İçeriğe geç

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 24 · 8 dk okuma

Akıl ve kalp - Tom Riddle fanfic

Bölüm 24

Ruh Okuyucu

İyi okumalar

Hogwarts'a geleli üç hafta olmuştu. Dersler yoğun profesörler sıkıcıydı. Okul her zamanki yerini almaya başlamıştı.

Ama öğrenciler , bu sıkıcı maratonun arkasında yaşanan endişelerden habersizlerdi.

Freya , neredeyse bir haftadan fazla süredir hastane kanadında yatıyordu. Bayıldığından beri gözlerini açmamıştı. Durumu eskisine göre artık kötüleşmese de iyiye de gitmiyordu.

Neyse ki sivri bir zekaya sahip Madam Dixie lanetin ne olduğunu çözmüş ve tedaviye başlamıştı. Yoksa kız şimdiye ölmüştü.

Slytherin , yani kızın binasında olan öğrenciler ve ortak iksir dersi alan Gryffindor'lular kızın başına gelenlerin neler olduğunu merak ediyor ve endişeleniyorlardı.

Bu meraktan ve endişeden yoksun sadece biri vardı. Ciel Christian Giovanni.

Uzun zaman önce zaten bunun yaşanacağını çok iyi biliyordu. Çünkü olanları bizzat yaşamış ve görmüştü.

Tom Freya'yı kandırıp cezasını vermek için zindanlara kitleme planından sonra içine kötü bir his doğmuştu.

Kendisi ilk ve değerli ölüm yiyenlerden biriydi. Lorduna olan sonsuz saygısı ile bilinirdi ve bu gelen yeni kızın Tom için hiç de iyi planları olduğunu düşünmüyordu.

Kızı defalarca Tom'a bakarken veya etrafını incelerken görmüştü. Üstelik en önemlisi ise kullanılmayan kızlar tuvaletine giriyor ve kapıyı kilitleyerek içeriden sesler gelerek gizli gizli işler çeviriyordu.

Tom kızın yanına planını gerçekleştirmek için giderken bu planın başarısız olacağını düşünüyordu.

. Beden dilini okumakta üstüne yoktu. Özellikle olacakları önceden bilmek ve hissetmek içinde alarm etkisi yaratıyordu.

Bu özel yeteneği sayesinde Tom ilk ölüm yiyen olarak onu seçmişti. Kimin güvenilir olduğunu veya doğruları söylediğini yada ne planladığını bilmek için o yer alırdı.

Her zaman da başarılı olurdu. Hiç yanıldığı olmazdı.

Kızlar tuvaletini Tom kızı oyalarken incelemiş ama bir şey bulamamıştı . Gizli odalar yarattığını her şeyi oraya sakladığını düşünüyordu.

Ama düşündüğünü gerçekleştirmeye zaman bulamadı , çünkü tuvaletin önündeki açıklıktan Tom ve Freya'nın hızla koşuşturduklarını görmüştü. Hem de kızlar tuvaletine.

Christian , Freya'nın davranışlarını şüpheli bularak kızlar tuvaletinin köşesine kendisine hayal bozan büyüsü yaptı. Böylece kız onu fark etmeyecekti bile.

Sonra kız kızlar tuvaletinin içine girerken arkasından Tom içeriye girdi. O anda Christian kızın ne yaptığını anlamıştı. Tom Riddle'ı tuzağa çekiyordu ve orada ne hazırladıysa Tom üzerinde kullanacaktı.

Çevik hareketle kızın yaptığı kilitleme büyüsünü kırdı. O sırada Tom yaptığı lanet kızın omzunun üzerinden geçip kendisinin omzuna çarparken oğlanda kızın sağ omzuna daha önce hiç kullanılmamış yani şimdiye kadar fazla kullanılmamış bir lanet gönderdi.

Lanet kıza isabet ettiğinden emin olduktan sonra kapıyı kapatmış ve kilitleme büyüsü yapmıştı.

Christian , bunu yapmasının birçok sebepleri vardı. İlki , Tom kızın peşinde ona lanet göndermeye çalışırken çok sinirliydi. Eğer Tom bu kadar odaklanmış ve canavar hale bürünmüşken kızı bayıltırsa ceza alır ilk ölüm yiyen olmasına bakılmadan en alt kademeye inerdi.

Tom , özel olarak seçtiği ve hedef aldığı insanla çatışır veya onun için planlar yaparsa ve başka biri izinsiz karışırsa cezasını verirdi. Karışanın da hedefin de.

Christian bunu göze alamamıştı.

Yaptığı lanet ise kaldığı ailenin komşusu olan ve onun büyücü olduğunu fark eden ve onu büyük bir ilgiyle yetiştiren yaşlı bir büyücü tarafından öğretilmişti.

Kendisi evlatlık olduğu için ona kendi ailesinde bir kan bağı olabileceğini ve kendi oğluna çok benzediğini de eklemişti.

O deden bir çok bilgi , büyü ve daha çok şeyler öğrenmişti. Eğer o olmasa kendisi hakkında pek bilgisi olmayan ve şu anki güzel statünün aşağısında ezilen biri olurdu.

O yaşlı adam ona çok şeyler katmıştı. Evlatlık verilen aile evini alevler içinde bıraktığında bile ona yardım eli uzatmış ve başka bir eve geçmesini kolaylaştırmıştı. Ama hiçbir zaman kendisini evlatlık almamıştı.

Oysaki onu torunu olarak bakmasını çok isterdi. Onun dışında onun ailesi ile hiç tanışmamıştı.

Slytherin masasında oturmuş yemeğini yerken bir yandan da kitabını okuyordu. Ama gözleri kimsenin fark etmediği şekilde çevresindeydi.

Dikkatini Freya ile takılan Olivia ve Cedrella'ya takıldı. Christian'ın bakışlarını fark eden Tom Riddle gözlerini sorarcasına onun gözlerine dikti.

Sadece kafa sallamakla yetindi. Sonra ise çantasını alarak büyük salondan çıktı. Arkasından da Tom geliyordu.

Karanlık köşeye geldiklerinde durdular . Etraflarında kimse yoktu.

" Yeni bilgiler var mı ? Giovanni." sesi her zamanki gibi soğuk ve katıydı. Ama onun arkasında Tom'un patlamakta olan ve daha önce yaşamadığı duygu yoğunluğunu hissedebiliyordu.

Christian ela gözleri genelde soğuktu. Ama şimdi büyük bir sinsilikle parlıyordu.

" Kızın iki tane arkadaşı var . Hep takıldığı . Cedrella ve Olivia. Onlar sizin şişeleri aldığınızı ve ne için kullanacağınızı araştırmışlar ve sizin herhalde biricik arkadaşlarını bir şey yapacağından korkmuşlar... Lordum."

Tom Riddle duygusuz bir şekilde dinledi ve alayla omzunu silkti.

"O iki budalaya gereken cezayı Black kızına Callidore Black Avery kızına da Tad Avery versin. Gereksizlerle işim olamaz. Ayrıca senden istediğim şeyler var."

Chiristian dikkatle gözlerini Tom'Dan ayırmadı.

" Seni ilk ölüm yiyen yapan benim. Amacım yeteneklerini yerinde kullanmaktı . Her zamanda sorunsuz işlemiştir..."

"...Şu anda kızın başına gelenler , müdüre kadar çıkmış durumda . Bu artık daha da dikkatli olmamız gereken tehlikeli bir sorun haline aldı. Şu anda birçok öğrenci özellikle bizimkiler müdür ve profesörler tarafından sorguya çekildi. Kızın başına gelenlerin sorumlusu bulunmadan da durmayacaklardır. Bu yüzden kızı lanetleyen kişiyi bulmaya çalışırken bizim yaptıklarımız tehlike altına girebilir. Ama o gün kız dışında kimsenin bir bilgisi yok . Bu yüzden senden kızın yanına gidip aklına girmeni ve olanları almanı istiyorum. Sonuçta sen ruh okuyucusun."

Chiristian başını salladı.

"Evet ... Göreviniz anlaşılmıştır. Lordum."

Tom , cevabını aldıktan sonra umursamadan hemen çekip gitmişti.

------------------------------------------------------------------------

Christian bir ruh okuyucusuydu. Büyücülerin ve cadıların sahip olmak istedikleri ama asla sahip olamadıkları bir yetenek.

Ruh okuyucuları , zihin okuyuculardan çok daha geniş ve daha avantajlı alanlara erişebilirlerdi. Örneğin akıl hep kalıcı olarak kapalı kalabilirdi başkalarına ama ruh öyle kolay kapatılamazdı başkalarına.

Genelde geçmişte yaşananları , düşündükleri, yaşadıkları duyguları , kısacası geçmiş ve şimdiki hayatına geldiği yaşadığı hissettiği her şey kendisi o muş gibi hissedebilir ve yaşayabilirdi.

Çok nadir bulunan bir yetenekti ve büyücülerin - yada cadıların- asayla yada herhangi sihirsel nesneyle elde edilemezdi.

Doğuştan elde edilen bir özellikti.

Chiristian'ın kızın yanına gitmesi için üç gün geçmesi gerekti. O gün içinde kızın yanına gelenlerin saatlerini ve boş vakitlerini öğrenmiş yakalanmayacak her türlü bilgiyi elde etmişti.

Sonunda kızın yanına gittiğinde onun bir ölü gibi yattığını gördü. Ayakları ve elleri yavaş yavaş rengine dönse de hala bembeyaz ve solgundu. Dudakları kırmızılaşmaya başlamıştı . Nefes alışları da düzgündü.

Ama en büyük fark kızın suratına yayılan kök gibi siyah lanetti. Sağ omzundaki lanet büyümüş ve yüzüne yayılmıştı.

Yavaşça kızı süzerek yanına oturdu , derin bir nefes çekti ardından gözlerini kapattı . Ruhunu serbest bırakıyordu. Kızın ruhunu tatmak için.

Gözlerini açtığında göz yuvarlarının üzerine kaplayan sarı bir tabakayla kaplanmıştı.

Odaklanıyor , etrafında yayılan saydam bariyerle kızı çevrelemeye çalışıyordu.

O anda ilk defa birinin ruhunu zorlandığını fark etti. Ama pes etmeye niyeti yoktu.

Kızın ruhunda daha derinliklere girdiğinde bulanık hareketlikleri fark etti. Ama ne olduğunu anlamıyordu belki kız bile tam hatırlamıyordu veya çok iyi bir büyüyle korumuştu.

Sonra , aniden şimdiki zamana dönerek kızın görüsünün içine daldı.

Kız bir şeyler görüyordu ve yeteneğini kullandığı için o da onu görüyordu.

' Minik iki bebek , koyu saçlarını güzel şekilde bağlamış iki kadının arasında neşeyle oturuyor ve kahkahalar atıyordu. Birnci kadın , koyu kızıl dalgalı saçları yılan tokasıyla başlamış deve hörgücüne benziyordu. Yüzü siyah çillerle kaplıydı. Gözleri neşeyle parlıyordu. Onun karşısında oturan kadın ise karnı şişkindi . Bebeğinin doğmasına yakın bir anne adayıydı oda . Hamile kadın kuzgun karası saçları karşısındaki kadın gibi yılan tokayla topuz yapılmıştı ama kulağının arasına gül sıkıştırılmıştı. Neşeyle bebeklere bakıyordu o da . Bir yandan ağzı oynayarak karşısındaki kadına bakıyor bir yandan da birşeyler fısıldıyordu. Sanki iki kadın birer kardeş gibiydiler. Öz olmasada ruhları bağlıydı.'

Görüntü bittiğinde , Christian da transından çıkmıştı. Gözleri şaşkınlıkla açılmış kıza korkuyla bakıyordu.

"Sen kimsin ?" diye fısıldadı.

Az önce gördüğü görüntü hiç de hoşuna gitmemişti. Çünkü gördüğü bebeklerden biri ona çok benziyordu.

Aile konusunda kötü geçmişi olduğu için hiçbir şey duymak istmiyordu ama ruhu sanki hızla çekiliyordu kıza.

O anda kafasının içinden bir ses duydu.

" Ruhum senin ruhuna sesleniyor... Bir bağ var aramızda ama ne ?"

O anda bir an tereddüt etse de cebinden çıkardığı şırınga ile koluna iğneyi batırarak kıza ilacı verdi.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Edward Choi , daha önce görmediği kadar kalabalık ailenin yüzlerine teker teker bakma zahmetine girmeden gözlerini direk siyah saçlı kıvırcık kadına çevirdi.

Şu anda anladığı kadarıyla ölümün eşiğinde olması gibi bir şeydi.

Sessizliği bozan yine o oldu.

" Lanetin etkilerini siz çok iyi bilirsiniz. Neler yapabildiğini..."

Ardından yavaşça güldü.

"Ayrıca beni öldürürseniz , bütün suç yüzde yüz üzerinizde kalır."

" Öleceğinizi bilmenize rağmen mi geldiniz ? " dedi kıvırcık saçlı kadın.

" Sizinle uğraşan herkesin başına ölüm geldiğini bilerek geldim. Söyleyin cevabınız nedir ? Savunmanızı duymadım."

Duvara yaslanmış genç kadın adama konuşacak gibi olmuştu ama o sırada ailenin başı olan Zeus öne atılarak geçti.

" Bu dediğiniz lanet , sadece bizim yaptığımız doğrudur. Ama uzun sürelerdir hatta senden bile uzun senelerdir bu laneti gören ve yapan olmadı. Olsaydı bile bu laneti biz dışında şifasını da bilen yapanı da bilen yoktur. O yüzden genç bayım buraya bizim atalarımıza dayanan laneti olup olmadığını anlayamazsınız. Burada haksız sizsiniz. Üzerimize suç atıyorsun ."

Genç Seherbaz bu yorum karşısında güldü bir yandan da kendi kendine zekice diye mırıldanıyordu.

"Evet , emirler bazen hatalı olabiliyor . Ben zaten buraya anlaşmazlık için gelmedim. Sizden istediğim aranızdan bir üyenin Hogwarts'a gelip laneti tanımlaması ve kızı iyileştirmesi."

Yine bir sessizlik çökmüştü ama uzatmadan cevabı Zaus verdi.

"Evet evet ben gelirim . Sorun yok ."

Edward memnuniyetle başını sallayarak ayağa kalktı. Aile her hareketini takip ediyordu.

" Kutlamanızı böldüğüm için çok özür dilerim. Hepinize iyi geceler hanımlar ve baylar."

Şapkasıyla selam verdikten sonra kapının önünde bir süre sonra buharlaşmıştı.

Kıvırcık saçlı kadın Zeus'a yan gözle bakarken diğer tüm gözler ailenin en yaşlısına çevirmişti.

Zeus gözlerini devirerek tekrar özel yerine gitmek için koridordan geçip gitti.

"Sanırım tekrar gün yüzüne gelmemiz gerekecek. Bunun için dedenize teşekkür edebilirsiniz."

Alayla söyledi Bayan Panoptikon.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.