Oy ve yorumlarınızı bekliyorum dostlar.
Keyifli okumalar♥️
Beni sürükleyerek getirdikleri odada üç kişi daha vardı. Etrafımı sarıp alay ederek baktılar suratıma. Herbirinde gezdirdim bakışlarımı. Anlaşılan Furkan'ın yediği dayakların hesabını soracaklardı benden. Bu durumda dez avantajlı olan taraf bendim. Altı erkeğe karşı bir kadın.
Furkan'ın "hadi biraz eğlenelim beyler" demesiyle hepsi birden kahkaha atmaya başladı. Omuzlarımı dikleştirerek yönümü ona döndüm. Korksam bile bunu onlara belli etmeyecektim.
"Anlaşılan yediğin dayağın acısını unutmamışsın." Furkan'ın gülen yüzü öfkeye dönüşürken sözlerime devam ettim. "Bunu teke tek te çözebilirdik. Benden bu kadarda korktuğunu bilmiyordum. Neredeyse karşıma bir orduyla çıkmışsın." Sözlerimi şiddetli bir tokat böldü. Yediğim tokadın şiddetiyle başım sağa döndüğünde, sahte bir gülümsemeyle yine ona döndüm. "Hepiniz birer korkat yaratıklarsınız" dedim ciddileşerek. Ve güçlü bir yumruk geçirdim suratına.
Arkamdan beni tuttukları gibi yere savurdular. Kendimi daha savunmaya gecemeden üzerime çullandılar. Herbirinin tekmesi karnıma, kasıklarıma şiddetli acılar bırakıyordu. Tek başlarına benimle baş edemeyeceklerini bildikleri için hepbirlikte çullandılar üzerime şerefsizler. Darbelerin şiddetiyle istemsizce iniltiler firar ediyordu ağzımdan.
"Durun" dedi Furkan. Adamlar geri çekilirken üzerime doğru eğildi. "Çok üzgünüm küçük sıçan. Bu asiliğinin bedelini canınla ödeyeceksin" dedi.
Canımın acısını bir kenara bırakıp gülmeye başladım.
"Hiç olmassa senin gibi bir korkak olarak ölmeyeceğim" dedim.
Saçımdan tuttuğu gibi beni yerden kaldırdı. Saç diplerimin acısına dayanamayıp bir çığlık attım. Bu şekilde beni ilerleterek başımı az ileride bulunan varile daldırdı. Hazırlıksız yakalandığım için nefesimi kontrol edemedim ve çırpınmaya başladım. Burnuma ve boğazıma kaçan sulardan genzim yanmaya başladı. Oysaki koruma olmak için gördüğüm bir çok eğitimlerin içinde buda vardı. Su içinde kaç dakika nefessiz kalma mücadelesi.
Bir anda başımı sudan çıkardığında öksürerek nefes aldım. Eli hala saçımdayken gülmeye başladı. "Bu halinle gerçek bir sıçana döndün. Bana yalvar Yasmin. Bana yalvar ki, canını bağışlayayım."
"Sen kimsin de senden af dileyeceğim" diye bağırdım. Başımı tekrar suya gömdüğünde bu defa nefesimi dengelemiştim. Ama ona belli etmemek için çırpınıyor gibi yaptım.
Zaman geçiyor, ama bu defa ölmemi beklermiş gibi beni geri çekmedi. Bir süre sonra çırpınmayı durdurdum. Tıpkı cansız bir beden gibi salıverdim kendimi. İçlerinden biri, "oğlum öldürdün kızı" dedi. "Patron bu kızı bilerek sağ bıraktı. Hesabını sen verirsin artık."
Bir diğer kişi, "oğlum öldürmen gerekmiyordu. Çok güzel bir kadındı be. Biraz kullanır, eğlencemize bakar atardık bir kenara" dedi. Bu iğrenç iması midemi bulandırırken, Furkan kazağımdan tutarak beni geri çekmeye başladı. Ondan önce davranarak hızla geri birşekilde kafa attım. Furkan suratına aldığı darbeyle resmen böğürerek geri çekildi.
Diğerleride hiç vakit kaybetmeden saldırmaya başladı. Her aldığım darbeye karşılık veriyordum ama daha ne kadar ayakta kalırım bilemiyordum. Hepsi birden darbe üzerine darbe indiriyordu bedenime. Artık acıyı hissetmiyordu bedenim, zihnim bulanıklaştı. Mideme aldığım son darbeyle ağzımdan kan boşaldı. Dizlerimin üzerine yere düştüm. Furkan ile göz göze geldik. Parlak metali elinde döndürerek sırıtıyordu ruh hastası.
"Bıçağımın tadına bakmak ister misin küçük sıçan" diyerek hızla sapladı bedenime. Aldığım soluğu geri veremedim. Gözlerimden firar etti yaşlar. Burada kimsesiz ölecektim. Yanımda ne kardeşim yerine koyduğum Gizem, nede beni koruyacağını söyleyen Kuzey vardı. Son kez ailemi göremeden ölüyordum.
Dizlerimin üzerindeki bedenim titreyerek yere yığıldı. Gözlerim kapanmadan gördüğüm sis bulutu ve çıkan gürültü neydi algılayamıyordum. Çünkü algımda, zihnimde karanlığa gömüldü.
*******************
Toplantı masasında saatlerdir iğrenerek baktığım örgüt lideri, Pamir Kozlov'un anlattığı planlarını dinlemek zorunda kalmıştım. Anlattığı hiç bir detayı atlamamalıydım ama benim aklım mavişimde kalmıştı. Dün yaşanan korkunç olaylar ve revirde gördükleri onu çok etkilemişti. O korkuyla bakan safir gözleri hiç aklımdan çıkmıyor. Elimde olsa şu an onu buradan alır giderdim. Günden güne ona daha çok kapılıyor, her an yanımda istiyordum.
Onu ilk gördüğüm an etkilemişti beni. Kollarıma yığıldığı an mavi gözleriyle bakışı, beyaz tenine yakışan siyah saçları, içime çektiğim bahar kokusu, aklımı başımdan almıştı. istemeden de onu bu duruma düşürdüğüm için çok pişmanım. Ama hayatımda gördüğüm en güçlü kadın. En zor anında bile dik omuzlarını indirmiyor. Duygularını çok güzel gizliyor ve kimsenin onu zayıf görmesine izin vermiyor. Bu da ona daha çok bağlanmama sebep oluyordu. Onunda bana karşı hisleri var biliyorum. Yoksa aksi takdirde onu öptüğümde yumruğunu suratıma geçirmişti.
"Ne düşünüyorsun Kuzey? Seni böyle güldüren nedir?" Parla'nın cilveli sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Bu kadını hiç haz etmiyordum. Bulunduğum konuma gelebilmek için onu kullanmıştım. Buradaki bir çok erkeğe yılıştığı gibi banada yılışıyordu. "Seni hiç böyle gülerken görmemiştim. Yoksa patronun anlattıkları senindemi hoşuna gitti."
Gözlerimi derin göğüs dekolteli büstiyeriyle neredeyse içime girecek olan Parla'dan ayırarak, Pamir'e çevirdim. Kaşlarım istemsizce çatıldı. "Aynen. Bu işten çok kazançlı çıkacağız" dedim. Masada insan ve organ ticaretinden silah kaçakçılığına kadar her türlü pislik konuşulurken, ben sakince onları dinliyordum.
"Evet askerlerim size güveniyorum. Bu hafta sonu olacak silah satışında hiç bir sorun istemiyorum. Ayrıca çeşitli ülkelere gidecek kızlarımız en yakın zamanda hazır olsun. Yaralıların tedavilerini hızlandırın. Aksi takdirde vücütları morluk içinde kızları hiç kimse istemez. Öyle değilmi."
Kulağımdan gelen cızırtıyla dikkatimi Pamir'den çekerek sese kulak verdim. "Kuzey, Yasmin odasında yok." Duyduğum şeyle afalladım. Ne demek Yasmin odasında yok. Bu gün onu kimse almayacaktı. Kapısı kilitliydi kendi çıkamaz. Buradan çıkmalıyım. Onu bulmalıyım. Ya başına birşey geldiyse... Başını omzuma koymuş büyük bir dikkatle abisini dinleyen Parla'yı iterek sabırsızca ayağa kalktım. Benim kalkmamla kalabalık olan masadaki herkesin bakışları bana döndü.
Pamir'e bakarak başımı saygı göstergesi olarak önüme eğerek tekrar kaldırdım. "Efendim toplantımız bittiyse kişisel sebeplerimden dolayı çıkabilirmiyim?" dedim.
Her zamanki pis sırıtışını sergileyerek, "tabiki Kuzey, çıkabilirsin" dedi. Çıkışa doğru adımlarken Parla, "ben de geleyim" dedi.
"Gerek yok" diyerek oradan uzaklaştım.
Koridorda hızlı adımlarla yürüyerek Gurur'la konuşmaya başladım. "Sana odasını gözetle demiştim. Ne demek Yasmin odasında yok."
"Kısa süreliğine ekrandan ayrıldım. Geldiğimde kapısı açıktı. Koridorlara baktım hiçbir yerde göremiyorum."
"Oğlum ne demek göremiyorum. Sana odasını gözetle demiştim.
"Kusura bakma kardeşim lavaboyadamı gidemeyeceğiz. Buluruz şimdi. Sana yardım gönderiyorum."
"Dua et ki Yasmin'e birşey olmasın. Yoksa...."
"Yoksa ne? Odasına bakmama izin vermeyen sensin. Şimdide hesap soruyorsun." Artık öfkemi tutamayacaktım. Yasmin ortada yokken bu adamın rahatlığı beni deli ediyordu.
"Gevşek gevşek konuşmada bizimkileri yönlendir her yere baksınlar. Hemen bulun kızı yoksa delireceğim."
"Ekibin haberi var. Dağıldılar. Şu an herkesin kulaklığı açık seni duyuyorlar."
Ekibime seslenerek, "arkadaşlar her yere bakın. Başına bir iş gelmeden en yakın zamanda bulun" dedim.
"Tamam başkanım. Merak etmeyin onu sağsalim bulacağız." Ekip arkadaşlarımın tek tek cevap vermesiyle aramaya başladık.
Her yere bakıyorduk. Kaldığı odaya, katlardaki bütün oda ve salonlara. Bu binada kaçırılan, istemeyerek getirilen kişiler ve Pamir'in adamları kalıyordu. Hücre tipi ve koğuş odaları vardı. Bu bina ile bitişik ve girişi ayrı olan karşı ana bina ise, dehşeti andıran olayların döndüğü, ve aynı zamanda bütün işlerin yürütüldüğü yerdi.
Yönetimde olan bütün büyükler bu gün toplantıdaydı. Yasmin'i kim almıştı bilmiyorum. Kendisi çıkamazdı. Sabah odasından çıktığımda kapı otomatik olarak kendi kitlendi. İstesede yardım almadan kendi çıkamazdı.
"Off.. Yasmin, nerdesin!" Her yere bakıyorduk ama yoktu. Kahrolası devasa bina çok büyüktü. Geçen her dakika dahada geriliyorum, kalbim çıkacak gibi atıyordu. Kaç yıldır bu görevdeyim. Türlü türlü operasyonlara katılıyorum, ama hiç bu kadar korkmamıştım. Ya Yasmin'i kaybedersem. Onu kaybetme duygusu delirmeme sebepti. Bu kadar kısa sürede hiçbirşey yapmadan beni nasıl kendine bağladı. Anlamıyorum. O safir mavisi gözleri aklımı başımdan aldı.
"Arkadaşlar yokmu bir iz" dedim, artık güzel bir haber bekliyordum.
"Başkanım giriş katında bir odada iki ceset bulduk. Muhtemelen öleli bir gün oluyor" dedi Selim.
"Mavilerden mi?"
"Hayır. Pamir'in adamları. Nedense biri çıplak." Çıplakmı? Biraz düşününce bu, Yasmin'in işi gibi geliyor bana. Yoksa üzerindeki siyah kıyafetleri nereden bulacaktı.
"Arkadaşlar sanırım buldum onu. Hemen üçüncü koridorun sonuna gelin. Sanırım başı büyük dertte" dedi Duygu. "İçeri dalayımmı başkanım?"
"Neler oluyor orada" diye sordum. Bir yandanda elimde silahım koşarak gidiyordum.
"Karşımdaki odadan boğuşma sesleri geliyor. Biri kadın sesi. Sanırım bu Yasmin."
"Geldim sayılır. Ani bir hareketin Yasmin'e zarar verebilir" dedim soluk soluğa. Koşmanın ve korku, heyecan, panik duygu karmaşası yüzünden nefes nefese kalmıştım.
Ben Duygu'nun yanına ulaştığımda, ekibimdekilerde geldi. Kapının ardından Furkan'ın sesi duyuldu. Ne dediği pek anlaşılmıyordu. Ekiptekiler ellerinde silahlarla işaretimi beklerken, parmak hareketimle, "3, 2, 1 " diyerek işaret ettim. Ve kapıyı açarak sis bombasını içeri attım. Kaç kişilerdi, ne ile karşılaşırdık bilemiyordum. O nedenle bu yöntemi denemiştim.
Yüzümüzde maskelerimizle içeri daldık. İçerideki adamlar önce bir afalladılar. Onlar daha harekete geçmeden arkadaşlarım onlardan önce davranıp saldırmışlardı. Benim gözüm ise Yasmin'i arıyordu. Yerde yatan Yasmin'i gördüğümde paniklemeye başladım. Ama yinede hızla yanına çömelip her yerini yokladım. Karnındaki kanları görünce sanki kalbimden vurulmuşa döndüm.
Başımdaki maskeyi çıkararak yarasına bastırdım. Diğer elimi nabzına götürdüm korkuyla. Çok şükür atıyordu. Yanaklarını okşadım. "Güzelim. Yasmin kendine gel. Aç gözlerini güzelim." Beni duymuyordu. Kucağıma aldığım gibi koşarak odadan çıktım. "Dayan güzelim. Dayan. İyi olacaksın" dedim. Gözyaşlarım daha fazla dayanamayıp firar etmişti. Ben daha ona kalbimi açamamıştım. Onu neden bu cehenneme attığımı, kendisi hakkında kararlar alındığını söyleyememiştim. Daha zamanı vardı. "Ama sana söz sevdiceğim, sen iyi ol herşeyi anlatacağım. Artık ne olursa olsun anlatacağım sevgilim. Herşeyin bir çeresini buluruz elbet. Yeterki sen iyi ol sevgilim.
"Kapıyı aç" dememle Gurur içeri girmem için kapıyı açtı. İçeri girdiğim gibi. Gurur ve ekibin doktoru Ceyhun bizi karşıladı. İlerideki perde gerilmiş yataklardan birine Yasmin'i bırakırken, "Ceyhun" dedim telaşla. "Onu iyileştir. Elinden geleni yap" dedim. Ellerim titriyor, gözyaşlarım bütün yüzümü yıkıyordu. Ben çocukken bile böyle ağlamadım. Yasmin'in yüzünü avuçlarımın arasına aldım, "Yasmin uyan, aç gözlerini" dedim titreyen sesimle.
Yasemin'e müdahale etmeye çalışan Ceyhun, "Kuzey bırakta kıza bakayım. Böyle engelliyorsun beni." Dedi. Gurur kollarımdan tutup çekerken, Yasmin'i bırakmak istemedim. Ama onun sağlığı için mantıklı düşünmeliydim. Gurur oturmam için koltuklardan birine yerleştirdi beni. Başımı ellerimin arasına alarak eğildim, dizlerimin üzerine dirseklerimi dayadım. Kafam allak bullaktı. Ne yapacağımı, ne düşüneceğimi bilmiyordum. Delirmek üzereyim. Şeytan diyor, git şu Pamir şerefsizinin gırtlağını kes at. Geç bile kaldım. Onca insanı katletmeden önce öldürmeliydim onu.
Birinin omzuma elini koymasıyla irkildim. Başımı kaldırarak gelen kişiye baktım. "İyi olacak, kendini toparla. Sana ihtiyacı var" dedi.
"Herşeyi batırdım. Planlarımın hiçbiri bir işe yaramadı. Onca insan öldü benim yüzümden. Yasmin'i de kaybedersem buna dayanamam. Anlıyormusun beni. Ben buna dayanamam. Onu koruyamadım.
Onunda yanakları ağlamaktan ıslanmıştı. Kızaran gözlerini kapatıp açtı. "Buraya gelmesine engel olmalıydım. Mehmet başkana karşı gelemedim. Tek sorumlu sen değilsin. Yıllarca beni ağabeyi bildi. Ben n'aptım, burada olmama rağmen ona görünmedim." Bir hıçkırık sesi ile karşıya baktık. Defne oturduğu koldukta saçlarına ellerini geçirmiş ağlıyordu. Devrim kardeşini işaret ederek, "Oda kendini suçlayıp duruyor. Canı gibi sevdiği arkadaşına ihanet ettiğini düşünüyor" dedi.
*******
Ellerim saçlarımda çekiştirerek volta atıyordum. Oturamıyor, sanki nefes alamıyordum. Ceyhun'un dediğine göre durumu ağır değildi. Ama böyle birşey yapmadan elim kolum bağlı duramıyordum. En yakın zamanda görevimizi bitirip çıkmalıyız buradan. Artık buna bir son vermeliyim. Daha fazla bekleyemedim. Yasmin'e doğru ilerlerken, Ceyhun perdenin ardından çıktı. Derin bir nefes alarak gülümsedi.
"Nasıl? İyimi?" Dedim sabırsızca.
"İyi merak etme. Bıçak karın boşluğuna denk gelmiş. Uyuması için ilaç verdim." Perdeyi açtığım gibi güzelimin yanına ulaştım. Üzerine eğilerek yanaklarını avuç içime aldım. Alnına öpücük kondururken, "çok şükür iyisin güzelim" dedim içime kokusunu çekerek.
"Yavaş ol. Bıçak darbesi öldürmedi boğarak öldüreceksin kardeşimi." Gülümseyerek baktım Devrim'e. Neşemiz yerine gelmişti. Defne gözyaşlarını silerek yanımıza gelince kolumu boynuna sardım. Mutluluğumu onunlada paylaşmak istiyordum.
"Biraz Yasminle yalnız kalabilirmiyim" dedi burnunu çekerek. Gülümseyerek başımı salladım. Diğerleride yanımıza gelince. Yasmin'in önünde durarak yönümü onlara çevirdim.
"Yasmin iyi. Kimse yokluğumuzu farketmeden dağılın yerlerinize." Güzelimin beyaz tenli omuzları görünüyordu çarşafın ucundan. Bu heriflerin onu böyle görmelerini istemiyordum.
"Kuzey, Yasmin'i bir görseydik öyle gitseydik."
"Şu an müsait değil sonra gelir görürsünüz." Arkadaşlarım dağıldığında Defne ile Yasmin'i bırakıp bende çıkıyordum ki, gözlerim bilgisayar başında oturan Gurur'a takıldı. "Sakın Yasmin'in yanına yaklaşma" dedim kaşlarımı çatarak.
Sırıtarak, "sende çok kıskanç birşey çıktın başımıza" dedi.
"Müsait durumda değil yaklaşma dediysem yaklaşmayacaksın." Hala sırıtırken çıktım sığınaktan. Burası binanın bodrumunda zorlukla kendimize ayarladığımız sığınaktı. Bütün sistemlerimizi kurmuş binanın tüm kameralarına ulaşmıştık. Her yeri izliyor, ona göre hareket ediyorduk. Ama Yasmin'i yaralayanlar onu görebileceğimiz kameraları iptal etmişti. Maskelerimiz sayesinde yüzlerimizi seçememişlerdi. Şimdilik onları öldürmeniz başımıza iş açacağından, ekibim bayıltarak etkisiz hale getirmişti. Tamamen hazır olduğumuzda büyük operasyonu başlayacaktım.
*********
Gece boyu Yasmin'in yanından ayrılmamıştım. Ne güzelde uyuyordu güzelim. Gözlerimi kırpmadan güzel yüzünün her noktasını inceliyordum. Bir ara oturduğum yerde uykuya geçince acıdan inleme sesiyle uyandım. Elimi yanaklarına götürüp, "güzelim ağrınmı var?" Dediğimde gözlerini yarım açıp, "ah.. çok acıyor" dedi. "Ceyhun" diye bağırdım. Ceyhun yattığı koltukta irkilerek gözlerini açtı.
"Ne oldu oğlum ödümü kopardın" dedi uyku mahmurluğuyla.
"Yasmin'in ağrısı çok. Ağrı kesiçi yap hemen." Ceyhun koltuktan kalkarak serumun içine ağrı kesici koydu. "Ne zamana ağrısı kesilir" dediğimde.
"Telaş yapmana gerek yok. Verdiğim ilaçla şimdi uykuya geçer." Dediği gibi ilacın etkisiyle Yasmin tekrar uykuya geçti.
Yeni aklıma gelen şeyle öfkelenmeye başladım. Ellerimi Ceyhun'un boğazına attığımda afallayarak yüzüme baktı. "Kızın üzerini senmi çıkardın lan."
Ellerimi iterek, "yarasına bakmam için üzerini çıkarmam gerekiyordu. Ama merak etme Duygu'dan yardım aldım" dediğinde rahatlayarak geri çekildim.
*********
Sabah olduğunda Defne'yi yerime bırakıp tekrar sığınaktan çıkmıştım. Yüzümü sıvazlayarak yürüyordum. Güzelim benim yüzümden bu haldeydi. Onu koruyamamıştım. Benim yüzümden acı çekiyordu. Sabaha kadar boncuk boncuk terler dökmüştü. Bütün bu yaşadıklarını telafi edeceğim sevgilim.
Üst kata çıktığımda bir koşuşturma vardı. Her yeri didik didik arıyorlardı. Omuzlarımı dikleştirerek emin adımlarla yaklaştım Pamir'in adamlarına.
"Neler oluyor burada?" Dedim bütün ciddiyetimle.
"Efendim, şu asi kız Yasmin ortalarda yok. Patron arama emri verdi. Buluncada zorluk çıkarırsa öldürün dedi." Ne kadar gerilsemde belli etmemeye çalıştım. Çok dikkatli olmalıydık. Kesinlikle yerimizi belli etmemeliydik. "Adamlarımızdan ikisini ölü bulduk. Sanırım onları öldürende aynı kız. Bence bu kızı sağ bırakmamalıyız. Yoksa tek tek hepimizi haklar." Tek gözüm seyirmeye başladı. Dişlerimi sıkıyor, karşımdaki adamın gırtlağına yapışmamak için zor duruyordum.
Dışarı çıkarken kulaklığımı çaktırmadan açarak, konuşmaya başladım. "Arkadaşlar Yasmin'in yokluğunu farkettiler. Her yerde onu arıyorlar. Herkes temkinli olsun." Konuşurken de balkonlara yerleştirilmiş adamlara bakmamaya çalışıyordum. Gerçi hepsi artık beni ekip liderlerinden biri olarak görüyorlardı ama yinede şüphe çekmemeliydim.
Ana binaya girdiğimde, direkt Pamir'in odasına geçtim. Beni görünce, "gel Kuzey" diyerek masanın önündeki koltuğu gösterdi. "Çocuklar rahatsız olduğunu söyledi. Kaç saattir ortalarda yoksun. Senin getirdiğin şu koruma kız kayıp. Senin için ona dokunulmasına izin vermedim." Konuştukça sinirleniyor öfkesinden sesini yükseltiyordu. "Gerçi onun o vahşiliği, savaşçı ruhu çok hoşuma gitmişti. En iyi adamlarımdan biri olmasını istiyordum. Ama artık işler değişti haberin olsun. İki adamımı daha öldürmüş. Ben ne kadar uysallaşacak dediysem de, bana karşı daha da asileşti. Bence ona cezasını sen vermelisin. Ne dersin? Sence onu ülke dışına satılan kızlarlamı göndermeliyiz yoksa, organları güzel para yaparmı? Yada... Yatağımı şenlendirebilirmi ha ne dersin?"
Duyduklarım karşısında kan beynime sıçradı. Geberteceğim seni adi herif
Umarım bölümü beğenmişsinizdir.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere
Hoşça kalın♥️
