İçeriğe geç

Aklımdaki yabancı

Bölüm 6 · 5 dk okuma

Aklımdaki yabancı

Bölüm 6

UNUTULAN GECE

BÖLÜM 5:UNUTULAN GECE

Elara, koridorun sonunda duran kadına bakarken zamanın yavaşladığını hissetti.

Kadın birkaç adım ötede duruyordu. Yüzünde sakin bir ifade vardı, sanki karşısında hayatını altüst edecek bir sırrın ortasında duran on altı yaşında bir kız değil de uzun zamandır görmediği eski bir tanıdığı vardı.

Elara ise onun yüzüne bakarken tek bir şeyi düşünüyordu.

Ben bu kadını nereden tanıyorum?

Düşüncesinin hemen ardından kadının sesi zihninde yankılandı.

Çünkü beni daha önce gördün.

Elara'nın nefesi kesildi.

“Sen...”

Kadın hafifçe gülümsedi.

“Evet.”

Adrian Elara'nın önüne geçti.

“Buradan git.”

Kadının bakışları Adrian'a kaydı.

“Beş yıl geçti, Adrian. Hâlâ aynı şeyi söylüyorsun.”

Adrian'ın çenesi gerildi.

“Elara'nın bununla hiçbir ilgisi yok.”

Kadın kısa bir kahkaha attı.

“Tam tersine. Her şey onunla ilgili.”

Elara Adrian'a baktı.

“Bana artık biri bir şey anlatacak mı?”

Adrian cevap vermedi.

Elara'nın sabrı tükendi.

“Yeter! Herkes benim hakkımda bir şey biliyor. Annem bir şey saklıyor, Aria bir şey saklıyor, sen bir şey saklıyorsun. Şimdi de bu kadın çıkıp beni yıllardır tanıdığını söylüyor. Ben kendi hayatım hakkında neden hiçbir şey bilmiyorum?”

Koridor sessizleşti.

Kadın Elara'ya baktı.

“Çünkü bazı anılar unutulmaz. Sadece senden alınır.”

Elara'nın kaşları çatıldı.

“Ne demek bu?”

“Bunu annen sana anlatmalı.”

“Annem nerede?”

Kadının yüzündeki ifade değişti.

“Evinde.”

Elara'nın kalbi hızlandı.

“Az önce bana eve gelmememi söyledi.”

“Çünkü seni korumaya çalışıyor.”

“Kimden?”

Kadın cevap vermedi.

Adrian ise ilk kez araya girdi.

“Benden.”

Elara ona döndü.

“Ne?”

Adrian'ın gözleri kadına sabitlendi.

“Evelyn'in korktuğu kişi benim.”

Elara'nın yüzü bembeyaz oldu.

“Sen mi?”

Adrian başını eğdi.

“Hayır. Ben değilim.”

Kadın sessizce gülümsedi.

“Henüz değil.”

Elara bu iki kelimeyi anlamaya çalışırken Adrian onun kolundan tuttu.

“Buradan çıkmalıyız.”

Bu kez Elara karşı koymadı.

Üçü birlikte koridordan uzaklaşırken Aria arkalarından geldi. Birkaç adım sonra Elara dönüp ona baktı.

“Sen de geliyorsun.”

Aria başını salladı.

“Evet.”

“Bana her şeyi anlatacaksın.”

Aria derin bir nefes aldı.

“Anlatacağım.”

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

“Ne zaman?”

Aria Elara'nın gözlerinin içine baktı.

“Hazır olduğunda.”

Elara başını salladı.

“Ben zaten hazırım.”

Aria'nın yüzünde üzgün bir ifade oluştu.

“Bunu söylemen, hazır olduğun anlamına gelmiyor.”

---

O gece Elara eve gitmedi.

Aria'nın evine gittiler.

Aria'nın ailesi birkaç günlüğüne şehir dışındaydı. Ev sessizdi. Salonun perdeleri kapalıydı ve masanın üzerindeki tek ışık küçük bir lambadan geliyordu.

Elara koltuğa oturdu.

Adrian karşısında duruyordu.

Aria mutfaktan üç bardak su getirip masaya bıraktı.

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonunda Elara sessizliği bozdu.

“Beş yıl önce ne oldu?”

Adrian derin bir nefes aldı.

“On iki yaşındaydım.”

Elara dikkatini ona verdi.

“Bir gece uyandım. Ev tamamen sessizdi. Annem ve babam uyuyordu. Sonra annemin düşüncesini duydum.”

Elara şaşırdı.

“Annenin mi?”

Adrian başını salladı.

“Evet. Düşüncesinde bir isim vardı. Evelyn.”

Elara'nın kalbi hızlandı.

“Annem?”

“Evet. Ama o zaman Evelyn'in kim olduğunu bilmiyordum.”

Adrian devam etti.

“Ertesi gün okula gittiğimde insanların düşüncelerini duymaya başladım. İlk başta sadece birkaç kelimeydi. Sonra gittikçe güçlendi. İnsanların ne düşündüğünü kontrol edemiyordum.”

Elara sessizce dinliyordu.

“Sonra bir gece bir ses duydum.”

“Kadının sesi mi?”

“Evet.”

“Ne söyledi?”

Adrian'ın yüzü sertleşti.

“Bana adımı söyledi.”

Elara ürperdi.

“Sonra?”

“Sonra bir şey oldu.”

Adrian birkaç saniye sustu.

“Bir anlığına kendi düşüncelerimi duyamadım.”

Elara kaşlarını çattı.

“Nasıl yani?”

“Birinin benim zihnimin içinde konuştuğunu hissettim. Ama o ses bana ait değildi.”

Elara'nın aklına kütüphanedeki söz geldi.

Adrian'ın zihninde başka biri var.

“Bu yüzden mi zihnin sessiz?”

Adrian başını salladı.

“Bazen o kişi konuştuğunda benim düşüncelerimi bastırıyor.”

Elara'nın sesi yumuşadı.

“Bundan korkuyor musun?”

Adrian ilk kez doğrudan onun gözlerine baktı.

“Evet.”

Elara, Adrian'ın yüzündeki ifadeyi görünce sustu.

Onu ilk tanıdığında soğuk ve gizemli biri olduğunu düşünmüştü. Şimdi ise karşısındaki kişinin yıllardır tek başına taşıdığı bir korkuyu olduğunu anlıyordu.

Elara yavaşça konuştu.

“Bunu tek başına taşımak zorunda değilsin.”

Adrian birkaç saniye ona baktı.

“Bunu söyleyen ilk kişisin.”

Elara küçük bir gülümsemeyle karşılık verdi.

“Çünkü sen de bana yardım ediyorsun.”

Aria ikisine bakıp sessizce gülümsedi.

“Sonunda birbirinizle normal konuşmaya başladınız.”

Elara ona baktı.

“Aria.”

“Tamam, sustum.”

---

Sabaha karşı Elara uyuyamadı.

Aria'nın odasında pencerenin önünde oturmuş dışarı bakıyordu.

Adrian aşağıdaki salonda uyuyordu.

En azından uyuduğunu düşünüyordu.

Elara'nın zihninde düşünceler dolaşıyordu.

Annesi.

Adrian.

Kadın.

Eski kitap.

Ve kendi çocukluğu.

Birden aklına bir görüntü geldi.

Küçük bir kız.

Kırmızı bir balon.

Bir bahçe.

Annesinin elini tutuyordu.

Ve karşısında o kadın vardı.

Elara gözlerini kapattı.

Görüntü daha da netleşti.

Kadın eğilip küçük Elara'nın kulağına bir şey söylüyordu.

“Bunu unutman gerekiyor.”

Elara gözlerini açtı.

Nefesi hızlanmıştı.

Tam o anda kapı açıldı.

Adrian içeri girdi.

“Elara?”

Elara ona baktı.

“Bir şey hatırladım.”

Adrian hemen yanına geldi.

“Ne?”

“Çocukluğumdan bir anı.”

Adrian'ın yüzü ciddileşti.

“Ne gördün?”

Elara ona anlattı.

Adrian bir süre sessiz kaldı.

“Bu mümkün değil.”

“Sen de bunu söylemeyi bırak.”

“Hayır. Gerçekten mümkün değil.”

“Neden?”

“Çünkü o anıyı ben de hatırlıyorum.”

Elara'nın gözleri büyüdü.

“Sen orada mıydın?”

Adrian başını salladı.

“Evet.”

Elara ayağa kalktı.

“Ben seni tanımıyordum.”

“Biliyorum.”

“Sen kaç yaşındaydın?”

“On iki.”

Elara'nın zihni bir anda karıştı.

“Yani ben küçükken sen beni gördün?”

“Evet.”

“Neden?”

Adrian cevap vermedi.

Elara ona baktı.

“Adrian.”

Adrian gözlerini kapattı.

“Çünkü seni korumam gerekiyordu.”

Elara'nın kalbi hızlandı.

“Kimden?”

Adrian cevap vermeden önce pencereden dışarı baktı.

“Bilmiyorum.”

“Yalan.”

“Hayır.”

“Bir şey biliyorsun.”

Adrian sessiz kaldı.

Sonunda yavaşça konuştu.

“Tek bildiğim şey şu: O gece annen seni benden saklamaya çalışıyordu.”

Elara'nın nefesi kesildi.

“Annem neden senden saklasın?”

“Çünkü benim zihnimdeki kişi seni bulmak istiyordu.”

O anda odanın sıcaklığı sanki bir anda düştü.

Elara hiçbir şey söyleyemedi.

Adrian devam etti.

“Ve beş yıl önce seni bulamadı.”

“Peki şimdi?”

Adrian Elara'ya baktı.

“Şimdi seni buldu.”

Elara'nın gözleri doldu.

“Benim başıma gelen her şeyin sebebi bu mu?”

Adrian başını sallamadı.

“Bilmiyorum.”

Elara bu kez ona kızmadı.

Çünkü ilk kez Adrian'ın gerçekten bilmediğini anlıyordu.

Adrian'ın da bu hikâyenin bütün cevaplarına sahip olmadığını fark etti.

İkisi bir süre sessizce birbirlerine baktılar.

Sonra Elara elini uzattı.

Adrian şaşırdı.

“Ne yapıyorsun?”

“Bir anlaşma.”

“Ne anlaşması?”

“Sen benim geçmişimi bulmama yardım edeceksin.”

Adrian eline baktı.

“Karşılığında?”

“Ben de senin zihnindeki kişiyi bulmana yardım edeceğim.”

Adrian birkaç saniye düşündü.

Sonra elini uzatıp Elara'nın elini sıktı.

“Anlaştık.”

Elara'nın yüzünde ilk kez gerçek bir gülümseme oluştu.

Fakat ikisi de fark etmedi.

Koridorun karanlık ucunda Aria onları izliyordu.

Ve Aria'nın zihninde tek bir düşünce vardı.

Onlara gerçeği söylemenin zamanı geldi.

Aria'nın cebindeki telefon titredi.

Ekranda bilinmeyen bir numaradan mesaj vardı.

“Onu Adrian'a yaklaştırma.”

Ardından ikinci mesaj geldi.

“Çünkü Elara'nın hatırladığı gece, Adrian'ın hatırladığı gece değil.”

Aria'nın yüzündeki ifade değişti.

Telefonu yavaşça kapattı.

Çünkü ilk kez bir şeyi anlamıştı.

Beş yıl önce yaşananların iki farklı hikâyesi vardı.

Ve Elara henüz yalnızca birini hatırlıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.