İçeriğe geç

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 21 · 5 dk okuma

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 21

BILEKLIK

Bir hafta sonra ( EYLÜL 2010)

Sabah uyanıp kan değerlerimi kontrol ettim. vücuttaki toksin her geçen gün artıyordu. bileklik beni kontrol etmesine rağmen vücudumdaki sıvı ile birleşince beni zehirliyordu. bir hafta içinde çok hızlı çökmüştüm. ayna karşısına geçip baktığımda. Çökmüş morarmış gözleri ,bembeyaz bir ten vardı. kusuyor çoğu zamanda öksürük krizlerine giriyordum. koltuğa geçtim geriye yaslanıp tavana baktım. nefesim daralıyordu her geçen gün aldığım nefes göğsüme batıyor boğuluyor gibiydim.kapıdan çıkıp geminin kontrol bölümüne geçtiğimde ekranda Numa ve diğerlerini gördüm.

Numa: Neredesin küçük köpek?!

gemiden atlayıp yanlarına gittim. kalabalığın arasından geçip ona baktım. çevrede ki helikopterleri ateşe vermişti.kalabalığın arasından sıyrılıp önüne çıktım kapüşonu mu açtım

Lydia: Ne oldu beni rüyanda filan mı gördün. Ne bu tantana.

Numa: Ölmediğini öğrenince bir tebrik edelim dedik. Gerçi haline bakılırsa Ölmene az kalmış.

sırıtıp derin bir nefes aldım.

Lydia: kim önce ölecek görelim

Numa: bizi bu bitmiş halde yenebileceğini mi düşünüyorsun(!)

Lydia: doğru ben durduramam ama o durdurur

Dedikten sonra bilekliği çıkarttım .Dişlerimi ve pençelerimi çıkarttım. bilekliğin çıkması ile vücuduma güç tekrar akmaya başladı. ciğerlerim yanıyordu. ellerime baktığımda damarlarım mor ve belirgindi. kafamı kaldırdığım da Luka üzerime hamle yaptı boynundan tutup karşı duvara fırlattım. Numa Redrock'a işaret verdi.üzerime doğru fırlattığı taşlardan kurtulup. üzerine atladım boynundan tutup Luka'nın üzerine doğru fırlattım. arkamı dönmemle Dave'in su dalgasının beni devirmesi bir oldu afallamıştım anlıkta olsa kontrolü kaybettim Tekrar kendime geldiğim de pençelerim Dave'in karnına geçmişti. pençemi çekip. onu Numa'nın önüne fırlattım.

Numa: Dave!

Lydia: git yoksa daha çok can alırım!

Numa: Red Dave'i al!

onlar gittiğinde geri dönüp bilekliklerimi alıp ara sokağa kaçtım. takmamla bütün tüpün vücuduma akması bir oldu. duvar dibine çöktüm. üşüyordum vücudumun altını hissetmiyordum titremeye başladığım da Clint yanıma geldi bana baktı. bir şeyler diyordu ama şok etkisiyle onu duyamıyordum. gemiye geldiğimizde serum bağlayıp yatırdılar kendime geldiğimde Fury bana bakıp azarlıyordu. doğrulup suratına baktım.

Fury: Biz her şeyi hallediyoruz sen hasta hasta çıkıp adam durdurmaya çalışıyorsun.

Lydia: amacınız helikopterlerin sigortasından yararlanmaksa mantıklı bir fikir

Fury: Sen hastasın Ölebilirsin önce kendini iyileştir. o yaptığın şey yüzünden 800mg vücuduna enjekte edildi . Az kalsın "o sırada odaya Maria girdi Fury'i dışarı çağırdı" Mike senle ilgilenecek.

Mike ve boş duvar aynı kategoride soru sordukça mimik değiştirir onun dışında boş boş etrafa bakınır. masada tasarım hazırlarken sıkılıp yatağıma geçtim. Ölçüm cihazını bilekliğe monte edip. çalıştırdım 2 dakika sonra max raporu çıkartmıştı.

Max: efendim 3 haftanız var o süre zarfında güçlerinizi kulanmak sizin için pek yararlı olmayacaktır. öfkelenmemeye ve ani duygu değişimlerine dikkat ediniz.

Lydia: peki max.

önümüzde ki üç gün boyunca laboratuvarda bu duruma çare aradım. fakat işlevsizdi ne yapsam etsem olmuyordu. her yaptığım vücuduma bir o kadar zarar veriyordu. Neredeyse pes etmiştim. tableti alp haberleri açtığım da Numa'yı gördüm. yataktan fırlayıp kapıya gittiğimde Mike yolumu kesti!

Mike: ajan Fury'nin emri var.

Lydia: bak Koca duvar. çıkmam lazım.

Mike: olmaz!

Lydia: seni kendim çekmek istemiyorum.

Mike: çekebilirsin! seni ölüme yollamayacağım!

Lydia: Mike Zaten ölüyorum!! sadece bu ölümü bu boktan odada yatarak olmayacak bir şeye çabalayarak ve canımı yakan anılarla boğuşarak geçirmek istemiyorum!! Yalvarıyorum bırak da yaktığım canları telefi edip gideyim.

Durdu yüzüme baktı. gözünü kapatıp yana kaydı. Giderken cebinde ki anahtarı verdi gülümsedi! Şehre indiğimde Numa Her yeri ateşe veriyordu. insanlar korkarak kaçıyor asker ve polislerin çoğu yaralanmıştı. karşısına geçtiğimde yüzüne baktım. odaklandığımda hissettiğim şey öfke ve acıydı. içinin ateşi vücudunu kaplamıştı.

Lydia: Dave'e veda etme şansın olmuş sanırsam.

üzerime doğru uçup beni yakamdan kavradı fırlatıp binanın üzerime yıkılmasına sebep oldu sonra tekrar çıkartıp duvara yapıştırdı boynuma yapıştı. elindeki ateş topunu karnıma bastırdı acı ile bağırdım . kan ter içindeydim bitkin durumdaydım. kafamı kaldırdım yüzüne baktım.

Lydia: benden son kalemi aldın! bu da benim intikamım.

Pençemi çıkardım boynunu kavrayıp yere vurdum. karnına boylu boyunca iki kesi attım. Alıp karşı binaya attım. yanına gidip elime gücümü toparladım gücünü çekmeye başladım. bunu nasıl yaptığımı bilmiyordum ama yapıyordum. yan binanın camından yansımam çarptı gözüme şeytani bir gülümseme, gözlerim kırmızı. Chars'ın olmamı istediği canavardı. Durdum Numa'yı bıraktım titriyordu bembeyazdı. arkamdan gelen ateşin acısı ile yere serildim tepemde duran Luka'ya baktım. gözlerim açılıp kapanıyordu.

*********************

Gözlerimi açtığımda tek kolumdan demir boruya kelepçelendiğimi fark ettim . kırmak için iki üç kez çektim

Luka: boşuna uğraşma kırmazsın.

Lydia: Doğru kırmayı en iyi siz biirsiniz.

Luka: Lydia bak.....

Chars:" Luka Chars'ın içeri girmesiyle susup elindeki işe devam etti" uyanmışsın bizim ufaklık sana yanlış bir laf etmedi değil mi?

Lydia: yok canım o patavatsızlığa daha erişemedi.

Chars: seni buraya neden getirdiğimizi merak ediyorsundur.

Lydia: hayır etmiyorum.

Chars: peki. bir iç karışıklığa daha ihtiyacımız var geçen ki beklediğimizden kısa sürdü.

Lydia: hala ilgilenmiyorum.

Chars: Lafım kesme

Lydia: ama zevkli .

Chars:" Raino 'ya el işareti yapmasıyla Raino gelip ağzımı kapadı" sen erken uyanınca Planlarımız biraz erkene çekmek durumunda kaldık. Askerlerin bize odaklanmaması içinde ufak tefek iç karışıklıklara ihtiyacımız var. istiyorsan kendin bize yardım et istemezse şu masadaki sıvı tüpünü görüyor musun?-işte o kalbine yerleştirdiğimiz tüpün içindeki sıvının aynısı. ama 2 katı. bunu sana verirsek bu sefer kesin ölürsün.

Lydia: " Chars Raino'ya işaret vermesiyle Raino elini ağzımdan çekti" öncelikle dostum git elini yıka.ne koktuğunu söylemek istemiyorum bütün ergenliğin gözümün önünden geçti. sonrasında umurumda değilsin hiç bir zamanda olmadın. Chars istiyorsan öldür ama bir daha senin için çalışmam

Chars: Kendin bilirsin. Luchas Halet işini yere yığılınca biri boş bedenini bana getirsin .

Lydia: hiç korkmadım "Dedikten sonra kapıdan çıkıp gittiler . Luka masaya yönelip çantadan şırınga çıkarttı. tüpü diğer eline alıp şırınganın içine mor sıvıyı çekti" Bana son zarar verebilecek kişinin sen olduğunu sanırdım. iyi yalan söylemişsin

Luka :"yüzüme bakmadan yanıma çöktü" bilmediğin şeyler var

Lydia: ne oldu seni sevdiklerinle mi tehdit etti. Ama sevdikleriniz yok bizim hepsi öldü. Kendini düşünüyorsun.

Luka: Lydia ben değildim seni onun eline bırakan. Kendin kaçtın. bize ne olacak düşünmeden bıraktın. ben evimi buldum ama ne oldu biliyor musun? anılarım geri geldi. Alice olmadan o eve giremedim. Her aşamada yanında olan kardeşim senin yokluğunda öldü! sırf sen o sıçtığımın yarasını göstermedin diye kendini iyice hasta ettin. o gün gitseydin onları yaşıyor olurdu. onları o kontrolsüzlerin eline bıraktın

Lydia: ben çok mu mutlu oldum. o gün gitmedim diye her gün kendimi suçladım geceleri çığlıklarla uyandım!

Luka: o evin anıları bana ağır geldi. dönemedim Annemin suratına bakıp kızını koruyamadım diyemedim?

Lydia: en azından dönecek bir ailen varmış!

Sesizlik oluştu. arkasını dönüp karışımı hazırladı. yanıma çöküp boynuma tasmayı geçirip Zaman ayarını yaptı.

Lydia: o günden sonra keşke her gün ben ölseydim diye yaşadım. o egoya hep yenildim. hep herkesi tehlikeye attım. ama onun acısını da ağır yaşadım. o gün üsten çıktım kontrolsüzleri bir bir avladım. o gün bir köy dolusu insan benim yüzümden öldü. eğer o iğneyi bana enjekte edersen bir şehir dolusu insan ölecek! yine benim yüzümden!

Luka: üzgünüm!

****************************

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.