İçeriğe geç

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 11 · 20 dk okuma

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 11

Felaketin Çağrısı

İki elimin avucunda duran ve sıkı sıkıya kavradığım çay fincanının içindeki sıvıdan yansımamı baktım . Heyecanlı , gergin ve korku dolu bakıyordu gözlerim. Şu ana kadar geldiğimi inanamıyordum . Buraya gelebileceğim ve hedeflediğim planlarımı gerçekleştirebileceğimi kim bilebilirdi ki. Gerçekler ve hayaller birbirine girmişti. Büyü , sihir dünyası hiçbir zaman gerçek olmamıştı . Çocukluğum da var olmadıklarını bilerek geçirmiştim . Şimdi ise bu dünyanın içerisindeydim , sihir yapıyordum. Sanki kör olan gözlerim açılmıştı . Nefes alıyor gibiydim ama bu dünyanın gerçekliğinden emin değildim. Uyuyordum. Ve gördüğüm en güzel rüyalardan birini görüyordum. İçinde korku , gerilim , sevgi ve büyü olan bir rüya.

Karşımda , demir ve altından yapılmış sandalyenin üzerinde duran uzun sakallı büyücü bana gülümseyerek çayından yudum almıştı . Bana değerli bir parçaymışım gibi bakıyordu. Elbette yayılan ünüm onun kulağına kadar gitmişti. Zeki , çalışkan bir öğrenci onlar için bir artıydı. Anlayabiliyordum. Ama artık sıkmaya başlamıştı. Sembol olarak gösterilmek . Ben keyfime düşkün bir insandım . Bu yüzden eski okulumdaki gibi davranmayacaktım . Artık burada yapmam gereken yeni şey kendim gibi olmaktı.

Müdür Dippet elindeki boş fincanını , maun kıvrımlı ayakları olan masanın üzerine bıraktı ve sakalından görünmeyen dudaklarını konuşmak için araladı.

" Albus'un geciktiği için özür dilerim kızım . Genelliklere gelmesi gereken yerlere zamanında gelir." o sırada kapı iki kere tıklandı.

Müdür Dippet heyecanla oturduğu sandalyeden hızla kalktı bir süre kapıya bakarak duraksadı ardından kapıyı açmak için ilerledi. Ne kadar heyecanlı olduğu hareketlerinden belli oluyordu.

" Sonun da ! Nerelerdeydin Albus ! Bizi çok beklettin!" dedi Albus Dumbledore'a fısıldayarak . Ama onun sesi nazik çıkıyordu.

Albus Dumbledore yani bu zamanın Biçim Değiştirme Profesörüydü. Bilge , bir büyücüydü . 1881 doğumlu olmasıyla birlikte çok yaşayan ve yeni yüzyılın en yaşlı büyücüsüydü . Şimdi bile 60 yaşından biraz fazla olmalıydı . Kitaplarda hayran olunacak kadar çok şey yaptığını biliyordum ama bazı yaptığı şeyler ona sadece güçleri için saygılı olmamı sağlıyordu . Hayranı olmak değil.

Tom Riddle ve Harry Potter için yaptıklarını biliyordum. Birini değişmesi için çabalamazken diğerini de ölmesi için tutuyordu. Hala kitapta Harry'nin ona Tom'dan hoşlanmadığı hakkında sorusunu geçiştirmesi aklıma geliyordu.

Kafamı temizleyip hafifçe gülümsedim Albus Dumbledore'a . Şimdi karşımda , 66 civarında yüzü diğer zamana göre daha genç , açık mavi gözlü , burnu iki kere kırılmış ve sakalı upuzun ama hala kahverengi dimdik bicinde duruyordu.

Ayağa kalkıp selamladım ve tokalaşmak için uzattığı elini sıktım . Ve kendimi tanıtmaya başladım.

"Merhabalar efendim. Ben Freya Azura . Fransa da Beauxbattons'dan geldim. Elbette siz biliyorsunuz." dedim gülümseyerek.

Açık mavi gözleri parladı ve yüzündeki sevecen gülümseme daha da genişledi. Çok samimi bir insan izlenimi veriyordu. Eğer farklı biri olmasaydım veya zeki Dumbledore'un verdiği izlenimini şöyle sıralardım. Kayıtsız şartsız güven , güçlü olduğu için her şeyi başaracağına karşı inanç . Aslına bakılacak olursa bu hisler Dumbledore için de zor olmalıydı. Herkes ona çoğu sorumluluklarını yükleyerek ağırlıklarını daha da artırıyorlardı . Bunca yüke karşı yanlışlıklar yapması onun insan olduğunu ve hata yapabileceğini gösteriyordu.

"Okulumuza hoş geldin.Ben Albus Dumbledore .Hogwarts'ın Biçim değiştirme Profesörüyüm . Müdür Dippet sana okul ile ilgili yardımcı olması için beni yanına aldı."

"Tamam. Peki " dedim. Yüzümde hala hafif bir gülümseme vardı.

Bana yarım ay gözlüklerinin altından bakarak sözüne devam etti.

" Buraya gelmeden önce Hogwarts ile ilgili bir sürü bilgi edindiği ve sana anlatılması gereken bilgileri çoktan bildiğini varsayıyorum."

Olumlu anlamda kafamı salladım.

"Bu yüzden bugün okul açılışında öğrenciler trene bindiğinden sana yapmamızın en iyi şeyin seçmen şapkayı erkenden uyandırmak , Profesörlerle tanıştırmak ve Hogwarts'da küçük bir gezintiye çıkmak olduğunu karar verdik." dedi Kafasını Müdür Dippet'a çevirip ardından tekrar bana çevirerek.

" Benim için uygun Profesör." Samimi olduğunu emin olduğum bir gülümseme yerleştirdim yüzüme.

"O zaman seçmen şapkayı uyandırsak iyi olur." diyerek bin bir çeşit aletin olduğu dolaplardan geçerek kitaplığın en üstünde kamufle olmuş yamalı kahverengi seçmen şapkayı kırışmış uzun parmaklarının arasına aldı ve masaya bıraktı.

"Bu seçmen şapka . Dört binanın başkanları tarafından onlar öldükten sonra binalarını seçmesi için büyülenmiştir. Kendisi yıl başlarında farklı farklı şarkılar yazarak söyler. Bazen de önemli zamanlara özel öğüt verici konuşma yapar. Beyin yerleştirmiş zeki bir şapkadır." dedi Albus Dumbledore şapkanın ucunu hafifçe silkeleyerek. Ardından şapkanın yarığı açılarak erkek sesine benzer bir ses çıktı.

"Elbette öyleyim. Benden zeki şapka varsa işimi bırakır giderim. " Ardından kafa kısmı hafifçe bana çevirdi.

"Hımmm yeni kız. " düşünceli biçimde söyledi. Daha çok kendi kendine sesli konuşuyor gibiydi.

"Şimdi , tabureye otur bende şapkayı başına yerleştireceğim." dedi Dumbledore.

İtaat ederek ufak sandalyeye oturdum. Dumbledore başıma yamalı şapkayı yerleştirmişti bile.

'Hımmmm , çok zor çok. Çok ama çok zeki. Kimsenin yapamayacağı şeyleri yapacak kadar da cesur. Yaprağı incitmeyecek kadar da nazik ve sevecen . Çok hırslısın da . Hırsın karşısında kimse seni durduramaz. İnsanlara da kolay kolay güvenmiyorsun. Ama sevdiğin kişiye karşı bağımlısın . İtaatkar ve sevgi dolusun ve onlara da iyi hissettiriyorsun. Kimsenin yapamayacağı şeyleri yapıyor imkansızı buluyorsun. Hayır hayır sen imkansızın tam kendisisin . Kimse senin yaptıkların ile yarışamaz. Gryffindor sana iyi arkadaşlıklar verebilir . Ravenclaw sana bilgi yönünden yön göstereceği şaşırmaz bir gerçek . Hufflepuff sana derslerinde yardımcı olacaktır. Slytherin ise seni istediğini gerçekleştirecektir. Bir bütün ....' bir süre sessiz kalıp düşündü ardından ' Evet buldum SLYTHERİN." diye bağırdı sesini dışarıya verdi. Birkaç saniye sesi duvarlardan sekip yankılandı.

Bu seçimden dolayı Müdür Dippet sevinçten bayılsa şaşırmazdım.

"Evet evet çok iyi. Slytherin de senin için ideal bir bina istediklerini gerçekleştirecektir. Senin gibi olan tek bir kişi var ve seninle aynı binada. İsmi Tom Riddle. Bölüm başkanı. Yakında öğrenciler başkanı da olacağından şüphe yok. Yakında sende onu geçebileceğini düşünüyorum ama bakıp göreceğiz." Gözleri heyecanla ışık saçıyordu. Ağzı sulansa şaşmazdım ama o daha çok Slughorn'luk bir davranış olurdu.

Gözlerimi Albus Dumbledore'a çevirdim. O da bana içen şekilde gülümsüyordu.

Ardından Dumbledore şapkayı eski yerine koyduktan sonra kapıdan dışarı çıkarak profesörlerin ortak kaldığı koridora doğru ilerledik .

Profesörler tatilin yeni yeni bitmesinden dolayı çoğu gelmemişti bu yüzden profesörlerin odasında sadece Horce Slughorn vardı. Beni görünce gözleri kafa karışıkmış biçimde cevabı almak istercesine bir Albus Dumbledore'a ve Müdür Dippet'a bakıyordu.

"Ah merhaba Slughorn . Sana yeni öğrencimizi tanıtayım. Hogwarts'a Beauxbattons'dan katıldı. Bu Freya Azura . Freya bu Profesör Slughor kendisi okulumuzun iksir hocasıdır aynı zamanda Slytherin bölüm başkanıdır. Bir problem olduğunda veya bilmediğin soruyu bulmak istediğinde bölüm başkanın olacaktır."

O sırada konuşmalarımızı yeni anlamış olan Profesör Slughorn cüssesinden ve yaşından beklenmeyecek hız ve çeviklikle heyecanla yanımıza geldi. Gözleri heyecandan parıl parıldı. Büyük ihtimalle okulda yeni olmam onun için yeni koleksiyon parçası elde etmesi anlamına geliyordu. Gerçi beni duymama olasılığı azdı çünkü Profesörler ve yüksek kademeli insanlar arasında popülerdim . Sadece öğrenciler beni umursamıyordu. Buda işime gelirdi.

Profesör Slughorn'un uzattığı tombul ve büyük elini sıktım .

"Demek benim binamdasın ha! Güzel güzel. Senin ismini daha önce duymuştum! Duymamak imkansız zaten! Avrupa'nın hepsi seni konuşuyor olmalı ! Ne heyecanlı ne güzel bir şey! Senin gibi binamda bir öğrencim var! İsmi Tom Riddle. Öğrenciler başkanı olmasına az kalan zeki başarılı ve yakışıklı bir çocuktur." son cümleyi söylerken eğilip birilerinin duymasından korkuyormuş gibi fısıldadı. Bakışları bir şeyi ima edercesine göz kırptı bana . Slughorn'u kitaplardan ve az çok araştırmamdan bakılırsa şu anda ne ima ettiğini çok iyi biliyordum. Ama umursamayarak o fikri bastırdım. Tipik bir Slughorn'du işte.

Gülümseyerek karşılık verdim.

"En yakın zamanda binanızla ilgili bilgi edinmeyi ve binamdaki insanlarla tanışmayı çok isterim. Belki ... İsmi Riddle'dı galiba , o çocuk dediğiniz gibiyse belki bana yardım edebilir." dedim sanki o ismi yeni duyuyormuş gibi yaparak.

Slughorn'un yanağına hücum eden kan tüm yüzüne daha da yayılmıştı, karnını daha da şişirerek gerindi. O kıyafetlerin bir arada durmasını sağlayan ek sihir olduğunu düşünmeye başlamıştım.

"Elbette elbette, pek cana yakın bir çocuk değildir ama sizin anlaşabileceğinizden eminim. Sana ders de çalıştırabilir. Okulu tam tanıtması için ondan ricada da bulabilirim." dedi kendi kendine konuşur gibi.

Yüzümdeki gülümsememi yüzümde tutmaya çalıştım . Aslında o kadar da tutmak zor olmamıştı . Çünkü Profesörlerin davranışları sayesinde , yüzdelik katkısı az olsa bile küçük ayrıntılar her zaman en umulmadık yerlerde yardımcı olurdu.

Profesör Slughtorn , transından çıktıktan sonra kocaman çocuksu gülümsemesiyle tek kolunu omzuma attı ;

" Evet evet evet , Senden çok ama çok umutluyum . Zaten başarılarını duymayan kalmadı . Bütün sihir dünyasının yarısı senin ismini biliyor!" dedi heyecanla . Ardından konuşmaya devam etmesi için kocaman karnını havayla şişirdi .

"Öyleyse sana sihir tarihinin gelmiş geçmiş en iyi okulunu tanıtmaktan büyük zevk duyarım!"

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

(Bundan sonrasını büyük ihtimalle bütün kitabı ilahi bakış açısıyla yani üçüncü şahıs ile anlatacağım çünkü bütün duyguları betimlemeleri en iyi bu yazım şekli verebilir. Kahraman bakış açısıyla anlatsam herhalde her şey anlaşılmaz . )

Dumanı tüten kırmızı tren , yeni senesine başlayan yeni kanlar için ilk deneyimi eskiler için ise uzun bir aradan sonra evine dönmek demekti.

Çoğu insan için sıradan gibi görünse de bu tren hiç de sıradan değildi. Kırmızı ve siyah renklerle dizayn edilmiş demir lokomotif hiç bir yerde olmayan bir özelliğe sahipti. Aslında birden fazla özelliğe sahipti .

Bulunduğu yer , sadece cadılar ve büyücülerin girebileceği ve kullanabileceği istasyona açılan bir gizli geçidi vardı.

Yolcuları , sıkıcı , sıradan insanlar yerine özel güçleri bulunan insanlar ile dolu sihirli cadı ve büyücülerle doluydu.

En önemlisi ise bu tren sadece ama sadece Hogwarts için hareket ediyordu. Bunu bilen çoğu cadı ve büyücüler ve daha ufakları büyük bir memnuniyetle yolculuk yapıyorlardı. Hımmm aslında neredeyse bütün cadılar ve büyücüler memnuniyetle kullanıyorlardı.

Bazı cadı ve büyücü aileleri soyu onların verdiği isim ile ' Safkan' veya 'Soylu' kanı sihir dışındaki insanlarla bozulmamış insanlar tarafından Muggle'ların yani sihir kullanamayan insanların kullandığı 'şeyleri' kullanmak konusunda son derece negatif tavır takınıyorlardı.

Sihir siz , hiçbir üstün özelliği olmayan 'insanların' kullandığı ve yaptığı bir aracı kullanmak onların soyluluklarına yakışmadıklarını düşünüyorlardı.

Dahası tek burada bitmiyordu. Bu 'Safkan' yani 'Soylu ' aileler Muggle doğumlu ana babadan olan ana ve babadan gelen cadı ve büyücülere de sıcak bakmıyorlardı . Aynı zamanda safkan olup Muggle birisi ile evlenen ve melez olan insanlara da karşılardı . Sihir gücü olan cadı ve büyücü aileden gelen ama sihir yeteneği olmayan Koftilere de ayrıyeten haz etmezlerdi . Çoğunlukla onlara ' Kanı bozuk' veya 'Bulanık' derlerdi. Bu ayrıma karşı olan birçok kişi için bu hakaretler kabul edilemezdi.

Ama sihir dünyasında onların hakimiyeti her zaman onların yanında olmuştur. Bu hakimiyet bir çok ayrımı getirmiş ve sınıflandırmayı ortaya çıkarmıştır. Bir çok aile ve hayatlar bu ayrımcılık ve ön yargı ile bitmiştir. Ama sadece önyargı ve ayrımcılığa sahip olanlar Safkanlar olduğunu söylesek büyük bir hata yapmış oluruz . Bunun yanında bu düşüncelere sahip olan aileden doğan insanlara karşı da büyük önyargı vardır. Değişmeye izin vermezler. Göz ardı edilirler. Acıları ile baş başa bırakılır . Çünkü gören gözleri onların hislerini görmez görmek istemez. Onlar için duygusuz boş bir kabuktan başka değillerdir ama bilmedikleri çok şey vardır.

Çiçeklerin açması veya karın erimesi için güneşin açması gerektiği gibi .

Tren , her yıl başlangıcı ve bitişinde olduğu gibi bacasından beyaz dumanlar çıkararak yeni gelen küçüklü büyüklü yolcularını almak için hazır duruyordu.

Bu yolcuların arasından , diğerlerinden ayrılan bir grup insan vardı ve heyecanla aralarında konuşmaya dalmışlardı. Bu kümeleşmiş grup diğer arkadaş gruplarından çok koyun sürüsüne benziyorlardı. Aralarında korkunç ifrit yüzlü olandan , tehditkar bakışlı güzel yüzlere kadar .

Tek bir kişiyi bekliyorlardı. O kişi onların ilgisini çekemese bile sadece yüzlerini görme olasılığı bile onları heyecanlandırıyordu.

Yanında bulunamasalar da aynı diğerlerinden farklı olarak onunla aynı binada olmak bile onlar için gurur kaynağıydı.

Okulda kimse , ya Slytherin de yada Gryffindor da kimse bütün Hogwarts da ki insanlar onunla boy ölçüşemeyeceğini düşünüyorlardı . Biri hariç. Albus Dumbledore .

İnsanlara bakılırsa Grindelward , yani dünyanın en büyük kara büyücüsünü yenen Albus Dumbledore dan başka güçlü büyücü yoktu. Ama okuldaki yani Tom Riddle'ın hayranları yada en doğrusu yandaşları . En büyük büyücünün Tom Riddle olduğunu düşünüyorlardı . Bunun dışında bu iki büyük büyücü aralarında bir itici bir güç vardı. İkisi de gerçekte birbirlerinden haz almadıkları aşikardı . Ama onların fark etmediği bir şey vardı . Yaşananların tamamen değiştirecek aralarına yeni birisi katılmıştı. Ve bu minik cadı sadece geçmişi hakkında bilinmezlik içerse de imkansıza kafa tutan tek kişiydi. Ve bu gücünü kimse bilmiyordu.

Koyu esmer saçlarını geriye atan ela gözlü çocuk bu grubun heyecanını yaşamayan tek kişiydi. Uzun boylu , ela gözlü , koyu esmer dalgalı saçları , bembeyaz beyaz tenli , kemikli elleri ve kalıplı bir çocuktu ama kilolu değildi.

Gözleri , etrafındaki insanları ezer gibi bakıyordu. Tom Riddle dan sonra okulda en popüler öğrenciydi. Slytherin Quıdditch kovalayıcısı aynı zamanda Tom Riddle'ın Ölüm yiyenlerinden biriydi. İnsanlar onu sevimli bulsa da ruhu kapkaraydı . Bu okula sırf yapacağı kötülükleri geliştirmek için gelmişti .

Çocukluğu hiç de güzel geçmemişti . Büyücü olması ise ona hiç yardımcı olmamıştı . Çünkü yaşadığı aile cadı ve büyücüleri avlayan soyadları çok eskiye dayanan mesleklerini gelecek nesillere öğreten cadı ve büyücü avcısı aileydi.

Ona da bu yeteneklerini öğretmeye çalışmışlardı . Ama yaşı ilerledikçe sergilediği tuhaf davranışlar aralarındaki bağı koparmış aile ona tavır almıştı. Oysa ki o yaşanan olaylardan önce gerçekten de gerçek bir aileye sahip olduğunu hissetmişti.

Yaşanan travmalar , sihrinin kontrol edememesinin sonucu olaylardan sonra başlamıştı. Aile onun bir büyücü olduğundan oldukça emindi. Ama ellerinde hiç kanıt yoktu. Yakın çevresinde yaşayan komşuların da dikkatlerini çekmişti. Bu yüzden her zaman mutlu olan aile bu olaylardan sonra bütün hıncını büyücü olduğunu kanıtlayamadıkları çocuktan çıkarıyorlardı.

Kimsenin vicdanına el veremeyeceği şekillerde ve türlerde ona işkenceler yapıyorlardı . Buna dayanamayan çocuk ise en büyük patlamasını yaşayarak bütün evi patlatarak bir yangın başlatmıştı.

Bu patlamadan sonra alevler arasından çıkmış ve bir daha ondan haber alınamamıştı. Yangının ve yıkımın altında yaşayan aile ise çevre halkının konuşmalarına bakılacak olursa cesetleri bile bulunamamıştı. İnsanlar onların yangının altında yanıp kül olduklarını düşünüyorlardı. Çünkü evde başlayan yangın patlama ve rüzgar ile birlikte ağaçlara sıçrayarak bir orman yangını başlatmıştı . Bu yangının büyüklüğü , imkanların el verdikleri ile birlikte bir hafta sürmüştü . Bu bir haftalık yangında orada yaşayan halk olaya ' Ejderhanın Ateşi' ismini vermişlerdi. Çünkü bazı köy insanı o alevlerin içinde uçan kanatlı kocaman bir şeyin uçtuğunu ve akşam vakti kızıllığı içinde kükremeye benzer sesler çıkardığını söylüyorlardı. Bazıları alevlerin içinde dolaşan insanlar bile gördüğünü dile getiriyorlardı.

Çocuk ise oradan kaçtıktan sonra yaşlı bir kadının yanında yaşamaya başlamıştı. Bu çocuğun ismi Ciel Christian Giovanni ' idi.

Vakit git gide daralırken sevdikleri ile son kez vedalaşan insanlar birbirlerine sarılırlarken hevesle bekleyen grup yer bulmak için hayal kırıklığı ile trene bindiler.

Tom Riddle ise bu olanları bildiği için daha önce erken gelerek hiç zorlanmadan kendine bir yer bulmuş çantasından çıkardığı günlüğüne bir şeyler karalamakla meşguldü . Tren Hogwarts a gidene kadar yalnız başına rahatsız edilmeden yazmaya da devam etti.

---------------------------------------------------------------------

Tren Hogwarts'a yaklaşırken , Freya ise Profesörün yardımıyla , ısrarlarıyla da mı desek ?, Hogwarts da Profesör Slughorn 'un yaşadıkları hikayeyi dinleyerek kısa (!) bir tur atıyorlardı.

Karanlık , bütün ışığı yutarak yayıldıktan ve tren Hogwarts'a vardığından Freya , Slughorn 'un inanılmaz maceralarını , koleksiyonundan neler kazandığını dinlemiş , meslektaşları ile tanışmış okulun etrafında boş boş gezinen hayaletler ile tanışmış ve Slughorn 'un kulağına eğilerek fısıldayarak sır verir gibi bir kaç bilgi verip göz kırpıp diğerlerinden önce şifresini öğrendiği zindanlardaki ortak salonundaki odasına gitmiş , cübbesini ve üniformalarını giymişti. Sonra yanında gözü gibi baktığı ve büyük sırlar ile saklı çantasını sadığının içine koyup kilitlemişti. Kendisinin bile bilmediği ve gelecekte öğreneceği eşyalar vardı . Kimse görmemesi gerekiyordu. Sandığına yaptığı tılsımlar ise onu az da olsa rahatlatıyordu . Çünkü yaptığı büyüler , tılsımlar kendisinin uydurduğu tılsımlardı ve tek o yapabiliyordu .

Uykusuz kaldığı geceler ve yaşadığı zorlukların karşılığını alması onu çok mutlu ediyordu. Ama bu hevese hemen kapılmamaya çalıştı . Çünkü karşısına daha önce hiç karşılaşmadığı zorlukta ki birini değiştirmeye çalışacaktı ve onu şimdi büyük salondaki şölende aynı masada görecekti !

Heyecandan eli ayağı titrese hatta bayılsa şaşırmazdı. Çok ama çok heyecanlıydı. Ondan korktuğu için veya yüzünü görebileceği için değildi. Görevi onunla karşı karşıya gelmesiyle artık geri dönülemez bir hal almıştı . Daha öncede geri dönülemez bir görevdi ama artık resmileşmiş olacaktı .

Heyecanını dışa vurmamak konusunda usta olan Freya derin derin nefesler alarak gözünü kapattı . Burada sadece Tom 'u görmeyecekti . Aynı zamanda eski dostu Abraxas Malfoy ' u görecekti.

Bu düşünceyle kalbinin hızlı ritimleri hafifledi ve acı bir hisle sarmalandı. Kim bilir dostu ne kadar zorluklarla karşılaşacaktı. Bir zamanlar sıkı sıkıya dost olan arkadaşı onu tam bir yabancıymış gibi karşılayacaktı . Soğuk , umursamaz ve değersizmiş gibi.

Ama onun neden böle davranabileceğini çok iyi anlıyordu. Ailesi elbette ona engel olacaktı . Hep olmamışlar mıydı zaten ?!

Onunla arkadaşlığını öğrenen annesinin aşağılayıcı bakışlarını hatırladı. 'Eğer çocuğum olursa ve ben gereken cevabı veremezsem umarım çocuklarım onlara derslerini verirler ve utancından kafalarını kaldıramazlar . Utanma duyguları olmamalarına rağmen .' dedi kendi kendine sonra bu sefer daha derin nefes alarak odasından çıkıp büyük salona doğru ilerledi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Büyük salon , Hogwarts'ın başlangıcıyla birlikte heyecanla bölümlerine ayrılmış masalarda oturan insanlar yüzünden yüksek ses hakimdi. Birinci senesine yeni başlayan öğrenciler ise heyecandan -seçmen şapkanın ve taburenin Müdür Dippet 'in seçmesi için konulurken - boş bir sınıfta büyük salonun kapısının yakınlarındaki bir sınıfta daha önce tanımadığı veya trende tanıştığı arkadaşları ile konuşuyorlardı .

Seçme töreni nasıl gerçekleşeceğini bilmeyen öğrenciler ise bir grup oluşturmuş binalarına nasıl ayrılacakları hakkında olağan dışı tahminlerde bulunuyorlardı . Bazıları ifritlerle güreştireceklerini bile düşünüyorlardı. O sırada hayaletler - bazıları sevinçle bazıları ise monoton bir durgunlukla - büyük salona ilerliyorlardı.

Gryffindor masasında - neredeyse kafasız Nick heyecanla eski yıllardan kalan öğrencilerle konuşuyordu- her zamanki gibi hiperaktif enerjileriyle etrafa şaka dükkanı Zonko'dan aldıkları şakalarla insanları eğlendiriyor yan masalarında ise hafif gürültü ile sohbet eden Rawenclaw'lıları kışkırtmaya çalışıyorlardı.

Gryffindor 'ların yaptığı şakaları görmezden gelen Rawenclaw 'ların bazıları aralarında grup oluşturmuş olanlar heyecanla aralarında sohbet ediyorlardı , bazıları ise okulun ilk günü olmasına rağmen önüne kitap açmış büyük bir dikkatle okuyorlardı .

Yan masalarında ki Hufflepuff 'lar ise en gürültücü ve ışık saçan binaydı. Konuşulduğu gibi en sevecen , enerjik ve kıpır kıpırlardı . Uzun bir aradan sonra dostları ile kavuşan dostlar birbirlerine sıkısı sıkıya sarılıyor , bazıları ise heyecanlı heyecanlı tatilde yaşadığı maceralarını anlatıyorlardı.

Ama diğerlerinden daha sessiz olsa da her zaman bu farklılıktan dolayı hep üzerlerinde olan sonuncu bir bina daha vardı . Bu binaya mensup öğrenciler bakışları keskin , davranışları soğuktu . En azından çoğu kişi için . Salazar Slyhterin öğrencilerine bir çok miras bırakmıştı . Ne yazık ki en dikkat çekici özelliklerden biri değildi . Hatta diğer binaya mensup olanlar için görmezden gelindiği bile söylenebilirdi. Diğer binaların hor görmesi ve ön yargıları yüzünden çoğu - hepsi - kendine duvarlar örmüş , sürü misali aralarında gruplar kurmuşlardı .

Bu gruplardan biri , diğerlerinden daha fazla dikkat çekiyordu. Bu grupta yer alanların çoğu tanınan ve sihir dünyasında saf kan adı altında öne çıkmış ailelerden oluştuğu için daha da çok konuşuluyordu. İnsanlar neden bir arada gezdiklerini veya amaçlarının ne olduğunu hiç sormamışlardı kendilerine .Onlar için okul hayatındaki gruplaşmalar popülerlik veya her şeyde en üst seviyede olmak amacıyla kurulmuş arkadaşlıktı (!). Kimse bu genç çocukların ileride bir çok aileyi yıkıp , sayıları sayılamayacak kadar fazla masumu öldüreceğini bilmiyorlardı. Kimse kimseyi o kadar önemsemezdi ama bir fırsat olduğunda sarmaşık gibi sarar kuruyana kadar bırakmazlardı . Slytherin ' e karşı söylenen düşüncelerde bunlardan biriydi . Kabuğa aldanıp içe bakmaya zahmet bile etmemişlerdi.

Slytherin grup üyelerinin en başlarında olanlar , safkan büyücü ailelerinin varislerinden oluşuyordu. Bunlar ; ( Bu hikayede safkan aileler filimden daha çok biraz kendi kafamda yer vermeyi düşünüyorum ama filme de saygılı olarak da düzenleyeceğim ama çok şey değişecektir . Çünkü geçmiş değişiyor . Gelecekten gelen bir kız olduğu için .)

-MALFOY

-LESTRANGE

-BLACK

-AVERY

-ROSİER

-CROUCH

-MACMİLLAN

-MACMDOUGAL

-GREENGRASS

-GOYLE

-CRABBE

-CARROW

-NOTT

-BLİSHWİCK

-URGUART

Bu genç varisler ailelerin devam ettirmek istediği gelenekleri için elinden geleni yapıyorlardı. Ne pahasına olursa olsun. Ve burada sorunlar başlıyordu. Aileleri için her şeyi yapan genç varisler çok geçmeden akıl sağlıkları bozuluyor nefret ruhlarına işliyordu. Ve hak etmedikleri bu hayata hem kendilerini hem de kendilerinden sonra gelen nesilleri de zehirliyorlardı. En kötüsü de bu hastalıklı düşünceden arınmada yardım eden kimsenin olmamasıydı.

Bu soyadlarına sahip genç varisler eksiksiz Slytherin'e giderlerdi. Gitmeyenler ise isimlerini kimse duymazdı. Çünkü izin verilmezdi buna.

Bu hastalıklı düşüncelere ev sahipliği yapanlar ın evi olarak kazınmıştı Slytherin. Bilmedikleri boşlukları göreceli düşünceleri ile doldururlar kimse aslında bir Slytherin olmanın ne demek olduğunu anlayamazdı. Özellikle bu dönemde . Çünkü bu dönem üç nesil i etkileyecek olayları yapan insana ev sahipliği yapıyordu. Tom Morvolo Riddle .

Tom Morvolo Riddle . Kendine verdi isimle Voldemort . Geleceğin en büyük ölümcül kara büyücüsü . Muggle bir baba ve cadı bir annesi olan bu yetim çocuktan kimse şüphe etmezdi . Çalışkan , yetim ve örnek bir öğrenciden kim şüphe edebilirdi ki?

Kuzgun karası saçları , inci gibi beyaz teni , kemerli bir burnu ve çok yakışıklı bir siması olan bir çocuksa . Hiç kimse şüphelenmezdi.

Bazı insanlar Tom'un kanında Veela kanı olduğunu da söyleyebilirdi . Ama Tom'un kanında Veela kanı yoktu. Zaten olmasını da istemezdi. Ama dış görünüşünde ki çekicilik Veela'ları aratmadığını söylersek yalan söylememiş olurduk. Dış görünüşündeki kolay insanları cezbetme yeteneği birebirdi ama onlardan ayıran başka özellikleri de vardı. Ağzından çıkan kelimelerle yönlendirme ve liderlik . Bu genç çocuk ne derse desin kimse tereddüt etmeden hemen yerine getirirdi . Neden böyle yaptıklarına dair hiçbir cevap da bulamazlardı. Bazıları kendine bunun için bir büyü yaptığını söyleyebilirdi. Ama Tom kendine büyü felan yapmamıştı. Bu yeteneği daha okula gitmeden önce de vardı , bir büyücü olduğunu öğrenmeden önce hatta kanında vardı bu. Tom'un anne tarafındaki Salazar Slytherin kanından gelenler insanları yönlendirmede birebirdirler . Kolay liderlik etme , çatal dili , karanlık alanlarda ilgilenme ve saf kan tutkusu Tom'a da geçen kalıntılardan biriydi. Tek fark Salazar Slytherin soyu içinde yüzü güzel büyük ihtimalle tek aile üyesiydi.

Genelde yapılan akraba evlilikleri bazı kalıtsal hastalığı doğurmuş bunun da sonucunu çekmişlerdi. Tıpkı saf tatlı minik Marope gibi .

Tom , zümrüt yeşili gözlerini hafifçe kısmıştı . Uzaktan bakılınca gözleri kamaştığı için gözlerini kısan bir insan gibi duruyordu .

Yüzü merakla ve düşünceyle sertleşti ve kaşları çatıldı . Dikkat çekmemek için etrafına bakındı ardından hareket eden merdivenlerin gölgesinin içine girerek kendini gizledi.

Tam da zamanında gizlemişti . Çünkü eğer gizlemeseydi fark edilecekti . Tom , merdivenden inen biri şişman erkekle diğeri zayıf kız öğrenci olmak üzere iki kişiyi daha açık görebilmek için kendine rahat pozisyona aldı.

"... Ve burasıda leziz yemeklerin ve şölenlerin verildiği Büyük Salon . Yılın başı , Cadılar bayramı , paskalya vb kutlama zamanında da şölenler verilir ve yarışmalar düzenlenir... Beauxbatons'da Quidditch ' de oynuyordun değil mi kızım ?" dedi Slughorn .

Beauxbatons mu ? dedi içinden Riddle . Uzun zamandır Hogwarts'a başka okullardan nakil yapılmadığı için dikkatini çekmişti bu yeni olay.

" Evet , binamın Quidditch takımında kovalayıcı olarak yer aldım..."

"Oh! Ne güzel ! Umarım Slytherinin Quidditch kovalayıcısı olarak da seçilirsin . Sanırım seçmeler uzun sürmeden yapılır!"

Tom , kaşları çatılarak kızı daha da süzdü. ' Bu ufak tekef kız benim binama mı seçildi ? ' diye düşündü.

Hafifçe geri çekildi ardından hızlı adımlarla orada olduğunu belli etmeden Büyük salona giden uzun bir yola doğru ilerledi.

Hogwarts'a yeni bir öğrenci gelmişti ve bu öğrenci kendi binasına yerleştirilmişti. Yeni gelmesi bir yana çoğu kişinin - öğrenciler hariç- ilgisini çekmişti. Yada çekecekti.

'Yaşlı şişkonun bile heyecanla onunla konuştuğuna göre kesinlikle adı duyulmuş çalışkan bir öğrenci olmalı' dedi içindeki alevi bastırarak.

Kim olursa olsun ister kız ister erkek ister Dumbledore , en büyük sihirbaz yerini alabilecek ufak belirtilerden hoşlanmıyordu.

Büyük salona yaklaşırken , gözleri bir noktada toplanmış müritlerine takıldı ve sinsice gözleri kısıldı . Hafifçe güldü. ' Beni geçebileceğini düşünmeye değer biri değil. Dikkatimi çekmesi bile büyük bir beceri ....'

'Ama hemen yenilecek .' dedi büyük bir hisle sonra ekledi ' Üstelik benim binamda , kaçacak yeri yok. Herkes benim için çalışıyor ...'

Ardından düşüncelerini kafasından uzaklaştırarak ona hayranlıkla bakan müritlerini görmezden gelerek masasına oturup kitabını açtı.

Bir kuzu , pitonun ağzına geliyordu. Ve piton kuzuyu etrafını çevrelediğini ve boğmanın sadece bir parmak ötede olduğunu bildiği için kısa bir süre sonra rahatlayarak kitabına yoğunlaştı.

-----------------------------------------------

Merhabalar gençlik ı am back. herneyse . yeni bölümümüz ve bol tomlu bölümlerimiz hayırlısı olsun sizi birkaç fotoyla kutsayacağım ama kısa bir konuşma . Bu bölümden sonra karkter için analiz bölümleri yayınlanacaktır . Kız ve bilinmesi gereken karakterler o yüzden yeni bölümlere hazır olun ve bol bol yorum yazın.

Ve aslında uzun bir bölüm yazmak istiyorum ama tadında yazmaya karar verdim eğer yazmassam sıkılırsınız değil mi bu yüzden sık sık ama en fazla 4k olmak üzere bölüm yazmak istiyorum bu bölümde 3k800 felan olmuştur. İyi okumalar . Birazdan karakterlerle ilgili bol resimli bölümler atarım iyi günler dışarı çıkmayın. Okullar tatil virüs sizi yakalamasın hadi ben kaçar

Bölüm sonu

3 yorum