yi Okumalar
Tom Riddle , kimseye karşılıksız yakınlaşmazdı. Her zaman bir çıkar ve güç elde etmek için yaşardı. Çünkü doğrduğundan beri güç dışında büyük bir şey görmemiş ve yaşamamıştı. Ezilmiş , yok edilmeye çalışılmıştı . Ama her zaman büyük bir dönüşle intikamını almıştı.
Sihir yeteneğini keşfettiği zamanı çok iyi hatırlıyordu. Öğrendiğinde sanki koca bir kazan şans iksiri içirilmiş gibi hissetmişti. Şu yaşına kadar gücünden hep emin olmuştu. Hey şeyi yapabileceğini biliyordu. Şimdi ise .... başkasının eline düşmüştü. Kafasını karıştıran , kendisine rakip gördüğü bir kızın eline. Anlattıkları normalde sinirden deliye dönmesine neden olurdu ama aniden itiraf etmesi onu çok şaşırtmıştı. Hiç kimse ama hiç kimse bunu açıklamak istemez mezara kadar saklamayı tercih ederlerdi. Ona sorduğunda dürüst davranması durdurmuştu sinirini .
Dakikalarca birbirlerine sarılı olarak oturduklarında aklına iksir dersinde grup olma teklifi geliyordu. Ona , birlikte takım olmasını istediği tek sebebi ormanda sadece ikisi olabilmesi ve yapacaklarının kimsenin duyamama ihtimaliydi. Böylelikle , kendisine ne yaptığını sorabilir ve dersini verebilirdi. Ama her şey tersine dönmüştü. Kriz geçirmesiyle planı kırılmıştı . Ne olduğunu nasıl başladığını az çok silik hatırlıyordu. Kızın ona yaklaşması , baştan beri gerginliğini daha da artırmıştı. Sözlerinin zıttı olan minik yapısıyla birlikte aniden gülme hissi gelmiş ardından çıkamadığı bir krize girmişti. Güldüğünde nefesi kesilmiş , sulanan gözleri görüş alanını kapatmıştı . Sanki , ciğerlerine hava giremiyordu. Sıcak ateşin yanında durmuş gibi ısınmaya ve terlemeye başlamıştı . Bir kutunun içinde hapsolmuş gibi kıyafetlerini rahatlamak için çıkarmıştı. Kızın bulanık ama korkmuş yüzünü hatırlıyordu. Onu terk edeceğini ve daha kötü bir halde bırakacağını düşünüyordu. Belki diğerleri gibi saf ve korkaksa yakın mesafede olan bir Profesöre haber verebilirdi. Asasıyla havaya kırmızı ışıklar da gönderebilirdi. Ama her şeyi biliyormuş gibi çantasından bir şeyler çıkarmış , üzerindeki kıyafetleri kucağına koymuş , vücuduna ve boynuna minik ısırıklar gibi hissettiren sivri şeyler batırmış ve içini ferahlatan kaseden iksir içirmişti.
Hayatında hiç bu kadar ferahladığını hatırlamıyordu. Bir yandan nasıl oluyor da kızın her şeyi biliyormuş gibi hemen müdahale ettiğini anlayamıyordu. Kafasını kurcalıyordu. Duyguları da krizde karışmıştı. Tanımlayamadığı bir çarkıfelek içerisinde gibiydi.
Daha önce de duyguları'nın yükseldiği ve alçaldığı dengesizlikler yaşamıştı. Şimdiki yaşadıkları öncekilerle tamamen farklıydı. Deneyimlemediği duyguları da hissetmeye başlamıştı. Bu onu çok korkutuyordu . Eğer hissetmeyi hiç istemediği şeyler hissederse gelecekteki amacını çöpe atmış olurdu. Başarısızlık onu kudurturdu . Mahvederdi . Yaşama sebebiydi. Başka bir amacı yoktu.
Bu hayata bağladığı tek şeyden de elinden alınırsa ne yapardı? Bu karmaşa , onu hiç yapmadığı şeyler yapmasına sebep oluyordu.
Örneğin , kızın hemen onu tedavi ettiğini gördüğünde ağzının ortasına lanet atmak yerine " Bana o gün ne yaptın ?" diye sormuştu.
Cevap vermeyeceğini gerçekleri gizleyeceğini bildiği halde şok eden cevaplar almıştı. Kendisine dürüst olarak cevap vermesini beklemiyor bir şeyde yapamıyordu. Elini kolunu bağlamıştı . Etrafındaki insanlar hiçbir zaman ona dürüst davranmamıştı. Ne tepki vereceğini bilememişti.
Suratını okumaması için uzun dakikalardır ona sarılı durmuştu. Çünkü kızın başka sakladığı sırları olduğunu düşünüyordu. Daha önce kendisi için tehlike yaratacağı şimdi ise sadece ondan sakladığı sırlar ...
Duyguları zıtta dönmüştü. Ona .... güvenebileceğini hissediyordu. Birisine güvenmek onun için çok zordu. İnsanlar , korkudan başka bir şey anlamıyorlardı. Ya dalga geçmek , ya ezmek yada kullanmak için yaşarlardı. Başka türlüsünü düşünemiyordu. Duyguların dengesizliği gibi insanların davranışları da dengesizdi.
Bu yüzden insanlardan uzak rahat olabiliyordu. Engel oluşturmadıkları müddetçe sadece geçici yanında tutuyordu. İstediklerini veriyor ama onlardan daha fazlasını alıyordu.
Bu kızdan bunları yapamayacağını çok iyi anlamıştı . Zekiydi , beklenmedik şaşırtıcı şeyler yapıyordu. Tam bir Slytherindi . Kızın hastane kanadındayken onu küçümsediği için pişman olmuştu.
"Sana neler olacağını .Bilmen gereken her şeyi anlatacağım . Ormanda yürüyüş yaparak ."
Benden uzaklaşarak topuklarının üzerinden ayağa kalktı ve birkaç adımdan sonra durup yeni hatırlamış gibi konuşmaya başladı.
"Ha ayrıca şu malzemeleri bulmamız lazım .. Biliyorsun ... yarışma değil ama .... en iyileri kapılmaması lazım ."
Nasıl bu kadar rahat olabiliyordu ? Artık düşünmek istemiyordu ama düşünmeden de duramıyordu. Kafatasının içinde fazla dolduğunu hissetti. Keşke hepsini boşaltabilseydi...
Sırtını dayadığı kayadan yardım alarak ayağa kalktı. Başı çatlayacak gibiydi ve hafifçe sallanıyordu. Dengesini sağlamak için biraz yerinde durdu. Kız , onun bu hareketlerini fark ettiğinde hemen yanına geldi.
"Imm istersen bana tutunarak yürüyebilirsin. Sallanıyorsun ve düşersen kafanı acıtacak....Ahh Sorun ne ? Nasıl hissediyorsun?"
Elini şakağına yaslayarak cevap verdi.
" Başım çatlayıp yarılacak gibi. Ve dengemi sağlayamıyorum her şey hafifçe dönüyor."
Kız anlamış gibi hemen çantasının içinden küçük yuvarlak pembe renginde misket gibi bir şey çıkarmıştı. İki parmağının arasına aldığı şeyi avucuna bırakmıştı.
"Bunu içmen gerekiyor . Bu bir ilaç ."
Birkaç saniye karasızlık içinde dursa da verdiği ilacı içti . Önceki içtiği paslı sudan sonra ağzı şeftaliyle dolmuştu. İlaç hemen etki ederek kafasındaki ağrıyı ve dönmeyi durdurmuştu.
Etrafı kısa süreliğini inceledikten sonra kıza döndü. " Teşekkür Ederim." Kızın yüzünde hafifçe bir gülümseme belirmişti.
"Önemli değil ."
"Bana bir şeyler anlatacaktın ."
Freya , ilk önce şaşkınlıkla baksa da hemen hatırlamış gibi cevap verdi.
"Ahh evet sana anlatacaklarım vardı.."
Kriz geçirmeden önce kızın tarif ettiği yoldan saplı tül mantarını bulmak için yavaşça yürümeye başladılar.
" Sana yaptığım tedavini aslında diğerlerinden daha sağlıklı ve pis değildi. Kanındaki bütün hastalıklı kalıntıları çıkarmam gerekti. Çıkardığım kalıntıların yerine yenilerini almaması içinde bütün .... kapladıkları yeri temizlemek gerekiyordu. Bende bir yandan kalıntılarını çıkarken bir yandan da yaptığım iksiri seruma dönüştürerek kapladıkları yeri temizlemesini sağladım..."
Hafifçe gülmüştü. Hastanelerde iğneyle takılan o Muggle tedavi sistemini biliyordu. Yetimhane de ... zarar gördüğünde iyileşmesi için ona da takmışlardı. En berbat gecesini nasıl unutabilirdi ki...
Kız ona sanki düşündüğünü anlamış gibi suratı düştü . Bakışlarını görmezden gelerek cevap verdi.
"Muggle yöntemlerini kullanarak mı beni tedavi ettin ? Cidden , beni kirletmeye mi çalışıyorsun ?"
Kız , oğlanı baştan sona kadar küçümseyici şekilde süzdükten sonra cevabı hemen verdi.
" Hayatının önemli bölümünü Muggle'lar ile geçiren birisinden iddialı sözler..."
Aldığı cevap karşısında sinirle gözlerini devirirken kötücül bir kahkaha attı.
"Çok hazır cevapsın."
"Sende çok sertsin. Başımı kırmadığın kalmıştı."
Kızın söylediklerine gülmemek için dudaklarını bastırdı. Sinirlenince çok komik oluyordu. Böylelikle sözlerini ciddiye alamıyordu.
"Her neyse , tedavi sonrası büyük bir boşluğa düşeceğini biliyordum. Duygusal açıdan fiziksele geçen krizleri olacağını biliyordum ama o süreçte yataktaydım..."
Kızın ölü gibi morarmış bedenini ve derin yarasını hatırladı. Yaşaması bile mucizeydi. Nasıl iyileştiğini bilmiyordu ama lanetin vurduğu yerdeki kolunu bir daha sağlam kullanamayacağını biliyordu. Bu laneti alan hiç kimse hasarsız çıkamazdı.
"... Seni tedavi etmek için türlü planlar kurmuştum ama kısmet bugüne oldu. Diğer yandan , krizlerin çok değişik şekillerde olacağını düşünüyorum. Yani şöyle az önce gülme krizine girerek nefesin kesildi . Fiziksel krize girmiş oldun. Daha sonra aklındaki birine yani sevmediğin bir insana saldırabilirsin. Yada kişiliğinin zıttı davranabilirsin. Kendine zarar verebilirsin . Bütün bir kasabayı katledebilecek kadar canavar gibi de davranabilirsin. Bu etkisinde kaldığın hallere bağlı.."
Tom , titrediğini hissetti. Vücuduna soğuk bir dalga yayılmıştı. Yani her krize girdiğinde bir başkası olacaktı ve her girdiğinde aklı kapanacak ne yaptığını hatırlamayacaktı . Bunun bir tedavisi yok muydu ? Sonsuza kadar böyle mi olacaktı ?
" Bütün bunlar senin suçun ? Kendini ne sanıyorsun sen!?" bunu demek istememişti. Yine de yaptığı izinsiz tedavi yüzünden aldığı sonuçlar ona engel oluşturmuştu.
Kız , azarlama karşısında bembeyaz kesilmiş sinile kaşlarını çatmıştı.
"Ben asla hata yapmam. Suç , etrafında kimse laneti yapanda ! Ben kalıcı hasar veren hiçbir şey yapmam ki zaten tedavi o gün bitmedi! Ben tedavinin bittiğini söyledim mi!"
Minik kızın içinden çıkan ateş püskürten ejderha karşısında yürümeyi keserek birkaç adım uzaklaştı.
" Tedavi ettim dedin . Bu bitti anlamına gelmez mi ?!"
"Olabilir! Ama devamını getirecekken sözümü kesmen yüzünden unutup duruyorum! Çeneni kapa da beni dinle! Büyücü bozuntusu.!"
Derin bir iç çekerek titreşim halinde beynine çıkan öfkesini hissedebiliyordu.
" Unutman benim hatam değil minik yaratık!" diye tısladı.
Kız , alayla gülerek iki kolunu da birleştirdi.
" Ben yaratığım ha ! En azından benim bir sıfatım varmış! Ruhsuz herif!"
Sinirden kıpkırmızı kesilerek cevap verecekken kız beklemeden hemen gideceği yöne doğru ilerliyordu.
Hızla ve hınçla ilerleyen kıza yetişmek için vakit harcamadan peşine düştü. Görünüşün bir illüzyon olduğunu bir kez daha anlamıştı.
" Yavaşla ! Tamam , sözünü kesmeyeceğim!" kız bilerek kendisini duymazdan geliyor hızını daha da artırıyordu.
" Dur dedim! Dur!"
Freya , kendisinden epey uzaklaştığında aniden durarak etrafına bakınırken. Freya'nın koluna bir daha kaçmaması için kavradı.
Freya , Tom'a bakmıyor bir yerde odaklanmış duruyordu. Tom merakla kızın baktığı yöne gözlerini çevirerek dudakları hafifçe açıldı.
Çayır gibi uzun çimenler ve çiçekler rengarek süzülüyordu. Minik tepeciğin etrafında minik gölde bir kaç kuş su içiyordu. Tepeciğin tam zirvesinde ise büyük bir ağaç vardı.
Bu manzarayı daha önce bir yerlerden gördüğünü hatırlıyordu. Ama nerede gördüğünü bir türlü hatırlayamıyordu.
Freya , kolunu Tom'dan kurtararak küçük tepeciğe doğru ilerledi . Tom , anlamasa da kızı kaybetmemek için onun peşinden gitti.
Tepeciğin zirvesindeki ağacın altına vardıklarında . Freya yorgunlukla çantasını yere atarak yastık olarak kullandı ve çimenlere boylu boyu yatarak üzerine ayın ışığının düşmesine izin verdi.
Freya gözlerini kapatarak daha uykusuzluğun acısını gidermek ister gibi derin bir nefes vererek hafifçe inledi. Dudakları ay ışığının altında dolgun gözüken dudaklarında hafif bir tebessüm vardı. Kısa saçları omzuna dökülür gibi soluk kızıllıklar ile parlıyordu.
Tom , bu sahneyi nereden gördüğünü sonunda hatırlamıştı. Birkaç yıl önce , boş vakitlerinde gördüğü rüyalarındaki kızın aynısı şimdi gerçekleşmiş bir sahneymiş gibi yerde yatıyordu.
