BÖLÜM 15: KIRILAN BAĞ
Elara gözlerini açtığında birkaç saniye boyunca nerede olduğunu anlayamadı.
Tavan.
Eski taş duvarlar.
Masanın üzerinde duran siyah taş.
Ve hemen yanında Adrian.
Her şey yeniden yerli yerindeydi.
Ama bir şey değişmişti.
Elara bunu hissedebiliyordu.
Adrian'a baktı.
“Sen de hissediyor musun?”
Adrian başını kaldırdı.
“Evet.”
“Neyi?”
“Bir şey eksik.”
Elara kaşlarını çattı.
“Eksik mi?”
Adrian elini göğsüne götürdü.
“Daha önce zihnimde sürekli bir uğultu vardı.”
“Şimdi yok.”
“Evet.”
Elara rahatlayacak gibi oldu.
Sonra başının içinde hafif bir ses duydu.
“Henüz bitmedi.”
Elara'nın yüzündeki ifade değişti.
Adrian ona baktı.
“Duydun.”
Elara başını salladı.
“Evet.”
Kael masaya yaklaştı.
“Ne söyledi?”
“Henüz bitmedi.”
Kael bir süre siyah taşı inceledi.
“Bu normal.”
Elara şaşkınlıkla ona döndü.
“Normal mi?”
“Bağlantıyı tek seferde tamamen koparamazsınız.”
“Peki neden?”
Kael taşı eline aldı.
“Çünkü yıllardır birbirinize bağlısınız.”
Adrian sessizce konuştu.
“Ne kadar bağlı?”
Kael ona baktı.
“Birinizin zihninde oluşan değişiklik diğerini etkileyebilir.”
Elara bunu duyunca Adrian'a baktı.
“Yani birbirimizi hissedeceğiz.”
“Bir süre.”
“Ne kadar?”
“Bunu siz belirleyeceksiniz.”
Elara anlamadı.
“Nasıl?”
Kael taşı masaya bıraktı.
“Bağlantı korkuyla güçleniyor.”
Adrian'ın yüzü gerildi.
“Yani korkarsak daha da güçlenecek.”
“Evet.”
Elara derin bir nefes aldı.
“Peki nasıl zayıflatacağız?”
Kael cevap vermeden önce Nora konuştu.
“Birbirinize güvenerek.”
Elara ona baktı.
Nora devam etti.
“Bu bağlantı ilk oluştuğunda Elara, Adrian'ın korkusunu kendi üzerine aldı.”
“Evet.”
“Şimdi bunun tersini yapmanız gerekiyor.”
Adrian kaşlarını çattı.
“Nasıl?”
Nora Elara'ya baktı.
“Birbirinizin korkularını taşımak yerine, onları geri vermelisiniz.”
Elara bir süre düşündü.
“Yani Adrian'ın korkularını kendi zihnimde tutmayacağım.”
“Evet.”
“Ve o da benimkileri.”
Nora başını salladı.
“Bağlantı böyle zayıflayacak.”
Elara Adrian'a baktı.
“Bunu yapabiliriz.”
Adrian gülümsedi.
“Sen söyleyince her şey kolaymış gibi geliyor.”
“Kolay demedim.”
“Biliyorum.”
---
Akşamüstü kütüphaneden çıktıklarında hava soğumuştu.
Elara ve Adrian diğerlerinden biraz geride yürüyordu.
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Sonunda Adrian sessizliği bozdu.
“Çocukken seni gerçekten unutmuşum.”
Elara ona baktı.
“Ben de seni.”
“Garip.”
“Evet.”
Adrian ellerini cebine koydu.
“Bazen seni ilk kez gördüğüm günü hatırlıyorum.”
Elara gülümsedi.
“Ben de.”
“Ve sanki seni daha önce tanıyormuşum gibi gelmişti.”
“Çünkü tanıyordun.”
Adrian başını salladı.
“Evet.”
Bir süre daha yürüdüler.
Sonra Elara durdu.
“Adrian.”
“Ne?”
“Bana dürüst ol.”
Adrian ona döndü.
“Tamam.”
“Benden hâlâ bir şey saklıyor musun?”
Adrian'ın yüzündeki ifade değişti.
Elara bunu hemen fark etti.
“Var.”
Adrian gözlerini yere indirdi.
“Bir şey var.”
“Ne?”
“Çocukken olanlarla ilgili.”
Elara'nın kalbi hızlandı.
“Ne olduğunu söyle.”
Adrian birkaç saniye sustu.
“Babamın odasında seni gördüğüm bir anı var.”
Elara şaşırdı.
“Benim mi?”
“Evet.”
“Ne yapıyordum?”
“Bir defter tutuyordun.”
Elara'nın aklına hiçbir şey gelmedi.
“Ne defteri?”
“Bilmiyorum.”
“Peki neden şimdi hatırladın?”
Adrian başını kaldırdı.
“Çünkü sen yanımdayken bazı anılarım geri geliyor.”
Elara bir süre düşündü.
“Belki o defter hâlâ vardır.”
Adrian başını salladı.
“Ben de öyle düşünüyorum.”
---
Ertesi gün Elara annesinin evine gitti.
Evelyn mutfakta oturuyordu.
Elara içeri girdiğinde annesi onun yüzüne baktı.
“Bir şey oldu.”
Bu bir soru değildi.
Elara sandalye çekip karşısına oturdu.
“Çocukken bir defterim var mıydı?”
Evelyn'in yüzü bir anda değişti.
Elara bunu gördü.
“Vardı.”
“Ne oldu ona?”
Evelyn uzun süre cevap vermedi.
Sonunda ayağa kalktı.
“Benimle gel.”
Elara onu evin üst katındaki küçük odaya kadar takip etti.
Evelyn eski bir dolabın kapağını açtı.
İçinden küçük bir kutu çıkardı.
Kutunun üzerinde Elara'nın çocukluk fotoğrafı vardı.
Evelyn kutuyu ona uzattı.
“Bunu yıllardır saklıyorum.”
Elara kapağı açtı.
İçinde birkaç çocukluk eşyası vardı.
Kırmızı bir kurdele.
Eski bir oyuncak.
Ve küçük, siyah kapaklı bir defter.
Elara defteri eline aldı.
Kalbi hızlandı.
Kapağın üzerinde kendi el yazısıyla tek bir cümle yazıyordu:
“Adrian'a söyleme.”
Elara annesine baktı.
“Bunu neden yazmışım?”
Evelyn'in gözleri doldu.
“Çünkü bazı şeyleri hatırlamaya başladığında kendini korumaya çalışıyordun.”
Elara defteri açtı.
İlk sayfada çocukça çizimler vardı.
İkinci sayfada üç isim.
Elara.
Adrian.
Nora.
Dördüncü sayfada ise bir cümle vardı.
“Adrian'ın babası bizi ayırmak istiyor.”
Elara'nın parmakları titredi.
Sayfaları çevirmeye devam etti.
Son sayfada yalnızca birkaç kelime vardı.
“Eğer bunu okuyorsam, demek ki unuttum.”
Elara gözlerini kapattı.
Bir anı zihninde belirdi.
Küçük Elara masada oturuyordu.
Karşısında Nora vardı.
“Bunu saklamalısın.”
“Neden?”
“Çünkü bir gün unutacaksın.”
“Peki Adrian?”
“Onu da unutacaksın.”
Küçük Elara başını sallıyordu.
“Hayır.”
Nora onun elini tutuyordu.
“Bazen unutmak zorunda kalırsın.”
Görüntü kayboldu.
Elara gözlerini açtı.
Annesine baktı.
“Nora bunu biliyordu.”
Evelyn başını salladı.
“Evet.”
“Sen de biliyordun.”
“Evet.”
“Ve ben bütün bunları kendi isteğimle yazmışım.”
Evelyn sessizce:
“Evet.”
Elara defteri kapattı.
İlk kez annesine kızmak yerine onu anlamaya çalıştı.
“Beni korumaya çalıştın.”
Evelyn'in gözlerinden yaş süzüldü.
“Her zaman doğru şekilde yapamadım.”
Elara ayağa kalktı.
“Ben de seni suçladım.”
“Bunu hak etmiştim.”
“Belki.”
Elara hafifçe gülümsedi.
“Ama artık geçmişte kalmasını istiyorum.”
Evelyn ona sarıldı.
Elara bir an tereddüt etti.
Sonra annesine karşılık verdi.
Yıllardır ilk kez, aralarında söylenmemiş hiçbir şey yokmuş gibi hissetti.
---
O gece Elara defteri Adrian'a götürdü.
İkisi odasında karşılıklı oturuyordu.
Adrian ilk sayfaları sessizce okudu.
Sonra son sayfaya geldi.
“Sen bunları hatırlıyormuşsun.”
“Evet.”
“Benden saklamışsın.”
“Beni korumaya çalışmışım.”
Adrian defteri kapattı.
“Başarısız olmuşsun.”
Elara ona baktı.
“Ne?”
“Beni yine de buldun.”
Elara gülümsedi.
“Belki de bazı şeylerin unutulması gerekmiyordur.”
Adrian birkaç saniye sustu.
Sonra başını salladı.
“Belki.”
Tam o sırada Elara'nın zihninde hafif bir sıcaklık hissetti.
Adrian da aynı anda başını kaldırdı.
İkisi birbirine baktı.
Siyah taş masanın üzerinde duruyordu.
Taşın üzerindeki çatlak biraz daha büyümüştü.
Fakat bu kez karanlık bir ışık yaymıyordu.
İçinden küçük bir parça ayrıldı.
Taş ikiye bölünmedi.
Sadece üzerindeki eski sembol yavaşça silindi.
Elara şaşkınlıkla ayağa kalktı.
“Bağlantı zayıflıyor.”
Adrian taşın yanına geldi.
“Gerçekten.”
Elara gözlerini kapattı.
İlk kez Adrian'ın zihnini hissettiğinde orada ağır bir karanlık vardı.
Şimdi ise sadece sakin bir sessizlik vardı.
Adrian da bunu fark etmişti.
“Artık seni duyabiliyorum.”
Elara şaşırdı.
“Ne?”
“Düşüncelerini değil.”
Adrian gülümsedi.
“Sadece... seni.”
Elara'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Ben de seni.”
İkisi bir süre sessizce durdu.
Sonra Elara defteri kapattı.
Artık geçmişin parçaları birer birer yerlerine oturuyordu.
Ama en önemlisi, Elara artık geçmişin kendisini yönetmesine izin vermiyordu.
Çünkü bazı bağlar insanları birbirine hapsetmezdi.
Bazıları onları özgür bırakırdı.
Ve Elara, Adrian'la aralarındaki bağın hangisi olduğunu artık biliyordu.