İçeriğe geç

AJAN Y

Bölüm 8 · 12 dk okuma

AJAN Y

Bölüm 8

8.Bölüm

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum dostlar.

Keyifli okumalar♥️

Karma karışık rüyalar görerek yorgun gözlerimi araladım. Defne ile gözgöze geldiğimde gülümseyerek, "ölmemişim, hala yaşıyormuyum" dedim. Yattığım yatağımın başucundaki sandalyeden kalkarak elimi tuttu.

"Yaşıyorsun. Daha birlikte yaşayacağımız çok güzel günlerimiz olacak canım arkadaşım" dedi burukca gülümseyerek. "Nasıl hissediyorsun? İyimisin?"

Son yaşadıklarım gözlerimin önüne gelerek, "iyiyim herhalde" dedim iç çekerek. "Karnımı deşti şerefsiz." Yattığım yatağın etrafı beyaz perde ile kapalı olduğu için etrafı göremiyordum. "Neredeyiz?" Diyerek doğrulmaya çalışırken, karnıma giren sızıyla yüzümü buruşturdum.

"Acele etme Yasmin, yaralısın. Sana yardım edeyim."

"İyiyim, kendim hallederdim" desem de oturmam için yardım etti. Üşüyordum. Bedenimin çıplak olduğunu görünce aceleyle battaniyeyi üzerime çektim. "Kıyafetlerimi kim çıkardı" dedim.

Hareketlenerek, "dur sana hemen kıyafet getiriyorum" dediğinde hızla elini tuttum.

"Dur." Sert ifademle tereddüt ederek gözlerime baktı. "Sence bana vereceğin bir hesabın yokmu?" Ses yok. Tahminime göre hala cehennem diye adlandırdığım yerdeydik. "Beni nasıl buldunuz?" Dedim. Ses yok. "Başından beri zaten hep buradaydın değilmi?" Gözlerini gözlerimden çekerek sıktığım elini elimden kurtarmaya çalıştı. "Cevap versene Defne? Neden konuşmuyorsun?" Diye bağırdım. "Kimsin sen? Kaç yıllık arkadaşım sandığım, şu karşımdaki belirsiz kişi kim?" Sorularıma karşılık alamamak sinirlerimi bozmuştu.

"Gözün aydın. Uyuyan güzel uyanmış."

Perdenin arkasından gelen erkek sesine kulak verdim kaşlarımı çatarak. "Valla daha görmedim. Ama perdenin arkasından esip gürleyen sesi geliyor. Anlaşılan uyanır uyanmaz öfkelenecek birşeyler bulmuş kendine. Yok, bu öfkesiyle yanına yaklaşırsam beni öldürebilir. Hala hayattayken gel buraya bence" diyerek kahkaha attı. Bu sesi tanıyordum. Kaldığım odada her hareketimi izleyen şerefsiz. Kimlerin içinde nasıl bir oyunun içindeydim ben Allah'ım. Çıldırmamak elde değil. Kim dost kim düşmandı hayatımda belli değil.

"Kim bu? Sesi hiç yabancı değil. Kime haber veriyor?"

Defne elini elimden kurtararak, "sana kıyafet getireyim. Daha sonra hepbirlikte konuşacağız. Bütün sorularının cevabını alacaksın" dedi ve perdenin dışına çıktı. Çıplak olmasaydım şimdi kalkıp perdenin arkasında neler döndüğünü, kimlerin olduğunu görecektim. Biraz daha sabır Yasmin. İnşallah Defne bana ihanet etmemişsindir. Yoksa bunun bedelini çok ağır ödeteceğim sana.

Bir süre sonra Defne elindeki siyah kıyafetlerle gelince yanılmadığımı anladım. Hala aynı yerdeydim. Defne giyinmem için yardım etmeye çalışırken onu iterek, "gerek yok" dedim. Yaramın sızısını göz ardı ederek iç çamaşırları ve siyah Kazak ve pantolonu giymeye çalıştım. Defne sessizce beni izlerken ağlıyordu. Şimdilik ona acımayı düşünmüyordum. En son çorap ve botlarıda giyerek ayağa kalktım. Hiç vakit kaybetmeden perdeyi açtım.

Burası bir kaç sedye yataktan oluşan revirmi, yoksa bilgisayarlarla dolu masadan oluşan gözlem odasımı belli değildi. Etrafta inceleyemediğim bir çok eşya vardı. Ama benim tek odak noktam olan masanın ardındaki bana sırıtarak bakan şahıstı. Ona doğru adımlarken, "kendine gelmişsin güzellik" dedi sırıtarak.

Yanına ulaştığımda, "seni bulacağımı söylemiştim" dedim sahte bir gülümsemeyle. Ardımdan açılan kapı ve adım seslerine aldırış etmeden suratına yumruğumu geçirdim. İnleyerek başı yana düştüğünde, hiç düşünmeden tekrar yumruk atacaktım ki, biri belimden tutarak beni geri çekti.

"Dur güzelim, sakin ol." Kuzey'in sesiyle çırpınmayı bırakıp arkamı döndüm. Başındaki maskeden sadece parlayan kara gözleri görünüyordu. Hala kolları belime sarılıyken maskeyi tutup çektim. Heyecanlı bir şekilde, "güzelim, iyimisin?" Dedi. Sanki koşarak gelmiş gibi sık sık nefesler alıyor, dağınık kumral saçları ona ayrı bir çekicilik katıyordu. Ama şimdilik onun çekiciliğiyle ilgilenmeyecektim.

Kaşlarımı çatarak, "neler oluyor burada?" diye sordum. Göğsünden iterek benden ayrılmasını sağladım. Arkasındaki kalabalığı işaret ettim bakışlarımla. "Kim bunlar? Yada siz kimsiniz? Etrafımda nasıl bir oyun çeviriyorsunuz? Hemen bir açıklama istiyorum" dedim. Kalabalıktan hiç ses çıkmıyor, hepsinin kafasında maske bana bakıyorlardı. "Çıkarın maskeleri. Gerçek yüzlerinizi göreceğim."

Kuzey "güzelim" diyerek tekrar üzerime doğru gelmeye çalıştı.

""Dur orda" diye bağırdım elimle onu durdurarak. "Burada neler dönüyor hemen öğrenmek istiyorum."

"Anlatacağım güzelim. Ama bir sakinleş. Yoksa böyle bağırmaya devam edersen yerini dışarıdakilere belli edeceksin. Her yerde seni arıyorlar. Bulurlarsa ortalık birbirine karışacak." Derin bir nefes çekerek sakinleşmeye çalıştım. Kuzey gözlerini gözlerimden ayırmadan, şefkatle bakıyordu. "Hadi güzelim, otur şurayada herşeyi konuşalım." Fazla diretmeden, sızlayan karnımı tutarak koltuğa oturdum.

Kuzey "ağrın varsa önce ağrı kesici yapalım" deyince "gerek yok. Sizi dinliyorum" dedim.

Derin bir nefes çekerken, "ben ve burada gördüğün ekibim, teşkilattanız" deyince şaşırmanın etkisiyle gözlerim irileşti. Teşkilatmı? Gözlerim Defne'yi buldu. Nasıl olurdu bu ya. "Bir çok sonuçlanmayan yasa dışı olaylar zincirini araştırırken, karşımıza bu örgüt çıktı. Aylar önce bir şekilde örgüte sızmayı başardık. Üzerine haftalar öncede savcı ile uğradığınız suikast eklenince, onu da bu örgütün yaptığını anladık. Teşkilat başkanımız Mehmet bey, suikast esnasında gösterdiğin performansını görünce, senide aramıza dahil etmek istedi."

Üzerimdeki şaşkınlığı bir kenara bırakarak, "peki benim niye bunlardan haberim yok" dedim. "Yıllardır en yakın arkadaşım bildiğim, aslında sandığım kişi değilmiş. Teşkilattan olduğunuzu söylüyorsunuz ama, arkadaşımla kurduğunuz bir oyunla beni kaçırıp örgütün inine getiriyorsunuz. Baştan bana da olan bitenleri anlatsaydınız da, bende burada yaşadığım bazı zor durumların bir şekilde üstesinden gelseydim. Hiç olmassa ne amaçla burada olduğumu bilirdim" dedim Defne'ye imalı bir bakış atarak. "Ayrıca o saldırıda birinin ölümüne sebep oldum ben. Şimdi karşıma geçmiş biz teşkilattanız, başkan performansını görerek seni de aramıza dahil etmek istedi, demenizde hiç inandırıcı değil."

Defne mahçup bir şekilde, "seninle konuşmak istedik, ama Mehmet başkan buna izin vermedi. Bu şekilde olmasını daha doğru buldu" dedi.

Gülmeye başladım. "Hayatımla ilgili ne de güzel kararlar alınmış böyle"

"Yasmin, neler hissettiğini anlayabiliyoruz" dedi Kuzey. "Plana göre senin haberin olmadan buraya giriş yapıp, yeteneklerinle örgütün gözüne girmen olacaktı. Öylede oldu."

"Oylede oldu demek" dedim, umursamazca gülümseyerek başımı salladım. "O yüzdenmi karnımı deştiler." Bir sessizlik oldu ortamda, öylece bana baktılar. "Ve hiçbiriniz buna engel olamadınız."

Sessizliği bozan yine Kuzey oldu. "Özür dilerim Yasmin. Bunda bizim de suçumuz var. Seni gözden kaçırmamalıydık. Yada herşeyi sana daha erken anlatmalıydık. Ama bir aksilik olmasaydı örgüt lideri seni en üst mertebeye alıp, en yakın ajanlarından biri yapmayı planlıyordu. İşte o zamanda biz devreye girip seninle herşeyi detaylıca konuşacaktık. Ama bu durumda işler değişti. Örgütün iki adamını öldürüp ortadan kayboldun. Ne yazıkkı Furkan ve diğerlerinin sana yaptıklarını Lider bilmiyor. Lider herkese senin yakalanıp getirilmeni, karşı koyarsanda öldürülmeni emretmiş. Dün beni yanına çağırdı. Seni buraya ben getirdiğim için cezanıda benim kesmemi istedi."

"Ee.. ne cezası uygulamayı düşünüyorsun bana?"

"Ceza meza yok Yasmin. Bundan sonra yanımdan ayrılmıcaksın."

"Emredersin komutanım" dedim imalı imalı suratına bakarak. "Demek o gece helikopterle getirildiğim de sende yanımdaydın?" Gözlerini mahçup olmuş gibi gözlerimden çekerek yere baktı. "Bu adamlar neden hala maskelerini çıkarmıyor" dedim karşımda bana yakın bir şekilde durmuş ekibe bakarak. "Ayrıca siz yorulmadınızmı öyle kazık gibi dikilerek? Otursanıza bir yerlere. Görüyorum da bu depoyu kendinize uygun bir yerleşke yapmışsınız. Hepinize görede oturacak yer var."

Bu sözlerim onlara samimi gelmişki demek, hepsi gülmeye başladı. Kuzey'in de yüzünde oluşan gülümsemeyle bana döndü.

"Yasmin, ekibimize katılmayı kabul ediyorsan seni artık arkadaşlarımla tanıştıracağım. Sözleşme gibi prosüdürleri de buradan çıktığımızda, teşkilatta yapacağız." Öylece Kuzey'e baktım. Kabul edersem, bende artık teşkilatın bir üyesi olacaktım. Vatanım için herşeyi yapardım. Bu benim için bir gururdu. Bu uğurda her ne yaşadıysam vardır bir sebebi. Bu teklifi kabul etmek benim için bir şerefti.

Gözlerim dolarak, "kabul ediyorum" dedim.

Kuzey karşımda heyecanla gülümseyerek omuzlarını dikleştirdi. "Ozaman tanışalım. Aramıza hoşgeldin. Ajan Y. Ben ekip lideri Kuzey Aras." Diyerek ekibine döndü. Başıyla işaret ettiğinde herkes maskesini çıkardı biri hariç. İçlerinde Gizem ve dövmeli arkadaşını görmek beni nedense hiç şaşırtmamıştı. Sonuçta o gece onlarda partideydi. Burada Gizem'le geçirdiğimiz günler içinde ona ne kadar inansamda, aslında içten içe onda bir tuhaflık seziyordum. İlk o geldi yanıma.

"Umarım beni affedersin? Seni gerçekten bir kız kardeşim gibi sevdim. Bu şekilde tanışmak istemezdim. Sana sarılabilirmiyim" dedi gülümseyerek. Aynı şekilde gülümseyerek kucak açtım ona. Neyseki hain değillerdi hiçbiri. Biraz düşündüm de, görev kutsaldı. Bu uğurda gizli kalınması gereken, gizli kalırdı. Kısa bir sarılmanın ardından. Mavi saçları ve dövmeleriyle değişik bir tarzı olan, "bende Duygu. Tanıştığıma memnun oldum" dedi. Bu kızı bu haliyle nasıl teşkilata aldılar bilmiyorum.

Daha sonra diğerleri tek tek kendilerini tanıttı. "Ben ekip doktoru Ceyhun" dedi esmer tenli olan. "İbrahim" dedi bir diğeri. "Tekin." "Sıraç." "Emre." Faruk." "Ben de Selim. Zaten tanışmıştık hatırlarsan." Evet, hatırlıyordum.

"Hatırlamaz mıyım" dedim imalı sesimle.

Sonra yumruğumu yiyen Gurur geldi karşıma. "Kendimi yanlış ifade ettim sana. Beni yanlış anladın. Umarım iyi birer dost oluruz." Diyerek sevimli bir şekilde sırıttı. "Yeni tanışıyormuş gibi yapalım. Ben Gurur" diyerek elini uzattı. Ben de onun gibi gülümsedim. Nedense bu hali sevimli gelmişti gözüme. Ona olan kinim hemen yok olmuştu. Onun gibi ben de elimi uzattım tokalaşmak için. Ama ben daha elini tutamadan Kuzey elimi tutarak geri çekti.

"Gurur bu kadar tanışma yeter. Hadi sen bilgisayarı boş bırakma kardeşim" dedi.

Gurur ise bana gülümseyerek baş selamı verdi. "Neyse, birileri kıskançlıktan yine başıma bela olmadan ben gideyim. Seninle tanışmak benim için bir gururdu. Ayrıca elin de baya ağırmış" diyerek eliyle kızaran yanağını gösterdi. "Benden sana tam buan" diyerek, tekrar selam vererek kalktığı masaya geri döndü.

Ve son olarak maskesini çıkarmayan pür dikkat karşımda dikilmiş, bana bakan kişi kalmıştı. Kaşlarımı çatarak ona baktım. Kesin bu da tanıdık bir yüz çıkacaktı. O yüzden maskesini çıkarmıyordu. Kuzey, "hadi kardeşim çıkar maskeni" dediği halde öylece durmuş bana bakıyordu. Tanıdık olan gözlerini dikkat edince bakışlarımı Defne'ye çevirdim. Öylece maskeli kişiye bakıyordu. Tabi ya. Başka kim olacaktı. Yerimden kalkarak. Tam karşısında durarak gözlerimizi sabitledim.

"Maskenin arkasına saklanarak kim olduğunu anlamayacağımımı zannettin Devrim ağabey" dedim ve maskesini tutarak çektim.

"Sana kendimi nasıl affettirebileceğimi bilmediğimden kardeşim" dedi.

"Artık olan olmuş. Keşke bu şekilde olmasaydı. Ama seni burada gördüğüme sevinmedim dersem yalan söylemiş olurum. En azından ne pahasına olursa olsun beni koruyacağını biliyorum." Gülümseyerek kollarını açarak sarıldı bana.

"Canım pahasınada olsa seni korurum canım kardeşim."

"Kıskanıyorum ama. Bana da sarılın" dedi Defne yanımıza gelerek. Onu da aramıza alarak sarıldık. "Yalnız bu konu burada kapanacağını sanıyorsanız aldanıyorsunuz" dedim. "Sonra bütün bu yaşadıklarımızın hesabını vereceksiniz."

Kuzey, "bu kadar yeter arkadaşlar. Kimse yokluğumuzu anlamadan herkes yerlerine dağılsın" dedi. "Yasmin iyileşir iyileşmez, büyük operasyonu başlatacağız. Burada çok bile kaldık." Herkes çıkınca Kuzey, Gurur ve doktor olduğunu söyleyen Ceyhun kaldı yanımda.

"Bende pansumanı yapıp çıkayım Yasmin hanım."

"Hanım demene gerek yok. İsmimi söylemen kafi."

"Yasmin" dedi gülümseyerek, "sen otur malzemeleri getireyim."

Ben koltuğa otururken Kuzey'de yanıma yerleşerek. "Ağrın varmı?" Dedi. Ona cevap vermek istemedim. Nedense ona kırgındım. Beni seviyormuş gibi yaparak ilgi göstermişti. Artık onun sevgisinede inanmak istemiyordum. Bana yaklaşımları hepsi görevden icabetti. "Yasmin neden benimle konuşmuyorsun güzelim. Yanlış bir şeymi yaptım?" dedi pür dikkat bana odaklanmak.

"Daha ne yapacaksın acaba" dediğimde yakınlaşarak çenemi tuttu. Gözlerine bakmam için kaldırdığında. Başımı geri çektim. "Bundan sonra yakın temas göstermezseniz çok sevinirim Kuzey bey." Afallayak baktı yüzüme. Ceyhun gelip yaramı görebilmek için kazağımı sıyırdı. Pansumanı yapmaya başladı. "Yasmin, sorun ne ise konuşalım. Herşeyi anlattım sana. Neden böyle davrandığımı biliyorsun artık. Bak güzelim, aklına takılan ne varsa sor cevaplayayım." Ceyhun pansumanı yaparken bir bana bir de Kuzey'e bakıyordu.

"Herşeyi çok iyi anladım. Şimdilik konuşacağımız birşey kalmadı. Bir iki güne kadar tamamen iyi olurum. Ne yapılacaksa yapar ve bir an önce bu cehennemden kurtuluruz." Dedim. Bir süre sessizliğin ardından Kuzey hala yanımda oturmuş bana bakarken, "Ceyhun, ailemden haberin varmı? Nasıllar? Furkan beni bıçakladığı gün annem ve babamın isimlerini, oturduğum evin adresine kadar bildiğini söyledi."

Kuzey, Ceyhun'dan önce daranarak, "şerefsiz herifler. Aileni araştırmışlar. Ama merak ete, herşey kontrol aldında. Ailen geçici olarak, teşkilatın onlar içiz tahsis ettiği evde kalacak. Annen, babanda görevlerine devam ediyor. Kardeşin Toprak koruma eşliğinde okuluna gidip geliyor." İçim rahatlayarak derin bir nefes aldım. Ailemin can güvenliği benim canımdan önemliydi.

"Nerede olduğumu biliyorlarmı?" Dedim yine Ceyhun'a bakarak. Pansumanımı bitirmişti. Ona bakmadığım için bozulmuştu ama birşey demiyordu.

"Mehmet başkan baban ile görüşüp herşeyi konuşmuş haberleri var yani."

Merak ettiğim bir konu daha vardı. "Peki beni nasıl buldunuz? Furkan ve yanındakilere ne yaptınız?"

"Gurur bir ara ekrandan kalkarak seni gözden kaçırmış. Şansımıza seni o an da almışlar. Sizi gören kameralarıda iptal etmişler şerefsizler. Gurur farkedip haber verdiğinde seni heryerde aradık. Bulduğumuz da artık geç kalmıştık. O adi herif seni bıçaklamıştı. Şimdilik öldürmedik. Ama en yakın zamanda hepsi cezası bulacak. Sana söz veriyorum."

Gurur'un, "Kuzey başkanım, bir grup bize doğru geliyor. Yasmin'i saklamamız gerek hemen" dedi yerinden kalkarak. Masanın üzerini toplamaya başladı.

Kuzey, "kapıyı açma Gurur" derken, "açmazsak daha çok dikkat çekeriz. Yasmin'i sakla" dedi Gurur telaşla.

Kuzey beni çekiştirerek perdenin arksına saklarken, "sakın burdan çıkma. Gerekirse hepsini vururum" diyerek benden uzaklaştı. Başını belaya sokacaktı bu şapşal. Bu ekibi böylemi yönetiyor, yoksa konu ben oluncamı böyle şapşal oldu acaba. Ses çıkarmadan Kuzey beni göremeyecek şekilde perdeyi çekerek çıktım arkasından. Burada kabak gibi ortadaydım. Beni kolaylıkla bulurlardı. Hızlı hareket ederek etrafta göz gezdirdim. Gözüme kestirdiğim yüksek dolabın üzerine tırmandım. Yaramın acısına dişlerimi sıkarak geçiştirirken olduğum yere uzanarak gizlendim. Burdan her yer çok net görünüyordu.

Kapı açıldı. Ellerindeki silahlarla içeri bir grup örgüt askeri girdi. Ayakta duran Kuzey'i görünce, içlerinden biri, "efendim, sizdemi buradaydınız? Şu kaçak kadını arıyoruz" dedi.

"Burası temiz. Biz baktık her yere. Kimse yok."

"Baktığınızdan şüphem yok efendim. Ama bize verilen emir böyle. Her yeri arayacağız" diyerek dağıldılar. Gurur nasıl laptoplarını gizledi anlayamıyorum. "Efendim bu depo daha önce bu kadar dolu değildi hatırladığıma göre" dedi içlerinden biri.

"Arada kafa dinlemek için geliyorum" dedi Kuzey. Adam üçlü koltuğa bakarak. "Anlıyorum, kız atmak için iyi bir mekan" diyerek kahkaha attı. "Malum, odalarda tek kişi kalmıyoruz. Burayı bende değerlendirebilirim." Şerefsiz.

Kuzey baktıkları her yeri gözleriyle takip ediyordu. Biri yatağın etrafındaki perdeye elini attığında, "orada sadece bir yatak var. Bakmanıza gerek yok" dedi Kuzey. Tedirgin olduğu sesine yansımıştı. "Olsun efendim ben yinede bakayım" diyerek çekti perdeyi. Kuzey elini belindeki silaha götürmüştü ki, benim orada olmadığımı görünce rahatlayarak elini geri çekti. Ona kalsaydı enseyi kaptırmıştım şimdi. Gözleri dört dönerek etrafta beni arıyordu. Bu şapşal hali nedense çok hoşuma gitmişti.

Gurur ve Ceyhun'da şaşkın bakışlarla etrafı tarıyordu. Adamlar birşey bulamayınca. "Efendim etraf temiz. Arayacak çok yer var. O kadını bulunca size de haber veririz" diyerek çıktılar depodan.

Onların ardından bizim üçlüde bana seslenerek etrafta göz gezdirdiler. "Yasmin hadi güzelim her nereye saklandıysan çık artık." Sesimi çıkarmadan büyük bir keyifle onları izliyordum.

"Oğlum kız yok. Buradan çıkmış olamaz değilmi?" Dedi Gurur.

Ceyhun, "belkide çıkmıştır. Yasmin çok akıllı bır kız. Bence hiçbirimize görünmeden çıkıp gitti buradan. Valla bir kez daha hayran kaldım bu kıza" derken. Kuzey öfkeden küplere bindi. "Sen kime hayran oluyorsun lan puşt" diyerek Gurur'un yakasına yapıştı.

Artık kendime hakim olamayarak kahkaha atmaya başladım. Üçüde olduğum yere başlarını kaldırarak baktı. "Benimi arıyorsunuz beyler?" Bir elim başımın altında boylu boyunca uzanmış onları seyrediyordum.

Kuzey rahatlamış bir şekilde derin bir nefes aldı. "Güzelim neden ses vermiyorsun. Aklımdam binbir türlü şey geçti." Üstünde olduğum dolaba yaklaşarak elini uzattı. "Hadi elimi tut. İnmene yardım ediyim." İtiraz etmeden elini tutarak indim. Yaptığım ters hareketten dolayı yaramı açıtmıştım. Yüzümü buruşturarak karnımı tutunca, Kuzey telaşla, "n'oldu güzelim. Gel uzan şöyle yarana bir bakalım" dedi.

"İyiyim, sorun yok" desem de, Gurur ve Ceyhun'un bakışlarını önemsemeden, elimden tutarak beni yatağın olduğu yere çekti. Perdeyide kapatarak, onlarla olan göz temasını da keserek, birden bana sıkıca sarıldı.

"Yasmin" dedi kısık sesiyle. Saçlarımdan öpmeye başladı. Onu itmeye çalıştım. İlgisi hoşuma gidiyordu ama sevgisinden şüphe ediyordum. "Benden kaçma güzelim. Sana birşey olacak diye ödüm kopuyor. Sana karşı duygularımı hissetmeni istiyorum."

"Ne duygusundan bahsediyorsun sen" dedim kaşlarımı çatarak. "Görevin için bana yakın olduğunu kabul et."

"Sen beni yanlış anlamışsın."

"Yanlış anlaşılma yok."

Gözlerini gözlerimden ayırmadan öyle derin baktı ki. Beni çoktan etkisi altına almıştı.

"Yasmin" dedi sanki ismimi ezberliyordu. Şapşal.

"Sana tutuldum kızım anlasana" diyerek, birden dudaklarıma yapıştı. Bu da iyi alıştı beni öpmeye. Gerçi şikayetimde yoktu. Yakınlığı, kokusu evimdeymişim gibi hissettiriyordu. Bu kez bende karşılık verdim. Sıkıca boynuna sarıldım.

Yorumlarda buluşalım dostlar.

Umarım bölümü beğenmişsinizdir.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere

Hoşça kalın♥️

Bölüm sonu

2 yorum