Saat ikiyi geçmişti bile zaman hızlı geçtikçe daha da korkutucu oluyordu.
Ceyda yine Kuzeye yapışmış bir şeyler anlatırken ben orda oturmuş her şeyi düşünmeden edemiyordum.
Yiğit ise kısa bir süre önce yanıma geldiğinde arkada duran kalasa kalçamızı yaslamış oturuyorduk.
"Onlar sevgili mi?" Dedi Yiğit. Demek ki oda fark etmişti ama Kuzey... kıt beyinliydi biraz. Fazlasıyla.
"Hayır." Anladım dermişcesine kafasını aşağı yukarı salladı.
"Onları boş ver şimdi sen nerelisin nasıl birisin biraz kendinden bahset." Dedim ona bakarak. Kollarımı göğsümde birleştirip ona döndüm.
"Pekala psikoloklukla sorgu sualin bir arada olduğu bu ortam da kendimi kötü hissetsem de anlatabilirim galiba." Dediğinde hafifçe gülümsedim.
"Aslen Ankaralıyım otuz üç yaşındayım evli değilim çocuğum da yok-" son verdiği ayrıntıya güldüğüm de oda bana gülümsedi.
" Teğmenim ailemin istememesine rağmen bu yola adım attım namımı daha seçmedim hobilerim silah tut-" sözünü kesmek için koluna dokunduğum da gülmeden edemedim.
"Sonuna gerek yok liseli ergenlerin tanışma süreci gibi olucak." Kafasını salladı.
Elimi kolundan çektiğim de pardon anlamında söylendim.
"Sen bahset kendinden psikolog."
"Benim hikayem biraz karışık ailemin ölümü için intikam almak istiyorum yıllarca bunun için eğitildim. Sonra bu timle karşılaştım işte yollarımız kesişti."
"Üniversite?" Dediğinde o ayrıntıyı atladığımı fark ettim. Hayalimdi orası müziğin tınlaması ritmi huzuru her şeydi ama bir nokta da bırakmak zorundaydım.
"Konservatuar şan bölümü okuyordum."
"Vay demek sesin güzel."
Kafamı salladım.
"Herkesin farklı bir kulağı var kimine göre kötüdür."
"Hadi bana biraz şarkı söyle o zaman içimiz rahatlasın."
"Söyleyemem. Utancımı bir türlü yenemiyorum."
"Hadi ama gözlerini kapatırım istersen lütfen."
"Kesinlikle hayır o zaman daha çok utanırım." Diyince kafasını yana yatırıp üzgün surat yapmaya çalıştı.
"Peki o zaman bir gün elbet." Gözlerimi kırptım.
Ölmezsek.
~Kuzeyden
Ahu. O her zaman haklı olmasa da bazen olabiliyordu ve tutacağı zamanı bulmuştu.
Ceyda hakkında ki düşüncelerin de yanılmıyordu.
Keşke yanılsaydı.
Yaptığı şey olanaksızdı. O benim kız kardeşimdi. Küçüklükten beri böyleydi ne bir şey hissetmiş ne de söylemiştim. Ona o gözle bakmazdım.
Bunu onla konuşmam lazımdı ama nerden nasıl girilir bilmiyordum. Sahi bu konular konuşulur muydu?
Ceyda anlattığı küçüklük anısını bitirdiğinde bana baktı.
"Ceyda senle biraz konuşabilir miyiz?" Onaylar gibi gözlerini kırptı.
Hala burda oturduğumuz fark edince ayaklandım.
" Yanlız." Dediğim de o da ayağa kalkıp yanıma geçerek yürümeye başladı.
Bankları geçtiğimiz de çimenlik alana geçip oturduk. Bu konular silah tukmaktan daha zordu.
"Evet seni dinliyorum."
Kendimi ne kadar hazır hissetmesem de belki geri dönüşüm yoktu o yüzden bunu yapmak zorundaydım.
" Biz senle küçüklükten beridir tanışıyoruz ve abi kardeş gibiyiz-" biraz durup tepkisini yakalamaya çalıştım. " Yani ben seni kız kardeşim gibi seviyorum senin de öyle olmanı bekliyorum. Öylesin değil mi?"
Bir yanıt bekledim ancak yüzüme sadece baktı.
Sanki içinde bir şeyleri yok etmeye çalışıyordu canı acıyordu. " Bende bunu söylemek istiyordum.
Bende yıllardır senleyim biliyorsun zaten kardeş gibi büyüdük. Bende seni abim gibi gördüm ama büyüyünce öyle değildin.
Kuzey ben seni seviyorum. Biliyorum çok zor belki ama bir şansımız olabilir ben buna inanıyorum ben seni istiyorum Kuzey." Elini elimin üstüne koyup sıktı. Söylediği her cümle yıkılış gibi gelirken ellerim terledi.
" Ceyda ben seni kardeşim gibi görüyor ve duygularını da anlıyorum ama Akasya..."
Elimi onun elinin üstünden çektim.
"Dur lütfen bir şey söyleme onun hakkın da lütfen bu mantıklı gelmiyor." Kendini avutmaya çalışıyordu.
"Ben Akasyayı seviyorum ona aşığım. Ceyda ben biz olamayız."
Gözlerinin dolmaya başladığını görünce ona teselli verip sarılmak istedim. Lanet olsun ben ne düşünüyordum böyle kızı ben üzmüştüm şimdi de ben mi toparlayacaktım.
Bir anda ayağa kalkıp koşarak uzaklaştığın da arkadan seslenmeme bile vakit kalmamıştı.
Emek vererek yazıyorum destek olur musun 🪻🤍