BÖLÜM 2: ~SESSİZ ZİHİN~
Elara, Adrian'ın arkasından bakarken olduğu yerde kalakaldı.
“Onların düşüncelerine fazla güvenme.”
Bu cümle zihninde dönüp duruyordu.
İnsanların düşüncelerine nasıl güvenmezdi ki?
Daha birkaç saat önce insanların söyledikleriyle düşündüklerinin birbirinden tamamen farklı olabileceğini öğrenmişti. Şimdi ise Adrian, duyduğu düşüncelerin bile gerçek olmayabileceğini söylüyordu.
Elara sınıfa döndüğünde Aria onu hemen fark etti.
“Nereye gittin?”
Elara çantasını sıraya bıraktı.
“Hiçbir yere.”
Aria gözlerini kıstı.
“Yalan söylüyorsun.”
Elara istemeden Aria'nın zihnine kulak verdi.
Kesin Adrian'la konuştu. Neden benden saklıyor?
Elara bir anda irkildi.
Aria bunu fark etti.
“Yine mi?”
“Ne?”
“Bana öyle bakıyorsun.”
Elara cevap vermedi.
Aria yanına oturdu.
“Doğum gününde suratını asmak yok. Bir sorun varsa anlat.”
Elara arkadaşının yüzüne baktı.
Sonra ilk kez insanların düşüncelerini duyabilmenin başka bir tarafını fark etti.
Birinin sana söylediği sözleri değil, gerçekten ne hissettiğini öğrenebiliyordun.
Ama bu her zaman iyi bir şey değildi.
“Aria,” dedi Elara yavaşça. “Sence bir insanın zihnini tamamen kapatması mümkün mü?”
Aria güldü.
“Ne?”
“Boş ver.”
“Hayır, şimdi merak ettim.”
Elara cevap vermeden önce zil çaldı.
Öğretmen sınıfa girdi.
Ders boyunca Elara hiçbir şeye odaklanamadı.
Çünkü Adrian'ın sırası boştu.
---
Öğle arasında Elara onu okulun arka bahçesinde buldu.
Adrian tek başına oturuyordu.
Elara yanına gitti.
“Benden kaçıyor musun?”
Adrian başını kaldırdı.
“Hayır.”
“Öyle görünüyorsun.”
Adrian hafifçe gülümsedi.
“Seninle konuşmamam gerektiğini düşünüyorum.”
Elara şaşırdı.
“Neden?”
Adrian'ın gözleri bir anlığına değişti.
Sanki bir şey hatırlamış gibiydi.
“Çünkü sen daha hiçbir şey bilmiyorsun.”
“Bana anlat o zaman.”
“Her şeyi bilmek istediğinden emin misin?”
“Evet.”
Adrian ayağa kalktı.
“Hayır, değilsin.”
Elara öfkelendi.
“Benim yerime karar verme.”
Adrian bir süre sustu.
Sonra cebinden küçük, siyah bir defter çıkardı.
Defterin kapağı eskimişti.
Üzerinde tek bir sembol vardı.
Bir gözün etrafına çizilmiş ince bir daire.
Adrian defteri Elara'ya uzattı.
“Bunu oku.”
Elara defteri açtı.
İlk sayfada el yazısıyla yazılmış bir cümle vardı:
“Bazı insanlar düşünceleri duyar. Bazıları ise düşüncelerin onları duyduğunu fark eder.”
Elara kaşlarını çattı.
“Bu ne demek?”
“Bilmiyorum.”
“Sen yazmadın mı?”
“Hayır.”
“Peki kimin?”
Adrian cevap vermedi.
Elara sayfaları çevirmeye başladı.
Defterde yıllar boyunca yazılmış notlar vardı.
Tarihler.
İsimler.
Kısa cümleler.
Bazı isimlerin üzeri çizilmişti.
Bazılarının yanında ise tek bir kelime bulunuyordu:
“Uyandı.”
Elara sayfaları hızla çevirdi.
Sonra bir isim gördü.
Adrian Vale.
Altında bir tarih vardı.
Tam beş yıl önce.
Elara'nın nefesi kesildi.
“Bu sensin.”
Adrian başını eğdi.
“Evet.”
“Beş yıl önce mi başladı?”
“Ben on iki yaşındaydım.”
Elara deftere tekrar baktı.
“Peki neden burada adın var?”
Adrian cevap vermedi.
Elara sayfanın altındaki başka bir satırı fark etti.
“Bir sonraki uyanış: 16 yaş.”
Elara'nın eli titredi.
“Bu... benim için mi?”
Adrian gözlerini ona çevirdi.
“Bilmiyorum.”
Elara defteri kapattı.
“Yalan söylüyorsun.”
“Hayır.”
“Biliyorsun.”
Adrian sustu.
Bu kez Elara onun zihnine ulaşmayı denedi.
Yine hiçbir şey yoktu.
Ama birkaç saniye sonra Adrian'ın yüzü değişti.
“Bunu yapma.”
“Neyi?”
“Zihnime girmeye çalışma.”
Elara şaşırdı.
“Demek fark ediyorsun.”
“Evet.”
“Peki neden hiçbir şey duyamıyorum?”
Adrian ona yaklaştı.
“Çünkü benim zihnim boş değil.”
Elara'nın kaşları çatıldı.
“Ne demek istiyorsun?”
Adrian'ın sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.
“İçeride benden başka biri var.”
Elara birkaç saniye konuşamadı.
“Ne?”
Adrian geri çekildi.
“Bunu unut.”
“Adrian...”
“Ve o defteri kimseye gösterme.”
Tam o sırada okulun içinden yüksek bir zil sesi geldi.
Fakat bu ders zili değildi.
İkisi de binaya baktı.
Koridorun pencerelerinden biri açıldı.
Ardından tüm okulun ışıkları aynı anda söndü.
Öğrencilerin bağırışları duyuldu.
Elara'nın zihni bir anda yüzlerce düşünceyle doldu.
Ne oldu?
Elektrikler mi gitti?
Telefonum nerede?
Biri yardım etsin.
Ama bu karmaşanın arasında başka bir ses vardı.
Diğerlerinden farklıydı.
Daha soğuk.
Daha yakından geliyordu.
“Elara.”
Elara dondu.
Adrian ona baktı.
“Sen de duydun mu?”
Elara cevap veremedi.
Ses tekrar geldi.
“Beni bul.”
Sonra sessizlik.
Işıklar yeniden yandı.
Bahçedeki herkes hiçbir şey olmamış gibi davranmaya başladı.
Ama Elara'nın elindeki defter artık kapalı değildi.
Sayfalarından biri kendiliğinden açılmıştı.
Ve daha önce orada olmayan yeni bir cümle yazıyordu:
“Adrian'a güvenme.”
Elara başını kaldırdı.
Adrian da yazıyı görmüştü.
İlk kez yüzündeki sakinlik tamamen kayboldu.
“Bunu ben yazmadım,” dedi.
Elara deftere baktı.
Sonra Adrian'a.
Ve o anda fark etti:
İlk kez onun zihnini duyamıyordu.
Ama belki de asıl korkutucu olan buydu.
Çünkü Adrian'ın zihninde gerçekten kim vardı?