İçeriğe geç

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 9 · 9 dk okuma

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 9

Fransa'da 15 Yıl- Beauxbatons'da 3. Sene

İyi Okumalar .

"Sana bunu kaç kere söyledim. Önüme çıkmamalıydın. Seni uyardım. Ama sen hayat kurtarmaya bayılan küçük bir budala gibi hareket etmekten çekinmedin. Şimdi ise bunun cezasını çekeceksin." dedi genç oğlan. Yüzü , ceset kadar soluk ve beyazdı . Saçları ise kirden yağlı ve yapış yapıştı , koyu esmerdi. Ela gözleri kıpkırmızı olmuştu . Göz çanakları ise mosmordu . Sanki hiç uyumamış gibiydi . Ama yine de güçlü ve yakışıklı duruyordu. Bakışları ise güzelliğini unutturacak korkunçluğa sahipti . Onu öldürecek , işkence edecek gibi bakıyordu. Bakışları bir seri katilin gözleriydi. Geri dönüşü olmayan kötücül bir ruha aitti. Yaşadığı aileyi yangında öldürüp tüm mal varlığına el koymuştu . Ondan nefret edenleri öldürmek istese de onları Kimsenin aklına gelmediği işkencelerle acıdan deliye döndürürdü . Ama öldürmezdi. Öldürmesi için yalvarırdı ama öldürmezdi . Bu , manzara karşısında ise büyük bir ferahlama hissederdi. Ve bunları yaptığında daha 11 yaşındaydı . Sonra büyüdüğünde yapmamaya başlamıştı . Çünkü onu göz hapsine alan iki kişi vardı . İlk başta onları çok küçümsese de yaptığının büyük bir hata olduğunu anlamıştı . Onunla yarışacak bir zekaya sahiptiler . Onun zekasını geçeceğini düşünmesi bile delirmesine neden oluyordu . Bu yüzden baş düşmanları onlardı . Onların hayatını mahvedecekti.

Ama zaman geçtikçe eline bile sürememişti . Okuldaki insanlara zarar da vermek istemiş ama başarısız olmuştu . Gelecekte ki en kötücül ve korkunç büyücüsüne de yardım etmek için grubuna katılmıştı . Lordunun onunla aynı olduğuna inanıyordu. Kanları çekiyordu çünkü . Ama kız gelmiş lordunu onun elinden alıyordu. Tek zevkine bir amaç katan adama. Bu yüzden karar verdi . Eğer her şeyini elinden alıyorsa , ikisinin de bildiği bir şey vardı . Ve bunu gerçekleştirerek onu mahvedecekti. Artık lordu işe yaramaz hale gelmişti . Tek bir karışıklık bile onun işe yaramaz olduğunun kanıtıydı. Ama şeytanın bilmediği bir şey vardı . Kızın derin bir planları vardı. Onun fark etmeden uygulayabileceği planları . Saklayabileceği , kendisi yaralanması ve işkence görmesi uğruna yapacağı planları . Ve oğlan bu planları öğrendiğinde çok ama çok geç olacaktı . Çünkü kızın geçmişi , bugünü ve geleceği ona yardım ediyordu.

Oğlan sinirle asasını kaldırdı ve kızın yaralı bedenine doğru bir lanet gönderdi. Bundan sonra artık hasta bir ruhtan başka bir şey değildi.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yaz tatili boyunca kız yerinden durmamıştı. Çünkü , yapması gereken ödevleri planları vardı. Bu yüzden kendi inşa ettiği tahta evinde durması hiç hoş değildi .

Örneğin iksir stoku yapması gerekiyordu . Böylece 5. sınıfta daha da hazırlıklı olurdu . İksirleri satın alamadığı için beynin kullanıp bulması lazımdı . Bu yüzden dünyanın dört bir yanına seyahat etti . Sihri , kimsenin yarışamayacağı kadar işe yarıyor ve kullanıyordu.

Sonra , çantasının içini daha da genişletti ve bazı bölmeler ayarladı . Bir planı da sihirli yaratıklara sahip olmak iyileştirmek incelemekti. Bu süre zarfında da onlara zarar vermemek ve güvenlerini kazanması gerekiyordu elbette.

Hayvanlarla konuşma yeteneği de çok yardımcı oluyordu ama özel bir amacı ve sorunu vardı. Ne kadar hayvanlarla konuşabilse de yılanlarla konuşamıyordu . Kulağına anlamsız birkaç sözcük geliyordu hepsi o kadar . Çok az dediklerini anlamak ve konuşamamak onun hiç işine yaramıyordu. Sonuçta karşısındaki rakibi Salazar Slytherin'in uzaktan büyük büyük torunuydu . Ve çatal dili konuşma yeteneğine sahipti . Bu yüzden stoklarını elde ettiğinde o çok aradığı canavarı bulmaya koyuldu.

Amour du bon et du mauvais esprit ( İyi ve kötü Ruhun aşkı) veya roi et reine des serpesnts ( yılanların kral ve kraliçesi ) diye adlandırılıyordu.

Orta çağdan hatta milattan önce tarihine kadar uzanan iki yılan türüydü ama bu iki farklı yılan türü bir tür çerçeve altında iki farklı isimle adlandırılıyordu . Bu iki harika canlıya dair bir sürü efsane ve kesinleşmemiş bilgiler vardı.

Söylentilere göre kötü ruh olan kara yılandı iyi ruhlu olan ise beyaz yılan . Kara yılan bütün canlılara hakimdi ve istediği gibi öldürebiliyordu . Kraldı . Güçlüydü. Ardından beyaz yılan ile karşılaşıp onu öldürmek istiyordu . Beyaz yılan ise onun karşısına dikilip onunla savaşıyordu. Siyah yılan büyük bir yenilgi içinde onu mahvetmek için bütün yolları arıyordu. Ama beyaz yılan ruhu savaş ve şiddete karşı olduğu için siyah yılan ile anlaşmak istiyordu. Bir süre sonra tavırlarını değiştiren beyaz yılan ve siyah yılan aşık oluyorlar ve bütün canlılara hükmediyorlardı . Siyah yılanın yıktıkları tekrar eski haline dönüyordu. Sonra bu iki büyüleyici yaratıkdan doğan yeni tür ise hiç bir zaman bahsedilmiyordu ama aşıkların simgesi olarak kullanılan çizimler bulunuyordu .

Tahminlere göre basiliks ve devden daha büyük ve uzun genişdiler . Bilinmeyen güçleri vardı ve sadece belli kişilerin karşısına çıkarlardı . O , yani karşısına çıktığı kişileri incelerler sonra ya ailelerine alırlar yada yok olurlardı . Aileye katılan yılanların bilinmeyen gücün elde edildiğine inanılırdı .

Ayrıca bu iki yılan sayesinde çatal dilini öğrenebilirdi. Kolundaki çantayı aldı ve işaretlediği alana doğru buharlaştı .

------------------------------------------------------------------

Sadece belirli kişilere gelme kuralı çok önemlidir . Boş insanları seçmezler veya önemsiz . Niteliksiz. Seçtikleri insanların belli bir özellikleri bulunur . Ve bunu herkes göremezdi.

Kız şimdi karşısında hayatında hiç görmediği uzunlukta ve büyüklükte iki yılana bakıyordu. İçinde ilk defa hissetmediği bir korku vardı.

Siyah yılan , püskülleri ile zırhlanmış bir savaşçıya benziyordu. Pulları bir kalkan gibi kalın ve korumalı gibiydi. Bu yılanlara büyü işlemezdi. Dili mosmordu. Gözleri ise farklı farklıydı. Bir gözü kanın en koyu rengine sahip kırmızılıktaydı , diğeri ise zehir gibi yemyeşildi. Bakışları ezici ve hakimiyet doluydu . Bu gözler bir lidere aitti. Ve kızın aklına ilk bakışta Tom Riddle gelmişti . Acaba oğlan etrafına bu hissi yayıyor muydu ? Siyah yılanda tek tezatlık karın kısmının üzerinde bir beyazlık olmasıydı.

Beyaz yılan ise , püskülleri kalın olsa da insanın gözüne tüy gibi yumuşak ve hafif izlenimini veriyordu. Bembeyaz ve parlaktı . İnsanın içini rahatlatıyordu . Dili açık maviydi . Gözleri ise diğer yılan gibi ikisi de farklı renkteydi. Biri pembe diğeri gri renkteydi. Siyah yılana nazaran bakışları nazik ve ferahlık veriyordu . Onun da beyaz ile zıtlaşan tek noktası karnında siyah bir leke olmasıydı.

İki yılanda kafasını kızın önüne doğru uzattılar. Kız onların konuştuğu dili pek anlayamıyordu. Konuştukları dil o kadar yoğun ve ağırdı ki başını ağrıtıyordu . Bu ağırlık karşısında ezileceğini hissetti. Sonra beyaz yılan yan gözle kıza baktı ve eğilip açık mavi dilini kızın alnının ortasına değdirdi .

Kızın ağrıyan başı bir anda geçmiş etrafındaki puslu orman aydınlanmıştı . Yılanlara baktığında artık gözünde daha farklı görünüyordu . Siyah yılan o kadar korkunç değildi. Göze artık babacan gözüktüğü bile söylenebilirdi. Beyaz yılan ise bir tanrıçaydı . Neden efsanelerde beyaz yılana bu kadar övgü yağdığını anlayabiliyordu. Ama siyah yılanın yakışıklılığını yazmamışlardı .

'Büyük tahlisizlik.' diye düşündü kız.

İki yılan gülümser gibi kafasını yeniden ona yaklaştırıp hafif dikleştiler . Sanırım konuşacaklar diye düşünüyordu kız. Doğru da çıkmıştı .

"Seni uzun zzamandırr izliyordukkk . Yaptıklarınıı izzliyoruzzz. Amaa zihnine giremiyoruzzz." dedi siyah yılan. Sesi bir otoriter havası vardı.

"Ayrıca konuşmana gerek yokkk bizz kendimiz düşünüyoruzz. Kararrr verirsekk konuşacakk uzun zamanımızz olacakkk."

Kız başını salladı.

"Seninnn uzunnn zaman önce yaşadığımızz diyarda yaşayan diğerlerinden farklı sihre ve yeteneğe sahip olan bir grup türün torunu olduğunu düşünüyoruz . Onların da zihinlerine giremezdik çoğunun. Ama nesilleri kayboldu. Onları bulamadık. O yüzden dikkatimizi çektin." diye devam etti siyah yılan. Sonra sözü beyaz yılan aldı.

"Evet uzun zamandır izliyoruz. Bizim türümüz , seçtiğimiz bir grup insan ile birlikte yaşar ve o aileye bir çok yetenek bahşederek iyilik yapar. Bu iki tür için de olumludurr. Bizler , faydalı olmak için yaşarız ama bu yeteneklerimizi herkese vereceğimizz anlamına gelmiyorr. Bu yüzden çok seçiciyiz. Ama eninde sonunda birisine vermemiz lazım yoksa mahvoluruz ."

Sesi bir melek kadar tatlıydı.

"Bu yüzden şimdi sakin dur ve bizde karar verelim olumluysa normal bir yılan biçiminde küçüleceğiz ve bizi saklayabileceksin. Seni koruyacağız, gelecekte ki soyun için de geçerli. Ta ki senden gelenler de layık olana kadar."

Ardından iki kocaman yılan gözleri yuvalarından ters dönerken bir büyü yaptıklarını anlamıştı kız. Ritüel yapıyorlardı . Ona layık olup olmadıkları şey için. Yeteneklerine gücüne...

Kızın gözleri bulanıklaştı sonrada karardı. Uyandığında ise kuşların sakince öten ormanın içindeydi. Karnının üzerinde ise beyaz ve siyah yılanın ona gülümseyerek kıkırdadıklarını duyuordu.

----------------------------------------------------------------------------------------------------

Malfoy , kafası ağrıyarak bir elini şakağına tutuyor diğer yandan baykuşa veremediği mektuplara ve hediyelere bakıyordu. Uzun zaman önce tanıştığı arkadaşına mektup ve hediye gönderememek ona ihanet etmiş gibi hissettiriyordu . Aslında etmişti. Ailesinin takıntıları ve onları memnun etmek için bir gruba katılmıştı. Ve bir Muggle doğumlu olarak onunla arkadaşlığını devam ettiremezdi. Ailesi , o kızla konuşurken görmüş ve yasaklamıştı . Eline bir bulanığın değmesini istemediklerini söylemişler ve derhal banyo yapmasını söylemişlerdi . Ama Malfoy yapmamıştı . Kızdan iğrenmiyordu aksine hayatında tanıştığı en ilginç kızdı. Ve arkadaş oldukları için gurur duyuyordu . Birlikte çok eğlenceli vakit geçirmişlerdi . Bu yüzden ona ihanet etmiş gibi hissediyordu . Ama yapması şarttı . Babası gönderdiği ve aldığı mektupları kontrol ettiriyordu. İlk yılında bu yüzden çok kötü bir azar işitmişti .

Eğer mesajlaşmayı kesmezse gittiği Fransız okulunda onu attıracağını söylemişlerdi. Malfoy ağrıdan kısılmış gözlerini karşı yatağında duygusuz ifadeyle günlüğünü yazan Tom Riddle'a kaymıştı.

Geldiği ilk günden beri onunla konuştuğu aslında onun onunla konuştuğu ilk kişiydi. Kurduğu tarikatın da ilk üyesiydi. Ve Malfoy bunun iyi bir şey olmadığını düşünüyordu artık. Birisinin elinde olmadan nasıl doğduğu hakkında ayrımcılık saçma geliyordu artık ona . Tom Riddle ile konuştukları zaman ona ailesini sormuştu ve oda çok tehlikeli bir bakış atarak cevap vermemişti . Kimse onun hangi aileden geldiğini bilmiyordu . Sadece varis olduğunu söylemişti ama melez de olabilirdi .

Malfoy onun başkalarından sakladığı sırların olduğunu düşünüyordu . Ama bir kere de ağzını açıp ona karşı çıkamaması onu daha da sinirlendiriyordu . Ailesi olmasa ona dersini verebilirdi. Ama bir yanlışında onu uyaran arkasında iki muhafızı vardı. Ve Malfoy karar verdi. Gelecekte çocuğu olduğunda onu bu ayrım ile yetiştirmeyeceğine dair. Sonra üzgün biçimde kutudaki mektup ve hediyeleri kaldırarak gözünü kapattı ve uyumaya çalıştı.

---------------------------------------------------------------------

Okul başlaması ile birlikte artık kız yavaş yavaş HogwartS'a geçmek konusunu öğretmenlerine açmaya başlamıştı . Nasıl olsa bu seneden başvuru kabul ediliyordu . Ama ne büyük şanssızlıktır ki bu görevde çalışan adam safkanların en büyük ayrımcılarının yanı sıra kadın ve erkek ayrımı da yapıyor genellikle safkan erkeklerini kabul ediyordu. Kız , onun çirkin suratının ortasına bir tane patlatmadığı için kendine kızıyordu . Ama şiddet çözüm değildi ve kızın çözümü aklının bir köşesindeydi.

Bu yüzden başvurusunu ( kağıdın üzerinde beşinci sınıf için yazıldığı yazıyordu) adamın ofisine götürmeden ve adamın ofisine gitmeden önce gizli bir yerde pusuya kurdu kendini. Adamın arkadaşı da olmadığı için ( Veya seveni) hep yalnız geziyordu. Bu yüzden adam koridorda göründüğünde , kızın ona yaptığı ve kimsenin yapamayacağı bir büyü için bir engel yoktu.

Kız büyüyü yaptıktan sonra adam dimdik ve kaskatı kesilmişti. Kız eğlenerek adamın karşısına geçti. Yüzünde tatmin olmuş bir ifade vardı. Sonra o güzel dudaklarını araladı ve büyüyü gerçekleştirmek için konuşmaya başladı.

"Elimde gördüğün kağıdı benim için onaylayıp sorunsuz şekilde kabul edilmesini sağlayacaksın ve bunu kendin karar vermiş gibi düşüneceksin. Aynı şey diğerleri için de geçerli. Artık bu ırkçılığı da yapmayacaksın ve beni burada bu büyüyü yaptığımı hatırlamayacaksın. Ben bitirdiğimde direk dediklerimi gerçekleştireceksin." kız cümlesini bitirdiğinde adam başını olumlu anlamda salladı . Kız , büyüyü bitirmeden önce adamın arkasına geçti büyüyü tamamladı ve koşarak oradan uzaklaştı.

Yemek masasındayken kendisine gönderdiği başvuruyu kabul eden baykuşu çoktan eline almıştı.

Yorumları artırıp oy verirseniz sevinirim. Görüşürüz kendinize iyi bakın.

Bölüm sonu

1 yorum