İçeriğe geç

Aklımdaki yabancı

Bölüm 8 · 6 dk okuma

Aklımdaki yabancı

Bölüm 8

UNUTULAN SÖZ

BÖLÜM 7:~UNUTULAN SÖZ~

Elara, annesinin karşısında öylece dururken elindeki fotoğrafın ağırlığını hissediyordu. Fotoğraf küçücük, eski ve kenarları kıvrılmış bir kâğıttan ibaretti. Ama artık onun için bir fotoğraf değildi. Geçmişinin kapısıydı.

Ve o kapı, yıllardır ilk kez aralanmıştı.

“Bana neden hiçbir şey anlatmadın?” diye sordu Elara.

Evelyn cevap vermedi. Mutfaktaki saat çalışmaya devam ediyor, her saniyede ince bir tıkırtı çıkarıyordu. Elara daha önce bu sesi hiç fark etmemişti. Şimdi ise evin içindeki her şey fazla sessiz, fazla yabancı geliyordu.

“Anne.”

Evelyn sonunda başını kaldırdı.

“Çünkü seni kaybetmekten korktum.”

Elara'nın kaşları çatıldı.

“Beni zaten kaybettin. Bana güvenmediğin anda.”

Bu söz Evelyn'i incitmişti. Elara bunu yüzünden anlayabiliyordu. Fakat bu kez annesinin düşüncelerini duymaya çalışmadı. Bazı cevapların başkasının zihninden değil, kendi ağzından çıkmasını istiyordu.

Evelyn derin bir nefes aldı.

“Beş yaşındayken olanları hatırlaman gerekiyordu.”

“Peki neden hatırlamıyorum?”

“Çünkü hatırlamanı engellediler.”

“Kim?”

Evelyn cevap vermeden pencereye baktı.

“Babanın ailesi.”

Elara'nın kalbi hızlandı.

“Adrian'ın ailesi mi?”

“Adrian'ın babası özellikle.”

“Peki neden?”

Evelyn'in gözleri doldu.

“Çünkü o gece sen bir şey öğrendin.”

“Ne öğrendim?”

“Adrian'ın içinde ne olduğunu.”

Elara birkaç saniye sustu.

“Adrian'ın zihnindeki kişiyi mi?”

Evelyn'in yüzü gerildi.

“Bunu sana kim söyledi?”

“Elimdeki kitap.”

Evelyn'in gözleri fotoğrafa kaydı.

“Demek onu da buldun.”

Elara'nın içi ürperdi.

“Sen o kitabı biliyorsun.”

Evelyn cevap vermedi.

“Anne, artık bana yarım cevaplar verme.”

Evelyn ayağa kalktı. Salondaki eski dolaba doğru yürüdü. Birkaç saniye sonra alt çekmeceden küçük bir anahtar çıkardı.

“Elara, bazı şeyleri öğrenmenin zamanı geldi.”

Anahtarı ona uzattı.

“Bu neyin anahtarı?”

“Eski evimizin.”

“Bizim eski evimiz mi?”

“Hayır.”

Evelyn bir an durdu.

“Adrian'ın ailesinin eski evi.”

Elara'nın nefesi kesildi.

“Orada ne var?”

“Senin geçmişin.”

Bir saat sonra Elara, Adrian ve Aria eski evin önünde duruyorlardı. Ev, şehrin dışında, ağaçların arasında kalmıştı. Yıllardır kullanılmadığı her hâlinden belliydi. Bahçedeki çimler dizlerine kadar uzamış, pencerelerin çoğu kirlenmişti.

Elara kapıya baktı.

Tuhaf bir his vardı içinde.

Sanki burayı daha önce görmüştü.

“Burası,” dedi.

Adrian ona baktı.

“Hatırlıyor musun?”

“Hayır.”

Bir adım attı.

Sonra durdu.

“Evet.”

Adrian'ın yüzü değişti.

“Elara?”

Elara başını tuttu.

Bir görüntü zihninde belirdi.

Küçük bir kız çocuğu bahçede koşuyordu.

Elinde kırmızı bir balon vardı.

Arkasından küçük Adrian koşuyordu.

“Bekle!”

Küçük Elara dönüp gülüyordu.

“Yakalamayacaksın!”

Görüntü kayboldu.

Elara gözlerini açtı.

“Burada oynamışız.”

Adrian hiçbir şey söylemedi.

“Sen bunu hatırlıyordun.”

“Bazı parçalarını.”

“Neden bana söylemedin?”

“Çünkü sen hatırlamıyordun.”

Elara bu kez ona kızmadı.

Çünkü Adrian'ın bunu söyleyişinde başka bir şey vardı.

Pişmanlık.

“Beni gerçekten unutmak zorunda mı bıraktılar?”

Adrian cevap vermeden kapıya yöneldi.

“İçeri girelim.”

Kapı anahtarla açıldı.

İçerisi soğuktu.

Duvarlarda eski fotoğraflar vardı. Elara birkaç adım attığında bir fotoğraf gözüne çarptı.

Küçük Adrian.

Yanında babası.

Ve biraz ileride küçük Elara.

Elara fotoğrafın önünde durdu.

“Bu fotoğraf çekilirken ben buradaymışım.”

Adrian başını salladı.

“Evet.”

“Babam da mı vardı?”

Adrian fotoğrafa baktı.

“Hayır.”

Elara şaşırdı.

“Babam neden yok?”

Adrian cevap vermedi.

Aria fotoğrafa yaklaştı.

“Çünkü o gece senin baban bu evde değildi.”

Elara ona döndü.

“Sen nereden biliyorsun?”

Aria'nın yüzündeki ifade değişti.

“Annen bana anlatmıştı.”

“Ne zaman?”

Aria sustu.

“Elbette.”

Elara başını iki yana salladı.

“Ne kadar çok sır var.”

Adrian sessizce konuştu.

“Bu evde bazı cevaplar var.”

“Ve bazı sorular.”

“Evet.”

Elara istemeden gülümsedi.

Sonra yukarıdan bir ses geldi.

Tak.

Üçü birden sustu.

Bir ses daha.

Tak.

Aria fısıldadı.

“Yukarıda biri var.”

Adrian başını kaldırdı.

“Burada kimse olmamalı.”

Elara'nın kalbi hızlandı.

Üst kata çıkan merdivenlere doğru yürüdüler.

Her basamakta evin eski tahtaları gıcırdıyordu.

Koridorun sonunda bir kapı vardı.

Kapının üzerinde küçük bir sembol bulunuyordu.

Aynı sembol.

Göz ve etrafındaki daire.

Elara elini kapıya uzattı.

Parmakları sembole dokunduğu anda zihninde bir ses yankılandı.

“Bunu açma.”

Elara elini geri çekti.

“Bunu duydum.”

Adrian ona baktı.

“Ne dedi?”

“Açmamamı söyledi.”

Adrian kapıya baktı.

“Bence açmalıyız.”

Elara şaşkınlıkla ona baktı.

“Az önce zihnim bana açma dedi.”

“Belki de tam olarak bunu yapmanı istiyordur.”

Elara bir an düşündü.

Sonra anahtarı çıkardı.

Kapıyı açtı.

İçeride küçük bir oda vardı.

Duvarlarda onlarca fotoğraf asılıydı.

Elara'nın.

Adrian'ın.

Aria'nın.

Üçünün de çocukluk fotoğrafları.

Elara'nın nefesi kesildi.

“Bizi izliyorlardı.”

Adrian duvardaki fotoğraflara yaklaştı.

“Bunların bazılarını daha önce hiç görmedim.”

Aria sessizce bir fotoğrafın önünde durdu.

Elara ona baktı.

Aria'nın yüzü bembeyazdı.

“Ne oldu?”

Aria cevap vermedi.

Elara fotoğrafa yaklaştı.

Fotoğrafta üç çocuk vardı.

Elara.

Adrian.

Ve Aria.

Elara şaşkınlıkla Aria'ya baktı.

“Biz çocukken tanışıyor muyduk?”

Aria'nın gözleri doldu.

“Evet.”

“Bana neden söylemedin?”

“Çünkü sen hatırlamıyordun.”

“Sen hatırlıyordun.”

Aria başını eğdi.

“Evet.”

Elara'nın kalbi sıkıştı.

“Beni neden unutturdular?”

Aria cevap vermedi.

Adrian fotoğrafı duvardan aldı.

Fotoğrafın arkasında bir tarih vardı.

12 Haziran 2016.

Ve altında:

“Üçü bir araya geldiğinde kapı açılacak.”

Elara'nın gözleri yazıda kaldı.

“Ne kapısı?”

Adrian başka bir fotoğrafın arkasına baktı.

Orada da bir cümle vardı.

“Biri hatırlayacak. Biri koruyacak. Biri kapıyı açacak.”

Üçü de birbirine baktı.

Elara'nın sesi titredi.

“Hangimiz hangisi?”

Kimse cevap veremedi.

Tam o sırada odanın arkasından hafif bir ses geldi.

Bir çekmece kendi kendine açılmıştı.

Elara yavaşça oraya yürüdü.

Çekmecenin içinde küçük bir kaset vardı.

Üzerinde sadece bir tarih yazıyordu.

12 Haziran 2016.

Adrian kaseti eline aldı.

“Bunu dinlememiz gerekiyor.”

Odada eski bir kasetçalar vardı.

Adrian kaseti yerleştirdi.

Cihazdan önce cızırtı geldi.

Sonra bir kadın sesi duyuldu.

Evelyn.

Elara'nın nefesi kesildi.

“Eğer bunu dinliyorsanız, Elara hatırlamaya başlamış demektir.”

Elara gözlerini kapattı.

Kayıt devam etti.

“Bunu dinleyen kişi kim olursa olsun, bilmesi gereken ilk şey şu: O gece olanların hiçbirinden Elara sorumlu değil.”

Ardından kısa bir sessizlik.

“Adrian'ın babası onun gücünü kontrol etmeye çalıştı. Fakat başaramadı. Çünkü Adrian'ın zihninde yalnızca kendi düşünceleri yoktu.”

Elara Adrian'a baktı.

Adrian hareketsizdi.

Kayıttaki Evelyn devam etti:

“Ve o şey Elara'yı bulduğunda, onun zihnine girmeye çalıştı.”

Elara'nın nefesi kesildi.

“Fakat beklemediğimiz bir şey oldu.”

Kayıt bir süre cızırdadı.

“İlk kez biri onun zihnine karşı koydu.”

Elara'nın elleri titremeye başladı.

“Bu kişi Elara'ydı.”

Odadaki herkes sessiz kaldı.

Kayıt devam etti.

“Bu yüzden hafızasını silmek zorunda kaldık.”

Elara'nın gözlerinden yaşlar süzüldü.

“Çünkü Elara'nın hatırladığı sürece, o varlık da onu hatırlayacaktı.”

Kaset bir süre daha cızırdadı.

Sonra Evelyn'in sesi çok daha alçak bir hâle geldi.

“Eğer Elara yeniden hatırlamaya başladıysa, artık onu durduramayız.”

Kaset durdu.

Oda sessizliğe gömüldü.

Elara hiçbir şey söylemedi.

Adrian ona baktı.

“İyi misin?”

Elara başını salladı.

“Hayır.”

Adrian bir adım yaklaştı.

“Bunu tek başına çözmek zorunda değilsin.”

Elara gözlerini ona çevirdi.

“Bana bir şey söz ver.”

“Ne?”

“Bir daha benden hiçbir şey saklama.”

Adrian birkaç saniye sustu.

Sonra başını salladı.

“Söz.”

Elara ilk kez onun sözlerine tamamen inanmak istedi.

Tam o sırada kasetçalar yeniden çalıştı.

Oysa Adrian cihazı kapatmıştı.

Cızırtının ardından başka bir ses duyuldu.

Bir erkek sesi.

Adrian'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.

“Babam.”

Ses sakince konuşuyordu.

“Eğer Elara bunu dinliyorsa, demek ki plan başarısız oldu.”

Adrian bir adım geriledi.

Kayıt devam etti.

“Ama bilmediğiniz bir şey var.”

Kısa bir sessizlik.

“Elara'nın hatırladığı gece, gerçek gece değildi.”

Elara'nın kalbi hızlandı.

Son cümle odada yankılandı.

“Gerçek geceyi hatırlarsa, Adrian'ın neden onu unutmak zorunda kaldığını da hatırlayacak.”

Kaset durdu.

Elara Adrian'a baktı.

Adrian'ın yüzündeki korkuyu gördü.

“Adrian...”

Adrian cevap vermedi.

Çünkü o anda zihninin içinden bir ses yükseldi.

Bu kez Elara da duydu.

“Artık saklanamayız.”

Adrian gözlerini kapattı.

Elara onun yanında durdu.

İlk kez korkusundan kaçmak yerine, elini onun omzuna koydu.

“Buradayım.”

Adrian gözlerini açtı.

Bir an boyunca hiçbir şey söylemedi.

Sonra çok sessiz bir sesle konuştu.

“Ben de.”

Fakat odanın duvarındaki eski fotoğraflardan birinin arkasında, kimsenin fark etmediği küçük bir yazı vardı.

“Biri hatırlayacak.”

Altında ise üç isim yazıyordu:

Elara.

Adrian.

Aria.

Ve üçünün de altında tek bir kelime vardı:

“Yakında.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.