İçeriğe geç

Aklımdaki yabancı

Bölüm 17 · 5 dk okuma

Aklımdaki yabancı

Bölüm 17

KORKTUĞUM ŞEY

BÖLÜM 16: KORKTUĞUM ŞEY

Ertesi sabah Elara uyandığında odasının penceresinden içeri giren güneş yüzüne vuruyordu.

Bir süre tavana baktı.

Son birkaç haftada hayatı o kadar değişmişti ki, bazen bunların gerçekten yaşanıp yaşanmadığını sorguluyordu.

Düşünceleri.

Adrian.

Annesinin sırları.

Nora.

Kael.

Çocukluğuna ait anılar.

Ve artık neredeyse tamamen çözülen o garip bağlantı.

Elara yatağından kalkıp aynanın karşısına geçti.

Yüzüne baktı.

Eskiden kendi gözlerinin içine baktığında yalnızca kendisini görürdü.

Şimdi ise geçmişini de görebiliyordu.

Ama ilk kez geçmişinden korkmuyordu.

Telefonu masanın üzerinde titreşti.

Adrian.

“Okula gidiyor musun?”

Elara gülümsedi.

“Evet.”

Birkaç saniye sonra cevap geldi.

“Bahçede bekliyorum.”

Elara telefonu cebine koydu.

“Tabii ki bekliyor.”

Kendi kendine gülümsedi.

Sonra durdu.

Bu gülümsemenin neden yüzünde belirdiğini düşününce biraz utandı.

---

Okul bahçesine geldiğinde Adrian gerçekten de ağacın altında duruyordu.

Elara'yı görünce başını kaldırdı.

“Geç kaldın.”

Elara kaşlarını kaldırdı.

“Üç dakika.”

“Benim için uzun.”

“Beni özledin yani?”

Elara bunu şaka olarak söylemişti.

Fakat Adrian'ın cevabı beklediğinden farklı oldu.

“Evet.”

Elara bir an sustu.

Adrian da sustu.

İkisi birbirine baktı.

Elara'nın kalbi hızlandı.

“Şey...”

Adrian hafifçe gülümsedi.

“Şaka yapıyordum.”

Elara onun gerçekten şaka yapıp yapmadığını anlayamadı.

Tam o sırada Nora yanlarına geldi.

“İkinizin de yüzü garip.”

Elara hemen ona döndü.

“Ne varmış yüzümde?”

“Hiçbir şey.”

Nora'nın gülümsemesinden bir şeyler anladığı belliydi.

Elara gözlerini devirdi.

“Sus.”

Nora güldü.

“Bir şey söylemedim.”

---

Dersler boyunca Elara'nın aklı sürekli Adrian'daydı.

Bu durum onu rahatsız ediyordu.

Çünkü artık Adrian'ın zihnindeki bağlantıyı duymuyordu.

Yani onu düşünmeye zorlayan doğaüstü bir bağ yoktu.

Buna rağmen aklı sürekli ona gidiyordu.

Öğretmenin sesi uzaktan geliyormuş gibiydi.

“Elara?”

Elara başını kaldırdı.

“Efendim?”

“Soruyu cevaplar mısın?”

Elara birkaç saniye ne sorulduğunu anlamaya çalıştı.

Sınıftan birkaç kişi güldü.

Elara yüzünün kızardığını hissederek kitabına baktı.

“Özür dilerim.”

Öğretmen soruyu tekrar etti.

Elara cevap verdi.

Ama dersin geri kalanında tek bir şeyi düşünüyordu.

Adrian'ı neden bu kadar çok düşünüyordu?

---

Öğle arasında okulun arka bahçesine çıktığında Adrian'ı tek başına otururken gördü.

Yanına gitti.

“Burada ne yapıyorsun?”

“Kaçıyorum.”

“Kimden?”

“İnsanlardan.”

Elara yanına oturdu.

“Ben de insanlardan kaçıyorum.”

Adrian ona baktı.

“Sen insanlardan kaçmıyorsun.”

“Nasıl biliyorsun?”

“Çünkü sürekli insanların arasındasın.”

Elara güldü.

“Sen de beni izliyorsun demek.”

Adrian birkaç saniye sustu.

“Belki.”

Elara ona baktı.

Bu kez ikisi de gülmedi.

Aralarında sessiz bir an oluştu.

Elara gözlerini başka yöne çevirdi.

“Bağlantı tamamen koptu mu?”

Adrian başını salladı.

“Sanırım.”

“Hiçbir şey hissediyor musun?”

“Hayır.”

Elara biraz düşündü.

“Garip.”

“Nesi?”

“Artık seni hissetmiyorum.”

Adrian başını ona çevirdi.

“Ben de.”

Elara hafifçe gülümsedi.

“Ama yine de buradasın.”

Adrian da gülümsedi.

“Çünkü bu kez kendi isteğimle buradayım.”

Elara'nın kalbi bir kez daha hızlandı.

Bu cümlede anlamadığı bir şey vardı.

Ya da belki çok iyi anladığı için cevap veremiyordu.

---

Akşamüstü Elara eve döndüğünde annesi salonda oturuyordu.

Evelyn kızının yüzüne baktı.

“Bir şey oldu.”

Elara çantasını bıraktı.

“Bugün garip bir şey fark ettim.”

“Ne?”

“Adrian'la aramızdaki bağ tamamen kopmuş gibi.”

Evelyn gülümsedi.

“Bu iyi.”

“Evet.”

Elara birkaç saniye durdu.

“Ama onu hâlâ düşünüyorum.”

Evelyn'in gülümsemesi biraz değişti.

“Bu da normal.”

Elara annesine baktı.

“Ne demek istiyorsun?”

Evelyn ayağa kalktı.

“Bazen insanları hayatımızda tutan şey güçler değildir.”

Elara sustu.

“Bazen birini, onun zihnine bağlı olduğumuz için değil, gerçekten önemsediğimiz için düşünürüz.”

Elara'nın yüzü kızardı.

“Anne.”

Evelyn güldü.

“Ne?”

“Hiçbir şey.”

“Ben hiçbir şey söylemedim.”

Elara gözlerini devirdi.

“Sen de Nora gibisin.”

“Bu bir hakaret mi?”

“Biraz.”

Evelyn güldü.

---

O gece Elara ders çalışırken odasının penceresine küçük bir taş çarptı.

Elara şaşkınlıkla pencereye gitti.

Aşağı baktığında Adrian'ı gördü.

Elara pencereyi açtı.

“Sen ne yapıyorsun?”

Adrian yukarı baktı.

“Konuşmamız gerekiyor.”

“Telefon diye bir şey var.”

“Biliyorum.”

“Mesaj da atabilirdin.”

“Biliyorum.”

“Peki neden taş attın?”

Adrian omuz silkti.

“Daha etkileyici.”

Elara gülmeye başladı.

“Sen gerçekten tuhafsın.”

“Bunu yeni mi fark ettin?”

Elara aşağı indi.

Bahçede karşı karşıya durdular.

“Ne oldu?”

Adrian'ın yüzündeki ifade ciddileşti.

“Bugün seni düşündüm.”

Elara'nın kalbi hızlandı.

“Bunu zaten söyledin.”

“Hayır.”

Adrian bir adım yaklaştı.

“Bağlantı koptuktan sonra seni düşünmeye devam ettim.”

Elara sustu.

“Ve bunun artık bağlantıyla ilgisi olmadığını anladım.”

Elara gözlerini ona çevirdi.

Adrian devam etti.

“Seni ilk gördüğüm günden beri sana karşı garip bir şey hissediyordum.”

Elara'nın nefesi yavaşladı.

“Belki seni çocukluğumdan hatırladığım içindir diye düşünüyordum.”

“Ya değilse?”

Adrian birkaç saniye sustu.

“Ya değilse... seni gerçekten sevdiğim içindir.”

Elara'nın kalbi hızla çarpmaya başladı.

Bir süre hiçbir şey söyleyemedi.

Adrian hemen konuştu.

“Cevap vermek zorunda değilsin.”

Elara başını kaldırdı.

“Ben de seni düşünüyorum.”

Adrian'ın yüzündeki gerginlik biraz azaldı.

“Bağlantı yüzünden mi?”

Elara başını iki yana salladı.

“Hayır.”

Bir adım ona yaklaştı.

“Bu kez tamamen kendi seçimim.”

Adrian gülümsedi.

Elara da gülümsedi.

İkisi bir süre sessizce birbirlerine baktılar.

Sonra Elara elini uzattı.

Adrian onun elini tuttu.

Ne büyük bir söz vardı.

Ne de geçmişteki gibi onları birbirine bağlayan bir güç.

Sadece iki insan vardı.

Birbirlerini kendi istekleriyle seçiyorlardı.

---

Fakat o gece her şey sakin kalmadı.

Elara odasına döndüğünde masanın üzerinde siyah taşı gördü.

Taşın çatlağı tamamen kapanmıştı.

Elara ona yaklaştı.

Taş artık parlamıyordu.

Tam tersine, ilk kez tamamen sıradan görünüyordu.

Elara taşı eline aldı.

Hiçbir ses duymadı.

Hiçbir görüntü görmedi.

Hiçbir bağlantı hissetmedi.

Gülümsedi.

“Bitti.”

Taşı çekmeceye koydu.

Tam çekmeceyi kapatacağı sırada küçük bir kâğıt fark etti.

Kâğıt taşın altındaydı.

Elara onu aldı.

Üzerinde kendi el yazısı vardı.

Fakat bunu ne zaman yazdığını hatırlamıyordu.

Tek bir cümle vardı:

“Adrian'a güven.”

Elara birkaç saniye yazıya baktı.

Sonra gülümsedi.

Kâğıdı katlayıp çekmeceye geri koydu.

Çünkü artık bunun geçmişten gelen bir emir olmadığını biliyordu.

Adrian'a güvenip güvenmemeye kendisi karar verecekti.

Ve cevabı zaten belliydi.

---

Ertesi sabah okulun koridorunda Adrian onu bekliyordu.

Elara yanına geldi.

“Günaydın.”

“Günaydın.”

Birlikte yürümeye başladılar.

Nora uzaktan onları gördü.

Aria yanına geldi.

“Ne düşünüyorsun?”

Nora gülümsedi.

“Hiçbir şey.”

“Yalan.”

Nora başını salladı.

“Bence sonunda doğru şeyi seçtiler.”

Aria Elara ve Adrian'a baktı.

“Peki şimdi ne olacak?”

Nora'nın cevabı kısa oldu.

“Şimdi kendi hayatlarını yaşayacaklar.”

Elara o sırada dönüp onlara baktı.

Nora ile göz göze geldi.

Nora hafifçe gülümsedi.

Elara da karşılık verdi.

Geçmişte onları bir araya getiren sırlar artık eskisi kadar önemli değildi.

Çünkü bundan sonra yaşayacakları şey, geçmişin değil, kendi seçimlerinin sonucu olacaktı.

Elara Adrian'ın yanında yürürken bir şeyi ilk kez tamamen anlamıştı.

Bazı bağlar insanın zihninde oluşurdu.

Bazıları ise kalbinde.

Ve ikincisini kimse zorla kuramazdı.

Onu yalnızca sen seçerdin.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.