İçeriğe geç

Aklımdaki yabancı

Bölüm 18 · 4 dk okuma

Aklımdaki yabancı

Bölüm 18

SESSİZCE

BÖLÜM 17: ~SESSİZCE~

Sabah olduğunda Elara, önceki gecenin gerçekten yaşanıp yaşanmadığını düşünerek uyandı.

Adrian'ın söyledikleri hâlâ aklındaydı.

“Seni gerçekten sevdiğim içindir.”

Bu cümleyi ne kadar düşünmemeye çalışsa da zihninin bir köşesinde dönüp duruyordu.

Elara yatağından kalktı.

“Tamam,” diye mırıldandı kendi kendine. “Bugün normal davranacağım.”

İnsanların en büyük yalanlarından biri buydu.

Çünkü Elara okula giderken Adrian'ı gördüğü anda bütün planı birkaç saniyede çöktü.

Adrian okul kapısının yanında duruyordu.

Elara ona doğru yürüdü.

“Günaydın.”

Adrian başını kaldırdı.

“Günaydın.”

Elara çantasını düzeltti.

“Bana öyle bakma.”

Adrian kaşlarını kaldırdı.

“Nasıl bakıyorum?”

“Bilmiyorum. Garip.”

Adrian hafifçe gülümsedi.

“Bugün farklı görünüyorsun.”

Elara durdu.

“Nasıl?”

“Daha...”

Bir an düşündü.

“Mutlu.”

Elara istemeden gülümsedi.

“Bu bir iltifat mı?”

“Evet.”

“Pek başarılı değilsin.”

Adrian güldü.

“Daha iyisini yaparım.”

“Hiç uğraşma.”

Ama Elara'nın yüzündeki gülümseme kaybolmadı.

---

İlk ders boyunca Elara birkaç kez Adrian'a baktı.

Adrian da bazen ona bakıyordu.

Fakat ikisi de konuşmuyordu.

Elara bunun garip olduğunu düşünüyordu.

Eskiden aralarında bir zihinsel bağlantı vardı.

Şimdi ise yalnızca sessizlik vardı.

Ama bu sessizlik kötü değildi.

Tam tersine, huzurluydu.

Teneffüste Elara kitabını toplarken Adrian yanına geldi.

“Bugün saçını farklı yapmışsın.”

Elara saçlarına baktı.

“Normal.”

“Bence güzel olmuş.”

Elara bir an ne söyleyeceğini bilemedi.

“Teşekkür ederim.”

Adrian gülümsedi.

“Rica ederim.”

Tam o sırada Nora yanlarından geçti.

İkisine baktı.

Sonra Elara'ya.

Sonra Adrian'a.

“Ben hiçbir şey görmedim.”

Elara gözlerini devirdi.

“Git.”

Nora güldü ve uzaklaştı.

Adrian başını iki yana salladı.

“Bence bizi yakaladı.”

“Elbette yakaladı.”

“Ne yapacağız?”

“Hiçbir şey.”

Adrian gülümsedi.

“Tamam.”

---

Öğle arasında dört kişi okulun arka bahçesinde oturuyordu.

Aria çantasından bir kitap çıkardı.

“Kael yeni bir şey bulmuş.”

Elara'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Ne?”

“Eski kayıtlar.”

Adrian hemen ciddileşti.

“Ne kayıtları?”

Aria kitabı açtı.

“Bağlantıyla ilgili.”

Elara kitabın sayfalarına baktı.

“Bağlantı kopmuştu.”

“Evet.”

“Peki neden hâlâ araştırıyor?”

Aria omuz silkti.

“Çünkü Kael, siyah taşın yalnızca bir anahtar olmadığını düşünüyor.”

Adrian kaşlarını çattı.

“Ne olduğunu düşünüyor?”

“Bir tür kayıt.”

Elara kitabı aldı.

Sayfalarda eski semboller vardı.

Birinin yanında şu yazıyordu:

“Bağ kurulan kişi, bağlantı sona erdikten sonra bile birbirinde iz bırakır.”

Elara yavaşça okudu.

“İz.”

Adrian ona baktı.

“Bende bir iz mi kaldı?”

Aria başını salladı.

“Belki.”

Elara kitabı kapattı.

“Peki bu kötü bir şey mi?”

Aria cevap vermeden önce Nora konuştu.

“Hayır.”

“Emin misin?”

“Bildiğimiz kadarıyla.”

Elara kaşlarını kaldırdı.

“‘Bildiğimiz kadarıyla’ hiç güven verici bir cümle değil.”

Nora güldü.

“Bilim insanları da böyle konuşuyor.”

“Bizim hayatımızda bilim insanı eksikti zaten.”

Adrian güldü.

Kısa bir süreliğine herkesin üzerindeki gerginlik dağıldı.

---

Ders çıkışında Elara kütüphaneye gitti.

Rafların arasında yürürken Adrian yanına geldi.

“Yine mi kitap?”

Elara ona baktı.

“Evet.”

“Bence fazla kitap okuyorsun.”

“Sen de fazla konuşuyorsun.”

Adrian gülümsedi.

“Bana kızgın değilsin.”

“Elbette değilim.”

“Güzel.”

“Niye?”

“Çünkü kızgın olduğunda bile güzelsin ama gülümserken daha güzel görünüyorsun.”

Elara bir anda sustu.

Adrian bunu fark edince hafifçe güldü.

“Ne oldu?”

“Böyle konuşmaya alışık değilim.”

“Alışırsın.”

“Bundan hiç emin değilim.”

Adrian kitaplardan birini aldı.

“Ben eminim.”

Elara başını iki yana salladı.

“Sen gerçekten kendine fazla güveniyorsun.”

“Senin yanında biraz güven gerekiyor.”

Elara ona baktı.

Bu kez cevap vermedi.

Çünkü kalbinin hızlandığını fark etmişti.

Ve artık bunu bağlantıya bağlayamazdı.

---

Akşamüstü hava birden bozdu.

Okuldan çıktıklarında yağmur başlamıştı.

Elara çantasından şemsiyesini çıkarmaya çalışırken kitapları yere düştü.

Adrian hemen eğilip kitapları topladı.

“Dur, ben alırım.”

“Gerek yok.”

“Biliyorum.”

Kitapları Elara'ya uzattı.

“Yine de alırım.”

Elara gülümsedi.

“Teşekkür ederim.”

Birlikte yürümeye başladılar.

Yağmurun sesi konuşmalarının arasına karışıyordu.

Bir süre sonra Adrian sessizce konuştu.

“Biliyor musun?”

“Ne?”

“Sen düşündüğünden daha güçlüsün.”

Elara ona baktı.

“Nereden çıktı şimdi?”

“Bilmiyorum.”

Adrian omuz silkti.

“Bazen seni izliyorum ve ne kadar çok şey yaşadığını düşünüyorum.”

Elara sustu.

“Ve yine de devam ediyorsun.”

Elara hafifçe gülümsedi.

“Bunun iltifat olduğunu anladım.”

“Öyle.”

“Teşekkür ederim.”

Adrian başını eğdi.

“Rica ederim.”

Yürümeye devam ettiler.

Elara bir süre sonra konuştu.

“Sen de düşündüğümden daha cesursun.”

Adrian ona baktı.

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

“Bunu senden duymak güzel.”

“Çünkü doğru.”

Adrian gülümsedi.

“Bunu unutmayacağım.”

---

Eve geldiğinde Elara odasına çıktı.

Çantasını yatağın üzerine bıraktı.

Bugün garip bir gündü.

Büyük bir olay yaşanmamıştı.

Kimse saldırmamıştı.

Yeni bir sır ortaya çıkmamıştı.

Ama Elara için yine de önemliydi.

Çünkü ilk kez hayatı sadece gizemlerden ibaret değildi.

Adrian'ın söylediklerini düşündü.

“Gülümserken daha güzel görünüyorsun.”

Elara yüzünü ellerinin arasına aldı.

“Saçmalama.”

Kendi kendine kızdı.

Ama gülümsüyordu.

---

Aynı saatlerde Adrian odasında eski defteri inceliyordu.

Elara'nın çocukluk defterinden aklında kalan cümleleri düşünüyordu.

Sonra telefonu eline aldı.

Bir mesaj yazdı.

“Bugün güzeldi.”

Bir süre ekrana baktı.

Sonra gönderdi.

Elara'nın cevabı kısa sürede geldi.

“Nesi güzeldi?”

Adrian gülümsedi.

“Her şey.”

Elara cevap yazmadı.

Fakat birkaç dakika sonra:

“Ben de öyle düşünüyorum.”

Adrian telefonu bıraktı.

Yüzünde küçük bir gülümseme vardı.

Bazen büyük sözlere gerek yoktu.

Bazı duygular sessizce büyürdü.

Kimse fark etmeden.

Bir bakışta.

Kısa bir cümlede.

Birinin yanında kendini daha huzurlu hissetmekte.

Ve belki de en önemlisi...

Artık bunu açıklamak için hiçbir doğaüstü güce ihtiyaçları yoktu.

---

Ertesi sabah Elara okulun girişinde Adrian'ı gördüğünde, onun kendisine baktığını fark etti.

Adrian gülümsedi.

Elara da karşılık verdi.

Sonra yanına geldi.

“Günaydın.”

“Günaydın.”

Adrian birkaç saniye ona baktı.

“Bugün de güzel görünüyorsun.”

Elara başını eğerek gülümsedi.

“Sen bunu alışkanlık hâline getireceksin galiba.”

Adrian omuz silkti.

“Gerçekleri söylemek alışkanlık değil.”

Elara ona baktı.

“Böyle devam edersen sana inanacağım.”

Adrian'ın gülümsemesi biraz büyüdü.

“Ben de tam olarak bunu istiyorum.”

Elara cevap vermedi.

Sadece onun yanında yürümeye devam etti.

Ve ikisinin de fark etmediği bir şey vardı.

Aralarındaki eski bağ zayıflamıştı.

Ama yerini başka bir bağ almaya başlamıştı.

Bu kez onları birbirine bağlayan şey geçmiş değildi.

Bugünleriydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.