*Yoğun siyah ile yazılan her cümle ya gelecek , ya geçmiş ya da kızın gördüğü görüntülerden oluşmaktadır.*
İyi Okumalar.
İçimi kavuran ateş başlarda kavurucu ve kurutucu yavaş bir acıyken artık acı sadece bir sızıdan ibaretti. Acımın sızıya dönüşmesini de gece yarısı beni ziyaretinde bulunan ziyaretçime borçlu olduğumu , bu kötü halimle bile farkındaydım.
Ziyaretçimin , normal bir insanda olmadığının da farkındaydım. Yanı başımda otururken hissetmiştim bunu. Daha önce onu fark etmemem de büyük bir tehlike yaratıyordu. Ama şu anda büyük bir tehlike değildi ziyaretçim. Sadece önlem alınması gereken çıkıntılardan biriydi.
Yanıma gelmiş , oturmuş ve ruhumu okumaya çalışmıştı. Hayır , okumaya çalışmamıştı girmeye çalıştı desek daha doğru olurdu.
Yinede kimse benim aklıma giremeyeceği gibi ruhuma da giremezdi . Yine de pes eden bir kişiliği olmadığı kesindi.
Ne kadar bedenime hakim olamasam da bazı yeteneklerime odaklanmak çok daha kolaydı artık.
Uzun dakikalarca ruhuma girmeye çalışırken bende ziyaretçimin geçmişini bulmaya çalıştım.
Zaten o anda nasıl bir kişiliği olduğunu , neler yaptığını ve neler yapabileceğini ezberlemiştim bile.
Bu çocuk her ne kadar sıradan biri gibi gözükse de bir lütuf aynı zamanda lanet olan bir özelliğe sahipti. Zaten bunu ruhumu okumaya çalışırken yeni öğrendiğim bir şey değildi.
Şaşırmasam da dikkatimi çeken şey ise çocuğun benim gibi bu dünyaya tam olarak ait olmamasıydı.
Yani , erkek bir koruyucu olma ihtimali vardı.
Evet , buraya gelme amacımı ve ne olduğumu artık neredeyse biliyordum. O ismim yazılı kavanoz benim seçildiğimin bir işaretiydi.
Her seçilen koruyucular bu gibi olayla karşılaşdıklarını , gezerken arkalarında bıraktıkları günlüklerden öğrenmiştim.
Koruyucular , vücutlarında kendilerine has ama her koruyucu ile benzer doğum lekeleri yani dövmeleri ile işaretlenirdi.
Doğal yetenekler ise , her koruyuculara özel verilen yetenekler değildi. Aslında bakılacak olursak geçmiş ve gelecek birbirine girmişti. Zaman kavramı karmaşıktır. Şöyle oluyor ki benim annem bir koruyucu üyesi olabilirdi ve onun ataları yani anne tarafları da koruyucu ise torun da koruyucu olarak seçilmesi yüksekti özellikle koruyucu olarak seçilen ve ataları kendilerini genetik nesillere aktaracak yetenekleri kazananlar ise paha biçilemezdi .
Yani , benim annem de benim gibi uzun zamanlar sihirsiz yerde yaşamış seçilmiş ve bu dünyaya gelip bütün belalarla uğraşmış oluyordu.
Buraya ait bir ailem olması fikri beni germişti. Çünkü ne bulacağım hakkında bir fikrim yoktu. Şu anda gerçekleştirmem de imkansızdı.
Yine de önemli dönemlere göre ailemin bulma dönemlerini çıkarmıştım bile. Çok geriye gidemediğimden Grinddelwart döneminde başlamıştım. Bu dönemde , o aile üyem benim büyük annem oluyordu. Ondan sonra ise aklıma Marope geliyordu çünkü gelecekte en büyük kara büyücüsü olacak insanın annesiydi. Sonra ise ben ondan sonra ise Potter'lar ondan sonra Harry. Böyle sürüp gidiyordu.
Yine de aile üyeleri hakkında bilgi toplamak imkansıza yakındı çünkü geçmişle ilgili kaynak bulmak sınırlıydı. Ayrıca bir koruyucu olmak çok tehlikeli bir işti. Şu anda omzumda ki laneti gösterirsem ne demek istediğimi kanıtlamış olurdum. Yani , annem beni doğurmadan önce ölmüş olma ihtimali çok yüksekti.
Ziyaretçimin derin hatıraların içinde bir anı bulmuştum sonunda. Uzun uğraşlar verdiği aile sırrını keşfetmesinde yardımcı olmak ve yeni ipucu vermek için hala benim ruhuma girmeye çalışırken ona gösterdim.
Tepkisi , gözlerinden şokla okunuyordu. Ne düşündüğünü de çok iyi biliyordum. Aslında düşünmemesine şaşırmamıştım çünkü bende öyle düşünürdüm. Biri hamile bir anne diğeri de bir kadın aralarında iki tane bebek olması .... kardeş olduğumuzu düşünüyordu.
İleride de bu konuda beni deşeceği kesindi. Ben , ailem hakkında bu görüntüde en ufak bir kanıt bulamadığım için rahattım.
Düşüncelerden sıyrıldığında cebinden şırıngaya benzeyen bir şey çıkartıp koluma batırdı.
Böylelikle , omzumdaki laneti yapan ve peşimde dolaşan köstebeğin olduğunu da kanıtlanmıştı.
Tedaviyi aldıktan sonra acım kesilmişti. Artık gözlerimi açabiliyordum . Bana bakan sağlık görevlisi kadın da kendi tedavisinin işe yaradığını düşünüp sevinmiş ve gururlanmıştı. Aslında yaptığı tedavi bir işe yaramıyordu o tedavi değil geciktirme formulüydü. Yani benim kullandığım ama hiç işe yaramayan o iksir.
Yatakta enerjimi toplamaya başladığımda artık doğrulabiliyor ve bir şeyler yiye biliyordum. Aynaya baktığımda çok zayıfladığımı fark etmiştim. Anoreksiya olmama ramak kalmıştı. Ama her zaman almakta zorluk çekmemeşimdir.
Madam Dixie , her ne kadar toparlandığımı görse de dışarı çıkmama izin vermiyordu. Bu da Tom'un sinsi planlarını öğrenmemi engelliyordu.
Dışarıda yaşananları öğrenememek büyük dezavantajdı. Çok zaman geçmeden zaten hemen çözümünü bulmuştum.
Hogwarts da uzun senelerdir ev cinleri çalışırdı. Onları kullanmak istemesem de ihtiyacım vardı. Ayrıca bavulumun dibinde ki hayvanları besleyecek kişilere ihtiyacım vardı.
Ev cinlerinden , hayvanlarımın bakımında yardım alırken o derin ormanda bulduğum beyaz ve siyah yılanı yanıma aldım.
Bu iki güzellik , zor bulunan cinstendi. Güç ve iyiliğin sembolüydü. Akıl ve kalbin sembolü. Bana çatal dilini öğrettikleri gibi her türlü yardım için de yanımdalardı artık.
Onları gözlerim olmaları için yardım istemiştim. Böylelikle , her uyuyormuş gibi gözüktüğümde ben onların gözünden görebiliyordum.
Okul da , benim yaralandığım yayılmıştı elbette. Öğrenciler okulda bir katil olduğunu düşünüyordu. Profesörler ise yapılan büyünün sadece yaratıcısı ve onun soyundan gelenlerin yapabildiğini söylüyorlardı .
Panoptikon soyadını , okula gelen seherbaz'ın aklından gömüştüm. Aile hakkında bildiklerim atalarının yaptıkları kötülüklerle sınırlı olsa da bu döneme kadar yaşadıklarını bilmiyordum.
İşte bu Tom Riddle'dan sonra tehlike arz ediyordu. Çünkü bu aile yaptıkları saplantılıklar ve sapıklıkları ilke edinmişlerdi.
Yine de , onları kllanabileceğim yerler de vardı. Ailemi bulabilirdim. Onlar gibi kötü insanlarla karşılaşmış olmalılardı. Özellikle yaşayan yaşlı üyeleri varsa.
Tom Riddle , arkadaşlarım Cedrella Black ve Olivia Avery'i rahatsız etmesi için Cedrella'nın ikizi Callidore Black ve Olivia'nın kuzeni Tad Every'i görevlendirmişlerdi.
İkisinin süzme salak olduğunu düşünüyordum. Yaptıklarının ne kadar zekice olduğunu bilsem de .
Ben hastane kanadında sıkışıp kaldığım sürede Cedrella ve Olivia'yı rahatsız edecek çok kötü şeyler yapmışlardı. Ama cezalarını almışlardı. Hatta Tad Quidditch takımından bile atılmıştı.
O kadar çok kin dolmuş ve hırslanmışlardı ki son yapmak istediği şeyleri gördükten sonra artık hastane kanadında duramayacağımı karar vermiştim.
Böylelikle Madam Dixie'yi büyük bir ustalıkla ikna etmiştim.
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Kesin gözlerim , Justus Rosier ve Fulcran Lastrange'in üzerindeydi . İkisi ne kadar başarılı olsalar da iksir dersinde başarısız oldukları için ek ders almak zorundalardı ve bizimle birlikte ders alıyorlardı.
Sert cümleme ve yüzümdeki yumuşaklığa karşın bir adım gerilemişler saldırmaya hazırlanan dağ aslanı gibi omuzlarını hafifçe öne doğru çıkarmışlardı.
Gözlerimi Cedrella ve Olivia'nın parlayan mutlu gözlerine çevirip göz kırptıktan sonra konuşmama devam ettim.
" Sonuçta , daha yeni uyandım sayılır ve bu masa benden fazlası için kişiye yer yok maalesef. " ardından kızlara kafamı eğerek sesli şekilde fısıldadım.
"Ben fazla yer kaplarım da ." ikisi de bu hareketime gülmüşlerdi.
Kafamı çevirdiğim de Malfoy ve onun yanında ki kızın mutlu yüzlerini fark etmiştim . Ve onun bir uzağında şoktan put gibi dona kalmış Tom Riddle'ı.
Beyaz teni daha da beyazlamıştı , gözleri inanamazmış gibi duygu belirtisinden yoksundu ama sıranın altında ve cüppesi'nin gizlediği eline bakılacak olursa sinirden ama şaşkınlıktan donakalmıştı . Yeni duygunun da gözlerinde yer aldığını fark etmiştim.
Yanıma geldiği zaman lanetimin ciddiliğini görmüştü. Sonraki haftalarda da yayılan dedikodularla birlikte kurtulamayacağımı öleceğimi kendine inandırmıştı kendine.
Şimdi hiçbir şey olmamış gibi gelmem onu buz kesmişti.
İçten içe gülmeden edemedim. Tom'un zayıflıkları küçümsedikleriydi. Bunun yüzünden yeniliyordu. Ama diğer insanlar onun dış görünüşüne ve yansıttıklarına o kadar beyinleri yıkanmışlardı ki bu zayıf noktalarını göremiyorlardı.
Bundan sonra beni küçümseyeceğini düşünmüyordum.
Bakışımı fark eden Tom Riddle , donmuş görünümünden yavaşça sıyrılarak sanki hiçbir şey olmamış gibi kafasıyla selam vermişti.
Zümrüt yeşili gözlerini benim kahve gözlerimden ayırarak yanımda duran Justus Rosier ve Fulcran Lastrange'e çevirdi.
Tom'un bakışlarını gören Justus ve Fulcran hızla yanımızdan uzaklaşarak başka sıraya yerleştiler. Bende kızların yanına yerleşerek kazanımı ve malzemelerimi hazırlamıştım.
Malzemelerimi hazırlarken de göbeği çıkmış ama ona çok tatlı bir amca görüntüsü veren Profesör Slughorn gelmişti.
Beni görünce ilk önce dona kalsa da sesi her yeri kaplayacak şekilde gürledi.
" Ahh ahh ahh! Freya! Seni gördüğüme çok sevimdim kızım! Son gördüğümde epeyce hastalanmıştın!"
Hafifçe kıkırdadım.
" Evet profesör. Ama artık iyiyim. Sizleri endişelendirdiysem çok özür dilerim. Ama artık..."
Gözümün kenarını hafifçe bana hararetle dik dik bakan Tom'a . Sonra tekrar bay Slughorn'a çevirdim. Bunları yaparken dudağımın kenarında hafif bir gülümseme vardı.
".. Eskisinden de daha güçlüyüm. "
Profesör Slughorn , gururla karnını şişirdi.
"Senin gibi zeki bir kızın yapamayacağı şey yok elbette! Bir ay geciktin sorun olmaz değil mi?"
Bu sefer sesli şekilde kıkırdamıştım. Bu hareketim , beni sevmeyenler tarafından kendini beğenmiş ama benden hoşlananlar tarafından sevimli bulunacağım bir gülümsemeydi.
"Merak etmeyin profesör ben her zaman ilerden başlamışımdır . Size yetişeceğimden şüpheniz olmasın."
Profesör Slughorn , gururla ve neşeyle el çırptı.
"İşte bu! Örnek öğrenci! Hogwarts'ı birincilikle temsil edeceğinden hiç şüphem yok! Elbette sende Tom senin de yeteneklerin küçümsenemez."
Tom , yalandan olduğunu çok iyi bildiğim ama profesör için tatmin edecek bir gülümseme göndermişti.
"Evet! Çocuklar şimdi çok önemli yeni bir iksire geçme vaktimiz geldi bile. Yanılsama iksirini yapacağız. Hafta sonu da can veren iksirin malzemelerini bulmak için karanlık ormana gideceğiz. İki hafta sonra da iksiri yapmaya başlayacağız .Şimdi tahta da yazan malzemeleri hazırlamaya ve yapmaya başlaya bilirsiniz."
Tom ile son kez gözlerimi çevirdiğimde kıskandığını açıkça fark etmiştim. Ama yeni fark ettiğim şey ise bunu bana belli etmemeye çalışmasıydı. Hatta benden gözlerini kaçırıyordu.
Onu tedavi ettikten sonra belirtiler olarak aşırı duygu taşması yaşayacağını düşünmüştüm. Ahh elbette . Duygu taşması sadece ama sadece en nefret ettiği kişi ile karşılaştığında ortaya çıkıyordu. Ron Weasley'nin boynuna taktığı o hortkuluk kolyesi gibi.
Yeni iyileşenlerin yaşaması gereken huzur kısa sürede olmayacaktı.
Beni özlediklerini fark ettiğim Cedrella ve Olivia birden bire konuşmaya başlayarak yaptıkları şeyleri , aldıkları kararları ve duygularını anlatmaya başlamışlardı.
Bir yandan benimle sohbet etmeye çalışıyor bir yandan da yardım etmeye çalışıyorlardı. Onlara bende artık hiçbir şey olmadığını iki kolumun da işe yarar durumda olduğunu söyledim.
Ne kadar yardım etmek isteseler de malzemelerime dokunulmasından hoşlanmıyordum. İşime karışılmasından da nefret ederdim.
Yine de endişeli oldukları halde dediğimi yapıp kendi kazanları ile ilgilenmeye devam ettiler.
Benimle konuşmayı çok isteseler de iksirleri onları o kadar meşgul ediyordu ki bir süre sonra sessizliğe bürünmüşlerdi ister istemez.
Bende kazanımla ilgileniyor malzemeleri ayırıyor sonra zamanında ekliyordum. Yanılsama iksiri aslında benim için çok kolay bir iksirdi.
Daha önce yapmış olduğumdan veya herkes den ileri olduğumdan mıdır bilmiyorum ama bu ders bana çok sıkıcı gelmişti.
Kısa süre sonra da iksiri bitirmiştim. Profesör Slughorn'a bitirdiğimi söylediğimde , başarısız olan ve zorlanan bir kaç öğrenci şaşkınlıkla kafalarını kazanlarından kaldırmışlardı. Malfoy'da ise sevimli bir gülümseme vardı. Tom Riddle ise benim tarafıma hiç bakmıyordu. Bugün onun sınırlarını yeterince zorlamıştım. Profesör iksirimin başına gelip kontrol ettikten sonra büyük bir sevinçle beni övmüştü. Ardından Tom da bitirdiğini söylemiş Profesör'de onun yanına gitmişti.
Profesör Slughorn , saatine baktı.
"Evet ! Kazanlarınızdan uzaklaşın bakalım! Zaman doldu!"
Herkes derin nefesle nefes vererek , hazırlanırken Profesör tekrardan konuşmaya başladı.
"Evet çocuklarım! Hafta sonu karanlık ormana gideceğimizi söyledim siz iksirlerinizi yaparken düşünüyordum da karanlık orman bir sürü tehlikeler ile dolu ve malzemeler kısıtlı . Bu yüzden aranızda iki en fazla dört kişilik takım kurmanızı ve bu iksiri birlikte yapmanızı istiyorum. Şimdi gidebilirsiniz!"
Ben eşyalarımı çantama yerleştirirken , masaya gelen ışığı kaplayıp gölgesini düşüren ve cedrella , Olivia heyecanlı konuşmasını kesen biri olduğunu fark ettim.
Yanıma gelen kişinin Tom Riddle olduğunu gördüm. Aklımda ise tek bir şey vardı ' Bu çocuğun boyu çok uzun.'
"Bir şey mi istedin Tom?" dedim sakin sesimle. O yaşanan olaydan önce ne yapmaya çalıştığını unuttuğunu düşünmüyordum.
Kafasını salladı.
"Hafta sonu iksir malzemelerini bulmak için karanlık ormana gideceğiz. Sende bilirsin ki o iksir yapmak zor olduğu kadar malzemeleri bulması da çok zordur. Senin yeteneklerin de göz ardı edemeyecek kadar ...." sanki söylemekte zorlanıyormuş gibi yutkundu.
"...Güçlüsün . Bu yüzden birlikte çalışmalıyız .... diye düşündüm. Benimle birlikte.... çalışır mısın?"
'Bu cümleleri zor toparlayacak kadar benden nefret ediyor ...'
Etrafımızda hızla toparlanan insanlar bizim konuşmamız ile yavaşlamışlardı. Ama ben gözlerimi Tom'un zümrüt yeşili gözlerinden çekmiyordum.
Yüzüme yandan bir gülümseme yerleştirerek kafamı hafifçe eğdim. Sonra kirpiklerimin altından gözlerine bakmayı sürdürdüm.
"Birlikte çalışmayı bende isterim."
Kafa salladı ardından ona bakan insanları umursamayarak kapıdan hızla çıkıp gitti.
Yaşadıklarımızı ikimiz de hatırlıyorduk. Onun sinsi planını fark ettiğimi oda biliyordu. Önlem aldığımı da fark etmişti. Beni kovaladığını lanetler atıp düello ettiğimizi de net hatırlıyordu.
Şimdilik , sadece bir an için Kısa ömürlü ateşkes ilan etmiştik...
