İyi Okumalar
Öğlen vaktine kadar açık olması gereken hava , bulutlar ile kapanmış sonbahar rüzgarını karanlık ormana gitmeyi planlayan öğrencilere üflüyordu.
Profesör Slughorn , büyük bir heyecanla Profesör Dumbledore ile konuşuyordu. Uzaklardan beliren iki kara gölge etkinliğin ikinci ve sonuncu gününde iki yaşlı profesörlere yardım etmek için geliyordu. Bu iki gölgenin sahiplerinden biri hastane kanadı görevlisi Madam Dixie ve Müdür Armando Dippet'dı .
Öğrenciler ise , fazla profesörler geldiğine memnunlardı. Ormana olan korku o kadar artmıştı ki bir günde dört kişilik takımlar oluşturmuşlardı.
Dört kişilik grup kurmayan iki kişi ise Freya ve Tom'dan başkası değildi. Profesör Slughorn , bu mükemmel takımın yeteneklerine hayranlıkla bakıp iç geçirdi. Bu okulda yaptığı Profesörlük zamanı içinde bu kadar uyumlu ve güçlü iki çift görmediğini düşünüyordu. Elbette , Slughorn kendi çapında minik zaafları vardı. Bu zaaflardan biri de güçlü , yetenekli ve özel insanları toplamak onların profesörü olmak ve geniş bir sosyal ağ kurarak ya onlardan hediye almak yada onların yaydığı popülerlikten yararlanıp gurur duymaktı.
Seçtiği bütün öğrencilerini çok severdi. Özel kişilikleri , yetenekleri ve tarzıyla bir hazine elde ettiğini düşünüyordu. Profesör Slughorn'u garip bir koleksiyoncu desek yanılmamış olurduk.
Şimdiki hedefi ise iki güçlü insandan yeni soy adıyla nesillerini çıkmasını sağlamak ve onlara profesörlük etmekti. Bu iki güzel çiftin elde edeceği avantajlarını düşünüyor ve heyecanlanıyordu.Bu iki çifti birleştirmeyi aklının köşesine kazıdı.
Freya , Tom'un zoruyla sürüklenerek neredeyse güneş doğana kadar plan hazırlamış ve çalışmışlardı. Bu sefer iksir için malzeme elde etmek çok zordu çünkü sabah bitkileri , hayvan parçalarını bulmak samanlıkta iğne aramak gibi daha da görünmez oluyordu.
Bu yüzden Tom Freya ile bu konuyu çalışmak ve önlemini almak istemişti. Ayrıca Freya'nın genel olarak geniş bir bilgi hazinesine sahip olduğu öğrenmişti. Eğer takım olarak çalışacaklarsa bu bilgi hazinesinden yararlanması gerektiğini düşünüyordu.
Kütüphanede çalışırlarken Freya'yı inceleyecek birçok zaman bulmuştu. Zekasını , yeteneğini ve tarzını öğrenmeye surat ifadesini mimiklerine kadar ezberlemeye çalışmıştı.
Tom , daha önce aklına gelmeyen düşünceler geçti sessizce kitap okurlarken . Sırlar odasını keşfetmek istemesinin yanı sıra ailesini özellikle anne ve babasını aramayı istemişti. Kendisiyle ilgili birkaç parçalar bulmak annesine ne olduğunu bilmek ve babasının terk edip etmediğini bilmek istiyordu .
Uzun zamandır onların yanına gitmek istemiş ama fırsat bulamamıştı. Hogsmeade'e gidemiyordu . Çünkü onun için imzalayacak bir veli veya vaftiz bir ailesi yoktu. Bu yüzden bahane bulup dışarı çıkamıyordu. Gerçi bu ona engel olmazdı. Yine de giderse ne göreceğini bilmiyordu. Ne yapacağını da bilmiyordu. Eğer ters karşılanır veya sinirlenmesine neden olacak şeyler yapmasına sebep vere birlerdi. Onları o zaman öldürebileceğini hissediyordu. Ve birini öldürmek şu anda hiç sırası değildi.
Freya , ona sinir krizlerinde yardımcı olabileceğini söylemişti. En azından öyle ima etmişti. Bu yüzden Freya'yı da alıp ailesini , öz ailesini bulmasına yardımcı olmasını istiyordu. Çok vakit kaybetmeden ona sorması lazımdı.
Freya ve Tom en geç gelen takım olarak tepede görünmüşlerdi. Hızla ve acele ederek toplanmış kalabalığa doğru yürüyorlardı. Gecikmelerinin sebebi Tom ile geceleri çalışıp sonrada boş sınıfta uyuya kalmışlardı. Uyandıklarında yemeği kaçırmışlar Freya'da bir şeyler hazırlamak istemişti. Aslında çalmak desek daha doğru olurdu yine de mutfakta çalışan ev cinleri öyle düşünmüyorlardı.
Tom , bu yavaşlığına karşı çıkmak engellemek istese de Freya onu ikna edecek geçerli bir neden sunmuş ve Tom'da susmuştu. Kızın inadını kıramayacağını ve susmayacağını biliyordu.
"Geceleri neredeyse on beş saat çalıştık ve uyandığımızda öğle yemeğini kaçırdık. Akşam yemedik şimdi de mutfaktan birkaç şey alıp yememiz sonrada yanımıza almamız gerekiyor . Enerji alamazsak çalışamayız ."
---------------------------------------------------------
Freya ve Tom kalabalığa vardıklarında Profesör Slughorn'un imalı bakışlarını görmezden gelerek sıraya geçtiler ve nefeslenmeye çalıştılar. Her zamanki gibi neredeyse bütün öğrenciler onlara bakıyor ve fısıldıyordu. Tom'un keskin bakışlarını görenler ise hemen susuyor ve bakışlarını kaçırıyordu.
Freya , etrafını göz gezdirerek ilacı ona veren Chiristian'ı bulmaya çalıştı. Onu gördüğünde , öncekinden daha az solgun ve iyi göründüğünü fark etti. Bu etkinlik için Slytherin'li tanımadığı iki kız ve Rosier ile eş olmuştu.
Her zamanki gibi gözlerinde duygu belirtisi yoktu. Üzerinde bakışların olduğunu hisseden Christian ise bakışlarını Freya'ya çevirdi. Çocuk aniden daha da beyazlayarak yüzüne umursamaz maskesini takarak gözlerini kaçırdı . Freya , onun iyi olmasını diledi.
"Sevgili öğrencilerim , bugün başlattığımız minik çaplı etkinliğimizin son günü. Çok üzücü ama yine de daha başka az tehlikeli ve enerjik eğlenceli etkinliklerimiz olacağına emin olabilirsiniz."
Profesör Slughorn , bakışlarını Freya ve Tom'a çevirerek göz kırptı. Freya , gözlerini devirerek ayağıyla toprağı kazımaya başlarken Tom ise ' Her zamanki halleri ....' dercesine iç çekti.
" Yine mutlulukla açıklamak isterim ki Ben ve Profesör Dumbledore dışında Madam Dixie ve Müdür Dippet bize eşlik edecekler. Evet , çok uzatmadan başlayalım ."
Kalabalıkta toparlanmanın verdiği uğultu yayılırken Tom ve Freya zaten hazır oldukları için vakit kaybetmeden ormana ilerlemişlerdi.
İlk önce , ormanda ağaçların gövdelerinde yaşayan küçük bir çiçeğin yapraklarını toplamaları sonrada kavanoza yerleştirmeleri gerekiyordu. Çünkü çiçekler koparıldıklarında hareket ediyor kaçabiliyorlardı.
Neyse ki bu çiçeklerden ormanda kuzey doğusunda yeterince fazla vardı . Bu yüzden çok vakit kaybetmemişlerdi.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Alice , gür saçlarını omuzlarının arkasına zarifçe atarak keskin gözlerini ormanın içini her ayrıntısına kadar süzdü. Bu ona kötücül bir karga havası vermişti.
Ardından buharlaştığı yerden ilerleyerek Hogwarts'ın görünen mimarisini gözünün önünden ayırmadan ileriye doğru sapmadan yürüdü.
Hogwarts'ın bahçesine vardığında , bir grup öğrencinin ormana doğru ilerlediğini fark etti. Gözü ilk önce diğerlerinden önce giden uzun boylu kuzgun karası saçlı yakışıklı çocuğa ve kısa saçlarıyla minyon yapılı bir kıza . Ardından kocasının sevdiği yetime takıldı.
Çocuğa nefretle bakarken ona hiçbir şey yapmayacağına dair kendini ikna etmeye çalışıyordu.
" Ölmeyip bu okula geldiğin paçayı yırttığın için mutlu olmalısın çocuk. Kocam sana yaşaman için zaman tanıdı."
Büyük bir nefretle yüzünü buruştururken başını hemen çevirdi. Sonra da kimseye görünmeden bahçeden geçerek Hogwarts'ın içine girdi. O sırada profesör Dumbledore yeni gelen ziyaretçisinin kapıdan girmesini izliyordu.
Alice , birkaç veledin yanından geçmesini izin verirken sanki uzun zamandır evindeymiş gibi etrafta rahatça geziniyordu.
Giydiği mini eteğini bir tık daha çekerken öğrencilerin ve hademenin gözlerinin üzerinde olduğunun kesinlikle farkındaydı. Bu hoşuna gidiyordu . İlgi görmek. İnsanların ona arzu duyması hoşuna gidiyordu.
Buraya başka bir amaç doğrultusunda gelmiş olsa da bu ilgiden maruz kalamazdı değil mi?
Aslında buraya gelmek istememişti. Ailesinin dışında kendini başarılı diyen ucubelerin evine adım atmazdı. Ama amacı daha kutsaldı. Bu yüzden buraya katlanabilirdi kısa süreliğine. Yine de itiraf etmeliydi. Bu kale her şeyden daha farklıydı.
Hızla zindanlara ilerledi ve şifre haricinde girilmeyen bomboş duvarın önünde durdu. Şifrenin ne olduğunu bilmiyordu. Yine de bu içeriye girmesine bir engel sayılmıyordu.
Eşkiya , soyguncu , katil ve daha fazla kötücül işlere girmiş bir neslin evlatlarından biriydi. Çok şey öğretmişlerdi ve çokça da deneyimi vardı.
Amcasının ona öğrettiği hırsızlık büyülerinden gizli duvarın görünüşünü kısa süreliğine bozup kapıdan girebilecekti.
Hafifçe geri çekilerek büyülü kelimeleri fısıldadı. Ve bileğini hafifçe yukarı aşağıya sallayarak saatin tersine döndürdü.
"Veritatem ..."
Dikenlerle kıvrılmış kan kırmızısı asasının ucundan parlak mor ışık boş duvarın üzerine gelerek kocaman kahverengi bir kapıyı ortaya çıkardı.
Alice , tatmin olarak kapıyı açarak içeri girdi. Slytherin ortak salonunda onun içeriye girdiğini şahit olacak kimse yoktu.
Yavaşça içeriyi süzerken gözleri bir müddet Salazar Slytherin heykeline takıldıktan sonra gözleri alayla başka tarafa çevirdi.
Ardından kızlar ve erkek yatakhanelerin olduğu iki girişin önünde durdu. İlk önce erkekler yatakhanesine girmeyi tercih etti.
Birinci ve ikinci sınıfları geçerek sonunda Chiristian'ın odasının içine girdi . Siyah yılan derisi çantasının içinden kırmızı bir zarf çıkarak yatağının ucuna bıraktı. Merdivenlerden inerek son olarak kızlar yatakhanesine girdi. Çantasından çıkardığı mor renginde zarfı Freya'nın yatak ucuna bıraktı.
Gözleri kızın sandığının üstünde duran çantaya takıldı. Bu çantayı bir yerlerde gördüğünü düşündü sonra umursamayarak kimsenin fark etmeyeceği şekilde kapıdan çıkarak gözden kayboldu.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------
Freya ve Tom , haritaları inceleyerek öğrencilerden önce ilerliyor birlikte çalışıp karşılaştıkları yaratıklardan usulca kurtuluyor yakalandıklarından da savaşıp sonrada sıyrılıp istedikleri alarak kaçıyorlardı.
Diğer öğrencilere kıyasla oldukça hızlı başlamış ve hızlı bitirmişlerdi. Yaralanmamışlardı veya kavga edip birbirlerinin canını yakıp cezaya kalmamışlardı.
Bütün malzemeleri toparladıktan sonra Freya aşırdı yiyecekleri yemek için daha önce keşfettikleri tepeye giderek küçük bir piknik kurmuştu.
Bu Tom'un işine gelirdi çünkü istediğini Freya'ya sonunda söyleyebilirdi.
Freya , temiz piknik bezini yere sererken asasıyla yemekleri hızla hazırladı. Freya hazırladıklarını dağıtırken Tom bu fırsattan yararlanıp konuşmaya başladı.
" Freya , bana bir söz vermiştin. Aslında teknik olarak yaptıklarının telafi etmen gereken şeyler olduğunu konuşmuştuk..."
Freya merakla elindeki ekmeği yere bırakarak Tom'u tüm dikkatiyle dinlemeye başladı.
"Evet , sana yaptıklarımı telafi edeceğimi söylemiştim. Bu da krizlerine karşı önlem almaya başlamam demek . Yani yanından pek ayrılamam ....
"Kesinlikle ..."
Tom boğazını temizleyerek konuşmaya devam etti.
" Bazı nedenlerden dolayı okul zamanında gidemeyeceğim için Hogwarts ara döneme girdiğinde bende Londra yakınlarında bir yere gideceğim. Küçük bir kasabaya...."
"Neden ?"
Tom duraklayarak söyleyip söylememek arasında ince bir çizgide duraksadı. Söylemese orada zaten fark edecekti ayrıca neden gideceğini zaten bulur öğrenirdi. Nasıl bunu yapabildiğini bilmiyordu ama söylemese de öğrenebileceğini biliyordu . Bu yüzden Freya'nın doğruları söylediği gibi o da doğruları söylemeye karar verdi.
" Ailemi bulmam gerek . Neden beni aramadıklarını ... Annemin başına gelenleri gerekirse yaşadıkları evleri... Kim olduğumu bulmam gerek."
Freya , anlayışla gülümsedi.
" Peki , seninle gelirim. Ailene ne olduğunu ve kim olduğunu bulmamda yani. Sonuçta sana verdiğim bir söz var ."
Tom memnuniyetle gülümsedi. Ama içinde , tam karnında midesinin altında bir şeylerin kıpırdandığını hissetti. Şimdiden de olsa bir umut daha belirmişti. Sanki Freya'nın kabul etmesiyle ailesinin ne olduğunu bulmuş gibiydi.
Freya'nın ortalarına koyduğu yiyeceklerden birini alarak aklına takılan bir soru sordu.
" Sen ailenin kim olduğunu merak etmedin mi?"
Freya kısa saniyeliğine duraksadıktan sonra ağzındaki lokmasını yutarak cevap vedi.
" Düşünmedim , ben daha çok ne seçtiysem ne bildiysem ben oyum kafasıyla ilerlemişimdir. Ayrıca uzun zamandır yanımda olmayan biri benim için yabancı gibidir . Ne göreceğimi bilmiyorum.."
Tom , matarasından bir yudum su aldı.
" Benim de ne göreceğim belli değil. Bu konuda yaşadıklarını anlayabiliyorum ama seni engellemesine izin vermen hata olur. Hakkın olanı almalısın."
Freya onaylarcasına başını salladı. Birkaç dakika sonra yemeklerini bitirdiklerinde toparlanarak profesör Slughorn'a bitirdiklerine dair not gönderdiler ardından kararan gökyüzünde başka bir işleri olmayacağı için Slytherin ortak salonuna giderek yatakhanelerine çıktılar.
Freya , üzerini değiştirdikten sonra yatağının ucunda gözü mor renginde mektuba takıldı. Kıyafetsiz üstüne yeşil kısa kollusunu geçirdikten sonra zarfı eline alarak çevirdi.
Mektubun üzerinde yazanın veya getirenin nereden geldiği yazmıyordu. Mektubun mührünü açarak içindeki kağıdı çıkardı ve üzerinde yazılan yazıları okumaya başladı.