İçeriğe geç

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 17 · 9 dk okuma

ALFA ( KIZIL TAŞ LANETI)

Bölüm 17

LOUIS

........

Yıl:2010

Gözlerim bağlı salonun baş köşesindeyim. Tek yapmam gereken Gözüm bağlı bir şekilde koridorun sonundaki çizgiyi geçmek. arkamda ki camda beni izleyen 8 ve 9. seviye ajanlar Son sınavımı gözlemlemek istediler. Derin bir nefes aldım. Romanoff 'un tuşa Basmasıyla siren çaldı ve duvardan oklar fırlatmaya başladı. Göremiyordum ama çıkarttıkları az sesleri duyuyordum. onlardan kaçtım . Robotların olduğu yere geldim. Eğitimdeki robotlardan daha az ses çıkarıyorlardı. onlar banan yaklaştığı anda zıplayarak onlardan kaçtım birbirlerine çapıp kapandılar. Sona geldiğimde. Kontrol odasındaki bilgisayardan çıkan sesi çıkaran bilgisayarı bulmamam gerekiyordu. Odadaki bilgisayar sesi verdi. dikkatli bir şekilde dinledim. 5 bilgisayar sırayla sesi tek tek çıkartmaya başladı 3. bilgisayardaki ses aynı gibi olsa da yine de sonuna kadar bekledim. doru ses 5. bilgisayardan çıkıyormuş ona basmamla tekrar siren çaldı. Göz bandını çıkardım. Çizgiye gitmeden geçmem gereken parkuru gördüm. Çizginin üzerine cam kapı kapanmadan koşarak parkuru tamamlayıp bitirdim. İşler bittikten sonra soyunma odasına gittim kıyafetlerimi değiştirdim. ayakkabıları giyerken odaya Clint girdi.

Clint: ben 3.ye basarsın diye düşünmüştüm.

Lydia: aslında basacaktım ama sonra vazgeçtim.

Clint: odada konuşulanı duyup direkte basabilirsin. Duydun da ama bekledin.

Lydia: size güven olmuyor.

Clint: iyi öğrendin.

Lydia: öğretmenim iyiydi." biz konuşurken odaya Romanoff elinde dosyayla girdi"

Romanoff: Al değerlendirme dosyan bak bir bakalım.

Dosyayı elime alıp okudum. Okuduktan sonra fırlayıp Fury'nin odasına doğru koştum . kapıyı aniden açmamla kapı Fury'nin suratına çarptı öfke ile bana bakıyordu. sırıtarak dosyayı uzattım. gözlerini devirip elimdeki dosyayı aldı

Fury: kapıyı çalmayı öğren artık!

Lydia:" arkamı dondum kapıya tıkladım" her neyse bu dosyada artık görevlere gidebi...

Fury: hayır .

Lydia: ne demek hayır!. Dosya resmi onay...

Fury: Lydia hayır onay vermedim eğitimler devam edecek. tamamen emin olana kadar göreve gidemezsin.

Lydia: Ama....

Fury : hayır dedim

Odadan çıkıp kendi odama geçtim Kapıyı kapatıp oturdum önümüzdeki 3 hafta odadan kahve almak dışında çıkmadım. Asker Yolladılar, Clint, Romanoff , Kira hatta Coulson bile geldi. ama yinede odamdan dışarı adım atmadım. 3 haftanın sonunda Fury kızgın bir şekilde odaya girdi.

Fury: ben senin kadar inatçı birini görmedim! " Fury elindeki dosyayı bana uzattı" Sınav görevin en ufak aksilikte önümüzde ki iki yıl sadece eğitme kalırsın bilmiş ol!!

Lydia: peki efendim

Fury öfke ile bana bakıyordu. Kapıyı çarparak dışarı çıktı onun çıkmasının üzerine Clint arkasından girdi.

Clint: Tebrikler istediğini Almışsın!

Lydia: her zaman!

Clint: madem göreve gideceksin Formasız olmaz! " arkasındaki paketi uzattı" :Hayırlı olsun ufaklık!

deyip kafamı okşadı . o gittikten sonra saçımı topladım. kıyafetleri giyinip botu geçirdim. arkamı döndüğümde kapıya yaslanan Louis'yi gördüm.

Lydia: sen ne zamandır oradasın.

Louis:" gözlüğünü indirdi" hoşuma gidecek bölümü kaçırdım. " yastığı suratına fırlattım" tamam tatlım sakin ol! "kendine çekip sarıldı." benimde sana ufak bir hediyem olsun o zaman.

Cebinden bir bileklik çıkartıp bana uzattı. gülümsedim Bilekliğin üzerindeki şekle baktım .

Lydia: ama bu!

Louis: beraber yapmıştık.

Lydia: unutmamışsın!

Louis: "ellerimi tutu gözlerime baktı." ben seninle ilgili hiç bir şeyi unutmadım ki!." derin bir nefes aldı". hayatımız başından normal olsaydı belki daha kolay olurdu anlatması , bu kadar geç kalmazdık...

Lydia:" boynuna sarıldım" geç kalmadık bence. sonuçta ikimizde geç öleceğiz.

*****************

sonra ki hafta araca binmek üzere hangara indik .araca binerken Clint'e baktım. yanına koşup Formaya koyduğu çipleri verdim

Lydia: yemezler!

Araca bindik cismin olduğu binaya geldiğimizde bizi bir kaç asker bekliyordu. kapıdan bir kadın çıkıp elimizden dosyaları aldı. İncelemeye başladı gözlüğünü hafif öne indirdi beni süzdü.

Hand: Demek o sensin . bunun ne olduğunu bilmiyoruz patlama tehlikesi olabilir. dikkatlice taşıyın zarar vermeden. iyi kontrol edin. takip cihazı veya benzeri bir şey olmasın.

Louis: peki efendim.

Dedikten sonra kadın bir kez daha göz süzüp içeri geçti nesnenin yüklenmesi tamamlanınca araca geçtik Louis kapağını dikkatlice açıp incelemeye başladı. Sonradan yüz ifadesi değişti.

Louis: çok tuhaf

Lydia: ne oldu

Louis. Senin kalbinde ki Sınırlayıcının aynısı güç çıkışını engelliyor kapağı açarsak.

Lydia: sakın açma tuza...

çıkan ışıkla araba patladı gözümü açtığımda asfaltta yatıyordum. ayağa kalkıp doğruldum. kafamdaki çınlama sesi geçmiyordu ayağa kalktığımda başımın dönmesiyle yalpaladım. elimi karnıma attım kesilmişti. etrafa göz gezdirdim Louis'e baktım. yerde iki büklüm yatıyordu. yanına koştum dokunmamla elimi elektrik çarptı

Lydia: Louis iyi misin?

Louis:, iyim, sanırım

İkimizde ayağa kalktığımızda arkamızda Ateşler içinde bir kadın vardı yere indiğinde ateşi söndü üstümüze doğru yürüyüp durdu. ateşler dağıldığında kim olduğunu anlamıştım.

Alfa: Numa!

Numa: görüşmeyeli uzun zaman oldu

Numa tekrar yükselip üzerimize ateş püskürtmeye başladı. kaçıp boş bir aracın arkasına saklandık. Louis yanında yatan askerin silahını aldı.korunarak biraz uzaklaşıp yol kenarına sığındık ama nafile kapana kısılmıştık. Louis'e baktığımda göğsünün atında kan vardı

Lydia: iyi misin!?

Louis: iyiyim sadece sıyırdı

Deyip şarjör değiştirdikten sonra tekrar ateş etmeye başladı. Adamlardan biri Louis'i Yere serilip kenara kaçtı.. dört bir yanı çevriliydi. olduğum yerden çıkıp bir kısmını yere serdim fakat arkamı döndüğümde Louis Numa'nın ellerindeydi. baka kaldım öylece.

Lydia: bırak onu!!

Numa: yoksa ne yaparsın küçük köpekcik?! ısırır mısın?

Gülmeye başladı öfke ile üstüne atladığım anda kaçıp kenara geçti . durdu kaşlarını çattı gülümseyip bana baktı.

Numa: bu kadar oyun yeter bence ne dersin!

Lydia: NE İSTİYORSUN?!!

Numa: RUHUNU!

Dedikten sonra koçman bir ateş çemberi oluşturup yok oldu. yok olması ile beraber yere yanmış halde bir beden düştü. Neler olduğunu şaşırdım öylece kalmıştım Lui olduğuna inanmak istemedim yanına gittim vücudunun çoğu bölümü yanmış zoraki nefes alıyordu

Lydia: iyi olacaksın merak etme "kulaklığa" ben alfa buraya acil yardım ekibi çabuk olun!!

Nefesim kesiliyordu. istemsizce gözlerim Louis'in gözleri açılıp kapanıyor titriyordu. Elim

Louis: Daha güzel nasıl ölebilirim ki. " nefesi gidip geldi. gülümsedi" seni seviyorum...

Lydia:" gözleri kapandı" Lui.....lui ..... ne olur gitme...... lütfen..... Lui.

yanından kalkıp aracın yanına çöktüm ona baktım uzun uzun. ruhum içimde ki cam kırları ruhumu parçalıyordu. Öfkeliydim ama ona bile halim yoktu. çökmüştüm. onca acıya Rağmen buna çökmüştüm. Clint arabanın arkasından baktı. gelip beni kaldırdı. Tek yapabildiği morarmış gözlerle torbanın fermuarının çekilmesini izlemek oldu. koltukta oturup boş boş yeri izledim. üste döndüğümüzde araçtan inip kimseyle konuşmadan yavaş yavaş Louis'in odasına gittim yatağına yattım . tavana baktım. gece boyu öylece tavana baktım. ne yapacağımı ne hissedeceğimi anlamadan. Sanki bir parçam kopuşta o boşluğa nefes bile gitmezmiş gibi.

sabah kadar uyuyamadım öylece tavana baktım. Söyleyemediklerim boğazımda sanki bir ilmek olmuştu. Koridora çıktım kendi odama doğru yürümeye başladım. odaya girdiğimde masada ufak bir kutu vardı. açıp içine baktığımda kolye buldum. boynumda ki eski spiral kolyesinin zincir halkalar geçirilmiş hali idi. kututunun dibindeki kağıdı aldım. " boynundakini zorluklarla yaptık anıları daha yoğun ama bunun üzerinde daha zarif duracağını düşündüm akşam 12 de bahçede ol!"

Akşam olduğunda bahçeye çıktım. ağacın gövdesinde işaret vardı takip ettiğimde bahçede ki ufak göleti buldum. gölün başına gidip çöktüm oturdum. bir kaç dakika sonra Adam yanıma geldi.

Adam: sana yemek falan hazırlamıştı, siz buraya varmadan halledecektim ama haber gelince..."

sustu yutkundu, Elinde ki zarf uzattı.Zarftan kağıdı çıkarttım "şimdi bir problem yoksa bu Mektup eline geçecek. biliyorum Romantik yemek falan sevmezsin ama. normal insanalar gibi bir buluşma olsun istedim. sonra dedim ki abicim biz normal değiliz. o yüzden sadece parmaklarını şıklat." kafamı kaldırıp parmaklarımı şıklatığımda bileklikteki Spiral yere. düşüp plaka halini aldı plakayı elime aldığımda bir ayna vardı. Adam'a baktım.

Adam: Aynayı sağa doğru hareket ettirdiğinde yansımasını görecektin." biz birimizin yansımasıyız" anlamında.

Lydia: on yıl öncede salakçaydı , şimdi de.

Adam: bunu diyeceğini biliyordu. ama doğru olduğunu da biliyordu. buraya ilk geldiğinde Habire birini anlatıyor. ama övecek kelime bulamıyor. babasına , bana ,annesine herkese. sen olduğunu o kalkanı yaptığın gün anladım. babası öldükten sonra yaşama komple kapandı. sen gelene kadar!

Ağlamak istedim ama o kadar acıyordu ki gözlerim ağlayamadım. sıktım kendimi Derin bir nefes alıp kafamı dizime koydum sonra geriye devrilip yattım. nefesim kesiliyordu. ruhumun her zerresi sanki durmaksızın ateşe atılıyordu.

Adam ayağa kalktı. bana baktı elini uzattı. acı bir gülümseme attı. berber üste yürüdük cenazeler kalkıyor tabutlar bir bir araçlara yükleniyordu. biri hariç. kenara duran siyah kapalı tabut. Adam'a baktım kafasını salladı. tabutun kapağını açtım. eski kolyeyi ellerinin arasına koydum.

Lydia: Elveda mavi şimşek!

Üst kata çıktım odama doğru giderken Koridorda Coulson'a rastladım. Panik ve gergindi. durdu bana baktı üstümdekileri süzdü.

Coulson: üstünü değiştir. Duş al .Fury hepimizi toplantı salonuna bekliyor.

Dedikten sonra gitti.kendi Odam yerine Louis'in odasına gittim Dolaptan beyaz Swetini aldım Tişörtü çıkarıp onu giyindim. Altına kısa şortumu giyindim ayna karşısına geçip kendi kırmzı altı mor gözlerime baktım.Daha bitik göründüğümü hatırlamıyordum. çıkıp toplantı salonuna geçtim köşe de ki boş sandalyeye oturdum. herkes endişeli gözlerle bana bakıyordu.

Fury: bu dünkü suikast 'ten sonra orada kalan yaralılardan biri şu an sorgu odasında onu soğulamaya.....

Lydia: Ben giderim

Fury: hayır, gidemezsin haline bak adamın kafasını kopartmak değil bilgi öğrenmek istiyoruz

Lydia: Ben gireceğim.

Fury: sana HAYIR dedim

Lydia.: BENDE SANA O SORGUYA BEN GİRİCEM DEDİM!!!

Dişlerimi çıkarttım. ekrandaki yansımadan gözlerimin parladığını görebiliyordum

Romanoff: bırak girsin adam' a zarar vermez yani bilgi öğrenene kadar. 3. Sorgu odası git!!

....................................................................................................

Dış ses

Alfa odadan çıktıktan sonra .

Fury: şunun sinirine bak adamı parçalamaya gitti

Romanoff: bırak parçalasın içi bir nebze rahatlar belki. Merak etme bilgi almadan adama zarar vermez. sonrasını bilemem ama.

......................................................................................................

Sorgu odasına girdiğimde koltukta kelepçeli halde oturuyordu. İçimden kafasını koparmak geliyor ama sakin kalmam gerektiğini de biliyordum. Derin bir nefes aldım masanın diğer tarafındaki koltuğa geçip oturdum.

Lydia: Seni kim tutu neden o araca saldırdınız konuşmaya başla. Yalan söylemeye de kalkma anlarım.

Ethan: Beni konuşturamazsın senin gibiler den korkmuyorum.

Lydia: beni o yanında uçan meşgaleyle bir tutma.

Ethan: senin gibi kaç tanesini bulup yok ettim biliyor musun! farklı olmanız sizi üstün kılmıyor daha korkak kılıyor.

Lydia: " elindeki kelepçeleri tek elimle kırdım boynundan tutup duvara fırlattım masayı alıp onu duvarla masa arasına sıkıştırdım." ben kimseyle karıştırma!! Ben Alfa'yım istersem boynunu koparır kanını içerim

Ethan:" gözlerimin parlamasına bakarak hain bir sırıtış attı" sen osun .

Lydia: kafanı kopartmadan cevap ver kime çalışıyorsunuz.

Ethan: Daha bir şey görmedin. Kabusun yeni başlıyor

Lydia:"boynunu sıkmaya başladım . pençemi çıkardım koluna bir kaç kesik attım" ya konuş yada seni parçalaya parçalaya öldüreyim.

Ethan: sen yumuşak kalpli.....

Lydia: "Lafını bitiremeden karnına pençelerimi sapladım." Beni hafife alma şimdi ya konuşursun ya ölüsün seç.

Fury: "Odadan çıktıktan sonra beni kapıda Fury karşıladı." sen ne halt ettiğini sanıyorsun az kalsın öldürüyordun adamı.

Lydia: ama yaşıyor bilgini de aldın. Seni çok etkileyen bir durum yok ortada

Yüzüne baktım bir şey söyleyecek gibi oldu ama sustu. yanından uzaklaştım. koridorda yürürken odama gidip duşa girdim. Su normalde yorgunluğumu alırdı. Rahatlardım ama olmadı kabine çöktüm nefes alamıyordum. Tutunduğum değer verdiğim her şeyin yok oluşu kaldıramayacağım bir yük haline geliyordu. Ayağa kalktım. havluya sarınıp banyodan çıktım. Louis'en kalan Swet'i giyip çizim masasına oturdum. Bir kaç tasarımı yapmayı denedim. işlerim bitene kadar akşam olmuştu. Kafeteryaya indim armut koltuklardan birine oturdum. bir kaç dakika sonra Elinde Kahve ile Clint geldi.

Lydia: ne oldu?

Clint: Kahve?

Lydia: olur.

Clint: iyi misin?

Lydia: bilmiyorum!

Clint: direnmen gerek bununda farkındasın demi!

Lydia: gücüm kalmadı. sığındığım her Limanı yakıyorlar.

Clint: o boynunda ki sembolün anlamını biliyor musun?

Lydia: Kurt sürüsü işareti.

Clint: kan çizgisi o intikam anlamına gelir. bir kurt sürüsünden birine zarar gelirse mezarına bunu çizer . o spirali boynunda taşıyorsan pes edip zırlama Kalk ve intikamını al.

Clint'in yanından ayrıldıktan sonra odama gidip yere çöktüm topu alıp karşı duvardan sektiriyordum. Topu tutum aktım ayağa kalkıp karşı duvara sembolü çizdim. sonrada sembolün dübine çöktüm Ağlamak istedim ama olmadı dizlerime kapanıp öylece durdum

***************************

Dış ses

O sırada Fury ve Coulson odada Alfa'yı izliyordu.

Fury: Barton onu ayağa kaldırdı, şimdilik

Coulson: Barton değil içindeki intikam hırsı ayağa kaldırdı onu. Peki sonra da ayakta kalabilecek mi?

Fury:ona bir sebep vermemiz gerek diyorsun

Coulson: Bence artık zamanı geldi.

..............................................................................

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.