İçeriğe geç

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 12 · 10 dk okuma

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 12

Eski Bir Dost

Hogwarts öğrencileri , heyecanla yerlerini alırken umursamaz tavırlarıyla insanları görmezden gelen Tom , öğrenci başkanı olarak masanın en iyi yerine oturmuş kitabını okuyordu. Her zaman davranışları böyleydi . Soğuktu umursamazdı. İnsanlar daima dikkatini çekmeye çalışsa da varlığını hissetmediğini düşünürlerdi. Ama yanılıyorlardı. Tom bu okulda gelmiş geçmiş bütün insanları tanıyordu. Onlar hakkında o kadar fazla derin bilgisi vardı ki unutmamak adına - ki Tom hayatta hiçbir şeyi unutmayacağını bilirdi - dosya tutmuştu. Bu dosyaları da , Soyu Salazar Slytherin olmasından faydalanarak - Slytherin ortak salonunun yatakhaneye çıkan katında inşaat edilen gizli odasına koyuyordu.

Tom , Hogwats'a gelmesinin birinci senesinde soyunun nereden geldiğini bulmuştu. Her ne kadar babasının ismini bulamasa da - ki babasının muggle olma ihtimali onu rahatsız ve hayal kırıklığı hissettirse de - anne tarafından çok değerli bir Büyücüden gelmesi onu daha da hırslandırmış ve kendini değerli hissettirmişti.

Sonra çocukluğundan beri hayal ettiği gücü elde etmek için planlar kurmaya , daha sıkı çalışmaya ve en önemlisi insanları elde etmeye başlamaya karar vermişti.

Güç istiyordu Tom. Güç , ona göre bu dünyada her şeyi ezip ele geçireceği tek yoldu. Herhangi birini kendine bağlayabilir , sonsuz sadakatiyle yanında yürümesini sağlayabilirdi. Yada kimsenin elde edemediği değerli eşyalara sahip olabilirdi. En önemlisi de kimse ona hayır diyemezdi. O , seçeneksiz di . Ağzından çıkan her kelime ve cümlesi yapılmalı , gerçekleştirilmeliydi.

Bu güne kadar da kimse ona hayır diyememişti zaten . Soyu saf büyücülere dayanan ailelerin Varislerini elinde tutuyordu. Onun yanında Slytherin'in tamamına yakın bir çok üyesi daha vardı. Tom onlara böcekler derdi. Yada vasıfsız eleman. Yinede elinde bulundurduğu ve ince işlemelerle ördüğü ağa yakaladıkları bu çocuklar - ne kadar değersiz olursa olsun- seneler sonra çocuklarını ardından onların çocuklarını elde etmesini sağlayacaktı . Üç nesil şimdiden ellinde olacaktı ve ordusu daha da büyüyecek sonunda da her adımı o atacağı geniş bir alana sahip olacaktı. Ama şimdi Hogwarts'da olduğu ve daha reşit bile olamadığı için beklemesi ve yapması gereken işler kurması gereken temeller vardı.

Bunlardan biri de Sırlar Odasıydı . Salazar Slytherin'in ona adadığı ve miras bıraktığı oda... Bu oda tarih boyunca gelmiş geçmiş ve kimse tarafından dokunulmamıştı . Çatal dili konuşabilmesi ise işini kolaylaştırmıştı bu ismi duymasında . İlk önce soyunun nereden geldiğini keşfetmiş ardından Sırlar Odasının ona miras kaldığını anlamıştı. Bu odada bildiği kadarıyla kanı bozuk bütün Cadı ve Büyücüleri temizleyecek canavar olduğu yazılıyordu. Buna önlem olarak da seherbazlar Hogwarts'ı aramış ama bulamamış ve böyle bir odanın var olmadığını sadece bir efsane olduğunu söylemişlerdi.

Ama Tom bunun bir efsane olmadığını ve bulamayan Sihir Bakan çalışanlarının tam bir aptal olduğunu düşünüyordu. Ve aklında geçtiği tek şey ' Sahibinin gelmesini bekliyor' olduğuydu.

Avery , mavi gözlerini devirerek ağzını havayla doldurdu ve derin bir sesle ofladı . Yanında her zaman kötücül bakışlarıyla etrafını süzen hafif sarışın oğlan Rosier için ise aynı şey geçerliydi. Okul yeni açılmasına sevinse de burada bir şey yapmadan durmak onu geriyor ve beceriksiz gibi hissettiriyordu. Sıkıldığı da söylenebilirdi.

Tom'un ' Ölüm Yiyenler' dedikleri guruba katılan , çok değerli üyelerinden sadece biri olsa da yaz tatili boyunca yapması gereken bir sürü görevleri vardı. Çünkü Tom onlara her zaman görevler veriyor Tatil zamanlarında ise çok daha fazla zor görevler veriyordu. Ve başarısız olursanız .... aklınıza gelmeyecek cezalarla sizi cezalandırıyordu.

Ve bu cezayı alan insanlar genelde ne ceza aldıklarını bilemezdiniz ama bir hafta ortalıklarda dolaşmazlardı.

Bu onları daha da korkutur ve gererdi. Gerçi Avery korkmasa da onu çok geriyordu. Ve bu gerilmesi onu yıkıyordu.

Ailesinin ona verdiği sorumluluklarının yanı sıra onlara layık olmak için yaptığı çalışmaların verdiği stresi de hesaba katılacak olursak bazen Avery pes edip uzaklaşmak istiyordu.

" Tom'un verdiği son çalışmaları yerine getirdiniz mi?" dedi Malfoy

Malfoy'un ani gelişi ve dalgın olan diğer ölüm yiyenler , genç varisler yerlerinden hafifçe sıçrayıp başlarını hızla kaldırdılar .

İlk konuşan ve kendine gelen ise Rosier oldu.

" Elbette Malfoy , canımıza susamadık . Bu yıl yaşamak istiyorum." dedi gergince gülerek .

Malfoy , dimdik duruşunu bozmadan artık hafifçe uzamış saçlarını özenle geriye attı. Gün geçtikçe daha da fazla uzuyorlardı.

"Lordumuz , bana sizin neler yaptığınıza dair kontrol etmemi istedi. Gerçi sizler pek ciddiye almışa benzemiyorsunuz." dedi yavaşça gözlerini geniş grubu süzerek. Bu lafını duyan birkaç ölüm yiyen korkudan hafifçe geri adım attılar. Ama Avery kaşlarını çatmıştı.

"Bize ne demek istiyorsun Malfoy ? Bu bir tehdit mi? " diye çıkıştı. Vücudu gerim gerim gerilmişti.

Malfoy , istifini bozmadan bakışlarını Avery'e çevirdi.

"Elbette hayır ben sadece olanları söylüyorum." dedi sakince.

Avery sinirle hızla öne atılıp Malfoy'un suratına yumruk atmak isterken sonra vazgeçti. Eğer ona burada yumruk atarsa herkes görür ve ilk günden ceza yerdi buda ilk günün toplantısını kaçırması ve Tom ile sorun yaşaması demekti.

"Kendini bir şey sanma Malfoy , yerler değişebilir."

Ama Malfoy onun dediklerini umursamamıştı bile. Onun yerine bakışlarını Büyük Salona çevirdi ve yerlerine oturmuş kalabalı gördü.

"Herkes toplanmış , Büyük Salonda yerlerinize ." dedi ve ardından onları beklemeden Büyük Salona girip masasında ki her zamanki yerine oturdu.

Uzun süredir içinde huzursuz bir his vardı. Bunun nedeninin ailesiyle birlikte geçirdiği üç ay içinde yapması gereken görevleri olduğunu düşünüyordu. Zaten hiçbir zaman huzurlu vakit geçirdiği zaman olmamıştı...

Hayır , aslında huzurlu hatta mutlu olduğu zamanları olmuştu. 6 Yaşındayken ailesiyle birlikte Fransa'ya babasının işi nedeniyle Hogwarts'a başlayana kadar geçici şekilde taşınmışlardı. Farklı bir yer , dil ve bir Malfoy olduğu için kısıtlı insanlarla tanışması yüzünden yalnız kalacağını düşünüyordu. Çünkü bir Malfoy olarak sadece safkanlarla vakit geçirmesi gerekiyordu . Ama Malfoy bunu istemiyordu. Ailesine de istemediğini söylemeyi çok istiyordu ama yapamadı. Büyük ihtimalle böyle tarz - onların tabiriyle gereksiz saçmalıklar- söylerse aileden kovulabilirdi. 6 Yaşındaki bir çocuk içinse aileden kovulmak kabus gibiydi . Bu yüzden yapamamıştı.

En iyi arkadaşıyla da tanıştığında , bunu onlara söyleyememişti. Yoksa ona kötü şekillerde cezalandırabilirlerdi.

Evet , ilk tanıştığı kişi ve ilk arkadaşı yetimhaneden kendi yaşıtından minik bir kız olmuştu. İsminin ne olduğunu hatırlamasa da - büyük ihtimalle o uyurken ailesi ismini silmişti hafızasından- neler yaşadıklarını , nasıl bir tipi olduğunu hatırlıyordu. Bulanık bir şekilde olsa da. Ona Fairy diye seslendiğini az çok hatırlıyordu.

Ailesi yüzünden silinen anıları , Hogwarts da da sıkıntı vermişti. Mesela ayda bir birisinden mektup alıyordu. Bu mektubun kimden geldiğini anlamak için çok düşünmüştü . Sonra , karanlık gölde otururken karanlık ormanda uçuşan perileri fak etmiş ardından heyecanla cevap yazmıştı. ( Fairy = Peri )

Onunla geçirdiği vakitleri neredeyse hiç hatırlamasa da yüreği yalanlıyordu. Sanki hiç hafızası silinmemiş gibi ona cevap verebilmişti. Ama ne yazık ki bu da uzun sürmemişti. Çünkü , hiç de iyi amaçları olmayan bir grup öncü safkan ailelerin varislerinden oluştuğu örgüte girmişti. Aslında hiç katılmak istemiyordu ama bu örgütü , ailesi ve o örgüte üye olan varislerin aileleri de duymuş ve artık katılmak artık zorunda kalmıştı.

Zamanla da hep başarılar elde etmiş ama hayatının başkalarının elinde olması yüzünden yaptığı hiçbir şeyden zevk duyamamaya başlamıştı. Ruhu yavaş yavaş öldüğünü hissetmeye başladı. "Bende bir gün babam gibi olacağım ...." diye geçirdi içinden. " Hayatının acısını çocuğundan çıkartan , safkan takıntılı bir psikopat..."

O sırada , Slytherin masasındaki karanlık örgüt üyeleri masalarında yerlerini almış . Avery ise Malfoy'a ölümcül bakışlar yollamaya karar vermişti. Müdür Dippet konuşma yapmak için kürsüye çıkana kadar.

Ardından , nerede ise , bütün öğrenciler , dikkat çekmek ve sessizliği sağlamak için bardağa hafifçe vurulan sesi duyanlar bakışlarını Müdürlerine çevirdiler.

Ardından sonunda , büyük salonda dikkati topladığını düşünen Müdür Dippet yüzünde büyük memnuniyetle seçim seremonisi başlamadan önce konuşmasına başladı.

" Hoş geldiniz ! Hogwarts'a yeni bir yıla hoş geldiniz ! Şölen ve seçim seremonisi başlamadan önce size bahsetmem gereken önemli bir kaç yeni haberim var. Birincisi ; okulumuzun son sene mezunlarından olan dört binadan da birer tane özel seçilen başarılı öğrencilerimizin katıldığı yarışmada , dünyanın bir çok yerinden cadılık ve büyücülük okullarını geride bıraktığını söylemekten büyük bir zevk duyarım!"

Dört binadan da gürültülü ve bol ıslıklı alkışla ve kendi dillerinden anlaşılmaz sevinç çığlıkları yükselmişti. Gürültü yatıştıktan sonra Müdür Dippet sessizliği sağlamak için havada bir iki tane asasıyla havai fişek patlatmak zorunda kaldı.

" Bir diğer ve son İkinci haberimiz ise ! Beauxbattons'dan Hogwarts'a nakil olan yeni öğrencimizi taktim etmek isterim!" eliyle davet eder gibi kapıyı gösterirken o sırada aniden büyük salonun kapısı açılmış öğrencilerin bakışları ise bu sefer yeni öğrenciye dönmüştü.

Bu yeni haber ilk habere göre çok merak , heyecan ve şaşkınlık uyandırmıştı.

Kapıdan giren kız , minyon yapılı ve esmer saçlıydı . Ama yapısına göre ortalama uzunluğa sahipti. Kahverengi gözleri , sırlar ve zekayla parlıyordu . Bembeyaz teni , karanlık tonlarında tasarlanmış Slytherin cübbesinde adeta ay ışığı gibi insanı yatıştırıyordu . Yüzüne hafifçe yayılmış çilleri ise yıldızlara benziyordu . Dudakları ise dengesizdi. Alt dudağı üst dudağına nazaran çok dolgundu , üst dudağı ise normalden daha ince . İnce yüzüne zıt oranla dikkat çeken ama ona sevimli bir hava yaratan normalden biraz daha büyük basık bir burnu vardı . Kirpikleri ise bir deveden daha uzun , koyu ve yoğundu. Kaşları ise ince ve uzundu. Narindi.

Yumuşak gibi gözüken ince elleri ve taraklı ayakları vardı. Sevimli bir simaya sahip gibi gözükse de insanlar onun ne kadar güzel biri olduğunu düşündüler.

Bütün öğrenciler merakla onu süzdüler ve aralarında hemen konuşmaya başladılar. Slytherin masasında ise cübbesinde ki armayı gördükleri için birbirlerine kızı gösteriyorlardı . Bütün okulda sadece kızla ilgilenmeyen ise masanın altında sessizce kitabını okuyan Tom Morvolo Riddle idi. Öğretmenler ise zaten onunla çoktan tanışmıştı. Hepsi de gururla kıza bakıyorlardı.

Kız , kedi adımlarıyla müdür Dippet ın yanına gitti . Yürüyüşüne hayran kalan birkaç erkek öğrenci ise ağzı açık onu izliyorlardı .

Malfoy da bu öğrenciler arasındaydı ama ağzı , daha önce aynı yürüyüşe sahip olan en sevdiği arkadaşının benzerliği yüzünden açık kalmıştı. Belki de....

" Evet! Sizi Freya Azura'yı takdim etmekten büyük zevk duyarım! Kendisi sadece Beauxbatons'un değil diğer bütün ülkelerinin okulların da da şaşkınlıktan ağız açtıracak başarılara imza atmış genç , çalışkan ve güçlü bir cadıdır! Başarısını daha da katlamak için Hogwarts'ı seçmiştir! " heyecanla Freya nın omuzlarına vurarak hafifçe salladı. Freya ise müdür Dippet a gülümsemekle yetindi.

" Evet ! Kendisi Slytherin binasına mensup olacaktır! Ve işte bu kadar !" ardından bir baş hareketiyle Freya Slytherin masasına yöneldi . Müdür Dippet ise kollarını iki yana açarak öğrencilere seslendi.

" Ve şimdi bu güzel haberlerden sonra seçim seremonisi başlasın!"

Hogwarts'a yeni başlayacak ve binaya yerleştirecek olan öğrenciler sırayla bir öğretmen yardımıyla içeri girerken bütün odak noktalar Freya'daydı.

Freya , aslında Tom Riddle'ın yanında oturmak istiyordu. Ama onun yanında zaten dikkatini çekmeye çalışan iki kız vardı . Ayrıca yanına oturarak yanlış anlaşılmalara neden olmak istemiyordu. Onun yerine uzun süredir dikkatini çektiği yüzün yanına oturdu.

Ona şaşkınlıkla bakan Malfoy , aslında üz ifadesinde hiçbir duygusunu belli etmiyordu. Ama Freya onun ne hissettiğini biliyordu. Çünkü duyguları okuyabilme yeteneği vardı. Böyle bir yeteneği olmasa da beden diliyle zaten çok önce de insanların neler hissettiğini veya ne düşündüklerini anlayabiliyordu.

Yüzüne sevimli bir ifade yerleştirerek ona gülümsedi ve elini uzattı.

"Merhaba , ben Freya ." dedi

Malfoy ise hafifçe açılmış ağzını kapayarak düşündüğü hayal denizinden çıktı ve uzatılan eli sıktı.

" Merhabalar , ben Abraxas Malfoy." diye cevap verdi.

Bu sırada heyecanla onlara bakan genç varisler dayanamayarak söze başlayıp Freya ile konuşmaya başladılar. Ne kadar da kızın büyüsüne kapılsalar da güvensizlikleri ağır basmıştı. Bu yüzden , Onun nereden geldiğini , Beauxbattons'da hangi bina olduğunu, ailesini , arkadaşlarını , başarısını ve ününü sordular.

Freya ise sakinliğini kaybetmeden hepsini cevapladı. Ailesi hakkında da üstü örtülü bir cevap vermeyi uygun gördü. Chiristian ise Tom gibi kızla ilgilenmiyordu . Nasıl olsa onun gibi bir çok cadı ve büyücü geçmiş ve aslında o kadar da güçlü olmadıkları ortaya çıkmıştı.

Zaten birden bire gelen kız , onlara ne gibi bir problem yaratabilirdi ki ?

-----------------------------------

Evet , biraz kısa ama tadımlık ve anlaşılır bölümler yazmaya karar verdim . Bu bölümde ölüm yiyenler ve Malfoy hakkında az çok bilgi vermek istedim. Sonra ise devam edecektir. Zaten açık eğitimim yarın başlıyor ve çok ödev , alacağım notlar var o yüzden bölüm atamayabilirdim. Beğendiyseniz ne mutlu bana .

Bonus Fotoğraf ;

Bölüm sonu

1 yorum