İçeriğe geç

Akasya |Yarı texting|

Bölüm 32 · 3 dk okuma

Akasya |Yarı texting|

Bölüm 32

Akasya

USB nin dolmasına az kalmıştı. Benim ise araştırma zamanıma çok daha azalmıştı. Ekranda birden beliren kırmızı eror kelimesi ile gözlerim aniden dolan USB ye çevrildi. Neyse ki Yiğit sistem kendini kapatmadan hızlıca belleği çekmişti. Elimi kalbime götürüp aldığım nefesi geri verdim. "Ucuz kurtulduk." Dedim.

Yiğit kafasını sallayarak beni onayladı.

"Bizi biliyorlar acilen çıkmamız lazım aksi takdirde yakalanırız."

"Evet ama sadece USB doldurduk başka bir şey öğrenemedik."

Doğru söylüyordu ama şuan bize karşı kullandıkları tehdidi kaldırmak daha önemliydi.

"Sorun yok ortadan tehdidi kaldırdık artık yapabilecekleri bir şey kalmayacak."

"Doğru."

Yiğitle birlikte hızlıca sistem odasından çıktıktan sonra kilit kısma koyduğu tel tokayı çektim.

Çektiğim an alarmlar arkadan kırmızı bir ışıkla çaldığı an panik bedenimi ele geçirdi.

"Lanet olsun!" Yiğitin arkadan ağzına bant yapıştırmak istemem haksızlık miydi?

"Şuan 'lanet olsun' cümlesi işe yaramaz. Daha fazla paniğe neden oluyorsun ve ben panik olmaktan nefret ederim!" Dedim bağırarak sesimin çıktığına emin oldum.

"Tamam tamam! Alarmdan daha cırtlak bir sesin var."

"İltifat olarak kabul ederdim ama ölmek istemiyorum o yüzden hadi."

Dedim koridorun sonunu göstererek. Yiğit önden hemen atılarak koşmaya başladı bende hızlıca arkasından geldiğimde telsizin konuşma düğmesine bastım. "Alaca timi! Beni duyuyor musunuz sınıra çıkış kapısına yönlenin geri çekiliyoruz! Fark edildik!"

Dedikten sonra düğmeden elimi çekip hızlıca koşmaya devam ettim. Umarım kimse yara almamıştı. Herkes iyiydi. Öyle olmak zorundaydı.

Sınır kapısına yaklaşmadan Onur ve Duyguyla karşılaştık. Onlarla birlikte sinir kapısına geçtiğimizde

Alperle Kuzey hala görünmüyordu.

Aklıma kötü şeylerin gelmemesi için engel olmaya çalışıyordum ama elimde değildi.

"Hala gelmediler."

Dedi Onur. Onu da ilk defa panik yaparken görmüştüm.

Demiri acilen arabalara biner binmez aramak zorundaydım. Onlarsız gitmek istemiyordum ama burda da açık av gibi beklemek aptallık olurdu lakin benim içim hiç rahat değildi. Önce gelenlerin onların olması lazımdı ama son bile değildiler. Kuşkuluydum ve ciddi bir şey olmuş gibi hissediyordum.

Herkes arabalara bindiğinde Onur ve ben Demire telefonla ulaşmaya çalışıyorduk.

Lakin burda normal telefon çekmiyordu.

Yine de bir umut denemekten zarar gelmezdi değil mi?

Hayatımda ilk defa sevdiğim değer verdiğim birini kaybetmek onun öldüğünü düşünmek... Kadar acı verici bir şey yoktu.

Demir Onurun elinde duran telefonu açtığında artık meşgul sesine tahammül edemeyeceğimi anlamıştım. "Demir! Alper ve Kuzey yok. Herkes arabada yara alan yok ama onlar yoklar. Sen yerlerini tespit edebilir misin?" Dedim tek nefeste.

"Onların yerlerini bulamıyorum. Üstlerinde olan cihazların konumları yok ama sizin derhal ordan çıkmanız gerekiyordu. Orta koridordan size doğru bir ekip geliyor hızlıca ordan ayrılın. Onlar için bir ekip yollayacağım merak etmeyin." Diyip telefonu kapattı.

Onlarsız gidemezdim. Birilerini arkamda bırakamazdım. Bırakmamalıydım. Ben onların komutanıydım ben yaşadığım sürece kimseyi bırakmazdım.

"Onur ben onlarsız burayı terk edemem kimseyi burda bırakmam. Olmaz."

Dedim. Kelimeler ağzımdan bir feryat gibi çıkarken göz yaşlarıma engel olamadım. "Akasya lütfen onlar için söz veriyorum döneceğiz. Onlar benim içinde aile gibi ama şimdi gitmezsek herkes için son olabilir." Ellerini sırtıma koyup beni kendine çektiğinde ona sıkıca sarıldım.

Onur hep vardı benim için ve olacaktı. Abi gibiydi aileydi. Bir abimin olmamasını mesele etmezdim o yanımdayken. Ben onda bunu görmüştüm.

Onu da herkes gibi asla kaybetmek istemezdim. Haklıydı gitmek zorundaydık.

Herkes için en iyisi buydu ama bir yanım her türlü yanıyordu.

Kafamı hafifçe salladım. " Tamam gidelim."

Emek vererek yazıyorum destek olur musun 🪻🌌

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.