Oy ve yorumlarınızı bekliyorum dostlar.
Keyifli okumalar♥️
Kuzey'i kendimden uzaklaştırmayıp ona karşılık verişimle şaşırmış, parıldayan kara gözleriyle surat ifademi incelemişti. Gerçi, aramızda ki bu absürt ilişkiye ben bile şaşırmıştım. Görevi dahi olsa, sanki beni bu girdabın içine o atmamış gibi yakınlığına karşılık veriyordum. Ne yeri ne de zamanı olmayan bu durumumuzda bana teklif etmemesine rağmen, kendisini sevgilim ilan etmişti. Saklandığım bu sığınakta sık sık beni görmeye geliyordu. Bana olan ilgisi günden güne ona çekilmemi sağlıyor ama duygularımı fazla belli etmemeye çalışıyordum. Sonuçta hala ona ve ekibine olan bir kırgınlığım vardı. Neyse ki, sevdiğim insanlar korktuğum gibi bana ihanet etmemişti.
Defne defalarca benden özür dilemiş, gönlümü almıştı. Vay be, meğer yıllarca kendisini bana ve dışarı serseri ruhlu gibi lanse eden canım arkadaşım istihbarat mensubuydu. Abisi Devrim ile birlikte. Kendimce mesleğini benden sakladığı için ona kırgın olsamda ki buna gizlilik gereği hakkım yok, dışarıya karşı kendini kamufle edişini tebrik ediyorum.
Başkanları Mehmet bey, artık birnevi benimde başkanım sayılıyor, Gurur tarafından gerçekleştirilen telefon aracılığıyla tanışmış ve bana gereken tüm açıklamayı yapmıştı. Beni daha iyi tanımak, ne kadar güvenilir olduğumu görmek ve göreve dahil olabilmem için herşeyin böyle gelişmesi gerektiğini açıklamıştı. Kişiliğimi, görevime olan bağlılığımı tebrik etmiş ve sağsalim bir an önce görevimizi tamamlayıp bizi merkezde bekleyeceğini söylemişti.
Acaba başkan ile görüştüğüm gibi ailemlede görüşebilir giydim. Bir ayı aşkın bir süredir bu cehennemdeydim ve onları gerçekten çok özlemiştim. Onlardan uzak kaldığım çok zamanlar olmuştu ama bu seferki çok farklıydı. Kaçırıldığım ilk geceden beri kendimi çıkmazda yalnız bir başına hissediyor, kimseye güvenmiyordum. Ama artık yalnız değildim. Yanımda dostlarım vardı. Umarım en yakın zamanda başarıyla görevimizi tamamlayarak sevdiklerinize kavuşurduk.
Yanında oturduğum Gurur'a bakarak, "beni ailemlede görüştür" dedim. Önce sesini çıkarmadan öylece bana baktı.
"Bu tehlikeli olabilir" dedi.
"Başkan ile görüştürdün ama."
"Tamam. Ama kısa kesmen gerekiyor Yasmin. Yakalanmak istemeyiz. Adamlar teknolojik olarakta çok güçlü." Başımı olumlu anlamda salladığımda verdiği kulaklığı takarak, araması için babamın numarasını verdim.
Telefon çalarken, "yalnızca bir dakika" dedi.
Heyecanla babamın cevap vermesini beklerken, "kimsin" babamın o tok sesi doldu kulaklarıma.
"Baba" derken sesim titrek çıkmıştı. Onu çok özlemiştim.
"Kızım, neredesin? İyimisin?" Onunda benden geri kalır yanı yoktu. Endişesi sesine yansımıştı.
"Fazla vaktim yok baba. Sana durumu anlatmışlar. Ben iyiyim. Güvendeyim. Yanımda Devrim abi ve ekibi var. Beni merak etmeyin. Aklınız bende kalmasın diye aradım. Sizi merak ettim. İyi olduğunuzdan emin olmam gerekiyor. Sen, annem, Toprak iyimisiniz?"
"Sesini duydum ya kızım, artık daha iyi olacağız. Her gün ne durumdasın diye merak ediyoruz. Aklın bizde kalmasın." Sesi gittikçe çatallaşıyordu. "Kendine dikkat et. Bir an önce görevinizi başarıyla tamamlayıp sağ salim dönün."
"Buna emin olabilirsin babacım. Ben senin kızınım. Biliyorsun, en büyük hayranın benim" dedim burukça gülümseyerek.
"Bilmemmi. Benim bir kopyamsın." Tıpkı benim gibi bir gülüş sundu bana. "Canım kızım. Seninle gurur duyuyorum."
"Bende seninle baba. Anneme çok iyi olduğumu söyle. Benim için endişelenmesin. Sizi seviyorum. Hoşçakal baba." Telefon kapandığında Gurur'un yanında ağlamak istemesemde, elimde olmadan gözlerimden yaşlar boşalmaya başladı. Kim bilir bir anda ortadan kayboluşum ailemi nasıl sarsmıştır. Nasıl merak etmişlerdi. istemeden de olsa onları bu duruma soktuğum için kendimden nefret ettim.
"Hey... Ağlamak hiçte sana yakışmıyor Yasmin. Bunu şimdiden söyleyeyim. Hem bak, baban seninle gurur duyduğunu söyledi. Herkese ailesinden böyle övgü duymak nasip olmaz. Hemen şu gözyaşlarını siliyorsun yoksa ben silerim. Tabi o esnadada seninki içeri girer ve benimde ağzıma s-çar." Bütün ağlama isteğim kaybolup gülerek Gurur'a döndüm.
"Aslında cıvık insanlardan hiç hoşlanmam. Ama nedense bana sempatik geliyorsun" dedim elimin tersiyle gözlerimi silerek.
Keyifle kahkaha attı. "Anlaşılan cazibem bütün kızları etkilediği gibi senide etkilemiş."
Koluna çok şiddetli olmayan bir yumruk attım. "İstersen sana verdiğim bu şansı fazla zorlama. Beni izlediğin gerçeğini unutmadım."
Yumruğun etkisiyle yüzünü buruşturarak, "hazır bu konu açılmışken şuna bir açıklık getireyim" dedi. "Bu binanın bütün kamera sistemlerine ulaşarak her yeri izleyebiliyorum. Seni örgütte izliyor. O gün öyle davranarak odandaki kamerayı bulmanı sağladım. Buraya o kadar çok insan getirmişler ki, bunun hiç farkına varmadılar bile. Ve bir iki gün sonrada zaten sizi toplu odalara yerleştirdiler. Ve buna emin olabilirsin, seni ne ben nede onlar uygunsuz bir vaziyette görmedi."
"Nasıl yani? Kamerayı bulmamın öncesinde demi?"
"Evet. Kuzey'in isteyiyle seni gören kamerayı yönetiyordum." Duraksayıp surat ifademi inceleyerek gülümsedi. "Bakıyorumda buna pek sevindin. Yüzün gülüyor." O söyleyene kadar tebessüm ettiğimin farkında değildim. "Aranızdaki çekimi size bakan her insan farkedebilir. Ekip liderimizin sana aşık olduğunu ekipteki herkes bilir. Senin için çok endişelendiği zamanlar oldu burada. Ama kızım sen de baya iyi birşey çıktın. Tam da hayran olunması bir karaktersin. Tabi bu son söylediğimi Kuzey duymasın." İkimizde gülmeye başladık. Anlaşılan bu sarı adamla iyi anlaşacaktık.
Yaram yavaş yavaş iyileşmeye başlıyordu. Üç gündür burada bol bol uyuyup dinlenmiştim. O nedenle Gurur'un yanında oturup monitörden binanın her yerini onunla birlikte inceliyordum. Ben böyle sakin sakin etrafı incelerken, adamlar bütün binada hala deli gibi beni arıyordu. Bir ara isminin Pamir olduğunu öğrendiğim örgüt liderinin beni bulamadığı için nasıl sinir krizi geçirerek adamlarına saldırdığını gördüm. Gücümün iyice toparlanmasını ve Kuzey'in emrini bekliyorum harekete geçmek için. Kaçırılan masumlar hariç hiçkimseye acımayacağım. Heleki Furkan soysuzuna.
Ekranda Kuzey'in kameraya bakarak birşeyler söylediğini gördüm. Hemen az önce çıkardığım kulaklığı tekrar takarak ne söylediğine kulak verdim.
"Arkadaşlar, gözlerinizi dört açın. "Kuzey büyük bir odanın kapısını açıp içeri girerken, "ne yapıyor" dedim.
Gurur daha cevap vermeden Kuzey gülümseyek, "izlede gör" dedi. Şaşkınlıkla gözlerim açıldı.
Bakışlarımı Gurur'a çevirirken, "banamı cevap verdi o?" Dedim. Kuzey sesli gülerek yine konuştu.
"Evet güzelim. Seninle konuşuyorum. Senin dinlenmen gerekmiyormuydu. O herifin yanında ne yapıyorsun?"
"Kusura bakma ama bu herifle aynı yerde kalıyoruz. Birde yedi yirmidört uyumamı beklemiyordum herhalde."
"Tamam. Pes ediyorum" diyerek ellerini kaldırdı. "Ama sen yinede o herife fazla yüz verme."
"Sizi duyabildiğimi unuttunuz galiba." Gurur sahte bir öfkeyle konuşurken, "duyman için konuşuyorum zaten kardeşim. Hadi kimse gelmeden bitirelim şu işi" dedi Kuzey.
Girdiği yer kahve koltuklar ve büyük masadan oluşan toplantı salonunu andırıyordu. Kuzey yavaş adımlarla ilerlerken onu bir kaç kamera açısından izliyorduk. Yeni farkettiğim karşıdaki diğer kapının önünde iki adam bekliyordu. Kuzey adamlara iyice yaklaşarak önlerinde durdu.
Adamlardan biri, "Pamir bey yok odasında. Başka zaman gel" dedi metalik sesiyle.
Kuzey çevik hareketlerle birinin boğazından sıkarak duvara fırlatırken diğerinide tekmesiyle yere savurmuştu. Hazırlıksız yakalanan adamlar silahlarına davranırken Kuzey onlardan önce belindeki silahı çekerek ateşledi. Ben heyecanla onu izlerken susturucu olan silahından ses duyulmamıştı. Yoksa bütün adamları başına toplamıştı.
Kapıda bulunan şifreyi tuşlayarak kapıyı açtı. Aynı anda iki adamıda bacaklarından tutarak içeri sürükledi.
Gurur kameranın görüntüsünü değiştirerek girdikleri odayı bakış açımıza getirdi. Önümüzdeki iki monütördende odayı ve koridorları görüyorken, birindeki görüntüleri kaldırarak ekranda birşeyler yapmaya başladı. Parmakları klavyenin üzerinde seri hareketler sergilerken, robotik bir şekilde kendini işine veriyordu.
Kuzey masanın ardındaki sandalyeye oturarak alt bölmeden bir laptop çıkardı. Vakit kaybetmeden açtığı laptopta birşeyler yaparak, "Gurur elini çabuk tut" diyerek bir şifre söyledi. İkiside işlerini ciddi birşekilde yapıyordu. Bu adamlar gayet iyiydi. Kuzey'i izlerken heyecan ve hayranlıkla bakıyordum. "Bütün dosyaları kayıt ettiğinden emin ol. Bu iş artık fazla uzadı. Yarın gece operasyona başlayalım. Ve bitirelim işlerini."
"Az kaldı. Son iki dosya" dedi Gurur. Sözde ben de artık teşkilatın bir üyesiydim. Ama bu gerçekleştirmiş oldukları operasyondan haberim yoktu.
"Başkanım sanırım Parla size doğru geliyor ne yapmamızı istersin" dedi kulaklıktaki ses. Sanırım bu ekipteki Sıraç'ın sesiydi.
"Ne kadar yakında?"
"Bulunduğunuz koridora girmek üzere."
"Son bir dosya" dedi Gurur. Heyecanım giderek artıyordu. Sesimi çıkaramıyor, Kuzey'in nasıl oradan kurtulacağını düşünüyordum. Parla'yı şimdilik öldürmesi bize sorun çıkarabilirdi. "Tamamdır" dedi Gurur. "Hemen çık oradan Kuzey." Ekipteki herkes sevinç naraları atarken ben endişe ile gözlerimi ekrandan ayırmıyordum. Ancak Kuzey odadan çıkınca rahatlatacaktır. Örgütün bütün gizli belgelerini alabilmiştik ama iki cesetle Kuzey hala oradaydı.
Vurduğu adamları odada bulunan bir kapıyı açarak oraya sürükledi. Ardından üstlerine kapıyı kilitleyip anahtarı cebine attı. Ve Parla büyük salona girmeden önce odadan çıkarak salondaki koltuklardan birine yerleşti. Kuzey'in koltuğa yayılarak rahat bir şekilde oturduğunu görünce ben de rahatlamıştım.
Parla üzerindeki derin dekolteli siyeh deri elbisesi ile, bütün ihtişamıyla salona girdi. Kuzey'i görünce gülümseyerek ona doğru adımladı.
"Demek buradasın hayatım."
"Hayatım?" Kaşlarımı çatarak soran gözlerle Gurur'a baktım. "Ben bilmem" der gibi surat ifadesi takındı.
Parla Kuzey'in yanına oturarak yönünü ona döndü. "Adamlar nerede? Abimin odasını hiç boş bırakmazlardı."
Kuzey tepkisiz surat ifadesiyle cevapladı. "Geldiğimde kimse yoktu. Belki abinin adamlara ihtiyacı vardır."
"Haklısın bir tanem. Şu kendini birşey zanneden aşifteyi arıyoruz her yerde." Artık öfkelenmeye başlıyordum. Bu kadın sinirlerimi bozuyordu. "Binadan dışarı çıkamaz. Ama nedense üç gündür ortalıkta yok. Sanki yer yarıldıda içine girdi. Ona birilerinin yardım ettiğinden hiç şüphem yok."
"Kim buna cesaret edebilir ki? Kimden şüpheleniyorsun?" Kuzey'in surat ifadesini buradan net seçemesemde ne kadar gerildiğini hissedebiliyordum.
"Eden olursada cezasını en ağır şekilde öder" diyerek iyice sokuldu Kuzeye. Zaden çatık olan kaşlarım daha çok çatılmaya başladı. Gözlerimi kırpmadan onları izliyordum. Kendince seksi hareketlerle elini Kuzey'in yanaklarında gezdirerek, "bütün gün şu gereksiz kızdanmı bahsedeceğiz? Benim aklımda daha güzel fikirler var. Mesela.." diyerekelini Kuzey'in ensesine koyarak yüzlerini yakınlaştırdı. Daha fazla bu görüntüye şait olamayacaktım. Ani hareketlerle sandalyeden kalkmamla sandalye gürültüyle yeri boyladı.
Ekrana sırtımı dönerek öfkeyle bir o yana bir bu yana gidip geldim. Dişlerimi sıkıyor, kesik kesik nefesler alıyordum. Bu adam benimle dalgamı geçiyordu. Görev uğruna bu o...puyla gününü gün ediyordu demek. Ve şu anda benim onu izlediğimide biliyordu. İkisinide parçalamak istiyordum. Beni bu duruma düşürmekte neymiş göstereceğim ona. Aşşağılık herif. Bu zamana kadar benimle kimse bu şekilde oynamadı. Önüme denk gelen sehpaya bir tekme attım. Çıkan gürültüyle Gurur yanıma gelerek konuşmaya başladı.
"Biraz sakinleş istersen" dedi.
Kulağımdaki kulaklığı çıkararak bir tarafa fırlattım ve sözünü keserek, "sakin olmamımı istiyorsun? Görev için o kadının koynunamı giriyor. Madem böyle sapıkça ilişkileri vardı neden benimle bir yola başladı" dedim. Öfkem sesime yansımıştı.
"Sana hak veriyorum. Ama buna fazla tepki vermiyor musun?" Ona inanamaz gözlerle baktım. Ne saçmalıyordu bu. "Beni yanlış anlama. Seninle yeni sevgili oldu. Kuzey hepimizden önce buradaydı. Aylar oldu. Bulunduğu bu konuma nasıl geldi zannediyorsun?"
Parmağımı yüzüne doğru sallayarak, "Bana bak" dedim. "Düşüncelerini kendine sakla. Yoksa seninde, o başkanın olacak Kuzeyi'nde icabına bakmaktan büyük bir zevk alırım." Başımı arkaya çevirerek tekrar ekrana baktım. Ama Gurur onları gösteren görüntüyü kapatmıştı. Önüme gelen bir kaç eşyayıda dekmeleyerek rahatlamaya çalıştım. Derin bir nefes alarak koltuğa oturdum. Sırtımı arkaya yaslayarak gözlerimi kapattım. Bu durumu hazmedemiyordum.
Gurur da yanıma oturunca bir süre öylece hiç konuşmadan oturduk. Ortamda sadece benim öfkeli soluk seslerim duyuluyordu. Nefesim biraz düzene girdiğinde Gurur, "Kuzey'in sana aşık olduğunu ekipteki herkes bilir. Bir keresinde senin için 'çok güzel kız, gözleri beni benden aldı' demiştim. Kuzey delirdi. Neredeyse bana, kaç yıllık arkadaşına saldıracaktı. Ona, tamam dostum bilseydim onu sevdiğini böyle konuşmazdım dedim. O günden beri seni benden kıskanıyor" diyerek gülmeye başladı. "Acaba şöylemi yapsak. Sen onu boşversen de benimlemi sevgili olsan."
Sahte bir gülümseme gönderdim ona. Aslında bu iyi bir fikirdi. Böylece intikamımı alabilirdim Kuzey'den.
Kapının açıldığını duyduğumda istemsizce o yöne döndüm. Belkide bir umut Kuzey o kadını reddederek gelmiştir diye. Ama gelenler kızlardı.
Defne hızlı adımlarla bana doğru gelerek, "canım iyimisin?" Diyerek yanıma oturdu ve ellerimi tuttu. "Kuzey seni aldatmaz. Görev gereği o kadınla yakın. Anlıyorsun değilmi." Gözlerimi üçünde gezdirdim. Sanki herşeyi halletmiştikte bir tek derdimiz buydu. Kuzey'in beni aldatması. Bir aydır burada neler yaşadım, onlar için çok sıradandı. Ama Kuzey'in beni aldatması çok mühimdi anlaşılan. Kendimi tutamayıp gülmeye başladım. Gurur dahil bana tuhaf tuhaf bakıyorlardı.
O anda yine kapının açılmasıyla ekibin geri kalanı girdi içeri.
Devrim abi önce devrilen eşyalarda gözlerini gezdirerek, sonrada bana odaklandı. "Neler oldu burada? Abicim iyimisin?" Diye sordu. Herkes bana odaklanmıştı.
"Gayet iyiyim. Sorun yok" dediğimde hala tuhaf bir şekilde bana bakıyorlardı.
Devrim abi Gurur'a dönerek, "n'aptın bütün belgeleri alabildinmi? İşlem tamammı" dedi.
"Hallettik sonunda. Hepsi elimizde. Artık buradan çıkmanın vakti geldi."
"Yasmin" Kuzey'in sesini duymamla yere bakan başımı kaldırdım. Tepkisiz ifademle Kuzey'in bize doğru adımlamasını izledim. Gözlerini benden ayırmıyordu. Tam karşımda durarak ona karşı tepkimi ölçmeye başladı. "Biraz konuşabilir miyiz?" Dedi. Oturduğum yerden kalkmamla kabul ettiğimi anladı ve önünden geçmem için centilmen bir şekilde bana yol verdi. Anlaşılan kendini savunacaktı. Ekipten biraz uzaklaştıran sonra durduğumda Kuzey karşımda durarak, "o kadınla görev gereği bile olsa yakınlaşmadım" dedi.
Kendini açıklamaya geçmiştiki, "izlede gör demek" dediğim gibi o yakışıklı suratına yumruğumu geçirdim. Beni aldatmasa dahi gördüğüm görüntüler bana bunu yapma hakkını veriyordu. Herkes suspus bir şekilde bizi izliyordu. Başkanlarına yumruk atma cesaretimi sorguluyorlardı belliki. Ama resmi olarak henüz benim başkanım değildi. Kuzey yana kayan başını düzelterek irice açılmış gözleriyle ifadesiz suratıma baktı. Nasıl bir karşılık vereceğini merak ediyordum.
Bir süre öylece gözlerime baktı. Bu saatten sonra aramız nasıl olurdu billmem. Vurduğum için pişmanmıyım değilim. Surat ifadesinde bir duygu aradım ama ne düşündüğünü bulamadım. Bunun konuşacağı yoktu anlaşılan. Yanından ayrılmak için hareket ettiğimde, kolumdan tutarak hızla beni kendine çekti. Sıkıca sarıldı. Bu hareketi beni afallatmıştı. Ne yapıyordu bu herkesin içinde.
Burnunu saçlarıma gömerek, "özür dilerim" dedi kısık sesiyle. Diğerlerinin onu duymasını istemiyordu. Kolumu içine çekerek, "özür dilerim güzelim. Ne onunla ne başkasıyla bir ilişkim yok. Benim için bir tek sen varsın. Devamını izleseydin eğer, yakınlaşmasını izin vermediğini görecektin. Şimdi beni affettiğini söyle."
Onu itmeye çalıştım. Devrim abi ve tüm ekibin önünde böyle sarmaş dolaş duruyorduk. "Hafi güzelim. Ağzından güzel bir söz duymaya ihtiyacım var."
Anlaşılan cevap vermezsem kim bilir ne kadar zaman böyle kalacaktık. "Peki, şimdilik seni affediyorum. Bir daha böyle bir görüntü görmek istemiyorum."
Tatlı tatlı gülümseyerek, "bir daha olmayacak sevdiğim" dedi. Ses tonuna etkilenmemem mümkün değildi. Kaç ayrı duyguyu yaşatıyordu bana bu adam.
Gülme sesleriyle ayrıldık birbirimizden. Ekip arkadaşlarımız kıkırdayarak bizi izliyordu.
"Hayırdır? Dedi Kuzey sorar gibi.
"Hayırdır kardeşim hayırdır" dedi Devrim abi. "Buradan çıkınca ilk işimiz hayırlı bir iş olacak." Tekrar herkesten kıkırtılar duyuldu.
Umarım bölümü beğenmişsinizdir.
Bir sonraki bölümde buluşmak dileği ile
Hoşça kalın♥️
