İçeriğe geç

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 10 · 9 dk okuma

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 10

Fransa'da 15 Yıl - Beaxbatons'da 4. Sene : Maceraların Fragmanı

Çok sinirliydim. Yerimde duramıyordum ve herkese saldıracak gibi bir tavır takınmaya başlamıştım. Elbette , insanlara bu tavırlarımı göstermiyordum ama içim içime sığmıyordu. Bu hislere sahip olmamı sağlayan Profesör ise tam bir ..... aptalın tekiydi. Dördüncü seneme geçtiğimde , artık bir şeylerin değişmesini bekliyordum. Öyle de olmuştu . Ama istediğim gibi değildi. Örneğin Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersimize çok sinir bozucu , cinsiyetçi en önemlisi de Hogwarts'dan mezun bir Profesör geçmişti . Erkek , 1 75 uzunlukta , yaşına göre kırlaşmış koyu sarı saçlı koyu mavi gözlü sinir bozucu bir çehresi olan suratına yumruk atmak isteyeceğim birisiydi. Onca yaptığı - kızlara karşı - cinsiyetçi hareketlerine rağmen kızlar ona bayılıyordu . Ne ahmaklar ama !

Okulun en başarılı öğrencisiydim . Fransa'da ki üst mevkide olanlar benim yeteneklerimi konuşuyordu. Ama kız olduğum için bu salak herif notlarımı düşürmek içim en ince ayrıntısına kadar uğraşıyordu . Ben elbette ona hiçbir fırsat vermiyordum. Şaşılacak derecede kimsenin bilemeyeceği soruları bilip ona cevap veriyordum. Cevapladığım sorular doğru olunca da yüzünün aldığı şekil o kadar tatmin ediciydi ki!

Bu çatışmalarımız normal olsa da - bu herife karşı - yüzünde tanıdık güvenilmez bir ifade vardı ve bazen not aldığımız zaman bana yan gözle öyle bir bakıyordu ki sanki zamanında karşılaştığı birisi hiç değişmeden gelmiş ve karşısında duruyormuş gibiydi. Bu bakışlar sırasında gözleri çok tuhaf parlıyordu. Eskiden yaşadığı her ne ise bu ırkçılığını doğurduğuna emindim. Diğer Profesörler de aynı şeyi düşünüyorlardı . Hatta kararlarında çok netlerdi . Bende zamana bırakarak adamı görmezden gelmeye başladım.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

' Genç oğlan gözleri kısarak , gölün kenarındaki kızı izliyordu . Kız ise arkasında onu izleyen oğlandan habersizdi . Çünkü tüm dikkati kara ormanın içinde ki hareketlilikti . Gözleri , sarı ince bir yüzey ile kaplanmıştı . Bu , yeteneklerinden birini kullandığı anlamına geliyordu . Ve bu yeteneklerini fark eden üç kişi vardı.

Kızın gözleri normale döndü. Ama şimdi endişe ile kaplanmışlardı . Koşar adımlarla hiç tereddüt etmeden ormana daldı . Arkasından onu izleyen oğlan ise kararsızlık içinde bir süre yerinde durdu ve arkasından koşarak onu takip etmeye başladı .'

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Okuduğum okulda , yani Beaxbatons'da her yıl etkinliklerin yanı sıra yarışmalar ve balolar düzenlenir ve dünyanın her yerinde kurulmuş okullarından temsilci olarak müdür ve müdireler gelir , bu kutlamaya katılırlardı .

Bu kutlamalar hiç benlik olmasa da gitmem gerekiyordu . Ben başarılı , zeki bir öğrenciydim ve okulumun bir temsilcisi , sembole dönüşmüştüm. İstemesem de bekleniyordum. Ayrıca zaman kazanmak için kullanabileceğim sihirli eşyalar tılsımlar vardı . O yüzden o kadar da işimi önemsemiyordum.

Üzerime geçirdiğim siyah elbiseye baktım. Bu elbise , Fransız kumaşından yapılsa da el işi tığ örmeler ile dizayn edilmişti . Teker teker . Ama ben bu elbiseyi kendim yapmıştım. Evet , kendi elbiselerimi kendim yapıyordum çünkü bu dönem modası hiç benlik değildi ve kendime ait bir tarz çıkarmak hoşuma gidiyordu . ( Yazar sama yazdığı tüm kitaplarını resmedip instagrama atacak. Bu elbise de dahil.)

Ayrıca , elbiseler kıyafetler çok pahalıydı. Kumaş kolay bulunuyordu . Bazen para vermiyordum bile . Yani , çoğu zaman.

Son kez yaptığım makyajı kontrol ettikten topuzumu düzenledikten sonra . Artık baloya hazırdım.

Aşağıya iniğimde , ortak salonumun önünde bekleyen açık mavi cübbesi ve sarı saçları ile ışık saçan sarışın partnerimin beni beklediğini gördüm. Gülümseyerek koluna girerek balonun yapılacağı yere doğru yürümeye başladık.

-------------------------------------------------------------------------------

Balo partnerim , diğer sahte insanlara nazaran ilk senemden beri benimle konuşmaya çalışan ve gerçekten bana iyi davranan nadir insanlardan biriydi . Çok işim olduğu için onun varlığından ilk zamanlarda tam haberdar değildim. Sonra , benim en yakın arkadaşlarımdan biri olmuştu .

Platin olmasa da açık sarı saçlı , kalkık burunlu yakışıklı bir çocuktu . Notlarından çok okulun en yakışıklı çocuğu olarak biliniyordu . Ama biliyordum ki ben olmasam Tom Riddle gibi hem yakışıklı hem de zeki çocuk olarak anılacaktı . Bana şaka yaparak tüm ününü üzerinden aldığımı söylüyordu .

Mükemmel görünüşünün yanı sıra çok utangaç biriydi . Bu yüzden kızların etrafında eli ayağı birbirine giriyor , konuşamıyor ve feci kızarıyordu . Onunla konuşan ilk kız bendim . Yine de diğer kızlar ile alıştırmaya çalışıyordum ama kızlar onu korkutuyordu . Bu duruma gülmeden edemedim.

Büyük salonumuz , cindirella filminden çıkmış gibi mavi , beyaz ve sarılar içinde süzülüyordu. Bizim binamızı temsil eden bayraklar ve insanların giydiği kıyafetler olmasa başka renk katmıyordu . Büyüleyiciydi . Sanki okul her bir parçası sihir ile yapılmıştı.

Klasik müzik çalarken Adrien önümde hafifçe eğildi ve parıldayan mavi gözlerini bana çevirdi.

" Matmazel benimle dans eder mi acaba ?"

Çarpık gülümsememi yüzüme yerleştirerek cevap vermek için dudaklarımı araladım.

" Bu matmazel bu nazik mösyönün teklifini kabul eder ." dedim kıkırdayarak .

Oda gülerek cevap vererek yüzünde utangaçlığını izi olan pembe, yanaklarından yüzüne daha da yayılmıştı . Ardından sağ elimi tutup öptü ve beni dans edilen yere doğru çekti .

Yüzü koyu bir kırmızı ile kaplanmıştı.

Klasik müzikte normalde bilinen kadının bir eli adamın omzunda diğeri diğer elinde dönerek yapılmıyordu burada . Daha çok Waltz yapılırdı . Narin , akıcı ve güzelliğin dansı . Işık , parıltı ve güzellik burada her şeydi. Ve bende bundan nasibini almıştım. Herkes beni güzel bulurdu ama ben böyle düşünmezdim. Bunu düşündüğüm için herkes beni alçakgönüllülük gösterdiğimi söylerdi.

Birlikte her zaman dans etmeyi sevdiğim Adrien'a baktım. Adrien melez bir çocuktu . Babası büyücü annesi ise safkan bir Veela'dı . Bu çekiciliği sadece kadın Veela'larda olmadığı Adrien'ın doğması ile kesinleşmişti.

Adrien , annesini güzelliğini lanet olarak bulduğunu söylerdi . Babası ile evlenmesinin sebebi onun hiç güzelliğinden etkilenmediği olduğunu da ilave etmişti . Dört kardeşlerdi . Ve sadece tek okula başlayan oydu . Ayrıca Hogwarts'a geçiş yapmamdan çok rahatsızdı .Çünkü bu okulda gerçek arkadaşı tek bendim. Bu yüzden bana geçiş yapacağını söylemişti . Çünkü ailesi de ben gittikten bir yıl sonra İngiltereye taşınacaklarmış . Tesadüfe gel ...

Ona gelmemesini çünkü orada tehlike olduğunu benim orada olmam ona zarar vereceğini söylemek istesem de söyleyemedim. Söylesem bana bir sürü sorular soracaktı ve ben bunları cevaplayamayacaktım. Amacım da belli olacaktı . Bunları söylememem onun iyiliği içindi . Onun dışında Adrien gerçekten zeki bir çocuktu . Kimse onun aklını okuyamazdı . Başkasının aklını fark etmeden okuyabilirdi . Benim aklımı okuyamaması dikkatini çekmişti zaten .

Balo çok eğlenceliydi. Tahmin ettiğimden çok daha iyi vakit geçirmiştim. Balonun sonuna doğru beni çağıran veya konuşma yapmamı isteyen hiç kimse çıkmamıştı bu da beni çok rahatlatmıştı . Adrien ile biraz daha zaman geçirdikten sonra arkadaşları ile zaman geçirmek için benim yanımdan ayrılmıştı . Bende ona tıpatıp benzeyen kuzeninin yanına gittim ve onla vakit geçirdim. Ardından odama doğru uyku fantezisi kurarak ana salondan çıktım.

O sırada köşede tek eğlenmeyen adamı gördüm. ksks öğretmenimiz iyi giyinimi ve çekiciliği ile orda otursa da derin düşüncelere dalmış , boş bakan gözlerini duvara sabitlemişti . Umursamayarak , ortak salonuma doğru yürüdüm.

---------------------------------------------------------------------------------------------------

Son zamanlarda insanlar ne kadar karın ve yılbaşının gelişini heyecanını yaşasa da çok sıkılıyordum . Etrafımdaki insanların gereksiz sohbetleri , boş konular , insanların davranışları üzerimde gereksiz bir baskı sağlıyordu. Bu yüzden patlamamak için bir hafta derslere girmeyerek kafa tatili yaptım. Nasıl olsa profesörler ve diğerleri derslerimin mükemmel olduğunu biliyorlardı . Bu yüzden sorun çıkarmıyorlardı . Ksks profesörü için ise bir rapor almıştım. O da benim gibi son derece dalgındı ve beni umursamıyordu.

Bu bir haftalık tatil içerisinde , sıkılmamın sebebini icraata geçmediğim sonucu vardım . Gerçekten , hala büyüler öğreniyor sihirler öğrenmeye çalışıyordum ama hiçbir şey yapmıyormuş gibi hissediyordum. Stoklarımın hepsi doluydu . Bu yüzden onları aramak için maceradan maceraya da atılamazdım.

Bu yüzden artık Tom Riddle ile karşılaşmam ve üzerimdeki bıkkınlığı atmam lazımdı . Malfoy benle konuşmaması çok iyi bildiğim bir şey olsa da canımı sıkıyordu . Olayları bilmek ve bazılarını akıp gitmesine izin vermek göz göre göre . Çok zordu . Üzerlerine atlayıp yapmamaları için bağırmamak .... kendimi zor tutuyordum ve böyle büyük bir iradeye hiç bir zaman sahip olmamıştım. Önceki hayatımda .... önceki hayatım.

Önceki hayatım , benim için puslu hayaller gibiydi. Sanki hep buradaymışım burada doğmuşum gibi hissediyordum . Amacıma o kadar odaklanmıştım ki artık önceki kimliğim yoktu . Artık kim olduğumu bile bilmiyordum. Neleri sevdiğimi , hobilerimin neler olduğu. Eskiden müzik çalmayı , kitap okumayı , yemek ve spor yapmayı bir şeyler yazmayı ve resim yapmayı severdim. Şimdi kendim için yapacak bir şeyler yoktu . İnsanları kurtarıyordum ama kendimi kaybediyordum. Kendimi hiçe sayarak bütün yaptıklarımı Tom Riddle üzerine kurmuştum. Ben kendimi kaybederken nasıl onu kurtarmayı başaracaktım? Ve o anda fark ettiğim şey amacım için kendimden vaz geçtiğimdi .

-----------------------------------------------------------------------------------------

Beaxbatons da karlar erimiş ve Şubat ayının erken ilkbaharı gelmişti. Bahçeler , rengarenk güzel kokulu çiçeklerle dolmuştu. Bu manzara ile sarhoş öğrencilerin dikkatini derslere çekmeye çalışan Profesörler için yeni bir problem doğuruyordu. Ama bu konuda yanılmıştım. Profesörler , bu güzellik karşısında uzaklaştırmak yerine derslerini baştan çıkarıcı güzelliği olan doğa ile birleştiriyor ve dersteki verimliliği üç katına çıkarıyordu.

Ne kadar Profesörlerden daha çok şey bilsem de derslere katılıyor sorulara doğru cevap veriyor binama puanlar kazandırıyordum. Bir yandan da eskiden elde ettiğim alışkanlığı hatırlamaya çalışıyordum.

Örneğin , peri masalı gibi manzarası olan bahçeye çıkıyor ve resim yapıyor veya roman okuyordum . Okulun piyanosunda birkaç defa hatırlamak için kendi kendime ders veriyordum . Bunun yanında Dumbledore ile mektuplaşıyor ondan Hogwarts ile ilgili bilgi alıyordum. Bana almam gereken kitapların hepsini yollamıştı . Ayrı olarak da orada okumadığım dört sene için alınan kitapların listesini de yollamıştı . Neyse ki kitapların hepsini almıştım.

Bunun yanında , tatilde benim hayatıma katılan yılanlar ile konuşuyordum. Bana çatal dili öğretiyorlardı . Bir yandan da sihirli yaratıklar ile iletişime geçiyordum . Hayvanlar , benim tutkularımdan biriydi. Onlara bayılıyordum . Onlarla konuşmam bana çok büyük şey katmıştı . Negatifleri de vardı elbette. İşkenceye veya eti için kesilmeye kalksalar onların ne dediklerini anlayabiliyordum . Bu yüzden artık et yemiyordum . İstesem de yiyemezdim. İnsan kendi arkadaşını önemli birisini yiyormuş gibi hissettiriyordu . Ve bu beni geriyordu .

Elbette , yeteneklerimi kimseye anlatmamıştım. Hala da araştırmaya devam ediyordum. Kendim ile ilgili keşfetmek ve yeni bilgiler bulmak çok şaşırtıcıydı.

Vücudumda bulunan doğum izleri beni çok düşündürmüştü . Bununla ilgili bir kitap bulmuştum. Mağaranın dibinde efsunlanmıştı . Büyüyü bozmak için uğraşıyordum. Onun yanında kitabının kapağındaki ismi araştırıyordum .

Pek bilgi bulamamıştım ama gelişme kaydediyordum. Artık , geleceği görmek benim için çok kolaydı. Odaklanırsam istediğim zaman istediğim kişinin geleceğini görebiliyordum . Saniyelik olaydan zaman ne kadar artarsa geleceği görmek için odaklanmam da o kadar artıyordu.

Onun dışında göz yanılmaları için de ustalaşmıştım . Arık o kadar gerçekçiydiler ki aynı kişi karşı karşıya gelse de büyü bozulmazdı .

Animagus için patronus yapmıştım ve artık Patronusuma dönüşebiliyordum . Bir kara ayı . Ne kadar zarif veya güzel olmasa da kara ayı güç temsil edebiliyordu. Bu da benim işime yarardı . Ne kadar kara ayı olsa da .

------------------------------------------------------------------------

' İnsan hayatı küçük bir harekete bağlıdır .' dedi adam yüzünde şeytani bir ifade takarak . ' Ölüm ve yaşam .' diye devam ederek. Yüzünde hülyalı bir ifadeyle .

'Ve sen dostum..' büyük histerik bir kahkaha attı. ' Sen bu dengeyi öyle bir bozdun ki başına büyük bir dert aldın.' Kahkahası her yerde yankılanırken sis etrafa yayılıyordu .

--------------------------------------------------------------------------------

Bavulumu ve koyduğum eşyaları son bir kez kontrol ettikten sonra , arkadaşlarım ile çoktan vedalaşmıştım bile.

Şimdi zamanı gelmişti. Bütün belgelerim onaylanmış gidişim hazırlanmıştı. İngiltere de çalışan Seherbazların yanına gittikten sonra beni alıp buharlaşmıştık.

Artık , maceram daha yeni başlıyordu.

Bölüm sonu

1 yorum