İyi Okumalar
Alice Panoptikon , simsiyah saçlarını daha da kabartarak aynanın karşısında son kez makyajını tazelemek için geçti.
Torunlarının çocukları bile olmuştu yine de otuzlarında gibi hala çekici ve güzeldi. Bu güzelliğinin devamlılığını aile genlerine borçlu değildi elbette.
Her ay da bir yaptığı içinde özel olarak hazırladığı bakımı vardı. Gerçek tarifini asla kimseye vermezdi. Verse bile malzemeyi yapabileceklerinden şüpheliydi. Kimse hazırlayacak kadar .... yürekli değildi.
Koyu kırmızı rujunun üzerine renksiz dudak parlatıcını da sürerek masanın üzerine koyduğu siyah yılan derisi çantasını alarak Hogwarts'ın bir milim uzağındaki istasyona buharlaştı.
------------------------------------------------------------------------------------------
Freya , yorucu sabah macerasından sonra Tom'u yemek masası dışında bir yerde görmemişti. Gizli işler peşinde olduğunu bildiği için yılanlarını onu takip etmesi için görevlendirmişti.
Hastane kanadında da kullandığı gibi , yılanların gözünden gidemeyeceği yerlere gidebiliyor göremeyeceği yerleri görebiliyordu.
Tom'u takip etmek veya peşine ev cinini takmak çok dikkat çekici bir davranış olurdu . Özellikle yaşanan o olaydan sonra Tom ile arası kötüleşebilirdi. Bunu istemezdi.
Yılanlar , Tom'u takip etmişti. Tom'un çatal ağız olduğu için daha da dikkatli davrandıklarından fark edilmiyorlardı.
Tom , yemekten sonra bozuk kızlar tuvaletine girmiş etrafı inceliyordu. Muslukları inceliyor , duvarların üzerini parmaklarını gezdiriyordu.
Pencerenin yanındaki duvarda duraksadığında bir çıkıntı fark etmiş. Eliyle açmaya çalışmış sonrada asasını denemişti.
Ama elbette başarısız olmuştu. Açmaya çalıştığı yer Freya'nın Tom'u tedavi etmek için hazırladığı gizli odaydı. Ve yatağa düştüğünden beri orayı tam toparlayamamıştı. Hala unuttuğu bir kaç malzemesi vardı. Neyse ki Freya , kimsenin girememesi için duvara çok güzel saklama ve kilitleme büyüsü yapmıştı. Böylelikle , bu odaya kendisinden başka insan yada ona benzer hiç kimse giremiyordu.
Birkaç denemeden sonra pes etmiş ardından asasını cüppesinin içine koyarak Kızlar Tuvaletini terk etmişti.
Sonra da Profesör Slughorn'dan aldığı izin kağıdını kullanarak kütüphanenin yasak bölümüne girerek çalışmaya başlamıştı.
Freya , bütün dikkati Tom'un hareketlerinde olsa da amacı iyileşmesini sağlayan ilacı veren öğrenciyi bulmaktı.
Bu yüzden yanında yapışık gibi gezen Cedrella ve Olivia'nın yanından ayrılmış hastane kanadının olduğu koridora gitmişti.
Amacı güçlerini kullanarak yanına gelen öğrenciyi bulmaktı . Bu yüzden iç gözünü kullanmayı planlıyordu. İç gözü , geleceği görmek ile alakası pek yoktu . Bu yeteneği iç sezgisini ruh görüsünü kullanarak bu koridorlarda gezen insanların ruhlarını görmeyi sağlıyordu.
Yani anı ile dolu bir kaseye dalmak gibi değildi. Yine de bu koridor boş da olsa bu görü ile insanların ne yaptıklarını görmeyi sağlıyordu.
Freya , Madam Dixie'nin uyuduğundan eminin olduktan sonra yeteneğini kullanarak son haftalarda gelen ziyaretçileri incelemeye başladı.
İlacı aldığı zamana gitmek için üç haftalık zamanı geçmesi gerekiyordu. Bu ise uzun işti.
Yaralı bir öğrencinin gelmesini izledi ilk önce . Sonra da birkaç öğrencinin kulaklarından dumanlar çıkarak gelmesini izledi.
Sonra da işte kendisini gördü . İlacı aldıktan sonra iyileşmeye çalıştığı zamandaydı. Yüzünün hastalıktan ve yorgunluktan morardığını ve solduğunu düşündü.
Sonra ise yatakta ölü gibi kıpırdamadan ilacı almadığı zamana gelmişti. Hastane kanadının kapısı hafif kedi mırıltısı gibi açılarak tekrar kapandı.
İçeri giren kişi uzun boylu , koyu kumral , ela gözlü Slytherin'den bir çocuktu . Freya bu çocuğun Tom'un etrafında pek görmese de ona olan bağlılığını hissetmişti.
Yavaşça yatakları inceliyordu çocuk sonra Freya'nın yattığı yatağa gelince durdu ve gözlerini ona çevirdi.
Freya , çocuğun ona pek dostça baktığını düşünmedi . Çocuk yavaş adımlarla yatağa kızın yanına ilerlerken bir yandan etrafına bakıyor diğer yandan da etrafta başka bir insanın olup olmadığına bakıyordu.
Sonra , kızın yanındaki boşluğa oturarak gücünü kullanmasını izliyordu. Gücünü kullanırken daha öncede deneyimli olarak kullandığını fark etti. Büyük ihtimalle Tom Riddle , ona karşı gelenlere karşı çocuğun bu özelliğini kullanıyordu. En yakın zamanda bütün Hogwarts öğrencilerinin geçmişlerini incelemesi gerektiğini düşündü Freya . Tom'un neler yaptığını bilmesi gerekiyordu .
Oğlanın gözlerinin sarı bir tabaka kaplanırken yavaş yavaş zorlandığını belli edercesine daha da yoğunlaşmıştı renk.
Freya , onun görülerini görmesini izin verdiğini hatırlıyordu. Aslında aklına veya ruhuna girmesini izin vermemişti aksine Freya çocuğun aklına girmiş ve görülerini onun beynine aktarmıştı. Zaten giremediği için güçlerini kullanırken aktardığı anıyla bir şey gördüğünü okuduğunu düşünmüştü.
Ve işte! Çocuk duraksamadan sonra sarsılmış şekilde cebinden şırıngayı çıkartarak ilacı veriyordu.
Sonra hızla hareket ederek kapıdan çıkmadan önce Freya , oğlanı takip etmeye karar vererek peşinden gitti.
Çocuk , gözleri duygusuz baksa da sarsıldığı açıktı . Tom gibi davrandığını düşündü. Hareketleri , gözlerindeki bakış bile Tom'a benziyordu.
'Belki Tom'u kurtardığım gibi bu çocuğu da kurtarabilirim.' diye düşündü Freya.
Oğlan , hızlı hızlı nefes alıyor ve titriyordu. Nereye gittiğinin bir önemi olmadığını düşünüyor olmalıydı. Freya içinde bir suçluluk duygusu hissetti. Eski travma anılarını canlandırdığı düşündü.
Sonunda hastane kanadından uzaklaşarak kara gölü varmışlardı. Çocuğun sıklaşan nefesleri daha da çarpıcı bir hale gelmişti.
Hızla gördüğü bir taşın üzerine oturdu ve iki eliyle yüzünü kapattı . Kapana kısılmış gibi görünüyordu .
Dakikalar geçtikçe sıklaşan nefesleri azaldı ve sonunda sakinleşmeyi başardı. İki eliyle sakladığı yüzünü gökyüzüne çevirerek bir süre izledi. Sonra , karanlık ormanda çalılıkların sallanmasıyla hızla asasını çıkartarak gelen sese döndü ve ayağa kalktı.
Sallanan çalılığa doğru birkaç adıma attıktan sonra yüksek sesle bağırdı.
" Çalılıklarda beni izleyen kimse hemen çıksın yoksa sonu çok acı olacak!"
O sırada çalılıklardan büyük aralıklı bir kahkaha koptu.
" Demek büyüdünde bana acı çektireceksin evlat . Oysa sen her zaman nazik olmuşsundur."
Çalılıkların içinde yetmiş yaşların da , ela gözlü , saçları dökülmeye başlasa da hala yerinde kır saçlı bir adam çıkmıştı. Yüzünde , uzun zamandır görmediği torununa olan özlemi vardı . Oğlan hızla asasını indirerek yaşlı adama doğru koşmaya başladı ve sarıldı.Az önceki hallerinden hiç eser yoktu .
"Beni korkuttunuz . Sizi ormanda yaşayan yaratıklardan sandım."
Yaşlı adam yavaşça ve hınzırca gülümsedi.
"Aslında benim onlardan farkım yok sadece sana zarar vermiyorum. "
Oğlanın yanakları hafifçe kızarmıştı.
" Sakın yanlış anlamayın ama .... neden geldiniz ?"
Yaşlı adamın suratındaki ifade aniden silinerek sıkıntılı bir ifade belirdi.
"Aslında var . Okulda son yaşananlardan sonra çok önemli bir nedeni var.... Oğlum , Chiristian."
Christian gerilerek sanki söyleyeceği haberi anlamış gibi dudakları bastırdı.
" Okula gelen yeni kızı lanetleyen sen misin?"
Christian , konuşamıyordu . Korkudan ve yakalanmanın şokundan bembeyaz kesilmişti. Sonra utançtan yüzü kıpkırmızı olmuş onaylarcasına başını sallamıştı.
Yaşlı adam , bunu daha önce tahmin etmiş gibi gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı.
"Hala yaşıyor mu?"
"Evet . Öyle , öylede olacak çünkü ilacı verdim."
Chirstian'ın sesi utançla çatlak çıkıyor ve yaşlı adamın yüzüne bakmıyordu. Yaşlı adam bu haline şefkatle gülümseyerek karşılık verdi ve elini Chiristian'ın kafasına koyarak okşadı.
" Benim gitmem gerek oğlum . Karımın beni fark etmemesi gerek . Yoksa evde yine kavga çıkar . Bakanlığın kulağına gittiği için bizim evimize de bir tane seherbaz göndermeleri yakındır kendine dikkat et ve kızdan uzak dur."
" Bayan Panoptikon beklemez ...."
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Freya , gördüğü görüntülerden sonra gücünü etkisiz hale getirerek dinlenmek için daha önce Chiristian'ın oturduğu taşın üzerine oturarak biraz dinlenmeye ve gördüklerinin etkisinden çıkmaya çalıştı.
Panoptikon ailesinin hala yaşadıklarını bilmiyordu. En son küçük Hamelton'da görülmüşlerdi sonra ortadan yok olmuşlardı . Bazılarının cesetlerinin yandığı ve kül olduğu da söyleniyordu. Ama hiç bu aileye dikkat etmemişti.
Yaşadıklarını bilmek büyük bir etki yaratmıştı ona. Sanki yüzüne boksör tarafından çok sert bir yumruk atılmış gibiydi.
Şimdi ne yapacağını bilmesine rağmen şoktan çıkması gerekiyordu. Panoptikon ailesinin nesiller boyunca kara büyücü ve cadıların çıkmasında ve oluşmasında ev sahipliği yaptığını biliyordu. Avrupa'da veya İngiltere'de isimleri geçmese de Fransa'da nesilleri tükendiği yada o ailenin varisi kalmadığı söylenmişti .
Bu aile , özellikle yaşadığı bu olaylardan sonra bütün yaptıklarının çöpe gitmesine neden olabilirdi . Eğer ne için geldiğini öğrenirlerse...
Başını iki yana salladı . Hafızasını kilitlerse ve koruyucu gücünü kullanırsa bedenine zarar verseler de istediklerini alamazlardı. Eğer , Lord Voldemort kaderi gerçekleştirecekse ... 'öyle olmayacak .' diye düşündü kendi kendi .
Ne Tom nede başkası Lord Voldemort olabilirdi. Gelecek ve geçmiş değiştirilebilirdi. Şimdi bile büyük adımlar atmıştı.
Elini çenesine koyarak uzun uzun düşünmeye başladı.
---------------------------------------------------------------------------------------
Kara gölde ufak maceradan sonra havanın kararmasıyla büyük salonda akşam yemeği yemek için gitmişti.
Yemeğe birkaç dakika geç kalsa da herkes masadaydı . Masaya baktığında her zamanki yerinde başka bir öğrencinin oturduğunu gördü.
Tek boş kalan yerinde Tom Riddle'ın yanı olduğunu fark ettiğinde düşünmeden yanına oturdu. Nasıl olsa bir yere oturup yemek yemesi gerekiyordu .... terk edip giderse yanlış anlaşılabilirdi ve Freya bununla hiç uğraşamazdı . Çünkü yemek yemek istiyordu.
Tom , yemek tabağının yanına küçük bir kitap koymuş onu okuyor bir yandan da tabağına aldığı biftek , patates püresi ve salatadan parçalar alarak ağzına atıyordu.
Freya'nın yanına gelip oturduğunu gördüğünde yan gözle kıza baktı. Aslında kızın önceden oturduğu yeri başkasının oturmasını sağlamıştı . Böylelikle Freya yanında oturacaktı. Bunu yapmasının sebebi ise Freya'nın telafi etmesi gereken hatalarıydı. Ondan gizlice işler yaptıktan sonra kolayca kaçamazdı . Telafi etmesi gereken bir sürü hataları vardı. Yine de kızın birkaçını hata olarak göreceğinden şüpheliydi. Büyük ihtimalle üzerine bile almayacaktı .
Freya , hiçbir çekingenlik göstermeden yanına oturduğunda Tom hafifçe kaşlarını kaldırdı . Yanına oturacak olması onu rahatsız eder veya çekinerek gelmesini sağlar ve kendisini eğlendirecek malzeme çıkarır diye düşünüyordu.
Freya , Tom dahil tavırlarının .... bu kadar doğal olduğu için gözlerini ona diken insanların yüzlerine bakarak ters ters baktı.
" Açıkta bir şey mi var ? Tersim mi dönmüş ? Ne bakıyorsunuz ?"
Tom , kızın söylediklerine karşı gülmeden edemedi. Bu hallerini komik bulan tek kendisi de değildi Abraxas Malfoy ve nişanlısı da gülüyordu.
Freya , tabağına yorgunca birkaç parça et ve patatesten koyarken Tom kızın kulağına eğildi.
" Umarım unutmamışsındır."
Freya , bu sırada bir bardak suyu içiyordu. Bardağı masaya koyduğunda kafasını hafifçe Tom'a döndürerek o da fııldaıdı.
" Çok geç. Unutmamam gereken şeyi unuttum."
Tom , ciddiyetini bozmamak için gülmesini içine atmıştı. Suratına daha ciddi bir ifade yerleştirmeye çalıştı.
" Ormanda bana bahsettiğini kast ediyorum." sesini olabildiğince sert çıkmasını sağlamaya çalışıyordu.
Freya , yeni hatırlamış gibi kaşlarını kaldırdı ve gözlerini hafifçe açtı. Alt dudağını hafifçe büzdü.
"Ahh O evet . Aklımdan çıkmadı . Yoksa ..." yine başını hafifçe Tom'a doğru eğmişti . Kirpiklerinin altından ona bakıyordu.
" Benden kaçmak gibi bir ümide mi kapıldın." ardından yeniden dikleşerek bardağına bal kabağı suyu doldurarak bir yudum aldı.
Tom , bu cüretine şaşırsa da kışkırtması itiraf etmek istemese de hoşuna gidiyordu.
" Aksine , senin kaçamayacağını hatırlatmak istedim."
Freya , ağzına attığı bir parça bifteği çiğneyip bitirdikten sonra tekrardan kafasını çevirerek Tom'a çevirdi. Yüzünde de kurnaz ve tatlı bir gülümseme vardı.
" Merak etme , öyle bir niyetim yok . Sen kendini olacaklar için hazırlamalısın bence . Ve ..."
Parmağıyla Tom'un sol tarafında duran bir sepet çilekleri gösterdi.
"...Bana yanındaki sepette çilekleri uzatarak başlayabilirsin.."
Tom , derin bir nefes alarak Freya'nın dediğini yaparak ona çilekleri uzattı.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
