İçeriğe geç

Aklımdaki yabancı

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Aklımdaki yabancı

Bölüm 2

İLK FISILTI

BÖLÜM 1:~ İLK FISILTI ~

Bazı düşünceler duyulmamalıydı.

“On altıncı yaşımda hayatımın değişeceğini biliyordum.

Ama insanların aklından geçenleri duyacağımı asla tahmin etmemiştim.”

Elara, on altıncı doğum gününün hayatını değiştireceğini bilmiyordu. Aslında o sabah her şey son derece normaldi. Gözlerini açtığında telefonunda onlarca doğum günü mesajı vardı. Yatağından kalkıp aynanın karşısına geçti. Aynadaki kişi hâlâ aynıydı. Aynı yüz, aynı oda, aynı hayat...

Ta ki mutfaktan annesinin sesi gelene kadar.

“Günaydın, doğum günü kızı.”

Elara gülümsedi. “Günaydın anne.”

Annesi ona sarıldı.

Tam o anda Elara bir ses duydu.

Ama annesinin dudakları hareket etmiyordu.

Umarım bugün ona söylemem gereken şeyi sormaz.

Elara bir anda geri çekildi.

“Ne dedin?”

Annesi şaşkınlıkla ona baktı.

“Hiçbir şey demedim.”

Elara birkaç saniye annesini izledi. Sonra babasına baktı.

Umarım kulaklığı beğenir. Bu sefer doğru hediyeyi seçmişimdir.

Elara'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

Babası da hiçbir şey söylememişti.

“Baba...”

“Efendim?”

“Yok, bir şey.”

Elara masaya oturdu. Belki kafası karışmıştı. Belki de yeterince uyumamıştı.

Sonra küçük kardeşi Leo'ya baktı.

Leo sessizce kahvaltısını yiyordu.

Umarım pasta çikolatalıdır.

Elara'nın elindeki çatal tabağa düştü.

Leo başını kaldırdı.

“Ne oldu?”

Elara ona baktı.

“Sen... çikolatalı pasta mı istiyorsun?”

Leo'nun gözleri büyüdü.

“Ben bunu söylemedim ki.”

Elara'nın kalbi hızlanmaya başladı.

Çünkü artık emindi.

Duyduğu şeyler insanların düşünceleriydi.

Okula giderken durum daha da kötüleşti. Otobüs durağındaki insanların düşünceleri, Elara'nın zihninde birbirinden kopuk fısıltılar halinde beliriyordu.

Otobüs yine geç kaldı.

Bugün sınav var mıydı?

Telefonumu evde unuttum.

Keşke eve dönüp uyusam.

Elara kulaklarını kapattı. Hiçbir işe yaramadı. Sesler dışarıdan gelmiyordu. Doğrudan zihninin içinde duyuluyordu.

Okula vardığında ilk gördüğü kişi Aria oldu.

Aria her zamanki gibi Elara'nın üzerine atıldı.

“Doğum günün kutlu olsun!”

Elara gülümsemeye çalıştı.

“Teşekkür ederim.”

Aria ona sarılırken Elara yine o sesi duydu.

Umarım bugün gerçekten mutludur. Son zamanlarda biraz garip davranıyor.

Elara hemen geri çekildi.

Aria kaşlarını kaldırdı.

“Ne oldu?”

“Hiç.”

“Yüzün bembeyaz.”

“İyiyim.”

Aria ona şüpheyle baktı.

“Emin misin?”

Elara cevap vermedi. Çünkü Aria'nın söylemediği başka bir düşünceyi daha duymuştu.

Benden bir şey saklıyor.

Elara'nın midesi düğümlendi.

İnsanların düşüncelerini duymak bir süper güç gibi görünüyordu. Ama birkaç saat içinde bunun bir lanet olabileceğini anlamaya başlamıştı.

Ders başladığında Elara mümkün olduğunca kimseye bakmamaya çalıştı. Başını sıraya eğdi. Fakat sınıftaki düşünceler yine de zihnine doluyordu.

Ödevimi yapmayı unuttum.

Öğretmen bugün sınav yapmasın.

Acaba Elara'nın doğum günü pastası nasıl olacak?

Sonra bir anda...

Sessizlik.

Elara başını kaldırdı.

Sınıfın arka sırasında oturan bir çocuk pencereden dışarı bakıyordu.

Adını biliyordu.

Adrian.

Okula birkaç hafta önce gelmişti. Sessizdi. Kimseyle fazla konuşmuyordu.

Elara istemeden onun zihnine uzandı.

Hiçbir şey.

Bir kez daha denedi.

Yine hiçbir şey.

Sanki Adrian'ın zihninin etrafında görünmez bir duvar vardı.

Adrian yavaşça başını çevirdi. Gözleri Elara'nın gözleriyle buluştu.

Bir süre birbirlerine baktılar.

Sonra Adrian'ın dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

Elara'nın zihninde tek bir cümle yankılandı.

Sonunda.

Elara'nın nefesi kesildi.

Adrian düşüncesini mi duyurmuştu?

Yoksa...

O da mı düşünceleri okuyabiliyordu?

Dersin geri kalanında Elara tek kelime bile duymadı.

Zil çaldığında Adrian ayağa kalktı ve sınıftan çıktı. Elara hemen peşinden gitti.

Koridorun sonunda onu yakaladı.

“Sen.”

Adrian durdu.

“Ben ne?”

“Az önce ne yaptın?”

Adrian birkaç saniye sustu.

“Hiçbir şey.”

“Elbette yaptın.”

Adrian ona baktı.

“Bugün on altı oldun.”

Elara'nın yüzü gerildi.

“Bunu nereden biliyorsun?”

Adrian cevap vermedi.

Elara bir adım yaklaştı.

“Benim düşüncelerimi duyabiliyor musun?”

Adrian'ın yüzündeki ifade değişti.

“Hayır.”

“Peki benimkini neden duyamıyorum?”

Adrian gözlerini ondan kaçırdı.

“Çünkü benim zihnim sana kapalı.”

“Nasıl?”

“Bilmiyorsun.”

“Sen biliyorsun.”

Adrian sustu.

Sonra Elara'nın hiç beklemediği bir şey söyledi:

“Bugün başına gelen şey ilk kez senin başına gelmiyor.”

Elara'nın kalbi hızla atmaya başladı.

“Ne demek istiyorsun?”

Adrian ona yaklaştı ve sesini alçalttı.

“On altıncı yaşına giren herkes aynı şeyi yaşamaz.”

Elara kaşlarını çattı.

“Sen yaşadın mı?”

Adrian birkaç saniye ona baktı.

“Evet.”

“Peki sonra ne oldu?”

Adrian cevap vermeden koridorun diğer ucuna baktı. Yüzündeki ifade bir anda ciddileşti.

“Bunu burada konuşamayız.”

“Adrian, ne biliyorsun?”

Adrian arkasını döndü. Gitmeden önce son kez Elara'ya baktı.

“Eğer bugün insanların düşüncelerini duymaya başladıysan...”

Bir an durdu.

“Onların düşüncelerine fazla güvenme.”

Ve uzaklaştı.

Elara olduğu yerde kaldı.

O an bir şeyi fark etti.

Adrian'ın zihnini duyamıyordu.

Ama Adrian, onun hakkında çok fazla şey biliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.