İçeriğe geç

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 28 · 8 dk okuma

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 28

Anlaşma

Uzattığım elime düşünceli şekilde baktı. Sıkıp sıkmamak konusunda kararsız gibiydi. Gözlerimi , etrafımı bakmak için çevirmesem de insanların bize baktığını yani çoğu kişinin bize baktığını hissedebiliyordum.

Tom da bunu hissetmiş olacaktı ki suratına hafif tebessüm ifadesi koyarak elimi sıktı. Görüntü bir o kadar tuhaf ve bir o kadar da ilginçti. Tom'un uzun boyu karşısında benim minyon yapım daha da minik kalıyordu. Cücelere benzediğimi hissediyordum.

İnsanlar bize bakmayı bıraktıklarında , el sallamayı bıraktı ve elini yavaşça çekti. Gözlerini gözlerime dikerek bir süre durup bakmaya başladı. Çok tuhaf bir hava hakim olduğunu söyleyebilirdim ama duruşumu bozmamıştım.

Ne yaptığını bilmiyordum. Zihnime giremezdi. Yataktayken giremediği için şimdide giremezdi. Büyük ihtimalle aramızı ılımanlaştırmaya çalışıyor böylelikle zayıf noktamı yakalamak için pusuda bekliyordu.

Kaşlarımı sorarcasına havaya kaldırdım.

"Bir sorun mu var Riddle ?" sesim sert değildi. Yumuşakta olduğu söylenemezdi. Sadece normaldi.

O da kaşını hafifçe kaldırmış sonrada başını iki yana hafifçe sallamıştı.

"Hayır , hadi gidelim."

Ellerini , pantolonun ceplerine koyarken yanımdan hafifçe geçerek ormana doğru ilerledi. Anlamasam da , birkaç adımla hemen ona yetişmiş ve çantamdaki deftere yazdığım notları çıkarmıştım. - Kağıtlar hem dağınık olup parçalanıyordu.-

Birkaç dakika yürüdükten sonra malzemelerin işaretli olduğu haritayı çıkararak nereye gideceğimizi anlatmaya başlamıştım. Şaşılacak derecede beni dinliyor ve fikirlerini söylüyordu. Oyunculukta çok yetenekliydi kuşkusuz . Duyguları veya aklı okuyabileceğim bir yeteneğim olmasaydı bana iyi davrandığını ve arkadaş olabileceğimizi düşünürdüm. Ne yazık ki onu ikna etmek çok zordu. Onu kazanmak için bağ kurmamız lazımdı. Özel anılar elde etmeliydik. Açıkçası , böyle anılar edinecek ortamımız yoktu. Tom , benimle konuşmamayı tercih ediyordu.

" Şapkalı Tül mantarı burada bulunuyor ama oraya gidebilmemiz için şu ağaçlıktan ilerlememiz sonrada ikiz ağaçlardan geçmemiz gerekiyor.."

Tom kaşlarını çatarak gösterdiğim yöne doğru baktı.

"Oradan ilerlersek görünmez yaratıklarla karşılaşabiliriz."

" Evet , ama diğer yollar onlardan daha tehlikeli yaratıklarla dolu ayrıca görünmez Tefkelyenler karanlıkta parıldarlar . Sabahları görünmezlik özellikleri etkin olur ve ilk önemli şeyi kolaya indirmiş oluruz."

Durdu . Düşünceli görünüyordu. Söylediklerimi tartıyor gibi bir hali vardı. Kaşları , dalga veya esen rüzgar gibi kıvrımlıydı. Kolayı sevmiyordu.

" Ayrıca bu vakit kazanmamızı sağlayacak." diye ekledim.

Düşünceli halinden çıkarak bana baktı.

"Bütün bunları nereden biliyorsun? Hogwarts'a daha önce geldiğini düşünmüyorum..."

" Evet , daha önce gelmedim . Fransa'da doğdum ... büyüdüm . Yine de Beauxbattons da Hogwarts gibi farklı ve çok kitaplar var. Ayrıca , Fransa Avrupa'nın kalbi sayılır.."

"Olabilir , ama bu kadar evin gibi bilmen çok tuhaf.."

"... Sihir dünyasındayız Riddle . Bir büyücü veya cadı buraya gelmiş ve parçalar almış sonrada başka yere bırakmışsa o nimetlerden başkaları da yararlana biliyor. Ayrıca , çok çalıştım. Gelmesem de gelmiş gibiyim. Ruhlarımız da sihre dahil nasıl olsa değil mi ?"

Tom'un suratında hafif şaşırmış bir ifade vardı.

" Ruh seyahatları çok tehlikeli tılsımdır. En yetenekli büyücüler bile yapamamıştır."

Gülümseyerek önüne geçtim ve parmak ucuna çıktım. Baş parmağımı da tam göğsüme değdirdim.

" Daha önce anladığını düşünüyordum Riddle . Bu cadı , başkalarına benzemiyor . Ne istersem onu yaparım."

Kaşları hafifçe kalkmıştı sonra da gülmeye başladı. Çok sesli bir kahkaha değildi ama yine de ormanda yankılayacak kadar yüksekti.

Biraz alınsam da beli etmedim.

"Niye gülüyorsun? Komik olan ne?"

Gülmesi yavaş yavaş azalırken kendini tutmaya çalışıyordu.

"Komik olan bir şey yok. Ben...." suratı , asamızın ucundan çıkan ışıkla gördüğüm kadarıyla kıpkırmızı kesilmişti. Surat ifadesi , duygu geçişlerinden anlamaz , korkar ve hafifte sinirli gibiydi. Sanırım üzgün ve ağlamaklı hali de vardı.

Duygu geçişleri Tom da ani ataklara sebep oluyordu. Neyse ki bu ataklar tedavi edilebiliyordu . Yani tam edilmiyordu ama atağın zorluğunu en basit miktara azaltıyordu.

Korkarak ona bakmaya devam ederken diğer elim çantamda diğeri de asamdaydı. Suratı , daha koyu bir renge dönerken pelerinini eliyle açarak yere fırlattı ve diğer eliyle gömleğinin yakalarını açtı. Tom çok kötü bir krizin ortasındaydı.

Aceleyle çantamı yere koyarak gerekli olan iksir şişelerini çıkardım . Onun yanında birkaç tane daha şırınga çıkararak pislenmeyecek şekilde yere koyduğum bezin üzerine yerleştirdim .

Tom o sırada kocaman kayanın önüne yığılmıştı. Kıyafetinin açtığı düğmelerinde ki teni de şimdi kıpkırmızıydı.

Şırıngayı ve mucize çiçeğin suyunu alarak hemen yanına koştum. Hazırladığım malzemeleri ise asa yardımıyla yanıma yerleştirmiştim. Işık kaynağım olarak kavanoza hapsettiğim ışığım vardı.

Kıyafetinin diğer düğmelerini açarak üstünü çıkardım. Bana kaşları çatık sinirli baksa da ne yapacağımı bildiğimi gördüğü için dudakları şaşkınlıkla aralanmıştı.

Birinci şırıngadan çiçeğin özünü çekerek , boynunda şah damarın yanındaki damara iğneyi yaptım. Çekinse de , acısa da kendini bana bırakmıştı.

Ardından diğer altı şırıngayı da kullanarak , bacak bileklerine , üst kol kaslarına ve iki defa sırtına iğneyi yapmış sıvıyı enjekte etmiştim.

İğneler sayesinde şimdi suratında büyük bir rahatlama vardı. Yine de yüzündeki ve vücudunda ki koyu kırmızı renk hala duruyordu.

Çantadan bir kase çıkararak , içine çıkardığım anka gözyaşını , mucize çiçeği özünü , peri tozunu ve ejderha kanını içine boşaltarak güzellik suyu ile karıştırdım.

Sonra kaseyi Tom'un dudaklarına değdirerek yudumlar halinde içirmeye çalıştım. Ne olduğunu bilmeden bana kendini teslim etmesi beni şok etmişti. Gerçi bunun intikamını alırdı ama bana güvenmeyi seçmişti. Bunu hiç beklemiyordum.

Kasedeki karışımı hepsini içtiğinde tenindeki kızarıklıklar yavaş yavaş gitmiş ten rengi normal haline dönmeye başlamıştı.

Eski haline yavaşça dönerken , yüzünde rahatlama , huzurlu ve uykulu bir ifade vardı. Eşyalarımı çabucak toparladım. O sırada Tom da kendine gelmeye başlamış kucağına koyduğum kıyafetini giymiş düğmelerini ilikliyordu.

Her şeyi toparladıktan sonra yanına geçerek oturdum. Çünkü o hazır olsa da yerinden kalkmamıştı.

Birkaç uzun saniye konuşmadık. Ama uzun uzun gözlerimizin içine baktık . Sessizliği bozan Tom oldu.

" Kimsin sen ? "

Dudaklarının arasından çıkan bu basit söz asılı kalmıştı havada .

"Nasıl .... Ben kötü olup yerde yığılırken ne yapacağını biliyordun ... Nasıl ?"

Sesi anlamaz ve bir o kadar deli gibiydi. Ama bana güvenmek isteyen ama gücenemeyen kalbi kırılmış üzgün çocukları hatırlatmıştı.

Yanıma yaklaşarak yüzünü daha da yaklaştırdı.

"Bana o gün ne yaptın?"

Gözlerinin içine derin derin baktım. Benden doğruları söylememi beklemiyordu. Yaşadıklarını okuyordum tek tek gözlerinden. Aniden , yeteneklerim devreye girerek Tom'un düşündüğü anılarda kayboldum. Çoğu yetimhane de anılarından oluşuyordu.

Boş boş çocukların arasından otururken öğretmenlerin ona kötü kötü ve korkarak bakması. Diğer çocukların ağızlarından çıkan korkunç laflar ve baskılar. İri bir çocuğun onu dövdüğünü görüyordum. Bu benim eski anılarımı da canlandırmıştı. Kızlar genelde birbirini dövmezdi ama çalışanlar boşluğun yerini iyi doldururlardı.

Ardından , yeteneğini fark edip onlardan intikam almaya başlamıştı. Bende o çalışan bunaktan intikamımı almıştım. Hem de sert şekilde. Güvenmeyi öğrenemeden güvenememeyi öğrenmiştik. Affetmek yerine intikamı görmüştük. Sevilmek yerine nefreti hissetmiştik.

Ona olan tuhaf bakışlarımı fark ederek yüzü daha da tuhaf bir hal almıştı. Sonra ağzımdan otomatikman cümleler çıkmaya başlamıştı. Durduramamıştım. Düşünmemiştim.

" Sana doğruları söylememi mi istiyorsun?"

Şaşkınlıkla kaşlarını kaldırarak gözlerini daha da açtı. Beklediği tepki bu değildi.

" E ... evet."

" O gün , bana sarkıntılık ettiğinde ..." Tom gözlerini devirmişti.

".. Senin bana olan planını biliyordum. Beni bayıltarak zindanlara taşıyacak , kimin daha güçlü olduğunu göstermek , korkutmak ve ders vermek istemiştin..." gözleri şimdi daha da açıktı konuşmak istiyor gibi dudakları açılıyor ama sonra kapanıyordu.

"... Bende bunu bildiğimden senden uzaklaştım. Tokat için çok özür dilerim. Ama tanımadığım biri öyle mesafesini , haddini aşarsa rahatsız oluyorum..."

"... Sonra seni bırakıp bu planı gerçekleştirmemek istedim. Ama sen peşimden geldin. Tuvalete kadar . Seni bayıltmak ve hafızanı değiştirmek zorunda kaldım..."

"... Eski okulumdan da önce , yani sihir yeteneklerimi keşfettiğim zaman şifa ile ilgileniyordum. En çok da bu alan üzerinde ilerledim. Bir sürü araştırma yaptım. Etrafı gezdim..."

"... İyileştirmek benim için durdurulamaz bir tutku. Bir hastalık veya başka bir şey görürsem iyileştirmeden duramazdım.."

"... Sen bayıldığında senin hasta olduğunu davranışlarından anlamıştım. Sen bayıldığında , iyileştirme dürtümü durduramayarak tedavine başladım..."

Tom , şimdi ağzı kapalı olsa da şok içinde şaşırmış ve kafası karışmış büyük bir ilgiyle beni dinliyordu.

".... Senin kanında kalıtsal bir hastalık vardı . Türünü bilemiyordum ama özelliklerini sıralayıp tedavisi ne olacağını belirlemiştim. Tedavin üç gün sürdü. Kimse senin yokluğunu fark etmedi çünkü onun için de bir büyü yapmıştım..."

Kısa bir duraksamamdan sonra Tom donmuş şekilde bana bakmayı sürdürmeye devam ediyordu. Gözünü bile kırpmıyor benim aniden ortadan kaybolacağımı düşünüyor gibiydi.

"... Seni tamamen iyileştirdim. Ama ben lanetlendim . Bunun sebebi hakkında hiç bilgim yok. Yani o gün sana kötü bir şey yapmadım. Aksine , seni parçalayacak şeyden kurtardım. Bakıyorum da bazı temel şeylere devam etmek gerekiyor."

Şok içindeydi. Bu itirafımı beklemiyordu. Planladığı gibi gitmediği aşikardı. Benim hakkımda bu orman gezisi için planları olduğu aşikardı. Planının ne olduğunu biliyordum. Ama bu itirafımla birlikte bozulmuş suya düşmüştü.

Gözleri hafifçe sulanmış , düşünceliydi. Duyguları kalkıyor iniyordu. Bir tane daha geçirebilirdi. Ağzını açıyor ama sonra kapıyordu. Şu anda bile çok gergindi.

Ayağa kalkarak önüne geçtim. Hareketimi saliseliğine takip ediyordu. Ama kilitlenmiş gibi konuşamıyordu. Gerginlik onu kilitlemişti. Hepsi benim suçumdu. Ara kontrolleri yapamadan bir ay yatmıştım. Şimdi bu itirafı yapmam zorunlu hale gelmişti. Yoksa daha kötü olacaktı.

Bir kolumu sol omzundan diğerini de sağ omzundan sararak ona sarıldım. Bugün çok ileri gitmiştim. Üstelik daha ormana bile girememiştik .

" Beni öldürebilir veya sinirden asa atabilirsin. Bu düşünceler geçmen normal . Benim hatam . Özür dilerim."

Eli , tereddütle hareket ederken gerginliği azaldığını fark ediyordum. Sağ elimi , dalgalı saçlarının üzerine koyarak hafifçe okşadım.

Ellerini belime sarmamıştı ama hafifçe tutmuştu.

"Bana neden bunları anlatıyorsun?"

Yüzüne bakmak için hafifçe çekilirken aniden kollarını belime sararak kendisine bastırdı. Gözlerini ve yüzünü okumamı istemiyordu.

" Çünkü bu gerilimden çok sıkıldım. Yaptığım şeyi bilmenin hakkın olduğunu düşünüyorum. Yoksa böyle daha fazla kontrol dışı ataklar geçireceksin. Ve sen bana daha da düşman kesileceksin. Ve ben çok pişman olacağım."

"Anlamıyorum .... kendini böyle..... çok saçma ." diye mırıldandı. Kolları belime sarılı dururken kafasını omzuma yaslamıştı.

"Benimde sende anlamadığım çok şeyler var.."

"Olabilir." diye homurdandı.

" Bu halini düzeltebilmem içi...."

"Lütfen biraz böyle bekleyelim ... Bir kriz geçirmeden önce."

Uzun dakikalarca kafası omzumda sarılarak geçirmiştik. Bunun böyle olması gerektiğini düşünmemiştim. Sonra itiraf etmeyi planlıyordum. Çoğu doğru olmasa da tamamı yanlış da diyemezdik. İyileştirme alanında yönelmiştim. Gezmiş çalışmıştım. Sadece ... geleceği her şeyi bildiğimi söylememiştim. Uzun dakikalar sonra sessizliği bozmuştu.

Kafasını omzumdan kaldırarak belime sardığı kollarını gevşetti. Hafifçe geri çekildim.

" Bu ... nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum ama yaptığın hatayı düzelteceksin."

Yüzü , eskisi gibi sert değildi. Gözleri artık daha da farklı bakıyordu. Yüzümde kocaman bir gülümseme belirerek güldüm. Bu gülüşüm sahte değil gerçekti. Tom'un yüzündeki sert ifade hafifçe yumuşamıştı ama yerine mükemmel oyunculuğu girmişti

" Sana neler olacağını bilmen gereken her şeyi anlatacağım. Ormanda yürüyüş yaparak ."

Bölüm sonu

1 yorum