnına geçirdim acıyla beni bıraktı. Zıplayıp kafasından tutup yere geçirim boynuna bastım.
Lydia:Makine nerde.
Boris: geç kaldın ufak köpek .
Lydia: Önce o makineyi bulacağım sonra da o Chars'ın kafasını koparacağım" boynundan tutup havaya kaldırdım. Pençemi göğsünden içeri soktum. kalbini tutup söküp kapının önüne attım. Depodan çıkarken arkama baktım yerde kanlar içinde yatan borise baktım. Kapıyı üzerine çekip dısarı çıktığımda.
Max: efendim makine 3. aşamaya geçti...
Lydia: yerini tespit et.
Max": efendim dalgar çok karmaşık.
Lydia: bir çıkış noktası olmalı.
Max: efendim bulamıyorum!
Sonra luka'nın dediği gelişmiş geldi aklıma.
Lydia: benim DNA bazımda tarama yap!
Max bir kac dakika taradıktan sonra harita konumu çıkarttı bana motora koşup atladım. Dedigi yere gittiğimde eski dökük bir konak vardı duvardan atlayıp alt kata giderken önümü Gerhard kesti ve kanatları kesti. Eskisinden daha parlak gözüküyordu.
Gerhard: Naber, vahşi.
Lydia: iyi, güvercin sen!
Gerhard: buraya o kadar kolay gireceğini düşünmedin demi!.
Lydia: sevdiğin kadını öldüren adamın tarafına geçeceğini de düşünmüyordum . Belli ki düşündüklerim çıkmıyor bu ara.
Gerhard: benim canımı yakmazsın teslim ol gidelim.
Lydia: neden bu kadar eminsin?
Gerhard: " göz kırptı" geçmiş!
Alt katta indirdi beni 3 kapsül ikisi ortadakine bağlı bir makina vardı yanda ki kapsülde tanıdık bir koku vardı. Ama icinde ki acı çekiyordu. Her hücresi adeta yanıyordu. Hareket edemiyordu. Kapsüllerin arkasından Chars çıktı önüme geçti gülümsedi.
Chars: kaçsan da bana aitsin. Hep bana dönüyorsun bak.
Lydia: sana ait değilim bur iş bittiğinde küllerini ezmek için buradayım.
Kapsül o sırada titremeye başladı.
Chars: ovv küçük kuş uyandı!
Lydia: o kim?
Chars: yakinen tanıdığın biri.
Gerhard çekerek kapsüle soktu beni bileklerimi bağlarken pisman bakışlarla yüzüme baktı.
Lydia: pişmansın ama hala....
Gerhard: ikimizde duyguyu yanlış yerde harcadık. Çok konuşmanın lüzumu yok!
Göz kırpıp kapakları kapadı ne dediğini anlamamıştım. Bileğime baktığımda tam bağlamamıştı. Bir kaç dakika sonracamdan kapsülün ortasına pelerinli birinin girdiğini gördüm. Chars kontrol masasına geçmişti. Gerhard ise uzakta bir duvar dibinde gülümseyerek duruyordu. tekrar göz kırptı.
Makine çalıştığında aniden tüm oksijen çekilip tekrar verildi bayılacak gibi olmuştum bileğimi çıkartıp kıyafetin belindeki dügmede bulunan böceği kanala attım. Bir süre sonra ısıklar ve patlama oldu. Patlamanın etkisi ile sarsılmış olacağım ki havada uçan siyah bulanık bir siluetin Chars' ı küle çevirdiğini gördüm.
Bur kac daika sonra Gerhard beni tutup kaldırdı uçarak hava gemisine getirdi. Revirde bir yatağa yerlestirdiler beni. Öksürüp duruyordum. Fury odaya girdi.aynı cumleyi farklı kombinasyonalrla tekrar etti.
Fury: .....kendini öldürme çabanı anlamıyorum.
Lydia: susarsan demem gereken önemli bir şey var.
Fury: konuş.
Lydia: diğer taş serbest ve sandığımızdan tehlikeli. Chars'ı küle çevirdi. Ve biri daha var göremedim orta kapsüle girdi.
Fury: tamam , yat dinlen biz bakıyoruz. Gerhard gereken bilgiyi verdi bize.
Fury çıktıktan sonra içeri Gerhard girdi. Koltuğa oturdu.
Lydia: başından beri biliyordun demi.
Gerhard: eee vahşi bir adam lazımdı. Chars'ın yanında.
Lydia: o pelerinli kim.
Gerhard: asıl üst. Chars'ın göz bebeği. Ama kimse tanımıyor. Kapsülde ki de aynı şekilde maske takıyor hepsine. Ama ikiside tehlikeli.
Biz konuşurken izinsiz giriş sinyali çalmaya başladı yataktan fırladığımda geminin ortasından birşey geçip gemiyi ortadan ikiye böldü. Gemi yere doğru çakılırken Fury gemiyi boşaltıyordu gemi bosaldığında bende onu kaçış kapsüllerinden birine itip yolladım. Gemi kumluk bir araziye çakıldı bir kaç dakika sonra uyandım üzerimde geminin bir parçası vardı onu kaldırmaya çalıştım beceremeyince. kafamı yere koydum. biraz dinlendim. kafamı çevirdiğimde . kalabalığı gördüm kalabalığın önünde birisi vardı. Üstümdeki parçayı zoraki atıp Kalabalığa yaklaştım açıp önlerindeki kişiye baktığımda Alice olduğunu gördüm. Alice beni fark edince yaklaştı. içimde korku şaşkınlık karışımı bir duygu vardı. Indi gözlerimin içine baktı .gözleri yeşil yeşil parlıyordu. Korkup geri adım atığımda çekip sarıldı. Bende ona sarıldım iyi hissetiriyordu. Yüzüme baktı kualğıma yaklaşıp fısıldadı
Alice:" gülümseyip sarıldı" Sen benim için bir engelsin" diye fısıldadı kulağıma."
Pençelerini karnıma geçirdi. boynumdan tutu tırnaklarını orayada geçirdi.
Dış ses
Alice: üzgünüm eski dostum çıkarlar her şeyden önce gelir.
Lydia kan kaybından bitahp düştüğü anda tırnaklarini çıkarıp boynunu sıktı gelen çıt seni ile onu kayalıklara fırlatı Lydia'nın bedeni suyun icinde dalgalarla gitmeye başladı kayalık ve etrafı kan içindeydi
Alice kayalığa çıktı. Gelişmişlere baktı.
Alice:tek efendiniz benim ya bana ithat edin yada onunla aynı kaderi paylaşın.
Hepsi Alice' in pesinden gitti. Lydia ve bedeni dalgalar esliğinde kayalara çarpıp durdu.