BÖLÜM 9: DÖRDÜNCÜ KİŞİ
Elara'nın söylediği cümleden sonra odadaki herkes sustu.
“Biz dört kişiydik.”
Sanki bu dört kelime, yıllardır kapalı duran bir kapıyı aralamıştı.
Adrian'ın yüzündeki şaşkınlık, Elara'nın beklediğinden daha büyüktü.
“Emin misin?” diye sordu.
Elara başını salladı.
“Yüzünü hatırlamıyorum.”
“Adını?”
“Hayır.”
“Peki ne hatırlıyorsun?”
Elara gözlerini kapattı.
Karanlık.
Bir çocuk sesi.
Küçük bir elin kendi elini tuttuğunu hissediyordu.
Sonra o sembol.
Göz ve etrafındaki daire.
“Onun elinde aynı sembol vardı.”
Aria yavaşça duvara yaklaştı.
“Belki de sembol onun değildi.”
Elara ona döndü.
“Ne demek istiyorsun?”
“Belki de onu işaretliyordu.”
“Kim tarafından?”
Aria cevap vermedi.
Elara'nın içinden bir düşünce geçti.
Bunu bilmemesi daha iyi.
Elara bir anda Aria'ya baktı.
“Yine bir şey saklıyorsun.”
Aria'nın gözleri büyüdü.
“Hayır.”
“Düşünceni duydum.”
Aria sustu.
Adrian araya girdi.
“Burada daha fazla kalmamız doğru değil.”
Elara başını ona çevirdi.
“Hayır.”
“Ne?”
“Bu kez kaçmayacağım.”
Elara odanın duvarlarını incelemeye başladı.
“Bizi yıllarca izledilerse burada bir şey bırakmış olmalılar.”
Adrian ona baktı.
“Ne arıyorsun?”
“Dördüncü kişiyi.”
Odadaki eski fotoğraflara tek tek bakmaya başladı.
İlk fotoğrafta Elara ve Adrian vardı.
İkinci fotoğrafta Aria da görünüyordu.
Üçüncüde ise yalnızca Adrian'ın ailesi.
Dördüncü fotoğrafta üç çocuk bahçede duruyordu.
Elara fotoğrafı eline aldı.
“Burada.”
Adrian yaklaştı.
“Nerede?”
“Fotoğrafın kenarında.”
Görüntünün en arkasında, ağacın yanında bir gölge vardı.
Bir çocuk.
Yüzü belli değildi.
Elara fotoğrafı çevirdi.
Arkasında tarih yazıyordu.
12 Haziran 2016.
Altında başka bir cümle vardı.
“Dördüncü kişi henüz hazır değil.”
Elara'nın parmakları titredi.
“Demek gerçekten varmış.”
Adrian fotoğrafı elinden aldı.
“Bu fotoğrafı daha önce görmedim.”
“Babanın evinde olması garip değil mi?”
Adrian cevap vermedi.
Elara onun zihnine istemeden dokundu.
Bir görüntü geldi.
Adrian'ın babasının çalışma odası.
Kapalı bir çekmece.
Çekmecenin içinde aynı fotoğraf.
Ve küçük Adrian'ın babasına sorduğu bir soru:
“Dördüncü kişi kim?”
Babası cevap vermiyordu.
Görüntü kayboldu.
Elara gözlerini açtı.
“Baban biliyordu.”
Adrian ona baktı.
“Ne?”
“Dördüncü kişiyi.”
Adrian'ın yüzü gerildi.
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Hatırladım.”
Adrian birkaç saniye sustu.
Sonra fotoğrafı tekrar duvara astı.
“Babamın odasına girmemiz gerekiyor.”
Aria şaşkınlıkla baktı.
“Sen ciddi misin?”
“Evet.”
“Babanın odası yıllardır kapalı.”
“Tam da bu yüzden.”
Elara çantasını aldı.
“Gidelim.”
---
Evin üst katında uzun bir koridor vardı.
Koridorun sonunda büyük, koyu renkli bir kapı bulunuyordu.
Adrian kapının önünde durdu.
“Burası.”
Elara kapıya baktı.
Kapının üzerinde aynı sembol vardı.
Fakat bu kez sembolün ortasında küçük bir harf bulunuyordu.
A.
“Adrian,” dedi Elara.
“Gördüm.”
Adrian cebinden eski anahtarı çıkardı.
Anahtar kilide tam oturdu.
Kapı açıldığında ağır bir toz kokusu yayıldı.
Oda neredeyse hiç değişmemişti.
Büyük bir masa.
Kitaplıklar.
Eski dosyalar.
Ve duvarın üzerinde asılı duran büyük bir saat.
Saat çalışmıyordu.
Elara içeri girdi.
“Baban burayı neden hiç boşaltmamış?”
Adrian masaya yaklaştı.
“Çünkü bazı insanlar geçmişi unutmak yerine saklamayı tercih eder.”
Elara çekmeceleri açmaya başladı.
İlk çekmece boştu.
İkincisinde eski belgeler vardı.
Üçüncüsünde birkaç fotoğraf.
Elara fotoğrafları tek tek çıkardı.
Birinde Adrian'ın babası vardı.
Yanında Evelyn.
Bir diğerinde Elara'nın babası.
Elara'nın kalbi hızlandı.
“Babam.”
Fotoğrafı eline aldı.
Üç yetişkin aynı odada duruyordu.
Ve aralarında küçük bir masa vardı.
Masanın üzerinde metal bir kutu.
Elara fotoğrafı Adrian'a gösterdi.
“Bu kutu.”
Adrian fotoğrafa dikkatlice baktı.
“Evet.”
Aria sessizce konuştu.
“Onu daha önce gördük.”
Elara döndü.
“Nerede?”
Aria'nın yüzü gerildi.
“Hatırlamıyor musun?”
Elara başını salladı.
“Hayır.”
“Çocukken.”
Elara tekrar fotoğrafa baktı.
Bir anda başı ağrımaya başladı.
Görüntü geldi.
Küçük Elara odada duruyordu.
Adrian yanındaydı.
Aria biraz ilerideydi.
Ve dördüncü çocuk kapının yanında bekliyordu.
Bu kez yüzü biraz daha netti.
Koyu renk saçları vardı.
Sessizdi.
Elara ona baktığında çocuk gülümsüyordu.
“Adın ne?” diye soruyordu küçük Elara.
Çocuk cevap vermiyordu.
Sadece elindeki küçük metal kutuyu gösteriyordu.
“Bunu açarsan hatırlarsın.”
Görüntü kesildi.
Elara gözlerini açtı.
“Bir çocuk vardı.”
Adrian hemen yaklaştı.
“Nasıl görünüyordu?”
“Koyu saçlıydı.”
“Başka?”
“Bilmiyorum.”
Elara tekrar gözlerini kapattı.
Bu kez başka bir görüntü geldi.
Çocuk metal kutuyu açıyordu.
Kutunun içinde küçük, siyah bir taş vardı.
Taşın üzerinde sembol vardı.
Çocuk taşı Elara'ya uzatıyordu.
“Bunu sakla.”
Küçük Elara taşı alıyordu.
Sonra arkasından bir ses geliyordu.
“ELARA!”
Evelyn.
Görüntü tekrar kesildi.
Elara nefes nefese kaldı.
“Taş.”
Adrian şaşkınlıkla baktı.
“Ne taşı?”
“Metal kutunun içinde siyah bir taş vardı.”
Aria'nın yüzü bir anda değişti.
“Hayır.”
Elara ona döndü.
“Ne?”
Aria geri çekildi.
“O taş hâlâ sende.”
Elara dondu.
“Ne?”
Aria gözlerini onun çantasına çevirdi.
“Elara... çocukken sana verilen taşı annen saklamıştı.”
Elara çantasını açtı.
Eşyalarının arasında küçük bir kutu vardı.
Kutuyu daha önce hiç fark etmemişti.
Parmakları titreyerek kutuyu çıkardı.
Adrian yaklaştı.
“Bunu nereden aldın?”
“Annem vermişti.”
Elara kutuyu açtı.
İçinde siyah bir taş vardı.
Taşın üzerinde aynı sembol bulunuyordu.
Odadaki hava bir anda değişti.
Elara taşa dokundu.
Ve bir ses duydu.
Bu kez dışarıdan değil.
Kendi zihninin içinden.
“Beni bul.”
Elara elini geri çekti.
“Biri benimle konuştu.”
Adrian'ın yüzü gerildi.
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
Aria fısıldadı:
“Dördüncü kişi.”
Elara taşı avucunda sıkıca tuttu.
“Beni bulmamı istiyor.”
Adrian masanın üzerindeki dosyalara baktı.
“Öyleyse onu bulacağız.”
Elara başını salladı.
“Hayır.”
Adrian ona baktı.
“Ne?”
“Önce neden kaybolduğunu bulacağız.”
---
Masadaki dosyaları karıştırmaya başladılar.
Bir dosyanın üzerinde yalnızca bir tarih vardı.
2016.
Elara dosyayı açtı.
İçinde çocukların isimleri yazıyordu.
Elara.
Adrian.
Aria.
Ve son satır...
Boştu.
Elara parmağını boş satıra koydu.
“İsmi buradan silmişler.”
Adrian dosyayı aldı.
“Kim?”
“Bilmiyorum.”
Aria sessizce bir belge çıkardı.
“Burada bir şey var.”
Belgede yalnızca birkaç cümle bulunuyordu.
“Dördüncü çocuk diğerlerinden farklı tepki veriyor.”
Altında:
“Hatırlama yeteneği gelişiyor.”
Elara'nın gözleri büyüdü.
“Hatırlama yeteneği.”
Adrian belgeyi okumaya devam etti.
“Güç kontrol altına alınamazsa kapı açılabilir.”
Elara başını kaldırdı.
“Kapı.”
Aria sessizce konuştu.
“Bütün bunlar kapıyla ilgili.”
“Nasıl bir kapı?”
“Bilmiyorum.”
Elara ona baktı.
“Biliyorsun.”
Aria gözlerini kapattı.
“Ben sadece... bir şey hatırlıyorum.”
“Ne?”
Aria'nın sesi titredi.
“Dördüncü çocuk kapının açılmasını istemiyordu.”
Elara'nın kalbi hızlandı.
“Peki diğerleri?”
Aria cevap vermeden Adrian'a baktı.
Adrian'ın yüzünde korku vardı.
Elara bunu gördü.
“Adrian?”
Adrian yavaşça konuştu.
“Ben kapının açılmasını istiyordum.”
Elara'nın gözleri büyüdü.
“Ne?”
“Çocukken.”
Adrian başını eğdi.
“Ne olduğunu bilmiyordum. Sadece kapının ardında bir şey olduğunu biliyordum.”
“Ne olduğunu hiç öğrenmedin mi?”
“Hayır.”
Elara bir adım yaklaştı.
“Peki dördüncü çocuk?”
Adrian'ın sesi kısıldı.
“Beni durdurmaya çalıştı.”
O anda odadaki saat çalışmaya başladı.
Tik.
Üçü de saate baktı.
Tak.
Akrep hareket etti.
Saatin üzerinde tek bir zaman vardı:
00:00.
Elara'nın elindeki taş ısındı.
Sonra odadaki bütün ışıklar söndü.
Karanlığın içinde bir fısıltı duyuldu.
Bu kez Elara'nın zihninden gelmiyordu.
Gerçekti.
“Beni arıyorsanız...”
Ses kısa bir süre sustu.
“...yanlış yere bakıyorsunuz.”
Elara nefesini tuttu.
Adrian telefonunun ışığını açtı.
Kimse yoktu.
Ama masanın üzerinde az önce bulunmayan bir zarf vardı.
Elara yavaşça zarfa yaklaştı.
Üzerinde tek bir isim yazıyordu.
ELARA.
Zarfı açtı.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Elara fotoğrafa baktığında nefesi kesildi.
Dört çocuk vardı.
Elara.
Adrian.
Aria.
Ve dördüncü çocuk.
Bu kez yüzü açıktı.
Elara onu tanıyordu.
Kalbi hızla çarpmaya başladı.
“Hayır...”
Adrian fotoğrafı gördü.
“Sen onu tanıyor musun?”
Elara başını kaldırdı.
Gözlerinde korkudan çok şaşkınlık vardı.
“Evet.”
“Kim?”
Elara fotoğrafa baktı.
“Ben onu yıllardır tanıyorum.”
Aria'nın yüzü bembeyaz oldu.
“Kim?”
Elara cevap vermeden fotoğrafın arkasını çevirdi.
Orada bir isim yazıyordu.
Nora.
Ve altında:
“Elara'nın hatırlamasını bekle.”
Elara'nın elleri titremeye başladı.
Çünkü Nora, geçmişten kaybolmuş bir çocuk değildi.
Elara onu bugün de tanıyordu.
Her gün gördüğü biriydi.
Ve şimdi fark ediyordu:
Nora, okulda haftalardır ona neden bu kadar dikkatli baktığını biliyordu.
Elara fotoğrafı sıkıca tuttu.
“Bütün bu zaman boyunca...”
Adrian ona baktı.
“Ne?”
Elara'nın sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.
“Dördüncü kişi bizi aramıyormuş.”
Bir an durdu.
“Bizi izliyormuş.”
Ve ilk kez Elara'nın aklına korkunç bir ihtimal geldi.
Belki de Nora, hafızasını kaybetmiş değildi.
Belki de...
Nora hiçbir şeyi unutmamıştı.